Allah’ın yüce Adıyla “Dinde Tefekkuh” Ayeti
Allah Rasulü sas “Benim hadislerimi yazmayın” emrine rağmen Sahabeler nasıl ve neden yazmışlar konusu..
Cihada önceden topluca gidilirdi. Kimsenin gayrı yoktu. Sonra bu kaffeten savaşa gitme durumu Tövbe 122 ayetiyle iptal edildi ve “her fırkadan bazı kişilerin savaştan geri kalıp Dinde Tefekkuh etmeleri” emredildi. Çünkü bu geri kalanlar kavimlerin uyarıcıları yani alimleri olacaktır.. (Tövbe 122)
Burada dikkati çekmek istediğimiz husus Allah’ın alimlerden istediği şeyin dinde TEFEKKUH olduğu..
Nedir tefekkuh?
Tefekkuh tefe’ul kalıbından tekelluf manası içeren bir kelime. Özü anlamak demek olan f-k-h den gelir. Ancak tefekkuh fıkıhtan fazlaca bir iştir. Fıkıh, bir şekilde anlamak” demek iken tefekkuh “anlamaya çabalamak, gayret etmek, kendini zorlamak” demektir. Çünkü Allah’ın dini, Ayetleri ve Hadisleri layıkıyla anlamak öyle sıradan salt, yüzeysel bir yaklaşımla olacak iş değildir. İslamın doktrinleri zeki insanların dahilerin üzerine kafa yormasını gerektirecek kadar yücedir âlîdir.
Ve bu yüzden Sahabe-i Kiram ilim ve fıkıhta her biri diğerine musavi olamamış, Abadili Erba’ “dört Abdullah” aralarından ilim idrak ve tefekkuhlarıyla temayüz etmişlerdir..
Nisa: 83 Kendilerine güven veya korku hususunda bir haber geldiğinde onu hemen yayıverirler. Halbuki onu peygambere ve aralarında yetkili kimselere götürselerdi, onlardan sonuç çıkarmaya gücü yetenler, onu anlarlardı. Allah’ın üzerinizdeki lütfu ve rahmeti olmasaydı, pek azınız hariç, şeytana uyardınız.
Bu tefekkuh sayesinde Sahabeler bir çok defa zahiren Rasulullaha muhalif görünmek pahasına ictihatlarını ortaya koymuşlar ve aslında ümmetin önünü açmışlar büyük hizmetler icra etmişlerdir..
Radiyallahu anhum.
Bu kabilden..
a) Allah Rasulü “Benim sözlerimi yazmayın” buyurmuş iken Ashabı kiram yine de yazmışlardır. Zira burada ki nehiyde bir illet “gerekçe” tespit etmişler ve o illeti mevcut görmedikleri cihette hadisleri yazmışlar ve bunu Allah Rasulüne muhalefet addetmemişlerdir.
Çünkü ‘yazmayın’ talebinin zımnında hadislerin Kuran sözleriyle iltibas edilmesi kaygısı olduğunu anlamışlardır. Sanki Peygamberimiz bir anlamda “yani iltibas olmayacak ise yazarsınız, ama karışacak ise varın yazmayın” demek istediğini TEFEKKUH etmişlerdir.
b) Keza Hz Ebubekir ra Allah Rasulünün ‘siz savmi visal tutmayın’ nehyini merhamet illetine bağlı bir tavsiye olduğunu fıkhedip savmi visal tutmuştur.
c) Yine Rasulullah sas “söyleme bunu insanlara” dediği halde Hz Enesin sırlı hadisleri yanında mezara gömmeyip rivayet etmesi bu tefekkuhun ürünüdür
d) Aynı şekilde bu tefekkuhtur Allah Rasulü sas vuslat yatağında hummadan ızdırap çekerken bir ara gözlerini açıp “bana kağıt kalem getirin birşeyler yazdırayim benden sonra sapmayın” demesine karşılık Hz Önerin bu kırtası engellemesi..
e) Ve “Teravihleri gidin evinizde kılın” demişken Rasulullah, Hz Ömerin kendi ahdinde insanları ramazan gecelerinde teravihi cemaatle kılmak camiye toplaması..
Hep bu tefekkuhun tezahurleridir.
Bu suretlerin hiçbirinde aslında Allah Rasulüne muhalefet yoktur.. Bilakis Allah Rasulünün yoluna, davasına, şeriatına destek vermek vardır..
isa erdoğan 04.01.2017
Yorum Yapılmamış