Allah’ın yüce Adıyla
Sahte Diploma Üzerine
Parayla sahte diploma verilmiş.. Türkiye çalkalanıyor oo’lar waaw’lar havada uçuşuyor. Diploma, belli bir alanda alınmış eğitimin başarıyla tamamlandığını belgeleyen evraktır.
Sahtekarlığın her türlüsüne karşıyım. “Bizi aldatan bizden değildir”
Lakin şunu sorgulamadan edemiyorum liyakatsizlik, diploma alarak gerçekten gideriliyor mu ? Dünyada başarılı olmuş kişiler hep diplomalı mı ?
Veya “Camide mihrapta görev almış bir İmam diploması gerçek olduğu için gerçekten liyakatli midir ? Bu diploma onu namaz önderliğine ehil yapıyor mu !?
Veya hukuk fakültesinden alınan diploma mezunlarını liyakatli adaletli birer yargıç avukat yapıyor mu ?
Haydi bunu irdeleyelim..
Bir kere Devlet-i âliyeyi; Şeriatı lağv edip -Sultanla birlikte Allah’ı da tahtından indirmiş!- bir ekibin kurduğu laik cumhuriyet Allah nezdinde icazetsiz, yani kaçaktır. Şeriata muhalif kaçak bir yapının ehliyet-liyakat ölçüleri hakkaniyetli olamaz.. Hele bu ölçüler Fransa’dan İsviçre’den alındıysa

Osmanlı islam devletini yıkmakla Allah’ı da tahtından indirdik diyor inançsız
O yüzden bakın 1980’lerde Diyanet İşleri başkanlığı müftü vaiz olmak için ilahiyat fakültesini yeterli görmemiş ve kendi “Haseki Eğitim Kurumunu” açmış, orada ilahiyat mezunlarına 3 sene MEDRESE eğitimi vererek ancak müftülük vaizlik görevlerine yerleştirmiştir.
Şimdilerde de Diyanet, camilerde imam müezzin olmak için imam-hatip lisesi diplomasını yeterli görmeyerek “Diyanet Akademi” denilen 1 yıllık yatılı kursu açarak onu mecbur tutmaktadır.
Yani Din hizmetini yürüten Diyanet teşkilatı bizzat ikrar ve itiraf etmektedir ki Milli Eğitimin okulları camiye minareye kürsüye iftaya liyakatli kadrolar yetiştirmekten geridir, yetersizdir.
Alternatif Yöntemler
Merhum Turgut Özal döneminde bir tek sınavla ortaokul diploması bir sınavla da lise imam-hatip lisesi diploması alınıyordu. Hiç okula da gitmeden. Kuran kurslarinda okuyan nice arkadaşımız bu imkandan yararlandılar ve diplomalarını aldılar.
Demekki gerçek diploma devletin verdiği evrak, nasıl verirse versin
Hafızlık Diploması
Senede 3 defa müftülükler sınav açar ve Kur’an’ı ezberlemiş kişiler bu sınava girerek diplomalarını alırlar. Sınava girişin iki çeşidi vardır, diyanete bağlı bir hafızlık kursunda hafızlığını yapmış olarak o kursun listesinden girmek, veya dışarıdan girmek. Yani ben evde Kur’an’ı ezberledim buyurun beni imtihan edin” der gibi..
Hafızlık imtihanına dışarıdan girmek, resmi bir kurumda bulunmadan katılma imkanı olduğu gibi Geleneksel din eğitimi denilen medreselerde okumuş talebeler âlimler için de imamlık müezzinlik yolu açık olmalı dışarıdan imtihanlara katılarak rüştünü ispat edenlere görev verilmelidir.
Böylece medreselerin önü açılmış olur ve geleneksel eğitimle resmi eğitim arasında bir rekabet bir yarış açılmış olarak eğitimin seviyesi kendiliğinden yükselir
Açık lise problemleri
Bülent Ecevit dönemine kadar okula gitme zorunluluğu olmadan Kur’an talebeleri dışarıdan imtihanları vererek sınıf geçiyor ve dört yılın sonunda imam hatip lisesi diplomasını alabiliyordu. Ecevit hükümeti Kur’an kurslarının önünü kapatmak için hafta sonu okula devam zorunluğu getirdi. İlk yıllar cumartesi veya pazar günü ikisinden birini talebe seçebiliyordu. Kur’an talebeleri de pazar gününü seçerek işini hallediyordu. Son yıllarda İmam Hatip liseleri Pazar günü ders açmayı iptal ederek talebeyi cumartesi gününe mecbur bırakmışlardır. Medreselerde cumartesi öğleye kadar eğitim devam ettiği için talebe okula devam edemiyor ve sınıfta kalıyor..
İsa Erdoğan
Yorum Yapılmamış