RABITA ; Hayırla Terbiye Aracı

Soru: Gözü kapatıp şeyh efendiyi düşünmek (rabıta) dinde yok diyorlar.. Onlara en güzel ve kati cevabımız ne olmalı ? Kısa cevap: Dinde böyle bir yasak da yok. Madem ki rabıta yasak değil ve madem ki faydalı, hayra vesile.. demek ki sorun yok: caiz Uzun cevap: Dinde okul yapın yok Coğrafya okuyun yok Tarih yazın yok Fizik kimya yok Matematik okuyun yok Minare yapın yok Kubbe yapın yok Ameliyat yapın yok Organ nakli yok Kan bağışı yok Kulup açın yok Otel yapın yok Araba yapın yok Tren tramvay yok Dernek açın yok Kitap yazın yok Televizyon açın yok Radyo yapın yok Internete girin yok Filim çevirin yok Tiyatro oynayın yok Rehabilitasyon yok Onkoloji üroloji yok Binlerce yok yok! Ama bütün bunlar bizde çok! Islam bize ahiret saadetimiz için en gerekli olanı emreder, sevimli olanı tavsiye eder, zararlı olanı da yasak eder. Emir (farz) tavsiye (sünnet) ve yasak (haram) dışında kalan koca bir dünya daha var ki (mubah dairesi) en geniş dairedir ve yukarıda dinde yok listesinde bulunan maddelerin hepsi birer mübah olarak insanlara serbest edilmiş yaşam eğitim eğlence gereçleridir. Mubah ne yapılması ne de yapılmaması sevap veya günah olmayan iştir. Ancak bir mübah farz veya sünnete vesile olursa o zaman sevaba dönüşür….

MEHMET GÖRMEZ ILE RÖPORTAJ AHMET TAŞGETİREN

  MEHMET GÖRMEZ İLE ÜMMETİN MESELELERİ ÜZERİNE TARİH: 18 AĞUSTOS 2016  RÖPORTAJ Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez ile ümmetin meseleleri üzerine muhâsebe… Ahmet Taşgetiren: Muhterem hocam yoğun bir gündeminiz var. Bu yoğunluk içerisinde ufuk turu diyebileceğimiz bir sohbeti kabul buyurup, zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Hocam İslam’ın mesajının topluma taşınması Diyanetin gönüllüleriyle oluyor. Siz onlara ‘atanmış din görevlisi yok, adanmış din gönüllüsü olacağız’ diyorsunuz. Mihraplarda, kürsülerde, minberlerde sayıları yüzbinleri bulan, sizin tabirinizle ‘din gönüllüsü’ istihdam ediliyor. Bunlar imam hatip liseleri, ilahiyat fakülteleri, belki son zamanlarda bir miktar doğu, güneydoğuda medreselerde eğitim alıyorlar. Bu eğitim kademelerinin yetiştirdiği insanların kaliteleri, eğitim seviyeleri yeterli mi? Çünkü siz camileri bir sosyal merkez gibi, toplum hayatının merkezi gibi düşünüyorsunuz. Bu ne oranda sağlanabiliyor. Bu noktada tespitleriniz nelerdir? Prof. Dr. Mehmet Görmez: Çok teşekkür ediyorum, Allah razı olsun. Bu soru hayati bir soru. Geleceğimiz açısından çok önemli. Doğrusu bizim medeniyet tarihimizde mihrap görevlisi, minber görevlisi, yahut din gönüllüsü dediğimiz insanlar mihrabın dışında bir yerde yetişmemişlerdi. Mihrabın içinde yetiştiler. Kadim geleneklerimizde mabed ile medrese iç içeydi. Mihrap kendi imamını yetiştiriyordu, minber kendi hatibini yetiştiriyordu, kürsü kendi vaizini yetiştiriyordu. Fakat modern zamanlarda, yani medrese – mektep ihtilafı ortaya çıktıktan sonra, daha çok caminin dışında bir…

Ayakta Su İçmek Caiz midir ?

Allahın Adıyla Peygamber efendimiz ayakta su içmeyi yasaklamıştır. [Müslim] bununla birlikte zemzemi ve abdest artığı suyu ayakta içmiştir. Hz Ali de bir mescidde abdest almış ve ayakta artan suyu içmiştir. Alimler bu hadislerin arasını şöyle buldular: A_ Anlaşılan o ki ayakta içmeyi yasaklaması haramlık için değil (tenzihi) mekruh olduğu içindir. Hacet anında ayakta da içilebilir B_ İçilen su şifa için olursa ayakta içilebilir. Nitekim zemzem de abdest artığı da şifalı sudur ve ayakta içilmiştir. C_ Usul-u hadis ilminde kaide şudur: Peygamberin sözü ile fiili çelişirse fiili terkedilir sözü alınır. Madem ayakta içmeyin buyurdu içmeyiz, kendisi içti ise ona bakmayız. Netice: _Sünnet olan suyu oturarak içmektir _Zemzem ve abdest artığı şifadır, bunların ayakta içilmesi sünnettir. _ve illa suyu ayakta içmek mekruhtur bunu alışkanlık haline getirmemek kaydıyla ayakta da içilse günah olmaz. Duruma göre.. Şeyhimiz İmam Mahmud Efendi de suyu oturarak üç nefeste besmele ile içmeye çok tembih eder ve ancak zemzemi ve abdestten artan suyu kıbleye muteveccih ayakta içmektedir. İsaErdoğan, Sarıkaya Yozgat 19.08.2016 فقد أخرج مسلم في صحيحه عن أنس بن مالك رضي الله تعالى عنه أن النبي صلى الله عليه وسلم: “زجر عن الشرب قائماً”. فهذا الحديث الصحيح صريح في النهي عن الشرب قائماً، ولكن ثبت أيضاً أنه صلى الله…

Cumaya Açılan: YENİKAPI

Allahın El-Vahid ismi şerifi ile.. Cuma toplanmak bir araya gelmek demektir. Hafta boyu mahalle camisinde, kendi evinde, işyerinde dağınık şekilde namazlarını kılan müslümanlar Cuma günü toplanır, bir araya gelirler. Cumanın hikmeti de budur: bir araya gelme, Dağınıklığı giderme. Bu sebeple bir şehirde yalnız bir yerde kılınır” demiş İslam Müctehitleri. Cuma namazı akabinde 4 rekat kılınan son öğle namazı ‘zuhru ahir‘ Vehbi Zuhayl’in kaleme aldığı Islam Fıkhı kitabında ‘Hanefi mezhebince vacip’ olduğu kayıtlıdır. Sebebi, bu zamanda cuma namazı şartlarına riayet edilmediği.. Bu şartlardan biri: “bir şehirde yalnızca bir yerde kılınması gerektiği” Zuhr-i ahir’i inkar eden, ihmal eden kesim yıllarca şöyle dediler : “şehirler artık çok kalabalık koca İstanbulu bir yerde nasıl toplayacaksın! Bu yüzden bu zamanda bu şart düşer ve her camide cuma kılmak geçerli olur! Öyle ise artık zuhru ahir kılmak gerekmez!” Bu izah bazılarımıza mantıklı geldi ve hemen zuhr-u ahir kılmayı terkettik. Hatta Kayseri İzmir gibi bazı illerde Müftülük eliyle zuhr-u ahir namazı cebren iptal edildi.. Bu iptalciler ve ihmalciler büyük yanılgı içinde idiler. 7 ağustos 2016 Yenikapı mitingi bunu açıkça gösterdi. “Zuhru Ahir kılmak vacip” diyenlerin isabetli olan taraf olduğunu da böylece isbat etti. Yenikapı Mitingi  Haberler bu yönde “Dün 5 milyon insan Cumhurbaşkanı çağrısıyla Yenikapı miting alanında…

Darbeyi Önleyen Allahtır

Allahın Adıyla Bugün Bilal-i Habeşi camiinde öğle vaazı konusu “Kullar Allahı hakkıyla takdir etmediler ‘Allah beşere bir şey indirmiş değil’ dediler..” [Enam:91] Ayetinin tefsiri idi. Tarzım şudur: Önümde duran Mushafı rast gele açar gözümün değdiği yeri ders yaparım. Ne garip bir tesadüf! ki bir önceki dersim de aynı mevzuda idi Hacc suresi 74. Ayette yüce Allah “Allahı hakkıyla takdir etmediler. Allah Kaviyy ve Azizdir.” buyurmuştu. Anladım ki bu tesadüf değil. İlahi irade bu konu üzerinde durmamızı murad ediyor. “İnsanlar Allahtan gelen bilgiyi hidayeti inayeti inkar ettiler. Allahı gereğince takdir etmediler.” Derken Allah inkarcılara gücendiğini beyan etmiştir. Bu inkar bazen İlahi kitapları yok sayarak bazen de onları bir şey saymayarak olmakta. ‘Kurana inanan Müslüman cemiyetler bu sebeple batıdan geri kaldılar teknolojide fende bilimde terakki edemediler!’ sözleri bu inkarın çağdaş versiyonudur. Halbuki bütün ilimler, bütün nimetler semadan indi. Maddi terakkinin temeli olan buluşların tamamı da semavidir. Kumdan camın nasıl yapılacağı, demirin nasıl işleneceği, ateş nedir nasıl yakılır ve hatta yünden pamuktan ketenden nasıl giysi yapılacağı bile peygamberler tarafından insanlığa öğretilmiş Allahın lütuflarıdır. Ve şalvar.. Şalvarı insanlığa öğreten de Allahtır. Pantolon ile şalvar aynı şey, bacaktan giyilir belde bağlanır. Geniş olanına şalvar boru gibi dar olanına da pantolon denir “İlk şalvar giyen İbrahim…

“HAKİMİYET MİLLETİN” Sözü Doğru Mu ?

Allahın Adıyla.. O Alim ve Hakimdir. Hakimiyet Milletindir’ sözünün demokrasi, yani halkın kendi kendini yönetmesi sistemi, ile ilişkisi açıktır. Müslümanlardan bir kesim yıllarca bu söze ‘küfür şirk’ nazarıyla baktılar ve nefretle reddettiler. Diğer kesim ise serbestçe telaffuz ediyor, ulvi bir hakikat gibi yere göğe yazıp savunuyor. Başarısız darbenin bastırıldığı bu günlerde- meydanlar, bildbordlar, reklam panoları afişler bu sloganla doldu. Nereye baksak HAKİMİYET MİLLETİNDİR yazısını görüyoruz..   Kurana inanan Müslümanlar olarak soruyoruz tabi.. Nasıl tepki vermeliyiz ?   Şirk ve küfür sayıp buğuz mu etmeli ? Doğru bir mahmile oturtup savunmalı mı ? Yoksa umursamayıp geçiştirmeli mi ?   Evvela sözü tahlil edelim, etimolojik kökenlerine inelim.   Hakimiyet “hakim olmak” demektir. Hâkim ise hüküm koyan, karar veren, sahip olan, kontrolü elde tutan ve yöneten demektir. Burada hüküm=yargı.   Şu halde hakimiyetin manası: Hüküm vermek, yargılamak, karar vermek ve yönetmek demek oldu.   Millet ise Kuranda “din” demektir. “Sonra sana İbrahim’in milletine (yani dinine, inancına) tabi ol diye vahyettik, o müşriklerden olmadı. [Nahl:123] ayetinde görüldüğü gibi millet din demektir. “Hakimiyet milletin” sözde ise Millet “halk” demektir. Bir ülkede, bir ülkü etrafında toplanmış insanlar topluluğuna Türkçede millet diyoruz.   Şimdi soru şu:   HAKİMİYET KAYITSIZ ŞARTSIZ ALLAH’IN mıdır ? yoksa Allah insana hakimiyet yetkisi vermiş…

Sınav Sorularını Veriyorum

Allahın Adıyla Bugün 26 tem 2016.. 15 temmuz darbe girişimi üzerinden 10 gün sonra. Tayyip hükümeti darbe kalkışmasını milletin can-huruş mudafaasiyla birlikte bertaraf etmiş, darbe şokunu üzerinden atmış ve sıra darbeci generalleri erleri memurları hatta yardım eden sivilleri tevkıf edip sorgulama süreci başlatmıştır. Cemaate ait tüm binalar yurtlar dershaneler evler basılıyor insanlar kelepçeler içinde karakollara mahkemelere götürülüyor.. Cemaatin ibadet eden alt tabaka üyeleri.. bazıları tanıdık, bazıları eski arkadaşlarımız, akrabalarımız. Üzerimizde hakları var, iman ve karabetten kaynaklanan.. Onlar düştüler ve düştükleri çukurdan bize ‘lütfen yardım edin’ hissiyatı içinde gözlerimize bakıyorlar    Peygamber Efendimiz sas : “Kardeşinize yardım edin; zalim de olsa, mazlum da olsa yardım edin” deyince sahabeler: Ya Rasulallah mazluma yardım etmeyi anlıyoruz da zalime nasıl yardım edeceğiz ? diye sormuşlar, Allah Rasulu sas: Elinden tutup zulmünü engelleyerek.” Buyurmuştur.   Bu yazı, ilgili hakların ifası için uzattığım son el.   Onlara alışık oldukları türden bir yardım yapmak istiyorum; sınav sorularını vereceğim. Şimdi bir çoğu işinden maaşından oldu, soruşturma geçiriyor, sorgulanacaklar.. Uzun yıllar hapishanelerde çürümek, aile ve çocukları perişan olmak söz konusu..   Sorgu esnasında ne söylemeliler ? Nasıl hareket etmeliler ? Nasıl ederlerse mahvettikleri hayatlarını yeniden kazanabilirler ? Anadolu halkıyla nasıl yeniden karışabilir ? Ve en önemlisi Ahirette nasıl kurtulurlar, anlatmak…

Demokrasi Şehidi !

Allahın Adıyla İmanlı yürekleri inciten bir tabir: demokrasi şehidi! Bu tıpkı kutsal kafir! mübarek ateist! demek gibi karışık bir tabirdir. Bu karışmışlığın İslamda adı: ŞİRK ! Uluhiyet koltuğuna Allahla beraber kendi putunu da oturtmak! Ibadete, duaya, tevekkule, yaşam gayesine kendi putunu da karıştırmak, araya onu da sokuşturmak neyse bu da odur. Şirk kelime olarak şirketten gelir ve ortak etmek demektir. Batılı hakka ortak etmek. Pisliği Pak olana bulaştırmak demektir ‘şirk’ Demokrasi nefsin yolunda beşeri ve şeytani bir icat, nefsin arzularına, hegemonyasına hizmet eden süfli yönetim adı. Şeriat ise ALLAH yolunda İlahi buyruklara teslim olmaya, nefsi Hakka boyun eğdirmeye hizmet eden ulvi idare. Şehit canını Hak yolunda verenin adı, şehitlik Allahın ona verdiği bir rütbedir. Bu rütbeyi ancak Allah verir ve ancak kendi uğrunda telef olana verir.. Bu halk Demokrasi için canını vermedi Vatan iman namus mal ve nesil mudafası için verildi canlar.. Bu aynen Hak yoludur ve telef olanlar evet ‘Şehit’tir. Şimdi böylesi ilahi ve hakkani bir mevzuya batıl laflar karıştırmak ve durumu ‘demokrasi şehidi’ lakırdırısıyla ifade etmek aynen hakka batıl karıştırmaktır ve işte şirktir. Şimdi bu lakırdıyı edenler eğer bunu gaflet ve cehalet ile yapıyorlarsa yapanın sıfatı: şirk-i cehli’dir. Yok kasten ve ihaneten yapıyorsa yapanın durumu: şirk-i inadidir. Al…

Furkan Vakfı Bayram Fitnesi

Allah’ın Adıyla..  Alpaslan Kuytulun başını çektiği bu Furkan Vakfının fitneye meyyal uyumsuz ve marjinal tavrı daha önce konu edildi, uyarılar yapıldı. Geçen Ramazan Bayramında (05.07.2016) aynı vakıf bildik tavrını ve fitneci duruşunu sürdürdü ve uyarılarımızda haklı olduğumuzu gösterdi. Bütün Türkiye salı günü Ramazan Bayramı yaparken bunlar “nasipsiz köpek bayramda oruç tutarmış” atasözüne uygun olarak bayramda oruç tuttular ve fitnelerini de utanmadan dine yamamak istediler. Güya bir basın açıklaması yaparak salı günü oruç tutacaklarını çarşamba günü bayram yapacaklarını, bunu yaparken de dünya Müslümanları ile ortak hareket edeceklerini! çünkü Hilal’in görülmediğini! böyle durumlarda ramazanın 30’a yükseltilmesi gerektiği vs söylediler.   Birincisi: Bir ülke halkının kendi içinde birliği koruması Din-i İslamın, Sünnet-i Rasulullah’ın en büyük ve en önemli kaidesidir. Kurana ve Sünnete bu kadar açık muhalefet eden sonra sünnete uymaktan bahseden Furkan Vakfının tavrı alçakca münafıklıktır.   İkincisi: Hilal ehlince görülmüştür. Diyanet Teşkilatı ilgili kurumun raporunu baz alarak bas bas bağırıyor Hilal Amerika kıtası güneyinde oluştu uzmanlarımızca tespit edildi, işte açısı konumu, işte resimler diye..   Nitekim İslam tarihinin hiç bir döneminde hilal halk tarafından görülmemiş, sayılı uzman bilgili kişilerin dikkatli gözlemleriyle çok kısa bir zaman dilimi içinde görülmüş ve saniyler içinde yeniden ihtifa eylemiştir. Ve Tarih boyunca Orucu ve Bayramları mevcut Yöneticiler…

Diyanet Reisinin Sakalı Şerif Yorumu

Diyanet Sayın Başkanım bir kelam etmiş: Hz Peygamber şimdi bunu görse sakal-ı şerif ziyaretlerini önce o yasaklardı” demiş. Bir din adamı ve diyanet imamı olarak bence de bu kelam hakikata mutabık değil. Ancak surçü lisan etti diye Başkanı topa tutmanın afişe etmenin reddiye düzme kuyruğuna girmenin alemi yok. Bunun kimseye faydası olmaz. Zaman ayrışma ayrılıkları ön plana çıkarma zamanı değil. Zaman hataları kapatma kusurlara karşı kulağı tıkama gözleri yumma zamanı. Çünkü düşman çok kinli ve ilk fırsatta bizleri kininde boğmaya yeminli. Velev ilmi bir reddiye yapılacak ise yapıcı üslup içinde olmalı bu. Kırmadan makamın saygınlığına riayet ederek edeple yapılmalı.. ‘Bu başkan zaten şöyle kusurlu böyle özürlü idi’ kabilinden eski bohçaları karıştırıp dökmek ne kadar ahlaki ne kadar faydalı ?! Diyanet diyanet olalı böyle müsbet faydalı bir başkan görmedi. Medrese kökenli ve medreseleri geliştirmeye azimli. 1000 kadar medreseden icazetli ilim ehlini bir kalemde diyanet çatısı altına alan biri. Atalet ve rehavet içinde bocalayan 140 000 diyanet personelini harekete geçirmek canlandırmak için çırpınan biri.. Gelelim reddiyecilerin deliline.. Allah Rasulu sas saçını kestirdiği bir defasında sahabeyi görevlendiriyor “Al bu telleri insanlara dağıt” buyuruyor. Bu hadisten kime ait olduğu kesin belli olmayan bir telin dış muhafaza camını çabuk çabuk öpmek için kuyruğa girmenin caiz…

Tövbe Suresi Başında Besmele Neden Yok

Allahın Adıyla Bu sorunun beş türlü cevabı var: 1) Tövbe Suresi müşriklerle yapılan anlaşmanın gizli ihanetlerinden sebep geçersiz kılındığını ilan eder. Araplarda bir anlaşma bozumu ilan edildiğinde besmele söylenmez idi başında. 2) Tövbe Suresi Bakara kadar uzun idi. Başından epey bir miktarı nesh edildi. Besmele o neshedilen kısım içinde gitti ve yazılmadı. 3) Peygamber Efendimiz gelen vahyi katiplere yazdırırken şöyle derdi: bunu içinde şu tür anlatım olan sureye ilave edin.. Tövbe suresinin ayetleri mevzuları Enfal suresinin ayetleriyle benzeştiği için onun peşine yazdılar 4) Hz Osman döneminde kitap nusha edilirken Sahabeler ihtilaf ettiler. Enfal ile Tövbe bir suredir diyen oldu. Hayır ayrı iki sure diyen oldu. Ayrı sureler diyenlerin görüşünü yansıtmak için araya bir miktar boşluk bırakıldı. Bir tek sure diyenlerin görüşünü yansıtmak için de Tövbe nin başına besmele yazılmadı. 5) Haz Aliye bu soru soruldu neden Tövbe Suresinin başında besmele yazılı değil? Şöyle cevap verdi: Besmele rahmettir emniyettir. Halbu ki bu sure müşriklere gazap ve rest için nazil olmuştur. Besmele bu gayeye aykırıdır. Tefsir El Cami liahkam il-Kuran Imam Kurtbi وٱختلف العلماء في سبب سقوط البسملة من أوّل هذه السورة على أقوال خمسة: الأوّل ـ أنه قيل كان من شأن العرب في زمانها في الجاهلية، إذا كان بينهم وبين قوم…

Fitre – Fıtır Sadakası

Allahın Adıyla Fitre ramazan ayı içinde oruçların kabulu hataların keffareti Allaha şükür için fakire verilen bir sadakadır. “Fitre verilmeden oruçlar Allaha yükseltilmez semada askıda kalır.” Buyuruyor Allah rasulü sas _Kurban kesebilen fitre de verir. _Zekat alabilen fitre de alır. _Bayram namazı öncesinde verilmiş olmalıdır. _Ailede kaç kişi varsa o kadar fitre verilir. Aile reisi herkes için verir. _Reşit olan aile fertleri için veriyorsa haber vermelidir senin fitreni veriyorum demelidir. _Fitre miktarı fakirin bir günlük yiyeceğini karşılayacak miktardir. Bu sene 15 lira olarak tespit edildi. Daha fazla verilirse iyi olur. _Para yerine kumanya verilirse olur. Elbise eşya vs olmaz _Fidye miktarı ile fitre miktarı aynıdır.

Arabistan’da Bayram Hilali Görüldü ise ?
Dini Hüküm , Türkiye Gündemi / 5 Temmuz 2016

Allah’ın Adıyla.. Soru: Biz Türkiye’de yaşayan Müslümanlar olarak Diyanet’in hesabına göre yarın (2016) Ramazan ayının 30. günü olacağı için oruca devam edeceğiz ancak Arabistan ve dünyanın farklı yerlerinden yarın bayram yapacaklarına dair haberler geliyor. Bu durumda ne yapmalıyız ? CEVAP: İslam Dininin en önemli prensiplerinden biri cemaatten ayrılmamak, toplu hareket etmektir. Bu toplu hareketin de aslı esası başında bulunan idareciye itaat etmek, isyan ve kargaşa çıkarmamaktır. Özellikle Ramazan’ın ilk ve son günlerinin tespiti şahsi ve ferdi bir şekilde olacak işler değildir. Müslümanların velayetini üstlenen otoritenin ilanı ile olabilir ancak. Hatta bir adam hilali gözetlese ve gözleriyle hilal’ı gerçekten görmüş olsa çıkıp bunu halka ilan edemez, bundan duyanlar da ona göre hareket edemezler. Yapılması gereken bunu dini otoriteye bildirmektir. Onlar da değerlendirme yaparlar ve sonucu halka ilan ederler. Geçerli olan bu ilandır. Müslümanları bağlayan budur. Allah katında bundan sorumluyuz. Fesbuktan televizyondan duyulan bilgi bulgu kırıntılarına uymaktan sorumlu değiliz. Suudi Arabistan’a uymaktan da sorumlu değiliz. Diyelim ki bizim idareciler ve ilgili kurum isabet edemedi.. Müslümanlara hiç bir zarar ve vebal yok. “Kanama abdesti bozar, yok bozmaz” diyen iki müçtehitten birine uyan halkların sorumlu olmadığı gibi. Yaşadığı ülke halkına ve idarecisine muhalif olarak tek başına yarın oruç tutacak kişiler bayramda oruç tutan gibidir,…

Allah Kimleri Sever ?

Allah Şu Kullarını Sever: _Allah Peygamberine ittiba edeni sever. Ali Imran 31 _Allah Muhsin olanı (ihsan sahibini) sever. Bakara 195, Ali imran 134 _Allah Aşırı Tövbe edenleri sever. Bakara 222 _Allah Temiz kalanları sever. Bakara 222, Tevbe 108 _Allah Takva sahibini sever. Ali imran 76, Tevbe 4 _Allah Cihad yolunda Sabır ve sebat edeni sever. Ali imran 146 _Allah Tevekkül edenleri sever. Ali imran 159 _Allah adaletli olanı sever. Maide 42, Hucurat 9 _Allah Müslümana karşı alçak gönüllü, kafire karşı izzet ve vakarlı olanı sever. Maide 56 _Allah kınanmaktan yerilmekten çekinmeden Allah yolunda cihad edeni sever. Maide 56 _Allah saf düzeni içinde birbirine kenetlenmiş olarak Allah yolunda mücadele edenleri sever. Saff 4 Hadis-i Şerif: Allahın yanında ki kadir ve kıymetini bilmek isteyen kişi baksın Allah onun yanında ne kadar kıymetli !?

Yüksek Paça Modasına Alçak Tepki !
Dini Hüküm , Türkiye Gündemi / 11 Haziran 2016

Şimdilerde yüksek paça moda imiş.. Tepki duyan duyana.. Lanet okuyan iğrenen söven gırla.. Avrupanın batı-l modasına toptan küfretmiş muvahhit Ehli Sünnet neferler olarak diyoruz ki: Yüksek paça modasına neden bu kadar tepki ? Ey ham softa cahil mollalar.. Bu fransız pantolonu yerlere kadar sürünürken sesiniz çıkmaz tepki göstermezdiniz.. Halbuki o haliyle yerin pisliğini süpürür sonra o pisliği camiye eve taşırdı.. ve paçaların yere değecek uzunlukta olması Allah Rasulunun beyanıyle cehennemlik kibir alameti idi.. Şimdi ise moda moda olalı ilk defa (şalvar modası hariç) İslamca bir şekil aldı.. Paçalar İslamın koyduğu ölçüye yükseldi.. Bakıyorum sofusu sufisi okumuşu cahili tepki gösteriyor lanet okuyor.. Paçaların kısa ve yukarıda olması ise Allah Rasulunun mübarek sünnetidir ve fasık ilahiyatçıların kustuğu gibi sıradan bir adet değildir çünkü Allah Rasulu sas biraz uzun giyinmiş olan sahabesine müdahale etmiş kendisine o hususta da benzemesini istemiştir. Hadisi Şerif: Tirmizi ve Ebu Davudun rivayetinde Allah Rasulu sas paçaları yere kadar uzun olan bir sahabeye arkasından seslenir: “Hey.. Şalvarını/izarını yukarı tut çünkü o daha korunaklı ve daha kalıcıdır” Sahabe diyor: Arkama baktım meğer bana seslenen Allah rasulü imiş.. Dedim ‘havalar soğuk ya Rasulallah‘ Dedi: Ya Beni örnek almaz mısın ? Baktım ki Onun şalvarı/izarı ziraının (alt bacağın) yarısına kadar geliyordu. Hasılı…

Haremlik Selamlık; Bir Kuran Uygulaması

Haremlik-Selamlık, mahrem olmayan erkek ve kadınların evde işte, okulda düğün ve dernekte ayrı ayrı oturmaları demektir. Haremlik selamlık Yüce Allahın mümin kullarından talep ettiği oturma/yaşama şeklidir. Allah erkek ve kadını birbirine karşı cazibeli yaratmış sonra da araya hail ve kısıtlamalar koymuştur. Özellikle zinayı kesin bir dille yasaklamıştır. Zinadan sakınma işine Hazreti Allah o kadar ehemmiyet vermektedir ki bu uğurda yalnızca zinayı yasaklamakla kalmıyor, zinaya götürecek giyiniş bakış düşünüş ve dokunuş gibi her türlü sebep ve yolları da yasaklamaktadır. İşte haremlik selamlık farizası bu noktada ortaya çıkıyor. Çünkü zina ve sebeb-i zina olan durumları en kesin ve etkili bir şekilde ortadan kaldırmak bu uygulama ile ancak mümkün olabiliyor. Haremlik selamlığı gerektiren ilahi buyruklar: 1. Ayet: Ve dahi zinaya yaklaşmayın çünkü o fuhuştur ve çok kötü bir yoldur. _Allah zina fiilini zaten yasak etmiş, bu ayette ise zinaya yaklaşmayı özellikle yasak ediyor. Nedir zinaya yaklaşmak? Kadın erkek karma oturmalar bakışmalar konuşmalar ve gereksiz görüşmeler hepsi zinaya yaklaşmaktır. Haremlik selamlık uygulaması ise Allah buyruğunu dinleyerek zina yollarını kapatmak, zinadan uzak durarak Hakkın rızasına yakın durmaktır. 2. Ayet: Söyle inançlı erkeklere bakışlarını kıssınlar ve namuslarını korusunlar. İnançlı hanımlara da söyle bakışlarını kıssınlar ve namuslarını korusunlar. _Bu ayette Allah açık bir şekilde karşı cinse atılacak…

Hacamat Mı Kan Vermek Mi ?

Allahın Şafî İsmiyle.. Soru: Peygamber efendimizin tavsiyeleri üzerine hacamat olmak istiyoruz ancak nereden olacağımızı bilmiyoruz. Piyasada bu işi yapan bir çok hacamatçı var lakin bu sağlık meselesi.. bunları ne denli işin ehli olduklarını bilmiyoruz. Hastanede kan vermek hacamat yerine geçer mi ? Cevap: Hacamat iki sebepten yapılır: A) Ağrıyı tedavi etmek için B) ölümden ve marazdan korunmak için ve) Sırf Rasulullah yaptırdığı için Peygamber Efendimiz’in sas zehirlendiği vakitte ve genel itibarla bir ağrısı olduğu durumlarda hacamat yaptırmışlardır.. Hadisi şerif: Allah rasulü sas bir defasında darbe/ağrıdan ötürü baldırından, bir defa ayağında olan ağrıdan ötürü ayağının üst kısmından, bir defa ise mübarek başında olan ağrı/migrenden ötürü başından hacamat yaptırmışlardır.” [1] Hacamat noktaları nerelerdir ? Rasulullah Efendimiz mübarek başından (Buhâri), iki omuz arasından (kahil) (Ebû Dâvûd), boyunun sağ ve solunda bulunan damarlardan (ahdaayn) (Ebû Dâvûd), baldır ve ayağın üstünden (Buhârî) hacamat yaptırdıkları bize haber vermektedir. Anlaşılan Allah Rasulü ağrıyı tedavi etme amaçlı defaaten hacamat yaptırmış ve ağrı nerede ise hacamatı da oradan yaptırmıştır. B) Hacamatta diğer maksat korunma gayesiyle yapılandır. Yani bir çok hadiste belirtildiği üzere vücutta bulunan fazla kan kalbe aşırı yük ve basınç yapar ve bir çok kişi bu sebepten ölür farkında bile değillerdir. Bu maksada binaen alınan kanın nereden alınacağını…

Kadın Pantolon ve Avret

Allahın Adıyla Soru: Kadın diğer kadınlar ortamında kot pantolonu ile durabilir mi ? Kot pantolonu dış giysisi altından giyebilir mi ? Cevap: Kadın kendi evinde[1] diğer müslüman hanım[2] misafirleri arasında nispeten rahat, çarşafsız başı kolu ayağı açık durabilir. Ancak etini butunu ortaya koyan pantolon giyemez. Üç sebepten dolayı: 1. Pantolon erkek giysisi idi kadınlara sonradan giydirdiler. Erkekler kadın kıyafeti giyemez kadınlar erkek kıyafeti giyemez, caiz değildir. Lanet sebebidir. 2. Kadın kıyafeti sayılsa bile pantolon, avrupa ve amerikanın adet ve modasıdır. Bir müslümanın ehl-i küfrün modasına uyması rezilliktir caiz değildir. 3. Kadının kadına karşı avreti göbekle diz kapağı arasıdır. Bu mahalli islami ölçüye göre örtmelidir. Ölçü: ten rengini göstermeyecek kadar kalın ve bedeni belli etmeyecek kadar geniş olmalı. Pantolon ise dardır bedeni endamı resmeder caiz değildir. [1] Kadın kendi evinde kadın misafirleri içinde nispeten rahattır dedik zira başkasının evinde işyerinde çarşı dükkanda giysi deneme kabininde yüzme havuzu spor salonu soyunma odalarında.. hasılı kendi evi dışında bir kadının soyunması, tesettürden çıkması caiz değil haramdır. Misafirlikte de böyledir. Her an içeri yabancı bir erkek girebilir dikkatiyle tam tesettürlü olmak zorundadır. Kendi evinde gibi rahat olamaz. Her yerde gizli kameraların olduğu herkesin elinde kamera zırt pırt resim video çektiği bu zamanda özellikle kadın tam…

Reisin “Benim Dinim Sünnilik Değil İslam” Sözü Üzerine

Cumhurbaşkanı demiştir : “Benim sünnilik şiilik diye bir dinim yok, benim dinim İslamdır.” Bazı mollalarımız bu sözden alındılar ve sünniliği savunma psikozuyla köşelerinde reise sitem ettiler kimi gazap ettiler, cevaplar serdettiler.. Ehli Sünnetin faziletlerini zikrettiler vs.. Halbuki bu söz doğrudur. Zira Reis bir Din Adamı değil, siyasetçidir. Sözleri de bu bağlamda değerlendirilmelidir. Eğer o sözü bir din adamı söylemiş olsaydı manası: “Müslüman olduktan sonra Sünni olmak şii olmak önemli değil!” olurdu. Bu yanlıştır elbette. Ehli Sünnet olmak gerçek İslam olmak demektir zira. Ancak o sözü söyleyen bir devlet adamıdır ve söz devlet siyaseti bağlamında söylenmiştir yukarıdaki gibi anlaşılamaz. Nedir sözün siyasi bağlamı? Devlet adamının en mühim vazifesi vatan millet bütünlüğünü muhafaza etmek halkını birlik ve huzur içinde tutmak.. Şu zamanda ise Irakta Afganistanda bahusus Suriyede en büyük mezhep savaşı olmakta. Şiiler Sunnilerle karşı karşıya.. İran Arabistana ve Türkiyeye rest çekmiş, kılıçlar çekilmiş ortam gerilmiş mezhep savaşı bütün ortadoğuya yayılması ve hatta Türkiyeye sıçraması an meselesi.. Avrupa Amerika Israil Rusya Çin Kore hepsi aleyhimizde.. Pusuya yatmış ellerini oğuşturuyorlar gizli gizli bu savaşı körüklüyorlar.. Hedef Türkiyeyi karıştırıp parçamak israilin dümen suyuna girecek bir kürt devleti kurmak.. Akibet nev-osmanlı büyük ve güçlü bir türkiye ihtimalini ebediyyen suya gömmek.. Bu hengamede sunni-şii savaşı bulunmaz…

SORU-CEVAP Aralık 2015
Dini Hüküm , Hanefi Fıkhı / 7 Mayıs 2016

18 12 2015, 21:54 – Cihat: Hocam namazı bilerek kazaya bırakmanın hükmü nedir? CEVAP : قال رسول الله صلى الله عليه و سلم من فاته صلاةُ العصر فكانما وُتر اهلُه ومالُه Allah Rasulu buyurdu sas Kim ikindi namazını kaçırırsa bütün ailesini, malı mülkünü kaybetmiş kadar zarar eder. 19 12 2015, 15:17 – ENES: Selamun aleykum hocam namazda imam kiraatte takıldığında yanindaki kişiyi imamı düzeltmesi için dürten kişinin durumu nedir. Namazi bozulur mu? CEVAP : Ve aleykümselam Muhtemelen hareketi yesire ile yapmış olacağından bozulmaz. Ve dahi sebep lizatihi namaz olduğu için.. 19 12 2015, 18:04 – Serkan: Hocam bir polis veya asker nöbet esnasında vakit namazını kaçıracak kadar uzun nöbet tutsa fakat etrafında nöbeti devr alacak kimsede bulunmasa nöbete ara verip namaza dursa bu durumdada belkide insanların Canlarına mal olma ihtimali olduğundan namazı kazaya bırakabilirmi? CEVAP : Namazı hiç bir şekilde kazaya bırakmaya müsade yok. Ancak nöbetçi ise ve düşman korkusu varsa düşmanın geleceği yöne doğru namazını kılar (kıbleden muaf olarak) Secde ve ruku ile.. Bu da çok tehlikeli.. imkan yoksa ayakta ima ile kılar, kılmalıdır 19 12 2015, 19:56 – Ercument: İki isimli olan çocuğa ezan verilirken kulağına iki ismin de okunması gerekir mi? yoksa kullanacağı,ona seslenilecek ismi mi söylemek…