Farklı Konular ve Yorumlar

29 Mart 2018
Muhammed Hakkani

isa Erdoğan (Muhammed Hakkani)

https://isaerdogan.com
  • 07.10.2016 – 22:14

    Dünyaya Allahı tanımaya geldik
    Habibine ittiba etmeye geldik

  • 22.06.2012 – 01:26

    Molla (şu farklı manalarda kullanılır)

    _Büyük İslam Alimi (Fatihin hocaları Molla Hüsrev, Molla Gürani gibi)
    _Medrese (islami ilimler tahsil edilen okul) da ders veren hoca (mollakasım gibi)
    _Medresede ders gören talebe
    _Medrese mektep tahsili olmadığı halde halk arasında hoca gibi kabul edilen kişi

    Molla kelime aslı itibariyle Arapça mevla (efendi) kelimesinden türemedir. Doğuda mele (ulu kişi) şeklinde telaffuz edilir.

  • 18.05.2012 – 07:48

    Adı var kendi olmayan hayali savaş. Kurtuluş savaşı diye bir savaş olmadı. Bu savaştan bahis, laik cumhuriyetin çocuklara okullarda dayattığı kurgusal bir öğretidir. Amaç: adına kemalizim denilen laik seküler ideolojiyi kabul ettirmek, bu ideolojiyle adı özdeş olmuş şahsiyeti kahraman yapıp kutsallaştırmaktır. Artık uyanma zamanı

  • 18.05.2012 – 07:35

    Yunanistan topraklarında doğmuş ve her zaman bir yunan bir ingiliz gibi düşünmüş, avrupayı kendine model almış avrupalıyı idol bilmiş ve halkını avrupalı yapmak için çalışmış bir tarihi kişilik.

  • 18.05.2012 – 07:21

    Liderlerinin ismi ‘ergenekon terör örgütü’ baskınlarında deşifre edilen ‘müslümanları yok etme’ planları içinden çıkan, ‘dışarıda henüz devreye sokmadığımız Ö Öngüt ve İ evrenesoğlu gibi adamlarımız var’ çümlesi içinde adı geçen dergi.

  • 02.01.2010 – 17:36

    Yol demektir, ve Allaha giden yolların adıdır. İmanını gözlem düzeyine erdirmek isteyen ve her anında Allahı hissediyor gibi olmak dileyen Hakk aşıklarının üzerinde yürüdüğü ve Mürşidler desteğile mesafe aldıkları nurlu feyizli yollar.

    ‘Tarikat ve hakikat Şeriatın hadimi ve hizmetliçileridir’ İmam Rabbani

  • 05.02.2009 – 22:08

    Hakkı tutan, daima haktan taraf olan, verdiği hükümlerde hak ve adaletten ayrılmayan: İnşallah ben 🙂

  • 26.12.2008 – 22:02

    Allah ezelde yalnız idi ve bilinmeyi tanınmayı arzuladı.. bunun için mahlukatı yarattı. Hlabuki Allahın Lutfu var ve Kahrı var. (Esma-i Lutfiyesi ve Esma-i Kahriyesi var) Bazı kullarını cennetine alıp lutuflarına nail kılacak, diğerlerine cehennemine koyarak kahrına mazhar edecek..

    Ancak Rabbimizin yüksek adaleti gerektiriyorki bunu cebren yapmasın yani kullarını zorla cennete cehenneme koymasın. Bunun için insana akıl ve irade ile mühlet vererek tercihi kendilerine bıraktı. Onları bazı emir ve vazifelerle sınayarak seçme hakkı verdi, itaat edenlerle isyan edecekleri böylece kendi fiilleriyle ayırt etti..

    Hemde Rabbimiz engin Rahmeti aşkın Merhameti ile biz kullarını bu imtihanda da yalnız bırakmadı ve binlerce Peygamber yollayarak bu elim akıbetten onları haberdar etti, ve engin lutuf ve ikramlarını müjdeledi..

    ve Allah yine rahmet ederek bu peygamberin tanınması ve bilinmesi için mucizeler, kimsenin yapamıyacağı harikalar yarattı taki insanlar o mucizelerin Allah tarafından yapıldığını ve onlarla peygamberini doğruladığı anlasınlar..

    Artık bu kadar akıllar haberler mucizeler şahitler delillerden sonra hala inkar ve dalalet yolunu seçenlere kimsenin yapabileceği bir şey yok..

    şimdi tercih bizimdir:
    _İman ve tasdik ederek ameli salih işler Allaha ibadet edersiniz ve neticesinde = Allahın rızası ve cennet kazanırsınız

    _yada inkar ile küfür eder ve ameli fasit işler sonundada = Allahın gazabı ve cehennem hakedersiniz.

  • 19.12.2008 – 13:25

    Tarikat, İslamı dikkat ve rikkatli yaşamaktır. İslamda olmayan bir şey tarikatta da olamaz. İslamın ta kendisidir.

    Bir tarikat ehlinin müslüman olmaktan fazlası; dince zorunlu olmadığı bazı amel ve ibadetleri kendine zorunlu kılamsıdır. Mesela teheccüt, kuşluk, evvabin gibi nafile olan namazları ve bazı zikirleri kendine nezrederek vacip kılar ve muntazam bu amellerine devam eder. Tabiki kendisinden ilim amel ve ihlasça üstün olduğuna inandığı uzman bir eğiticiden yani Şeyhten destek alarak..

  • 21.09.2008 – 00:37

    cedid: yeni
    tecdit: yenileme
    müceddit: yenileyen

    Müceddit: Dini mübini islamın parlak çehresine konan tozları silip onu asli haline yeniden kavuşturan zat. Müslümanların itikat ve yaşantısına karışan bidatları ayıklayan ve unutulmuş, tatbikten kalkmış sünnetleri yeniden dirilten onlara hayatiyet kazandıran islam alimi.

    Müceddit, bilinenin aksine aynı anda birden fazla bulunabilir. Dinden ihmal edilen herhangi bir noktayı ikmal ve tashih eden her alim nisbi müceddittir. Zaman mücedditsiz kalmaz, birileri akabinde diğerleri gelir. tarihi rakamlarla meşkul olmak gereksizdir

  • 19.09.2008 – 11:24

    _Süleyman Ef. Hz.nin hatemül evliya olduğuna inanmaları
    _darül harp hukukunu türkiyede geçerli sayıp faizi yasak saymamaları
    _İskandiyav ülkelerinde yatsının vakti girmediği için kılınmayacağını savunmaları
    _resimle r.. yapmaları
    _son seçimde islamı sevmeyen bir zihniyete oy vermeleri
    _ikindi namazının sünnetini bilerek terketmeleri
    _günden güne medrese tahsilini terketme eğilimine girmeleri…

    hariç tutulursa islam için Allah için çalıştığını gördüğümğüz ve bir zaman türkiyede sekteye uğrayan dini eğitimi omuzlamış müslüman kardeşlerimizdir.

  • 23.08.2008 – 10:15

    İHLAS İbadeti samimi bir gönülle sırf Allah için yapmaktır. Niyete hiçbir dünyevi garaz katmaksızın ameli Allaha özel kılmak.

    Allaha yaraşır bir amelin niyetini halis kılmaya yani arı duru yapmaya bu alamda ih’las denir.

    Soru: İhlasın önemi nedir?

    Cevap: İh’las ibadetlerin Allah tarafından kabul edilme şartıdır. İh’lassız yapılan ameller Allaha yükseltilmez, değersizdir. Sahabe sordu Ya Rasulallah söylermisin gazaya giderken hem Allahın ecrini hemde insanlarca övülmeyi dileyen kişiye ne vardır?

    Peygamber Efendimiz s.a.s: ‘ _Ona hiçbir şey yok, ona hiçbir şey yok, ona hiçbir şey yok, Dikkat edin ihlasla yapılan ameller ancak Allaha yaraşır.’

    İmam Mahmut Ef. ihlasın bir tanımında dediler: İh’las, ilim ve amelin öyle bir neticesidirki o ikisini korur.’

    Soru: İh’lası nasıl elde edebiliriz?

    İh’las, madem salih ameli sırf Allah için yapmaktır şu halde bir kişinin Allah nezdinde ih’laslı sayılabilmesi içn evvela amelini islamdan almalıdır. Yani islama uygunsuz, fıkhın reddettiği işleri işlememelidir.

    Değer kazanmak isterken bir vatandaş Cumhurbaşkanına kirli bir gömlek hediye etse mükafat değil, hakaret ihtiva ettiği için belki ceza alır.

    Özellikle belirtilmiş ve kanuna bağlanmış bir hükmü çiğneyerek yüksek huzurda itibar elde etme çabası hüsranla sonuçlanmaya mahkumdur. Şu halde Hz. İmamın veciz ifadesinde belirttiği gibi evvela ilim yani şeriyat bilgisi sonra buna muvafık amel gerekirki bu ikisinden ih’las tevellüt etsin.

    İh’las, niyete Allahın rızası dışında herhangi bir dünyevi garaz karıştırmamak olduğundan mesele kalbe dairdir. Ve malumdurki kalp en çok neyi seviyorsa onu hatırlar eder ve onu kasteder ve arzular. Niyet de kalbin kastı ve arzusudur.

    Netice: Allah sevgisi kalpte bütün sevgilere galip gelip onları yok etmedikçe hakiki ve daimi ih’las sırrına ermek mümkün değildir. Bazı bazı cüzi bir niyet duruluğundan öteye geçmek ve kuşatıcı bir ihlas erdemliğine yükselmek bu kişiye nasip olmaz..

    İhlas aşkın sevginin neticesi, Sevgi ise anmanın, yani zikrullahın tabi sonucudur. Çare: Zikrullaha devam.

  • 19.08.2008 – 15:17

    yönetime:

    İslamoğlunun laf hokkabazı olduğuna dair göderdiğim tanımımı yayınlamadınız..
    Bunu kişilerin saygınlığını koruma adına yaptığınızı düşündüğümüz zaman takdire şayan bir durum.

    Peki bu yaklaşımınız diğer Din büyükkeri hakkında da olması gerkmezmi? ? bu tarafçılıkmı dikkatsizlikmi? ?

  • 17.08.2008 – 10:31

    bir röportajında gazteye şunu demişti: ben Allahın sevgili kuluyum bana ne istiyorsam verdi..’ Peki sen Allaha ne verdin? hiç

    demekki sevgili değilsin ve bu ölçü çok yanlış. Bak kafirlere onlarada her istedikleri veriliyor hemde müslümanların ellerinden gasp edilerek onlara veriliyor ama değil sevgili olmak azıcık kıymetleri bile yok..

    cehalet rezalettir.

  • 15.08.2008 – 15:39

    ..Bugün türkiyede üniversitelerde ilim yok.. ilahiyat fakülteleride dahil buna…
    mevcudu istihfaf için söylemiyorum, gerçeği söylüyorum.
    ……….M.F.G. fasıldan fasıla 1.cilt

  • 15.08.2008 – 07:55

    içtihat: Müçtehidin edille-i şer’iyyeden ahkamı ilahiyyeyi istinbat etmesidir.

    yani (Fıkıh alimlerinin kriterlerinde) içtihat yapma salahiyetini haiz derin islam alimlerinin Kuran-ı Kerim ve hadisi şeriflerden vede icma ile kıyas örneklerinden ibadet, muamelat ve cezalara dair islamın hükümlerini çıkarmalarıdır.

    İslamın hükümleri sekizdir: farz vacip sünnet müstehab mübah haram mekruh müfsit.

    İçtihat kapısı açıktır ancak o kapıdan girmek için gerekli kimlik kartı şu zamanda kimse yok..diğer tabirle o kapıdan girmeye bu zamanda çok maniler var.

  • 12.08.2008 – 15:17

    Cumhuriyet Gazetesi’nin çıkardığı pazar ekinin editörlüğünü yapan Berat Günçıkan, BarışaRock Festivali’nde gerçekleştirilen söyleşide ilginç sözler sarf etti.

    Abdullah Öcalan’ın çocuk katili olmadığını belirten Günçıkan, televizyonlarda bu tip ifadelerin kullanılması karşısında kendini tutamayıp okkalı küfürler savurduğunu anlatıyor.

    Basının Öcalan için ‘çocuk katili’ şeklinde konuşmasına küfür ettiğinde oğlunun kendisine diklendiğini aktaran Günçıkan, oğlunun Öcalan için, ‘Tabiî ki çocuk katili.’ dediğini söyledi.

    Günçıkan, ardından oğlunun odasında Türk bayrağı bulunduğunu dile getiriyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor: ‘Ama bir gün biliyorum, oğlum o bayrağı indirecek. Hepimizin o bayrakları indirmemiz ve kendimizle yüzleşmemiz gerekiyor.’
    12 Ağustos 2008, Salı
    ——
    işte bu satırlar bu gazetenin asıl hedefini anlamaya yardımcı olur.

  • 09.08.2008 – 14:05

    ‘ ne muylu türküm diyene’ diye bağıran birini duyduklarında:

    ‘ ne mutlu kürdüm diyene ‘ diye haykıran vatandaşlarımız.

    birde ‘her kız sakız çiğner ama kürt kızı cakkıda cakkıda tadını çıkartarak çiğner’ sözünde tanımlanan…

    bazılarıda şu sloganı tuvaletlere yazmayı severler: biji apo!

    ne olursa olsun ben kürtleri severim. hele alimleri, çok tevazulu insanlar..

    bir dizlerini dikip diğeri üzerine oturan görürseniz bilinki medrese tahsili almış bir kürt alimidir.

  • 07.08.2008 – 01:15

    Rabıta ile tevhit / şirk ilişkisi

    Şirk: Allah ile beraber ondan başka tanrının varlığını kabul etmek, Uluhiyette Ona ortaklar tanımak, bu kabulle o ortağa ibadet etmek.

    bidat: dinde (kitap,sünnet,icma,kıyas) da olmayan bir itikad ve amelle sevap ummak.
    ………….

    Rabıta: gönlü mürşidin hayaliye meşkul etmek.tatbik itibariyle rabıta budur. şimdi Mürşidini tanrı kabul eden bir tane müslüman kainatta yok. demeki asla şirk değil bilakis tevhittir. mümine kafir demek ise kişiyi kafir yapar.. sakınmalıdır.

    _soru: Allah ile kul arasına kimse giremez.

    _el cevap: ehli sünnete gönül vermiş müslümanların inancı Allah kuluna belli bir mesafede durmaz ve kulun önünde veya arkasında veya altında üstünde değilki birileri araya girebilsin..!

    Bu idda Allahı cizim gibi şekilli düşünen sapık vahhabilerin sıkıntısıdır. Onların zannında Allah cisimdir (haşa) . haliyle sair eşya araya girmiş oluyor. Biz Allahı bu iftiradan tenzih ederiz. Bak ve görki; namazda kabe bizimle Allah arasına girmez.

    bu soru Allahı bilmemekten, sıfatlarını doğru öğrenmemekten neşet etmiştir.

    _soru: iyi ama onu kasıtlı düşünüyorsunuz.. Halbuki Allahı düşünmeli idiniz, şu halde Allaha yaraşır bir kalbi ameli Şeyhe yaptınız buda şirk değilmi?

    _el cevap: asla şirk değildir. bilakis tevhittir ve hatta luzumludur. Bir kere Allahın zatını düşünmek haramdır. Zatını düşünmek Ona layık bir amel değildiki hakkını başkasına vermiş olalım ve şirke uğrayalım!

    aksine Hazreti Allah bize yarattığı eserine bakmamızı emreder. Şu deveye bakmazlarmı buyurur, onlar kitap yüklü eşeklerdir der.. şimdi bu ayetleri namazda okurken bir deve bir eşek düşünsem namazda olduğum halde, değil şirk sevap işlemiş olurum.

    namazda deveyi eşeği düşünmek şirk olmuyorsa, namaz dışında Allahın en mükemmel eserini düşünmekmi şirk olacak.. bu iftirayı kasıtlı diyen kişilerden ahirette hakkımızı alacağız.

    _Soru: Allahı hatırlamak nerde o zaman, Allahı anmak lazım değilmi, düşünmekten onu kastediyorum.

    _el cevap: şimdi oldu işte. zaten rabıtada onun içindir.Allahı hatırlamak. ve Allahı hatırlatacak mezahir içinde en kamil ve en berrak mazhar insandır. evet insan Allahın mükemmel aynasıdır. ancak nefsi emmarenin pisliğinden arınmış olmalı ve kalbin masivaya olan sevgi ve alakasından kurtulmuş olmalı.

    Rabıta sünnettir:

    Sünnetin mertebeleri içinde sıfatı sahabe vardırki bu mertebeden rabıta sünnet olur.
    Meselenin izahı: Rabıta bakılan ve sevilen eşyanın kalpteki sureti ve aksi olunca hangi sahabenin kalbinde O Rasulullahın nur cemali parlamamış! ? Elbette en nurlu en kuvvetli bir keyfiyetle parlamıştır. Madem Onu herşeyden çok sevdiler hatta aşık oldular.. seven sevdiğinin hayaliyle devamlı meşkul olur. yerken içerken yürürken söylerken hemen onu hatırlar eski anılarını yad eder.

    Ve hatta görme saadetine erişemeyenler ashabdan Rasulullahın cemalini ve siretini tarif etmelerini dilemişler onlarda kalplerineki suretine bakarak tarif etmişler ve buna hilyei şerif adı verilerek levhalara yazarak baş tacı edilmiş. Osmanlı ecdadımız ise bu Hilye-i şerifi vird gibi her gün okumuşlardır. Bütün bunlar sadece adı konmamış Rasulullahın rabıtasıdır.

    _soru: madem durum böyledir neden bunu tavsiye etmemişler hiçbir eserde sizin anladığınız manada rabıtadan söz edilmez tavsiye edilmez. nice zaman sonra çıkarmışınız

    _el cevap: Rabıtadan maksat sevgiyi tahsil etmektir. Rasulullahın fartı muhabbeti Ashabın gönlünden tabiine sirayet etti. ayrıca rabıtadan bahsetmeleri gerekmezdi zira aşkın sevgi hasıl olunca maksatta hasıl oldu. Rabıta bu sevgiyi tahsil etmenin nurlu bir vasıtasıdır.

    Ancak şunu diyebiliriz; sevginin zorunlu neticesi olan bu hayal, kalbi bir rabıta/ bağ olmakla beraber buna rabıta adını vermek ashabı kiram zamanında olmamıştır. ancak bunun adını rabıta koymak zarar vermez. rabıtadan başka çok şeylerin adı sonradan konmuştur ama bidat değil belki farz veya sünnet olmuştur…oku-tıkla

    _soru: sadece adı değil oturup kasıtlı bir şekilde rabıta yapmakta sonradan olmuştur.

    El cevap: sevgi ve rabıta birbirinin lazım ve melzumudur. Yani sevgi rabıtayı doğururken rabıta da sevgiyi sonuç verir. Şu halde bir şeyin sevgisi hasen olursa o sevgiyi tahsil aracına tevessülde hasen olur. Demekki Ehlullaha rabıta dinin aslında var asla bidat değildir belki vaciptir. En müsamahasız yaklaşımla mendup olur.

    _soru: ben rabıta etmek istemiyorum

    _el cevap: gönlünü hak ile meşkul etmeyeni şeytan istila eder. bu gönül sen rabıta etmediğin zaman boş duracak değil. içine bir şeyler doldurursun. zaten doludur. O zaman bir Allahın dostunu gördünse bilki onun hayali hatırlayabileceğin en iyi surettir.

    Netice:

    Rasulullah sallallahü aleyhi vesellem’in nur cemali hangi adamın kalbinde aksetmediyse o kişi sahabe olamadı. Rasulullaha iman gözüyle bakıpe muhabbet eden bahtiyarların kalbinde ise onun Nur Cemali bir güneş gibi parlamıştır. Gerçek rabıta işte sahbenin Rasulullaha bu sevgi rabıtasıdır.

    Bu rabıta öyle bir arkı manevi olduki o arktan binlerce güzellikler sahabeye intikal etti ve Asahbdan tabiine ve tabiinden tebei-tabiine..ve geldi bu envar bu füyuzat silsilenin son halkasındaki Zata.

    Şimdi kamil ve mükemmil bir Mürşidi kim sever ve sevgisinde fani olursa elbet Hazreti Allah bu kişiyi nurlu Onun kalbinden rızıklandırır ve ordan buna marifetullah takva ve güzel ahlak nasib eder. Ne varki bu denli aşkın sevgiyi tahsil etmek güçtür. özellikle devamlı mürşidi ile beraber olma imkanı bulamıyanlar..

    İşte bu imkansızlık ve zorluklar arasında çare gönül rabıtası dır.

  • 05.08.2008 – 14:27

    arap alfabesinin ilk iki harfi ‘elif be’ den ismini alan harfler dizisi. Konuşmak İlk insan Adem peygambere dayanır. Allah ona bütün isimleri öğretti. Şu halde herşeyini Allaha borçlu olan insanlık konuşmayı ve yazmayıda Allaha borçludur.

  • 02.08.2008 – 23:41

    Molla sadrettin namıyla meşhur son zaman islam alimlerinden kıymetli bir zat. Fatih camii avlusunda şehit edilen akıncı gençlerin reisi Metin Yükselin babası.

  • 02.08.2008 – 16:53

    İslam tarihinin gördüğü en büyük velilerden biri. Kalbi ilahi hakikatlerle dolu sözleri hikmetamiz bir zatı ferid, çok sade ve mütevazi bir yaşamın sahibi..k.s.

    _Vahdeti vücut ‘ nazariyesinin kaili. Vahdeti vücud = (Allah için) Varlığı birleme.

    Bunun doğru anlaşıma biçimi (aslında burda anlamak diye bir olayda söz konusu değil, bu yaşanan hissedilen manevi bir haldir) : Allahtan başka varlık görmeme, Allah için kainatı feda etme.

    Saptırılmış ve hatalı anlaşılma biçimi ise kainatı Allah ile eşitleme, (kainat hesabına Allahı feda etme!) bu bakış batıldır, küfürdür. bu görüşte olanlar ehli taklittir ve mazur değiller.

    Muhyiddin ibni Arabinin hatalı keşif ve beyanlarını İmamı Rabbani Hz tashih etmiş ve doğrularını izah etmiştir etmişlerdir. Allah razı olsun cümle ehlullahtan.

    Antoloji.com sitesine tanımlarını yazdığım terimler.

    Isa Erdoğan

Yorum Yapılmamış

Bir Yorum Yazın