Teravih 2 Rekatte 1 Selam Mı 4 mü 6 mı ?

Hanefi Fıkhında Teravih Namazında 1 Selam ile Kaç Rekat Kılınabilir? Meselesi Kaynak Eser: Mebsut, Şemsul Eimme Imam Serahsi r.a Terc: isa bin Yahya Er. ğufiralehuma 1] Teravih namazının 1 selamla 6 rekat veya 8 rekat kılınması.. Bu konuda mutekaddim ulema ile muteahhir ulema arasında ihtilaf oldu. 2] Mütekaddim ulema aralarında ihtilaf..  Imam Muhammed ile Imam Ebu Yusuf arasında olan ihtilaftır.. Ve mustehap rekat sayısı hakkındadır ki o (en fazla) 4 rekattır. Zira nafilelerde 4’den fazla kılmak mustahsen değildir. 3] imam Ebu Hanife rahimehullah nezdinde ise ihtilaf bir selamla caiz olabilecek rekat sayısı hakkında vakidir. Bu sayı Imama göre (camiussağir rivayetinde) en fazla 6 rekattır. (kitabussalat rivayetinde ise) 8 rekattır. 4] Eğer adam beş oturuşta 10 rekatı 1 tek selam ile kılarsa Imam Azamdan şaz bir rivayete göre mekruh olmakla beraber caizdir. Mekruh çünkü bu açık/galip fetvalara aykırıdır. 5] Bir selam ve tek oturuş ile 4 rekat toplu kılma konusu.. Kaideye göre bu caiz olmasa gerekir… 6] (Teravih namazının müstehap şekilde kılınışı hakkında Hanefi uleması) 2 rekatta 1 selam dediler. Çünkü bu bedene daha çok rahatlık (revh) verir (Revh; teravih kökünden) Yoplumun katıldığı ibadetlerde kolay olan tercih edilir zira. Ancak daha zor olanı daha efdaldir.” Mebsut, Imam Serahsi (Şamile) SONUÇ: Bu açıklamalara…

GERÇEK İSTİKLAL SAVAŞI 1

ALLAHIN ADIYLA..   Trump başkanlığında Amerika yeni sömürüler yeni entrikalar peşinde. Avrupada Romanyaya dünya kadar savaş malzemesi yığdı. PKK nın Suriye kanadı YPG ye 300 Tır dolusu ağır silah verdi. ve son hamlesi belli oldu; Katarı, petrolünü gazını zenginliğini yemeye karar verdiler. Önce piskolojik zemin hazırlanıyor. 11 Eylül bahanesiyle Afganistanı yediği gibi.. öncesinde de Irakı.. Şimdi sıra Katarda.. Katarın teröre destek verdiği yaygarası başlatıldı.. Hem de komşu ve dindaş ülkeler elinden.. Katara saldırma konusunda dünya kamuoyunu kısa yoldan ikna etmek için. Çünkü bu yaygarayı Amerika İsrail yapsaydı plan deşifre olabilir dünya ikna olmazdı !   Bu durumda ülkeler yeni bir saf düzeni almak durumunda. Fazla seçenek yok. Amerika yandaşlığı veya Rusya-Çin taraftarlığı.. Ortadoğunun Sünni ülkeleri Amerikayı tercih ettiler. Üçüncü bir şık olabilirdi: İslam Ülkeleri Birliği.. Maalesef buna hazır değiliz. belki o SAVAŞ’ tan sonra..   Evet, önümüzde büyük bir SAVAŞ kaçınılmaz görünüyor. Akabinde gerçek bağımsızlığımızı elde edeceğimiz, İnandığımız ve hak ettiğimiz ADİL DÜZENİ kuracağımız bir kanlı savaş. Gerçek İSTİKLAL SAVAŞI.   “Adil düzen mutlaka kurulacak ama kanlı, ama kansız” ERBAKAN r.ah: 1994   “Kuranî Düzen ihsan eyle Ya Rabbi..Kuranî Düzen ihsan eyle Ya Rabbi..Kuranî Düzen ihsan eyle Ya Rabbi..” İmam Mahmud Efendi k.s (1996 Çavuşbaşı külliyesi)   Bu savaş arzulanan…

Dini Cemaatler Ümmet Birliğine Fayda mı Zarar mı ?

SORU: Müslümanların cemaat ve tarikatlara ayrılması doğru mudur ? Bu durum Ümmet birliğine zarar teşkil etmez mi ? Bunca Tarikat ve cemaatlerle İslam birliği nasıl tesis edilebilir ? Özet Cevap: Tarikatlar ümmetin birliğine aykırı değildir, tarih boyunca hiç olmamıştır. Tarikatları cami veya okul gibi düşünelim. Bir şehirde onlarca cami, bir o kadar imam var. Her imam ve vaizin kendine tabi farklı cemaatleri var.. Ancak bunlar, ayrışma ve savaşma sebebi değil, kaynaşma ve tanışma sebebidir. Eğer aralarında bazı rekabet oluyorsa bu da iyidir. Çünkü camilerin rekabeti hayır yolunda olacaktır. “Bu cami şöyle bir hizmet başlatmış.. biz de başlatmalıyız..” gibi. Bunun ne zararı olur ki ! Kurandan 1. Delil : “İslâm’ı ilk önce kabul eden muhâcirler ve ensar ile, iyilikle onlara tabi olanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş; onlar da O’ndan razı olmuşlardır…” Tövbe suresi 100. ayette Allah, Peygamberimizin cemaatini Muhacir, Ensar ve Onlara Tabi olanlar şeklinde üç farklı cemaat olarak takdim etmiş ve “Madem ki hepiniz müslüman oldunuz, aranızdaki Muhacir Ensar ve Tabiiler ayrılığını kaldırıyorum, tek ümmet olmanız için bundan böyle bu sıfatları kullanmayacaksınız!” dememiş, bilakis onları Kuranda bu sıfatlarıyla üç ayrı sahabe cemaati halinde yâd etmiştir. Kurandan 2. Delil : Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden…

Bebek 40’ı Uçurmak veya Bebeğin Kırkı Çıkmak

Allah’ın Adıyla.. “Bebek kırk’ı uçurmak” veya “bebek kırkı çıkarmak”la ilgili olarak halk arasında yaygın davranış ve inanışlar şöyledir: “40 gün boyunca dışarı çıkarılmadan evde tutulan bebeğin ilk kırk gününü tamamlaması sonucu 40 banyosu yaptırılır ve suyun içine okunmuş 40 fasulye vs konur, suyu dökerken “su aşağı bebek yukarı” gibi sözler söylenir..” “Sonra Aile büyüklerine ve akraba dostlara ziyarete gidilir. Uzak yere gidilirse çocuğun ömrü uzun olur! Gidilen yerlerde yumurta un pirinç fasulye buğday mercimek gibi hediyeler verilir. Eve gelecek misafirler için 40 sepeti hazırlanır” “Bunların her birisinin özel bir anlamı vardır ! yaşantısına tesir edeceğine, bereket getireceğine inanılır !” Soru: Bu vb. türden adet ve inanışların Allah’ın Dininde yeri var mı ? Cevap: Yukarıda sayılan işler ve yüklenen anlamların hiç biri İslam’da karşılığı yoktur. Ne Kuran’da ne de Hz Peygamberin Sözlerinde bu tür uygulamalardan söz edilmiş değil. Bütünüyle yöresel kültürle alakalı bölgesel ritüellerdir. Doğrusu çocuğun 40. günü ile 39. günü arasında dinen bir fark yoktur. Yeni bebeği olan ailenin İslam’a göre ne yapması gerektiğini yazının son kısmında (aşağıda) yazdık. 40. Günün İslam Dini ile tek alakası; doğum yapmış annenin lohusalık (nifas) müddetinin bitmiş olmasıdır. Çünkü nifas’ın en uzun müddeti Allah’ın Dininde 40 gündür. Lohusalık müddetini tamamlayan kadın cima, namaz oruç,…

ALLAH OYUN BOZANLARIN HAYIRLISI
Dini Hüküm , Genel , Türkiye Gündemi / 16 Nisan 2017

Sene 2015 Feto AKP ye restini çekmiş Oy desteğini iptal etmiş.. Fetoist abiler ablalar kapı kapı gezmişlerdi. Chp için oy istemişlerdi.. 2015 Haziranda AKP %40 almış tam 10 puan kaybetmişti.. AKP nin sonu geldi sanılıyordu.. Son bir hamle daha vurarak işini bitirmek istiyordu.. %30 la akp nakavt olacak sanıyordu da.. %50 ile ezici bir GALİBİYET almıştı ya.. Sadece 4 ay sonra. kasım 2015te Sizce nasıl oldu bu ? Akp yönetimi bile şaşırmıştı hani.. Bence o gün oylara İLAHİ bir müdahele edildi.. Zarf içinde mühürler yer değiştirdi.. Ateşe “yakma” diyen Bıçağa “kesme” diyen Suya “boğma” diyen Kısıra “doğur” diyen Köleleri “efendi” yapan Azizleri “zelil” eden Babasız “çocuk” veren O gün oylara da “ayar” verdi.. EVET Yine güvenimiz ONA’dır.

Neden Allaha İman ?

Allahın Yüce Adıyla.. 1. En başından başlayalım. Allah her şeyi yarattı ya Onu kim yarattı !? cevap: O yaratılmadı, kimseden doğmadı kimseyi de doğurmadı. Onun varlığı daimidir o ezelden beri vardır. varlığının bir başlangıcı yoktur, varlığın (evrenin) başlangıcı Odur. 2. soru: sonsuz zaman olamaz, sonsuz zaman zamansızlık demektir bu da yokluk demek olur. cevap: Allah üzerinden zaman geçmez. Çünkü zaman varlık maddesinin iki değişik hali arasında takdir edilen izafi bir değerdir. Zaman ve değişkenlik birbirinden ayrılmaz iki öğedir. Allahın zatı ise hiç bir değişikliğe maruz kalmadığı için üzerinden zaman geçmez. Bu durumda o sonsuz geçmiş zaman içinde vardı” sözü anlamsızdır. çünkü sonsuz geçmiş zaman yoktur. Doğrusu O zamandan bağımsız olarak vardır ve varlığının başlangıcı yoktur. 3. O Neden yaratılmış olamaz ? Cevap: Çünkü Onun yaratılmış olma ihtimali iki şekilde olacaktır ; a) Birisi Onu var etmiş olarak! b) kendiliğinde oluşmuş olarak! şık a) Bir ilahı başka bir ilah var etmiş olsa.. yaratılan ilah olamaz. Bu şık iptal oldu. şık b) Onun varlığı zaman içinde kendiliğinden oluşmuş olsa, bu ‘kendi kendine sebepsiz var olmak’ gibi saçma bir iddia olur. Bir şey kendi kendine var olamaz. Olmuş olsa sürekli yeni şeylerin oluşması gerekirdi.. varlık ile yokluk birbirine karışırdı. Sonuç: Allahın varlığı hakkında…

İstanbul Din Gönüllüleri Buluşması Notları (1) 2017.03.16
Diyanet , Genel , Türkiye Gündemi / 16 Mart 2017

Allahın yüce adıyla.. Her sene yapılması planlanan toplantının gayesi Diyanet bünyesinde görevli olan İmam Müezzin ve Vaizlerin (Din Gönüllülerinin) bir araya gelip kendi meselelerini görüşmek fikir alışverişinde bulunmak dertleşmek.. İlki yapılan bugünkü toplantı yeni İstanbul Müftüsü Hasan Kamil Yılmazın konuşması ile başladı. Hasan Kamil Yılmaz din gönüllüsünün sahip olması gerektiği vasıfları sayarken Peygamberlerin vasıflarını zikretti. Şöyle dedi Din tebliği nebevi bir iştir Vasıfları Ismet; günahsızlik ufkunda dolaşmak Sıdk; doğru sözlü olmak. Emanet; güven verici olmak. Fetanet; zeki ve akıllı olmak. Tebliğ; insanlara ulaşmak. Sonra Diyanet İşleri Başkanı sn Mehmet Görmez konuşmaya başladı. İki saatlik konuşma içinde öne çıkan hususlar şöyle idi: Müftülükler ile din görevliler arasında kuvvetli irtibat ve dayanışma olmalı. Görevli, müftülükten ayrılırken yücelmis hissetmeli. Değer verilmeli Kendi aramızda ders halkaları kurun. Yoksa paslanırız Din görevlisi topluma bütün toplumu ilgilendiren değerleri taşımalı, kendi meşrebini kendine saklamalı. Miradan uzak durmalı. Dinde mira.. dinde tartışma. din birleştirici unsur olmaktan uzaklaştırıldı tefrika ve ayrılık unsuruna dönüştü dinde ki miradan sebep. Çıkıyorlar dinde mira tartışmaları yapıyorlar sonra Diyanet neden cevap vermiyor diyorlar.. Diyaneti de tartışmaya çekmek istiyorlar. Rotasyon soruldu, sayın başka dedi buna burada karar verelim.. Bir görevli bir yerde yıllardır bulunuyor kendini geliştirmemiş, sermayesini tüketmiş ise bunun başka bir yere taze bir…

HOLLANDA KRİZİ ve ALLAHIN YARDIMI
Genel , REDDİYELER , Türkiye Gündemi / 12 Mart 2017

15 Nisan 2017 de Yeni Anayasa ve Başkanlık Sisteminin halka sunulması amacıyla yapılacak referandumu anlatmak üzere Türkiye Dışişleri bakanı Çavuşoğlu Hollandada toplantı yapmak istemiş ancak uçağı engellenerek geri gönderilmiştir. Ertesi gün bu defa kara yoluyla Aile Bakanı resmi makam aracıyla Hollanda Türkiye büyükelçiliğine gitmek istemiş hollanda hükümeti bunu da engellemiş ve hatta beraberinde ki yüksek bürokratları tutklamış halkı tartaklamış avrupa ise bütün bu olanlara sessiz kalarak suskun destek sağlamıştır.. Hollandanın bu tavrı Türkiyede büyük tepkilere yol açmış ve kesinlikle karşılıksız kalmayacağı ilan edilmiştir. İşte bu krizin analizi ve neden çıkarıldığı maddeler halinde: 1) Avrupanın hedefi referandumu sabote etmek, HAYIR çıkmasını sağlamak. 2) ORTAK HAREKET Hollanda gibi basit bir ülkenin tek başına TÜRKİYEYE karşı çıkması mümkün değil. Mutlaka diğer avrupa ülkeleriyle ortak hareket ediyordur, onlardan cesaret alıyordur. Hollandanın edepsizliği sonrasında hiç bir Avrupa ülkesinin kınama yapmaması ortak hareket ettiklerini veya aynı zihniyete sahip olduklarının delilidir.   3) EVET TÜRKİYE LEHİNE OLACAK Tarihte örneği görülmemiş bir şekilde Avrupanın Türkiye siyasetine açıktan müdahil olma isteği, Özellikle 3 milyon vatandaşımızın yaşadığı Almanyada TV’den Türkçe dilinde HAYIR propagandası yapılması referandumda EVET çıkmasının mutlaka TÜRKİYE lehine olacağını göstermiştir.   4) TÜRKİYE GERÇEK BAĞIMSIZLIK YOLUNDA Türkiyede mevcut sistem, AVRUPANIN bize dayatıp başımıza ördüğü sahte bir demokrasi idi….

Bebek Aşılarında Sıkıntı Var Mı, Dinen Caiz mi ?

Bebeklere vurulan aşılar hakkında söylentiler duymaktayız, kısırlık yaptığı söyleniyor, içinde pis şeyler olduğu söyleniyor.. Bu işin aslı nedir ve denildiği gibi ise Dinen caiz midir ? Cevap: Gimdes’in (Helal Gıda Sertifikalandırma Kuruluşu) 2015 Ekim ayında Tıp ve Eczacılık alanında düzenlediği Uluslararası bir konferansta dalında uzman katılımcıların açıklamalarından şöyle bir sonuç çıkmıştı: “Aşılarda alkol, cenin parçaları, domuz bileşenleri ve jelatin hatta idrar ve dışkı gibi birçok necis ve haram madde hammadde olarak kullanılabiliyor.” Yine ingiltereden katılan bir konuşmacı “aşıların civa ve aluminyum gibi pek çok zehirli kimyasalları ihtiva ettiğini ve bunların ileriki yaşlarda çeşitli hastalıklara ve kansere davetiye çıkardığını” ifade etmiştir. Hatta bu sebeplerden ötürü Malezya’nın artık kendi ilaç ve aşı üretimi için start verdiğini, bu projenin de içinde olan Malezyalı bir uzman açıklamıştı. Dolayısıyla bu gibi tespit ve açıklamalar aslında aşılar hakkındaki ön yargının şehir efsanesi olmadığını, konunun ciddiyetle üzerinde durulması gerektiğini göstermektedir. Bu şartlarda aşıya caiz demek mümkün değil. Aşı yerine çocukları doğal ortamlarda her türlü tabi mikrop ve bakterilere, toz toprağa soğuğa sıcağa maruz kalacak şekilde -aşırı koruyucu ebeveyn modundan çıkarak- hasta olmalarına imkan verelim; bağışıklık sistemleri bu sayede güçlenecektir. Bal, süt, soğan, sarımsak sirke limon yoğurt zeytin yağı tereyağı gibi tabi şifa kaynaklarıyla besleyelim, Gerisini Allaha dua…

İçki Alkol Terörü

Bismillahirrahmanirrahim Bu gün Kurban Bayramının dördüncü günü, meydana gelen menfur bir hadiseyle kamu vicdanı sızlamıştır. Duyanların yüreğini yakan, faillerine lanet okutan olay şudur: “Konya’da içki içmekten sarhoş olmuş bir adam, lüks bir cipe binerek trafiğe dalıyor. Görenler derhal jandarmaya haber veriyorlar, jandarma sokaklarda bu sarhoşu arıyorsa da yakalamaya fırsat olmadan sarhoş sürücü yapacağını yapıyor; Karşıdan gelen bir otomobile süratle çarpıyor ve çarpmanın etkisiyle otomobil içinde aynı aileden üç masum insan, bir doktor ve hanımı ve oğulları Ahmet olay yerinde can veriyor. Doktorun ailesinden sağ kalan on beş yaşında ki kız çocuğu ile sarhoş cani yaralı bir şekilde hastaneye kaldırılıyor ve yaşatılmaya çalışılıyor..” AA Haberler Bu olay sıradan bir kaza değildir. Hatta bu olay hiç ‘kaza’ değildir. Bu olay resmen bir cinayettir, bizce bu olay planlı kasıtlı yapılan teröristçe eylemlerle eşdeğerdir. Evet, bu hadiseye terör eylemi gözüyle bakılmadığı sürece gerçek failler asla tespit edilemeyecek, gerçek failler tespit edilemediği sürece de içki terörünün önüne geçilemeyecek, masum insanların kanı ve canı telef olmaya devam edecektir. İçki içip bindiği ciple trafiğe dalan beyaz adam ile, esrar içip beline bağladığı bomba ile kalabalığa dalan siyah adam arasında ne fark var! Sonuç bakımından hiçbir fark yok, ikisinin de neticesi katliam. Cinayeti beyaz adam işledi diye diğer…

İslami Cemaatler ve ilâ-i Kelimetullah

Hocalık en çok kazandıran meslektir, hocalık en çok kaybettiren meslektir Hocalık en çok kazandırır çünkü peygamber mesleğidir Hocalık en çok kaybettirir çünkü siyasetçinin düşmanı ve rakibi siyasetçi, esnafın rakibi esnaf, hocanın rakibi ise yine bir hocadır. Eğer o hoca bundan daha hakkaniyetli Allah katında daha faziletli ise..!? Vay bunun haline.. Hoca Allahın adamıdır Hakkın temsilcisidir. Hocaya düşmanlık hakka düşmanlıktır, bu ise kişiyi batıl eder, şeytanın safına getirir. İslami cemaatler hakkında Sorarlar filancaları nasıl bilirsiniz..? Bizim tarzımız ve uslübümüz şudur; Bir cemaatin lideri Ehli Sünnet ise o cemaatin bütün islami faalyetlerini kalben fiilen destekleriz. Her yere her kişiye ulaşmamız mümkün değil. Bu kalbi ve lisani destek sayesinde haricimizde bir çok noktada icra edilen dini hizmetlere ortak olmuş oluruz. Özellikle bizim hocalarımız.. Var olsun sende 50 talebe, diğer hocanın 500, öbürünün 5000 talebesi. Bazen arada kıskançlıklar olduğu görülebiliyor.. Halbuki kıskanacak haset edecek hiç bir şey yok. Kalben lisanen fiilen o hocaları destekle, 5 bin 5 yüz talebeyi sen okutuyor gibi sevap alırsın. Hem sen Allah adamlarını desteklersen Allah da seni destekler, muvaffak olmanın yolu budur. Sonra Ahiret işleri dünyaya benzemez. Dünya imkanları dar ve kısıtlıdır, dünyalık koltuk makam bir tanedir, biri oturdu mu diğerine düşmez o yüzden haset ederler, birbirlerine çelme takarlar…..

video: Alev Alatlıdan HELAL DÜZEN Çağrısı
Genel , Türkiye Gündemi / 8 Ocak 2017

Konuşmanın Özü: Asrın en büyük insanlık projesi “yasal olanı helal olan ile” örtüştürebilmek, Allah adına bazı yasalardan feragat edebilmek. zira her yasal olan helal olmayabilir. icraya düşmüş arkadaşının evini satın alman yasaldır ama helal değildir. Yazdığı yazıdan ötürü yeni ergenleri sokağa döken bir yazar, yangın afakı sarmış iken olanları pencerenden izlerken, olay mahallinde olmadığı için yasal suçsuzdur ama bu yaptığı helal değildir. “Kadim değerlerden (iman,islam’dan) rabıtası zedelenen özgürlüklerin şerden yana bükülmelerini (faiz içki fuhuş kumarı vs haramları irtikap etmeyi) önlemenin yollarını bulmak zorundayız. Yasaların tanıdığı haklardan insanlık ya da Allah adına feragat etmenin garipsenmediği bir YENİ BİR DÜZEN getirmek zorundayız” Alev Alatlı

Yılbaşı / NOEL Kutlamak ŞİRKTİR

Tek Olan ALLAH’ın Adıyla Bir gün biter, bir gün başlar..Bir ay biter diğeri başlar.. Bunlar ne kadar sıradan ise, Bir yılın bitip bir yılın başlaması da öyle sıradandır. Avrupalı kafirler de bilir ki takvim defterinin değişmesinden ibaret bir yıl sonunun veya başlangıcının kutlamaya değer bir şey olmadığını.. Bilakis geçen her yıl insanı eceline yaklaştırır. Ecelden ölümden en çok korkan avrupalılar o son’a ulaştıracak yolda, ölüme atılan her adımda neden kutlama yapsınlar ki !? Demekki kutlanan şey bir yılın bitmesi, takvimin değişmesi değil.  Peki onlar neyi kutluyor öyle ise!? Onlar “Batı-L Tanrının(!) Doğum Gününü” kutluyorlar Tam anlamıyla ettikleri şey, yedikleri halt budur ! Elleriyle yontup diktikleri, sonra taptıkları putlarına düzenledikleri bir ayindir yılbaşı. “Hoşgeldin Ayini” Yemek yiyen, def-i hacet eden, kandan etten yaratılmış bir beşeri önce ilahlaştırdılar! sonra da ona bir doğum günü uydurdular..! Uydurdular diyorum çünkü Hz İsa peygamberin doğumu 1 ocak olduğu da kesin değildir. Sadece bir yakıştırmadır.. Ve işte avrupalı hırıstiyanlar aslında bizim gibi bir insanı ilah edindikleri için içlerindeki dinsiz kafirlerin dahi eleştirdiği bir duruma düştüler Avrupada “TANRININ DOĞUM GÜNÜ” adında kitaplar yazıldı.. Avrupalı dinsizlerin “TANRI SİZİ DEĞİL SİZ TANRIYI YARATTINIZ” derken kastettikleri tanrı işte her yılbaşında doğum günü kutlanan sahte tanrıdır..! Ey iman ehli ! Ne…

SATRANÇ FETVASI ÜZERİNE

Cubbeli Ahmet Mahmut hocaefendi satranç dama ve tavla hakkında kitabın hükmünü ilan etti. Caiz değil günahtır’ dedi. Hocanın bu fetvası büyük yankı uyandırdı. Ehli heva fasıkların dünyasında zelzele etkisi yaptı.. Bunun için Allaha hamd ediyorum. Dün ne kadar bağırsa sesini kimsenin işitmediği dinlemediği gerçek İslam alimleri bugün fısıltı ile bir beyanda bulunsalar yedi düvelde sesleri yankılanıyor.. Ortalık inliyor.. HANGİ GÜNDEM ? “Satranç dama tavla oynamak haram” konusu bugün ocak 2017 Türkiye gündeminden uzak bir konu imiş.. Bazıları hocaefendiyi bununla tenkit etmişler.. Soruyorum, Türkiye gündemini kim belirlemeli? Kimlerin oluşturduğu gündemlerle meşgul olmak istersiniz?? Terör eylemi yapan düşmanlarımız mı? Devamlı kuyumuzu kazan avrupa amerika mı? Yoksa onların içimizdeki uzantıları, yalancı basın ihanet medyaları mı ? Dahili düşman gibi hareket Gezi zekalı marjinal güruhlar mı? Türkiye gündemi dediğiniz konular genelde bunların oluşturduğu ve ne dünyaya ne de ahirete faydası olmayan konulardır. Bütün bunların karşısında vatanperever hakşinas takva bir alimin bir fetvası müslüman Türkiyenin gündemi olmaya elbette daha layıktır. Gündem dışı imiş !? Bak ki sen bir konuya.. eğer herkes onu konuşuyorsa, her kanalda, sitede hatta devlet ricali nezdinde mevzu bahis ediliyorsa, demek ki o konu kamuyonun ilgilendiği gayet aktüel, gayet güncel bir konudur. Denilidği gibi gündem dışı olsaydı kimse ilgilenmez konuşulmaz ve söner…

Süleyman Efendi Cemaati’ni Müdafaa

Allah’ın Yüce Adıyla.. Dinihaber nokta kom sitesinde ‘Süleymancılar’ başlıklı bir yazı çıktı. Batından çıkmış gibi.. Laik dinsiz güruhun 15 temmuz bahanesiyle bütün cemaatleri bitirmeye tam da heves ettiği şu zamanda, dinsizlik ekmeğine sürülmüş yağ gibi vıcık vıcık bir yazı. Cemaat terbiyesinden mahrum yazar, dini cemaatlere karşı taşıdığı kin ve nefretini dışa vurmuş. Bakıyorsun Müslüman geçinen bazı zavallılar da mal bulmuş şey gibi yazının üzerine atlamışlar..! Bugün müslümanlar olarak İslama ve ehline her zamankinden daha çok sahip çıkmak zorundayız. Hataların üstünü kapatıp, affedip iyi tarafları göremeli ve asla düşmana fırsat vermemeliyiz zira oynan oyun çok büyük.   Yazı müsveddesini okudum tahlil ettim   Adı geçen cemaat/tarikat hakkında yapılan tenkitler eleştiriler içinde en önemli, kaale alıncak “ümmetin yanında yer almadılar” denilen kısmı. Ümmetin yanında yer almayan dini bir cemaat evet hepimizi kızdırır küstürür. Ama bakalım öyle mi !? Eee nasıl yer almamışlar Ümmetin yanında ? “AKP ye oy vermemişler de ANAPa MHP’ye vermişler!”   Yahu yıllardır Saadetçiler AKP seçmenine aynı şeyi söylemiyor mu ? Milli Görüşe oy vermediniz AKP’ye verdiniz, fasık oldunuz! hain oldunuz! demiyorlar mı !?   Siyasi parti ne zamandır dinin kendisi oldu !?   “Düzen laik demokratik düzen. Hakimiyet Allah’ın elinde alınmış! Hangi partiyi seçersen seç Şeriat harici bir zihniyeti seçmiş…

Kurban Katliam! Öyle Mi !?
Genel , REDDİYELER , Türkiye Gündemi / 12 Eylül 2016

Üç beş dinsiz birleşmiş ve böğürmüşler, Hakkın Emrine, Dinime sövmüşler: ‘Kurban müslümana bayram.. hayvanlara katliam imiş!! ” ‘bayramınıza kan bulaşmasın’ mış ‘Bayramınız kansız olsun’ muş ‘Bayramda cellat olmayalım’ mış ‘En büyük ibadet yaşatmak’ mış ‘Can alma can ver bayram et’ imiş ‘Kansız ibadete evet’ demiş! CEVAP: Ey merhametsiz aşağılık domuzlar.. Siz ne hayvan herifler.. Ne akılsız mahluklarsınız ki.. Aç muhtaç insan evladını değil Hayvanları savunursunuz ! Çünkü soy soya çeker.. it ite Eğer Allah sizi o an o hayvan yapsaydı Eminim ki o can kurban hayvanlar bile Sizi aralarına kabul etmez Sizi boynuzlar ve teperlerdi. Çünkü sizden ne Allaha kurban olur Ne insana gıda, ne hayvana eş.. Sizden olsa olsa..ancak olur Leşşş 2. CEVAP: Ey dinsiz imansız rezil eşşekler Hakikat budur ki : İnsan da Hayvan da yüce Allahın.. sana ne ! Mal mülk Onun, Emr-u ferman Onun.. size ne ! O emretmiş bu ser-ayini Kurbanı.. bizle re O istemiş bu şehrayin-i bayramı.. daha ne ?! 3. CEVAP İki yüzlü gavurlar dilsiz şeytanlar sizi.. Asıl katliamı yahudi hiristiyan yapınca budist Ağzı gözü b.ka sıvanmış domuz gibi Kör sağır olur görmezsiniz Çünkü ehl-i küfür tek millet topu zillet Siz kitapsız atesitler illet ki ne illet Onlar çamları bir bir devirirken Fokların…

PEYGAMBER HARAM KOYAR MI ?

Bismillah Soru: Allah Rasulunun haram/farz koyma yetkisi var mıdır ? Cevap: EVET Ehli Sünnet vel Cemaat nezdinde 4 olan Edille-i Şer’iyyenin ikinci ayağı Sünnettir Yani ilahi hükümler ( farz vacip sünnet mustehab haram mekruh mufsit mübah) Kurandan sonra Sünnet ile bilinir. Sünnet; Allah rasulunun söz fiil ve ikrarlarıdır. Ona bi-had salatü selam olsun Bu sebeple Peygamber Efendimizin Ehli Sünnette sıfatı/ünvanı: Şaari dir. Yani Şeriat Koyucu. Çünkü Ehli Sünnet bilir itikad eder ki Rasulullah Allahın dini hakkında Kuranda olmayan bir hüküm verdi ise bunu kendi hevasından yapmamıştır. (Necm:3-4) Yine Allahtan bir vahiy ile yapmıştır. Kuranda yazılı olmayan bu vahiy türüne Vahy-i Gayri Metluw denir. Din ile alakali hadisi şerifler bu tür bir vahyin sonuçlarıdır. Kuranda olandan başka Allah Rasulüne vahiy gelmiş olduğunun yüzlerce delilinden bir tanesi: “Doğrusu, biz, yüzünün semaya yöneldiğini, orada şekilden şekile geçerek, aranip durduğunu görüyorduk. Artik seni hoşnut olacağın bir kıbleye çevireceğiz. Haydi bakalım, yüzünü Mescid-i Haram’a doğru çevir. Siz de ey müminler, nerede olursanız olun, yüzünüzü o tarafa doğru çevirin! …” [Bakara: 144 (Elmalılı) ] Bu ayet önceki kıblemiz Mescidi Aksa’nın değiştiğini haber verir. Allahın yeni emri (Farz) “Namaz kılarken artık Kabeye dönün” şeklinde. Önceki Farz ‘Mescidi Aksaya doğru dönün’ şeklinde Kuranda bir ayet ise yok. Peki…

İSLAM İnancında MEHDİ ve Darbe Kalkışması

Din eğitimini oryantalist öğretiler gölgesinde almış olan bazı ilahiyatçılar şimdilerde ‘Dini’ olan ile “olmayanı” tespit etmede yeni bir yöntem geliştirmişler: “Dini bir olgu, eğer halkı saptırmada kullanılıyorsa, o oluşumu değil, olguyu yok et, kısa yoldan o sapık akımdan kurtul !” saçmalığı !! işte adamların bilimsel! metodları bu !! Fet. liderine müritleri MEHDİ nazarıyla bakıyormuş, onun ahir zamanda çıkması beklenen Mehdi olduğuna inanıyorlarmış ya! Bu yüzden İslamda Mehdilik fikrini kırmak, yok etmek gerekirmiş ki bir daha FET. gibi sapık oluşumlar olmasın mış ! Dünyada ilim adına Din adına uydurulmuş bundan daha tutarsız daha saçma bir yöntem yok! Koskoca profesörlerin televizyon önünde utanmadan sıkılmadan söylediği şey bu.. Bu ipe sapa gelmez yöntemin çürüklüğünü ispat için akademiye gitmek yüksek tahsil yapmak gerekmez. Basit bir iki soru sormak yeterli.. Soruyorum Amerikada beslenen iskender Evrenesoğlunun kendine ‘rasul’ dedirttiği gibi Fet cemaati liderine bağlıları ‘peygamber’ deselerdi “islamda peygamberlik yok!” mu diyeceksiniz !? Ona aynı zamanda muceddit diyorlar.. Islamda muceddit yok! mu diyeceksiniz!? Onun bir alim olduğuna inanıyorlar. Şimdi de islamda alim sınıfı yok! mu diyeceksiniz !? Doktorun öğretmenin sahtesini de çok gördü bu millet ama bu yüzden kimse ne öğretmenlere sövdü ne de öğretmenlik mesleğine.. Yolunu şaşırmışın biri kendini Mehdi olarak tanıttı diye Mehdilik makamına sövmek…