Düşmanı Ters Yatırmak İçin
REDDİYELER , Türkiye Gündemi / 27 Ağustos 2016

Adıyaman Cizrede bir kamyon dolusu bomba patlatıldı. Kilometreler ötesinde tesirini gösterdi ondan fazla insanımız katledildi onlarca insan yaralandı.. Bir mumini kasten öldürenin cezası ebedi cehennem.. Cehennem yeter teroristlere. Burası işin ahiret tarafı.. Dünyada Türkiye siyasetinde teröristlerin garazı hedefi ikidir. Patlatılan bombalar iki şeyimize su-i kast ediyor: 1) Birliğimize 2) Nüfus varlığımıza Bu durumda halk olarak düşmanın hedefini hain kastını 2 tedbir ile yok etmeliyiz: 1) Daha ziyade kenetlenerek 2) Nüfusumuzu çoğaltarak Yapılan terör faaliyetleri, patlayan bombalar halkı gerip birbirine düşürmek, taraflar suçu biri diğerine atmak suretiyle kaos ortamı oluşturmak için yapılıyor. Bu durumda düşmanın planını suya düşürmek umduğunun tersini eline vermek için daha çok kaynaşmalı ve kenetlenmeliyiz. Kürt Türk ayırt etmeden mezhep fikir ideoloji farkı gözetmeden vatandaş olmak ortak paydasında birleşmeli komşuluk hakkı için birbirini kollayıp mudafa etmelidir. Bu tür terör olayları özellikle siyasi malzeme yapılmamalı. ‘Hükümet istifa etsin, B partisi hükümet olsun! gibi ucuz propaganda aracına dönüşmemeli. B partisi hükümet olsa bomba katılamayacak mıydı? ‘Hayır patlamazdı’ diyorsan demek ki bunu siz patlatıyorsunuz!! Nüfus Gücü Terör faaliyetlerinin ikinci bir garazı nüfusu kırmak, bu sayede gücümüzü zayıflatmak! Bu hain garaza vereceğimiz en guzel cevap NÜFUSU ÇOĞALTMAK . Iki çocuğu olan 3.sünü yapmalı 3 çocuğu olan 4.yü yapmalı. Kadınlar çocuk doğurup büyütmekten üşenmemeli….

RABITA ; Hayırla Terbiye Aracı

Soru: Gözü kapatıp şeyh efendiyi düşünmek (rabıta) dinde yok diyorlar.. Onlara en güzel ve kati cevabımız ne olmalı ? Kısa cevap: Dinde böyle bir yasak da yok. Madem ki rabıta yasak değil ve madem ki faydalı, hayra vesile.. demek ki sorun yok: caiz Uzun cevap: Dinde okul yapın yok Coğrafya okuyun yok Tarih yazın yok Fizik kimya yok Matematik okuyun yok Minare yapın yok Kubbe yapın yok Ameliyat yapın yok Organ nakli yok Kan bağışı yok Kulup açın yok Otel yapın yok Araba yapın yok Tren tramvay yok Dernek açın yok Kitap yazın yok Televizyon açın yok Radyo yapın yok Internete girin yok Filim çevirin yok Tiyatro oynayın yok Rehabilitasyon yok Onkoloji üroloji yok Binlerce yok yok! Ama bütün bunlar bizde çok! Islam bize ahiret saadetimiz için en gerekli olanı emreder, sevimli olanı tavsiye eder, zararlı olanı da yasak eder. Emir (farz) tavsiye (sünnet) ve yasak (haram) dışında kalan koca bir dünya daha var ki (mubah dairesi) en geniş dairedir ve yukarıda dinde yok listesinde bulunan maddelerin hepsi birer mübah olarak insanlara serbest edilmiş yaşam eğitim eğlence gereçleridir. Mubah ne yapılması ne de yapılmaması sevap veya günah olmayan iştir. Ancak bir mübah farz veya sünnete vesile olursa o zaman sevaba dönüşür….

PARALEL BAHANE İLE DİNDARA SÖVME
Genel , REDDİYELER , Türkiye Gündemi / 25 Ağustos 2016

Dindar nesil.. Allaha kulluk edecek kutlu nesil.. Ahiretini kurtaran cennetlik nesil.. Dünyayı da Cennete çevirecek nesil.. Darbeci hainlere iman dolu göğüsünü siper eden nesil.. AKP hükümetinin projesi.. Bu nurlu proje dinsiz donsuz laik tayfayı fena rahatsız etti. Her fırsatta gocuntularını dışa vurdular. Bu projeye sövmek, dindarı dövmek için fırsat kolladılar. Şimdi güya bir fırsat buldular: Darbeci FETO, paralel örgüt, hezimet hareketi’ “Bunlar da dindar ya hani.. Bak dindar nesil yetiştirirsen sonunda darbe yaparlar! O yüzden bütün dindarlar potansiyel darbecidir! Yaşasın dinsizlik!” Ey şeytandan daha şeytan cehenneme laik sahtekar ! Bu millet balık beyinli ha! her şeyi unuttu! her zokayı yuttu mu sanırsın !? İşkembeden sallayarak utanmadan konuşursun..! Bundan önce yapılmış tüm darbeleri kim yaptı? Senin gibi dinsiz kamalist laik tayfa yapmadı mı ? O zaman neredeydin ? Neden dinsizlige laikliğe kemalizme sövmedin ? Demek ki senin derdin milli iradeyi savunmak, darbeyi darbeciyi kınamak değil. Senin derdin Dine salya sümük saldırmak, fırsatını bulsan dindara mermi savurmak!! Ama geçti o devran.. Smokin altından sopa gösterince arkasını dönüp kaçan ezik bir halk yok artık.. O sopayı elinden alıp o dinsizin arkasına depen aslan yürekli kükremiş Dindar bir Nesil var artık.. Ona göre ! YA ALLAH BİSMİLLAH ALLAHÜ EKBER !!

MEHMET GÖRMEZ ILE RÖPORTAJ AHMET TAŞGETİREN

  MEHMET GÖRMEZ İLE ÜMMETİN MESELELERİ ÜZERİNE TARİH: 18 AĞUSTOS 2016  RÖPORTAJ Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez ile ümmetin meseleleri üzerine muhâsebe… Ahmet Taşgetiren: Muhterem hocam yoğun bir gündeminiz var. Bu yoğunluk içerisinde ufuk turu diyebileceğimiz bir sohbeti kabul buyurup, zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Hocam İslam’ın mesajının topluma taşınması Diyanetin gönüllüleriyle oluyor. Siz onlara ‘atanmış din görevlisi yok, adanmış din gönüllüsü olacağız’ diyorsunuz. Mihraplarda, kürsülerde, minberlerde sayıları yüzbinleri bulan, sizin tabirinizle ‘din gönüllüsü’ istihdam ediliyor. Bunlar imam hatip liseleri, ilahiyat fakülteleri, belki son zamanlarda bir miktar doğu, güneydoğuda medreselerde eğitim alıyorlar. Bu eğitim kademelerinin yetiştirdiği insanların kaliteleri, eğitim seviyeleri yeterli mi? Çünkü siz camileri bir sosyal merkez gibi, toplum hayatının merkezi gibi düşünüyorsunuz. Bu ne oranda sağlanabiliyor. Bu noktada tespitleriniz nelerdir? Prof. Dr. Mehmet Görmez: Çok teşekkür ediyorum, Allah razı olsun. Bu soru hayati bir soru. Geleceğimiz açısından çok önemli. Doğrusu bizim medeniyet tarihimizde mihrap görevlisi, minber görevlisi, yahut din gönüllüsü dediğimiz insanlar mihrabın dışında bir yerde yetişmemişlerdi. Mihrabın içinde yetiştiler. Kadim geleneklerimizde mabed ile medrese iç içeydi. Mihrap kendi imamını yetiştiriyordu, minber kendi hatibini yetiştiriyordu, kürsü kendi vaizini yetiştiriyordu. Fakat modern zamanlarda, yani medrese – mektep ihtilafı ortaya çıktıktan sonra, daha çok caminin dışında bir…

Cumaya Açılan: YENİKAPI

Allahın El-Vahid ismi şerifi ile.. Cuma toplanmak bir araya gelmek demektir. Hafta boyu mahalle camisinde, kendi evinde, işyerinde dağınık şekilde namazlarını kılan müslümanlar Cuma günü toplanır, bir araya gelirler. Cumanın hikmeti de budur: bir araya gelme, Dağınıklığı giderme. Bu sebeple bir şehirde yalnız bir yerde kılınır” demiş İslam Müctehitleri. Cuma namazı akabinde 4 rekat kılınan son öğle namazı ‘zuhru ahir‘ Vehbi Zuhayl’in kaleme aldığı Islam Fıkhı kitabında ‘Hanefi mezhebince vacip’ olduğu kayıtlıdır. Sebebi, bu zamanda cuma namazı şartlarına riayet edilmediği.. Bu şartlardan biri: “bir şehirde yalnızca bir yerde kılınması gerektiği” Zuhr-i ahir’i inkar eden, ihmal eden kesim yıllarca şöyle dediler : “şehirler artık çok kalabalık koca İstanbulu bir yerde nasıl toplayacaksın! Bu yüzden bu zamanda bu şart düşer ve her camide cuma kılmak geçerli olur! Öyle ise artık zuhru ahir kılmak gerekmez!” Bu izah bazılarımıza mantıklı geldi ve hemen zuhr-u ahir kılmayı terkettik. Hatta Kayseri İzmir gibi bazı illerde Müftülük eliyle zuhr-u ahir namazı cebren iptal edildi.. Bu iptalciler ve ihmalciler büyük yanılgı içinde idiler. 7 ağustos 2016 Yenikapı mitingi bunu açıkça gösterdi. “Zuhru Ahir kılmak vacip” diyenlerin isabetli olan taraf olduğunu da böylece isbat etti. Yenikapı Mitingi  Haberler bu yönde “Dün 5 milyon insan Cumhurbaşkanı çağrısıyla Yenikapı miting alanında…

Darbeyi Önleyen Allahtır

Allahın Adıyla Bugün Bilal-i Habeşi camiinde öğle vaazı konusu “Kullar Allahı hakkıyla takdir etmediler ‘Allah beşere bir şey indirmiş değil’ dediler..” [Enam:91] Ayetinin tefsiri idi. Tarzım şudur: Önümde duran Mushafı rast gele açar gözümün değdiği yeri ders yaparım. Ne garip bir tesadüf! ki bir önceki dersim de aynı mevzuda idi Hacc suresi 74. Ayette yüce Allah “Allahı hakkıyla takdir etmediler. Allah Kaviyy ve Azizdir.” buyurmuştu. Anladım ki bu tesadüf değil. İlahi irade bu konu üzerinde durmamızı murad ediyor. “İnsanlar Allahtan gelen bilgiyi hidayeti inayeti inkar ettiler. Allahı gereğince takdir etmediler.” Derken Allah inkarcılara gücendiğini beyan etmiştir. Bu inkar bazen İlahi kitapları yok sayarak bazen de onları bir şey saymayarak olmakta. ‘Kurana inanan Müslüman cemiyetler bu sebeple batıdan geri kaldılar teknolojide fende bilimde terakki edemediler!’ sözleri bu inkarın çağdaş versiyonudur. Halbuki bütün ilimler, bütün nimetler semadan indi. Maddi terakkinin temeli olan buluşların tamamı da semavidir. Kumdan camın nasıl yapılacağı, demirin nasıl işleneceği, ateş nedir nasıl yakılır ve hatta yünden pamuktan ketenden nasıl giysi yapılacağı bile peygamberler tarafından insanlığa öğretilmiş Allahın lütuflarıdır. Ve şalvar.. Şalvarı insanlığa öğreten de Allahtır. Pantolon ile şalvar aynı şey, bacaktan giyilir belde bağlanır. Geniş olanına şalvar boru gibi dar olanına da pantolon denir “İlk şalvar giyen İbrahim…

Darbeyi Önceden Biliyordu
REDDİYELER , Türkiye Gündemi / 1 Ağustos 2016

Prof. dr. Osman Özsoy darbe girişiminden bir ay önce darbeyi apaçık haber veriyor: “Şu an Türkiye dibe vurdu biraz daha vursun sorun değil Türkiyeye hiç bir şey olmaz çok kısa zamanda her şey yoluna girecek. Keşke profesör olacağıma bir albay olsaymışım düzelme sürecine daha çok katkım olurdu.. Bu kadar söylüyorum işte..!!” Yani kısa zamanda askerler darbe yapacak diyor açıkça..

“HAKİMİYET MİLLETİN” Sözü Doğru Mu ?

Allahın Adıyla.. O Alim ve Hakimdir. Hakimiyet Milletindir’ sözünün demokrasi, yani halkın kendi kendini yönetmesi sistemi, ile ilişkisi açıktır. Müslümanlardan bir kesim yıllarca bu söze ‘küfür şirk’ nazarıyla baktılar ve nefretle reddettiler. Diğer kesim ise serbestçe telaffuz ediyor, ulvi bir hakikat gibi yere göğe yazıp savunuyor. Başarısız darbenin bastırıldığı bu günlerde- meydanlar, bildbordlar, reklam panoları afişler bu sloganla doldu. Nereye baksak HAKİMİYET MİLLETİNDİR yazısını görüyoruz..   Kurana inanan Müslümanlar olarak soruyoruz tabi.. Nasıl tepki vermeliyiz ?   Şirk ve küfür sayıp buğuz mu etmeli ? Doğru bir mahmile oturtup savunmalı mı ? Yoksa umursamayıp geçiştirmeli mi ?   Evvela sözü tahlil edelim, etimolojik kökenlerine inelim.   Hakimiyet “hakim olmak” demektir. Hâkim ise hüküm koyan, karar veren, sahip olan, kontrolü elde tutan ve yöneten demektir. Burada hüküm=yargı.   Şu halde hakimiyetin manası: Hüküm vermek, yargılamak, karar vermek ve yönetmek demek oldu.   Millet ise Kuranda “din” demektir. “Sonra sana İbrahim’in milletine (yani dinine, inancına) tabi ol diye vahyettik, o müşriklerden olmadı. [Nahl:123] ayetinde görüldüğü gibi millet din demektir. “Hakimiyet milletin” sözde ise Millet “halk” demektir. Bir ülkede, bir ülkü etrafında toplanmış insanlar topluluğuna Türkçede millet diyoruz.   Şimdi soru şu:   HAKİMİYET KAYITSIZ ŞARTSIZ ALLAH’IN mıdır ? yoksa Allah insana hakimiyet yetkisi vermiş…

Sınav Sorularını Veriyorum

Allahın Adıyla Bugün 26 tem 2016.. 15 temmuz darbe girişimi üzerinden 10 gün sonra. Tayyip hükümeti darbe kalkışmasını milletin can-huruş mudafaasiyla birlikte bertaraf etmiş, darbe şokunu üzerinden atmış ve sıra darbeci generalleri erleri memurları hatta yardım eden sivilleri tevkıf edip sorgulama süreci başlatmıştır. Cemaate ait tüm binalar yurtlar dershaneler evler basılıyor insanlar kelepçeler içinde karakollara mahkemelere götürülüyor.. Cemaatin ibadet eden alt tabaka üyeleri.. bazıları tanıdık, bazıları eski arkadaşlarımız, akrabalarımız. Üzerimizde hakları var, iman ve karabetten kaynaklanan.. Onlar düştüler ve düştükleri çukurdan bize ‘lütfen yardım edin’ hissiyatı içinde gözlerimize bakıyorlar    Peygamber Efendimiz sas : “Kardeşinize yardım edin; zalim de olsa, mazlum da olsa yardım edin” deyince sahabeler: Ya Rasulallah mazluma yardım etmeyi anlıyoruz da zalime nasıl yardım edeceğiz ? diye sormuşlar, Allah Rasulu sas: Elinden tutup zulmünü engelleyerek.” Buyurmuştur.   Bu yazı, ilgili hakların ifası için uzattığım son el.   Onlara alışık oldukları türden bir yardım yapmak istiyorum; sınav sorularını vereceğim. Şimdi bir çoğu işinden maaşından oldu, soruşturma geçiriyor, sorgulanacaklar.. Uzun yıllar hapishanelerde çürümek, aile ve çocukları perişan olmak söz konusu..   Sorgu esnasında ne söylemeliler ? Nasıl hareket etmeliler ? Nasıl ederlerse mahvettikleri hayatlarını yeniden kazanabilirler ? Anadolu halkıyla nasıl yeniden karışabilir ? Ve en önemlisi Ahirette nasıl kurtulurlar, anlatmak…

Recep Tayyip Erdoğan’la Türkiye ne Kazandı ?
Genel , REDDİYELER , Türkiye Gündemi / 21 Temmuz 2016

Allahın yüce Adıyla.. Türkiye’nin Tayyip Eroğan’la kazandıkları ♥ En önemlisi Dine ve Dindara büyük bir hürriyet temin etti. Tayyip öncesi dönemde Müslümanlar asker polis baskısı altında kendi ülkesinde garipti.. ♥ İlk okullara Kuran dersi soktu. Karşı-devrim niteliğinde büyük bir başarı bu ♥ Andımız denen küfrü ilkokulda iptal etti. Körpe zihinleri zehirden kurtardı. Bu da devrim niteliğinde. ♥ Tek tip kıyafet zorunluluğunu okullardan kaldırdı ve başörtusu ta ilkokulda serbest oldu. ♥ Hafızlık kurslarının önünü açtı. İlkokul ve ortaokulda ara verip hafızlık yapabiliyor çocuk sınıfta kalmadan hemde.. ♥ Dershanecilik furyasını bitirerek millî eğitimin onurunu yükseltti öğrenci ve velileri dershane kıskacından kurtardı  ♥ Sağlıkta büyük devrim gerçekleştirdi. 18 altı bedava. Gerisi cüzi parayla sigortalı oldu. Hastaneler modernleşti 15 saat yerine 15 dakika bekliyorsun.. ♥ Türkiyenin ulaşım imkanları gelişti; duble yollar, ucuz uçaklar, havaalanları, metrolar, deniz otobüsleri köprüler.. Öncesinde seyahat bir işkence ve günlük trafik kazası ölümleri haberlerin rutini idi. ♥ Paradan 000.000 (altı sıfır) attı. Elde tutulur hesabı yapılabilir bir paraya sahip olduk. Türk parası değer ve itibar kazandı ♥ Enflasyonu tek hanelere kadar indirdi bu sayede milyonlarca vatandaş ucuz kredi, kolay finans fırsatıyla ev araba sahibi oldu. Bu dönemde altın günü/imece usulü finans sağlayan Fuzul evim, Emin evim türü şirketler türedi ve…

Darbe Önleme Milli Stratejisi
Genel , Türkiye Gündemi / 20 Temmuz 2016

Allahın Yüce Adıyla Mit istihbaratına göre 15 Temmuz kalkışması, bu hükümete karşı planı yapılan tam 15. darbe. İlk 14 tanesi bazı nedenlerden dolayı teşebbüssüz kalmıştır.   Öyle ise uzmanlar derhal işe koyulmalı ve acil #DARBE ÖNLEME STRATEJİSİ geliştirilmeli ve halka öğretilmelidir. Bunun için belki: > Okullarda dersi konmalı bunun eğitimi verilmeli. > Camilerde Belediyelerde bunun seminerleri kursları verilmeli.. > Askere yollanacak mehmetçiğe sıkı sıkı tembih edilmeli.. lanet yeminleri alınmalı; ‘halkıma silah doğrultursam, milletime sıkarsam, darbeye bilerek alet olursam Allahın meleklerin ve tüm insanlığın laneti üzerime olsun’ dedirtmeli.. > Muhtemel bir darbe teşebbüsü anında kim ne yapacak herkes bilmeli. > Sana karşı silah doğrultan ve sıkması kuvvetle muhtemel askere sen can mal vatan müdafası için sıkabilirmisin Diyanet derhal bunun fetvasını vermeli > o anda Nerede toplanılacak, kim kime itaat edecek ? Gruplar oluştutulmalı > Telefonlar çalışmazsa ne yapılacak ? > Hazır megafonlar bulundurmalı > jeneratöre bağlı minarelerden direniş çağrıları yapılmalı, bunu yapacak cami görevlileri haricinde halktan asıl ve yedek kişiler görevlendirilmeli > Halk timleri kurulmalı ve kimler kimleri bilgilendirmekten sorumlu tayin etmeli.. iletişim zinciri oluşturulmalı > darbeye uykuda yakalanırsak ne yapılacak ? > halk korkmuş sokakta kimse yok asker hakimiyetini kurmuşsa ? > Siyasiler tutuklanmış halkın önünde bir lider kalmamış ise ?…

DAR-BE Tiyatrosunun Perde Arkası
Genel , Türkiye Gündemi / 18 Temmuz 2016

(ya da) Vatan Kalkışana DAR-BE oldu ! AKP hükümeti Hak İslam dinini referans alan Milli Kimliği Milli İradeyi savunan bir Hükümettir. TC’nin gelmiş geçmiş en dindar en muhafazakar en dürüst en çalışkan hükümetidir. Bu sebeple Dürüst ve Dindar Türkiye tabanında geniş yer bulmuş ve 3 dönemdir -dünyada eşi görülmemiş bir keyfiyette- artan bir oy potansiyeliyle iktidarda kalmaya devam edebilmiş ve kısa vaadede ineceği de görülmemektedir zira halk icraatlarından yönetiminden memnundur. Bu manzara Türkiye sevdalısı dindar halkı ne kadar memnun ediyorsa karşı yakada duranları da bir o kadar rahatsız ediyor ve AKP yi iktidardan indirememekten ötürü adeta çıldırıyorlar. Nice entirkalar denediler; Cumhurbaşkanlığı oy sayısı krizi, anayasa mahkemesi vetoları, AK Partiyi kapatma davası, Cumhuriyet mitingleri, tencere tava gürültüleri, mum söndürme, ortam karartma, ve nihayet gezi isyan ve çarşı gargaşası ile rıza zerrab halk bankası ilişkisi, hırsızlık yafta iftiraları vs yalan yanlış tüm kozlarını ileri sürdüler, bütün numaralarını oynadılar ancak AKP’yi indirmek şurada dursun oy yüzdesini bile azıcık olsun düşüremediler. AKP daha da güçlendi ve yerleşti. Çıldırmaya ramak kaldığı bu noktada son bir umutla nefes alıyorlardı.. ellerinde hala bir kartları vardı onu oynayacaklardı, işte o zaman Tayyip’in de AKP’nin de kökünü sökeceklerdi ! İşte o zaman intikamlarını(?) alacaklardı ! Son kartları: ASKERİ DARBE !!…

Basit bir Oyun! Öyle mi !?
Genel , İslami hayat , Türkiye Gündemi / 17 Temmuz 2016

Allahın Adıyla 15 temmuz Darbe teşebbüsünün hezimetle sonuçlanması darbe yanlısı vatan hainlerine fena koydu. Bozuntuya vermemek ve suçu üstlerinden kolayca atmak için şimdi bir yalana sarıldılar. ‘Bu darbe Tayyibin Senaryosu imiş! başkanlık yolunda kurgulanmış bir oyun imiş! Darbe olsa böyle basit mi olurmuş! Yalanı.. Neresi basit bunun !? Ey vicdansız alçak! 266 masum cana kıydınız. Bir tek insanı haksız yere öldürmek tüm insanlığı katletmek kadar günah iken.. Neresi basit bunun !? İçinde F16lar skorksky helikopterler full zırhlı tanklar incirlik hava üssünü kullanmalar var iken !? Millet meclisini bombalamak Cumhurbaşkanlığı Kulliyesini bombalamak TRT yi Havaalanını köprüleri belediye binalarını karakolları işgal etmek, halkı makineli tufeklerle taramak, Aziz Cumhurbaşkanının konakladığı noktaya operasyon düzenlemek, Genelkurmay başkanını esir almak basit öyle mi !? Hedef doğrudan Cumhurbaşkanı idi. Onu şehit edecekler sonra başbakan ve bakanları tutuklayacak büyükşehir belediye başkanlarını derdest edip yönetime el koyacaklardı. AKP yalancı bahanelerle kapatılacak, Halk bu sayede korkutulmuş ve sindirilmiş olarak seçime gidecek ve kendi kuklalarını yönetim koltuğuna oturtup ceplerini ciplerini dolduracaklar ve Paralel yapılanma kaldığı yerden ağını örmeye devam edecekti. 14 yıllık AKP halk iktidarı yıkılıp emekler hizmetler sona erecekti !! İşte hedef bu kadar büyük, plan bu kadar kesin ve basit! idi. Cumhurbaşkanını imha et, meclisi iptal et, emniyeti ilğa…

Demokrasi Şehidi !

Allahın Adıyla İmanlı yürekleri inciten bir tabir: demokrasi şehidi! Bu tıpkı kutsal kafir! mübarek ateist! demek gibi karışık bir tabirdir. Bu karışmışlığın İslamda adı: ŞİRK ! Uluhiyet koltuğuna Allahla beraber kendi putunu da oturtmak! Ibadete, duaya, tevekkule, yaşam gayesine kendi putunu da karıştırmak, araya onu da sokuşturmak neyse bu da odur. Şirk kelime olarak şirketten gelir ve ortak etmek demektir. Batılı hakka ortak etmek. Pisliği Pak olana bulaştırmak demektir ‘şirk’ Demokrasi nefsin yolunda beşeri ve şeytani bir icat, nefsin arzularına, hegemonyasına hizmet eden süfli yönetim adı. Şeriat ise ALLAH yolunda İlahi buyruklara teslim olmaya, nefsi Hakka boyun eğdirmeye hizmet eden ulvi idare. Şehit canını Hak yolunda verenin adı, şehitlik Allahın ona verdiği bir rütbedir. Bu rütbeyi ancak Allah verir ve ancak kendi uğrunda telef olana verir.. Bu halk Demokrasi için canını vermedi Vatan iman namus mal ve nesil mudafası için verildi canlar.. Bu aynen Hak yoludur ve telef olanlar evet ‘Şehit’tir. Şimdi böylesi ilahi ve hakkani bir mevzuya batıl laflar karıştırmak ve durumu ‘demokrasi şehidi’ lakırdırısıyla ifade etmek aynen hakka batıl karıştırmaktır ve işte şirktir. Şimdi bu lakırdıyı edenler eğer bunu gaflet ve cehalet ile yapıyorlarsa yapanın sıfatı: şirk-i cehli’dir. Yok kasten ve ihaneten yapıyorsa yapanın durumu: şirk-i inadidir. Al…

Furkan Vakfı Bayram Fitnesi

Allah’ın Adıyla..  Alpaslan Kuytulun başını çektiği bu Furkan Vakfının fitneye meyyal uyumsuz ve marjinal tavrı daha önce konu edildi, uyarılar yapıldı. Geçen Ramazan Bayramında (05.07.2016) aynı vakıf bildik tavrını ve fitneci duruşunu sürdürdü ve uyarılarımızda haklı olduğumuzu gösterdi. Bütün Türkiye salı günü Ramazan Bayramı yaparken bunlar “nasipsiz köpek bayramda oruç tutarmış” atasözüne uygun olarak bayramda oruç tuttular ve fitnelerini de utanmadan dine yamamak istediler. Güya bir basın açıklaması yaparak salı günü oruç tutacaklarını çarşamba günü bayram yapacaklarını, bunu yaparken de dünya Müslümanları ile ortak hareket edeceklerini! çünkü Hilal’in görülmediğini! böyle durumlarda ramazanın 30’a yükseltilmesi gerektiği vs söylediler.   Birincisi: Bir ülke halkının kendi içinde birliği koruması Din-i İslamın, Sünnet-i Rasulullah’ın en büyük ve en önemli kaidesidir. Kurana ve Sünnete bu kadar açık muhalefet eden sonra sünnete uymaktan bahseden Furkan Vakfının tavrı alçakca münafıklıktır.   İkincisi: Hilal ehlince görülmüştür. Diyanet Teşkilatı ilgili kurumun raporunu baz alarak bas bas bağırıyor Hilal Amerika kıtası güneyinde oluştu uzmanlarımızca tespit edildi, işte açısı konumu, işte resimler diye..   Nitekim İslam tarihinin hiç bir döneminde hilal halk tarafından görülmemiş, sayılı uzman bilgili kişilerin dikkatli gözlemleriyle çok kısa bir zaman dilimi içinde görülmüş ve saniyler içinde yeniden ihtifa eylemiştir. Ve Tarih boyunca Orucu ve Bayramları mevcut Yöneticiler…

Suriye Kökenli Vatandaşlarımız
ANALİZ , Türkiye Gündemi / 8 Temmuz 2016

Allah’ın Adıyla Suriye’de bir iç savaş çıktı. Bir tarafta Esed’in satılmış askerleri ve yanında gözü dönmüş İran şii kuvvetleri ve yanlarında dinsiz Rus birlikleri.. hep birlikte saldırıyorlar. Kime ? karşılarındaki zayıf suriye milis güçlerine yani muhaliflere. Arada ezilen kahrolan ise savunmasız silahsız Suriye Sünni halkı. Esed’e fikir ve ideolojik olarak yakın olan Aleviler Şiiler Suryaniler bir şekilde bu savaşta tutunabiliyor Esedin şeytani ordusundan yardım alabiliyor. Ancak Sünni halk bu savaşta adeta yokluga açlık ve sefalete terkedilmiş durumda Suriye’de ahval Bütün fabrikalar durmuş imalat bitmiş, mahsul yok yetişmemiş. Arz yok, talep had safhada, ihtiyaç maddesine ve hatta ilaca erişmek imkansız.. Açlık o noktaya gelmiş ki kedi köpek yemek zorunluluğuna kadar ulaşmış! Üstelik elektrik yok su yok gaz yok kömür yok..! Bu durum bir ay değil iki ay değil.. Artık sabretmek, tahammül etmek imkansız olmuş.. Tam bir insanlık dramı, toplu ölümler yaşanması an meselesi. Dünya ise seyirci. Avrupası Amerikası, Birleşmiş Milletler oturmuş izliyorlar. Müslüman Sünni halk ya bunlar.. Birer birer kırılıp ölmelerini, toptan yok olmalarını bekliyorlar ! Bu elim insanlık dramı karşısında yine tek duyarlı halk Türkiye Sünni halkı. hatırlayın tırlarla Suriye’ye yaşam malzemesi gönderme seferberliğine soyunmuştuk. Büyük vakıflardan tutun küçücük mahalle derneklerine kadar halkımız tırlara yardım malzemesi yükleyip ulaştırmaya, o masum…

Arabistan’da Bayram Hilali Görüldü ise ?
Dini Hüküm , Türkiye Gündemi / 5 Temmuz 2016

Allah’ın Adıyla.. Soru: Biz Türkiye’de yaşayan Müslümanlar olarak Diyanet’in hesabına göre yarın (2016) Ramazan ayının 30. günü olacağı için oruca devam edeceğiz ancak Arabistan ve dünyanın farklı yerlerinden yarın bayram yapacaklarına dair haberler geliyor. Bu durumda ne yapmalıyız ? CEVAP: İslam Dininin en önemli prensiplerinden biri cemaatten ayrılmamak, toplu hareket etmektir. Bu toplu hareketin de aslı esası başında bulunan idareciye itaat etmek, isyan ve kargaşa çıkarmamaktır. Özellikle Ramazan’ın ilk ve son günlerinin tespiti şahsi ve ferdi bir şekilde olacak işler değildir. Müslümanların velayetini üstlenen otoritenin ilanı ile olabilir ancak. Hatta bir adam hilali gözetlese ve gözleriyle hilal’ı gerçekten görmüş olsa çıkıp bunu halka ilan edemez, bundan duyanlar da ona göre hareket edemezler. Yapılması gereken bunu dini otoriteye bildirmektir. Onlar da değerlendirme yaparlar ve sonucu halka ilan ederler. Geçerli olan bu ilandır. Müslümanları bağlayan budur. Allah katında bundan sorumluyuz. Fesbuktan televizyondan duyulan bilgi bulgu kırıntılarına uymaktan sorumlu değiliz. Suudi Arabistan’a uymaktan da sorumlu değiliz. Diyelim ki bizim idareciler ve ilgili kurum isabet edemedi.. Müslümanlara hiç bir zarar ve vebal yok. “Kanama abdesti bozar, yok bozmaz” diyen iki müçtehitten birine uyan halkların sorumlu olmadığı gibi. Yaşadığı ülke halkına ve idarecisine muhalif olarak tek başına yarın oruç tutacak kişiler bayramda oruç tutan gibidir,…

Yüksek Paça Modasına Alçak Tepki !
Dini Hüküm , Türkiye Gündemi / 11 Haziran 2016

Şimdilerde yüksek paça moda imiş.. Tepki duyan duyana.. Lanet okuyan iğrenen söven gırla.. Avrupanın batı-l modasına toptan küfretmiş muvahhit Ehli Sünnet neferler olarak diyoruz ki: Yüksek paça modasına neden bu kadar tepki ? Ey ham softa cahil mollalar.. Bu fransız pantolonu yerlere kadar sürünürken sesiniz çıkmaz tepki göstermezdiniz.. Halbuki o haliyle yerin pisliğini süpürür sonra o pisliği camiye eve taşırdı.. ve paçaların yere değecek uzunlukta olması Allah Rasulunun beyanıyle cehennemlik kibir alameti idi.. Şimdi ise moda moda olalı ilk defa (şalvar modası hariç) İslamca bir şekil aldı.. Paçalar İslamın koyduğu ölçüye yükseldi.. Bakıyorum sofusu sufisi okumuşu cahili tepki gösteriyor lanet okuyor.. Paçaların kısa ve yukarıda olması ise Allah Rasulunun mübarek sünnetidir ve fasık ilahiyatçıların kustuğu gibi sıradan bir adet değildir çünkü Allah Rasulu sas biraz uzun giyinmiş olan sahabesine müdahale etmiş kendisine o hususta da benzemesini istemiştir. Hadisi Şerif: Tirmizi ve Ebu Davudun rivayetinde Allah Rasulu sas paçaları yere kadar uzun olan bir sahabeye arkasından seslenir: “Hey.. Şalvarını/izarını yukarı tut çünkü o daha korunaklı ve daha kalıcıdır” Sahabe diyor: Arkama baktım meğer bana seslenen Allah rasulü imiş.. Dedim ‘havalar soğuk ya Rasulallah‘ Dedi: Ya Beni örnek almaz mısın ? Baktım ki Onun şalvarı/izarı ziraının (alt bacağın) yarısına kadar geliyordu. Hasılı…

Ermeni Soykırımı ve Almanya
Türkiye Gündemi / 4 Haziran 2016

Ermeni Soykırımı(!) Almanya tarafından Kabul edilmesi Üzerine 2 haziran 2016 Almanya sözde Ermeni soykırımı’nı tanıdı, Türkiye bunun şaşkınlığını yaşarken gelen bir diğer haber artçı deprem etkisi yaptı: Alman parlamentosunun Türkiye aleyhinde kabul ettiği bu tasarıyı hazırlayan yazıp çizen ve meclise sunan bir Türk ! Yeşiller Partisi eş başkanı Cem Özdemir imiş. Kimdir bu Cem herif ? _Almanya parlementosuna milletvekili olarak giren ilk türk.. Oldu diye Türkiyede bayram havası esmiş idi. _Ermenistana gidip soykırım! anıtına çelenk koyan tek türk! _CHP başkanı Kamal Kılıçtaroğlunun amanya ziyaretinde ki ilk durağı ! _HDP eş başkanı Selahattin Demirtaşın almanya ziyaretinde ki ilk durağı ! Sizce bunlar birer tesadüf mü ? Bu Cem Özdemir.. Almanlar bunda ki gavurluğu fark etmiş olmasalardı meclislerine milletvekili yaparlar mıydı !? Türkiye sevindiği gün anlamalıydık bu ve benzerlerinin ne olduğunu. Düşmanın tarafından kabul edilmiş yetki verilmiş makam verilmiş kişiler kaybedilmiş kişilerdir Tarih tekerrür ediyor ve ebedi hakikatler her daim inkişaf ediyor: “Düşmanın seni takdir ediyorsa kork kendinden. Demek ki sende onlara yarar bir şeyler var. Düşmanın seni yeriyor, kötülüyorsa demek ki doğru yoldasın çünkü sende onlara zarar veren şeyler var.” Şimdi bu perspektifte Mustafa Kamal’i, Recep Tayyip Erdoğan’ı ve Fethullah Gülen’i gözden geçirelim. Bakalım hangisini kimler övmekte, hangisini kimler yermekte ?…