Ölmeyen Diri Allah’ın yüce Adıyla..
Hüseyin Yelek Efendi Hocamız 1938 Giresun Alucra doğumlu. Beyoğlu Okmeydanı Mücahitler camii emektar imam Hatibi..
Mahmud Efendi Hazretlerinin ilk talebelerinden ve tarikatının Beyoğlu vekili. ilim irfan ehli bir çok ihvan ve hocanın şehadetleri ve maşeri vicdanın kanaatleri ile mektum evliyadan bir zatı muhterem
Kendisi Beyoğlu ilçesi Mücahitler Camiinin emektar imamıdır. İlk resmi görev yeri ise Manisa.
Hüseyin Efendi hocamız binlerce ihvan ve talebe yetiştirmiş, Türkiye’de İslam’a hizmetin en zor olduğu yıllarda dahi hizmetine ara vermemiştir. İleri yaşına rağmen beş vakit namazı mutlaka camide kılar, Şeriat ve Tarikatta istikamet sahibiydi . Hüseyin efendi Rasulullah’ın Sünnetlerini ifa etmeye çok dikkatli, içli, duygulu sevgi ve muhabbet dolu bir zat idi.
Her sabah namaz akabinde ihvanla beraber Hatm-i Hacegan okur akabinde Kurandan, sonra Mektubattan sohbet eder, işrak namazını cemaatla birlikte iki iki, dört rekat şeklinde kılar sonra evine geçerdi.. Hüseyin efendi Çağırıldığı her yere gider, özellikle de Medreselere.. “Yaşlıyım yorgunum” demez Allahın ona akıttığı feyz ve irfanı talebelere ihvanlara sevenlerine şevkle aktarır. İhvanla oturup tarikat sohbeti yapmayı Muhabbetullah, Marifetullah konularından konuşmayı çok severdi..
Son derece tevazu ve mahviyet sahibi, sesini kimseye yükseltmemiş, kızdığı kalp kırdığı görülmemiş. Şeyhi Mahmud efendi hazretlerine aşık ve hayran idi. Ondan öğrendiklerini titizlikle aktarırdı. Vefakardır; Allah yolunda sevdiği kadim dostu Ahmet Amcayı çokça yad ederdi.
Okmeydanı, Çıksalın’da görev yaptığım iki yılı aşkın sürede Hüseyin Efendinin manevi derinliğine ilim ve irfanına, güzel ahlakına şahit oldum. Onu tanımakla şerefyab oldum. Efendi hazretlerinin sohbetlerini özlediğimiz bu yıllarda bizlere bir teselli, manevi bir can simidiydi adeta. Ondan mücevher değerinde marifetler ilimler nükteler elde ettim.. Işrakta okunan Mektubatı bana okutur ve beni teşvik için olsa gerek “Isa Hoca Mektubatı sen benden daha iyi anlıyorsun” diyerek iltifat ederdi. Haya ederim. Çevremdeki talebeleri teşvik ve terğib için de “hocanızın kıymetini bilin ondan ayrılmayın” der kime ne söylemesi gerektiğini bilir, hocalara talebelere çok itibar ederdi..
Bir gün bana şöyle demişti “İsa hoca biz buraya (Beyoğlu Okmeydanına) uzun zamandır ders değiştirecek bir vekil arıyoruz. Bizim halimiz deniz içinde su arayan balığın hali gibi olmuş. Senden iyisini mi bulacağız. Fülânca hocayla görüşeyim de bu işi halledelim..” dedi. Ancak fakir imam olup gidince o iş de olmadı.
Bir sabah Onun camisi Mücahitler Camiinde isteği üzerine namazı kıldırdım. “O Namazdan aldığım hazzı unutamıyorum” der ve benim imam olmam için dua ederdi. Ve derken hükümet bir defalığına mahsus ‘medrese hocalarını camilere imam olma kanunu’ çıkardı ve hiç ummadığım bir surette beklemediğim bir anda kendini bir camide imam olmuş buldum.
Hocaefendi sünnet ehli bir imam arkasında namazlarını kılmaya çok itina eder, kendi emekli olduktan sonra camisine gelen sünnetsiz memurlardan çok bizar olurdu. Tepkisini göstermek için de çoğu zaman erkenden çıkar giderdi.. Lakin buna rağmen asla camiyi cemaati terk etmezdi. Camisi tekrar boş kalınca -yeni imam gelecekti- bazı hocalara derdini aktardı “mutlaka sünnet ehli bir imam tayin edin bunun için lütfen aracılık edin” diye ricada bulundu.. Hocaefendiye tamam bakacağız demişler lakin alakadar olmamışlar ve yine sünnetsiz biri gelince Hüseyin Efendi buna çok gönül koymuştu. Bu dert ve hasretiyle birlikte de ahirete uful etti.
Hüseyin efendi hocamızdan kaydettiğimiz bazı nakiller:
“Hasköy tarafında bir Kur’an kursunda hafızlık talebesiydim. Hocamız bizi bir yere götürecekti Kuran okuyacaktık. İkindi namazını hasbelkader İsmailağa camiinde kıldık. Mahmud Efendi hz genç sakalları simsiyah bir hocaydı. Namaz sonrasında aşıra kısa bir mana verdi ben onu görünce hayran oldum “işte aradığım hocayı buldum” dedim. Hafızlığımı bitirnce ilk fırsatta gelip intisab ettim Bir daha da ayrılmadım. Efendi hazretlerinden bir miktar arapça okuyunca bana “imam ol” dedi. ben de imtihanlara girdim ve Manisa’ya imamlığım çıktı.”
Manisa’ya imam olarak giderken şeyhim Mahmud efendi hz bana üç nasihat verdi. “Kendini cemaate sevdir, kimseyi kendine yakın dost sırdaş tutma, unutma en yakın dostun en kavi düşmanın olur ve yemek seçme..”
Efendi hazretleri buyurdular : Allahın affedemeyeceği günah yok. İş Ona sevilmek. Allah bir kulunu sevdi mi, bütün günahlarını affeder. Hatta kul haklarını bile..” (22 Şubat 2012 bizim ev)
Efendi hazretleri buyurdular: İhsan makamı ihlas makamından üstündür. İhsan makamı beş peygamberin makamıdır, diğer peygamberlerde bu makamdadır ancak bu beş peygamberin tufeylileri olarak.“
Ayet “Gecenin azında uyumazlardı, seherde istiğfar ederlerdi..” yani “sabaha kadar namaz kılar Allahı zikrederler de yine kendilerini kusurlu ve nakıs bilerek istiğfar ederlerdi..” 23 Şubat 2012 hatm-ı hacegan, Beyoğlu
Efendi Hazretleri buraya Mücahitler camiine gelir hanımlara vaaz ederdi. Ben de imam odasından dinlerdim. Sıra geldi (الذين هم في صلوتهم خاشعون) ayetine. Ben oraya nasıl mana verecek diye pür dikkat kesildim “Sanki Allah’ı görüyor onun huzurunda gibi” buyurdular.
Hüseyin efendinin elinde bir kaç da Mahmud Efendi Hazretlerinin ona yazdığı mektupları vardı. Mahmut Eren Hoca’nın talebeleri geldiler benden onları aldılar” diye aktarmıştı
Hüseyin efendi hocamız bir gün ihvana şöyle demişti: “Arkadaşlar ben sizleri seviyorum. Eğer sizi sevmezsem bu sizin değil, benim kabahatim olur.” Işte bu söz, ondan duyduğum, elmas değerinde en kıymetli bir nasihat.
Hüseyin Yelek hocamız dün cuma namazı akabinde 84 yaşında ruhunu Rahmana teslim etti. Kasımpaşa Piyale Paşa camiinden maşeri bir kalabalıkla son yolculuğuna uğurlandı. Allah’ım Ona rahmet eyle. Taksiratını affeyle. Hayatının gayesi olan Cemal-i Bâ Kemâli Seyran etmeye onu nail eyle, şefaatlarına bizi nail eyle.. Amin
Hüseyin Yelek Hocamızın yerini doldurmak imkansız, lakin hizmetlerini Mücahitler Camisinin dernek başkanı muhterem Adem abi devam ettirmektedir. Adem abi her açıdan Hüseyin Efendi hocamızın vekili olmuş, yanından hiç ayrılmamıştır. Ne zaman debdil-i hava ve sıla-i Rahm için köyüne gitse yerine Adem bakar, hatmi haceganı o yaptırırdi Hatta son zamanlar Hüseyin efendi hocamız Hatm-i hacegan okuturken takat getiremez yarısından itibaren Adem abiye bırakır o devam ettirirdi.
—– * —– * —–
Bu kısım da Hasan Basri hoca’dan:
“Hüseyin Yelek hocamızla olan bir konuyu tefsir ve fıkıh derslerimize giren Emin hocamızdan dinlemiştim Bursa’da derslere hala devam etmekte olan hocamız şöyle anlatmıştı
“2008 yılında İstanbul’da üniversite talebesiydim. Pek çok kardeşimizde olduğu gibi bizim üzerimizde de sünnet düşmanlarının tesirleri vardı. Hüseyin hocamız erkeklere sohbet ettiği gibi hanım kardeşlerimize de sohbet ederdi. Eşim ve teyzesi hocamızın sohbetini dinlemeye gittiler geri geldiklerinde Hoca efendi aklımızdan ne geçiyorsa sohbette onları tek tek söyledi dediler. Ben tabii ki böyle bir şeyin olamayacağını, kendilerinin zaten o niyetle gittiklerini ve de sonucun da bu olduğunu onlara söyledim. Sonra bana dediler ki: İstersen git sen de kendin bizzat şahit ol. Ben ilk başta gitmek istemesem de sonra gitmeye karar verdim. Allah kalbimi biliyor ya sohbet dinlemekten ziyade haddimi aşarak hocamızı imtihan etmek niyetiyle gittim sohbet Piyalepaşa’da genişçe salonu olan bir evdeydi. İçerisi epey kalabalıktı. Hoca Efendi o naif üslubuyla Hz Ebubekir’den Hz Ömer’den (r. anhümâ) bahsediyordu. İnsan bildiği şeyleri dinlemekten genellikle sıkılır fakat ben Hoca Efendi’den öyle etkilenmiştim ki sanki başka bir alemin içine girmiştim. Bir an niyetimi hatırladım ve hocamızı imtihan etmek üzere aklımdan bir şeyler geçirmek istedim ki o bunları söylesin. Fakat ne kadar uğraştıysam da aklıma hiçbir şey gelmedi epey bir uğraştıktan sonra Necip Fazıl Kısakürek ve Mehmet Akif Ersoy’un isimleri aklıma geldi Hoca Efendi peşi peşine sohbetle hiç alakası olmamasına rağmen Necip Fazıl’dan bir şiir Mehmet Akif’ten de bir söz söyledi. O an tüylerim diken diken oldu. Sonra bu iş biraz da hoşuma gitti aklımdan başka şeyler geçireyim de hoca bunları da söylesin dedim kendi kendime. O dönemler kıraat alanında ilerlemeyi çok istiyordum hoca Efendi bunun hakkında bir şey söylesin dedim dediğim gibi Hazreti Ebubekir Hazreti Ömer’den (r.anhümâ) bahsediyordu hocamız o esnada. Ve birden sohbeti değiştirip benim gözlerimin içine bakarak; kıraat çok iyidir güzel Kur’an’ımızı güzel okumak çok kıymetlidir fakat kişi kendisini fıkıhta geliştirmelidir fıkıh derin anlayış demektir” diye beni fıkha yönlendirici bir konuşma yaptı. Bir akrabam aklıma geldi bir ara o da benim gibi Kurân-ı Kerim ile ilgili bir şey söylenince benim aklıma göre şöyle benim aklıma göre böyle diyordu. Ben de hoca efendi bunun hakkında bir şeyler söylesin dedim içimden. Yine hoca efendi ile göz göze geldik ve dedi ki: Dinde öyle her şey akla göre olmaz mühim olan nakildir akıl nakle teslim olmak zorundadır.
O gece neredeyse dilim dönmeden hocamızla muhabbet etmiş gibiydim. Elhamdülillah o günden sonra sünnet düşmanlarına en ufak bir meylim bile olmadı. Allah hocamızdan ebediyye l-ebed razı olsun makamların en âlisi ile kendisini merzuk eylesin kendisine de bizleri hayr ul-halef eylesin. Amin” Çalek Kur’an Kursu hocası Hasan Basri Aydın hocanın nakli burada tamam oldu.

Bir yorum
Hocamızla olan bir konuyu tefsir ve fıkıh derslerimize giren Emin hocamızdan dinlemiştim Bursa’da derslere hala devam etmekte olan hocamız şöyle anlatmıştı
Hüseyin yelek hocamız hakkında
“2008 yılında İstanbul’da üniversite talebesiydim. Pek çok kardeşimizde olduğu gibi bizim üzerimizde de sünnet düşmanlarının tesirleri vardı. Hüseyin hocamız erkeklere sohbet ettiği gibi hanım kardeşlerimize de sohbet ederdi. Eşim ve teyzesi hocamızın sohbetini dinlemeye gittiler geri geldiklerinde Hoca efendi aklımızdan ne geçiyorsa sohbette onları tek tek söyledi dediler. Ben tabii ki böyle bir şeyin olamayacağını, kendilerinin zaten o niyetle gittiklerini ve de sonucun da bu olduğunu onlara söyledim. Sonra bana dediler ki: İstersen git sen de kendin bizzat şahit ol. Ben ilk başta gitmek istemesem de sonra gitmeye karar verdim. Allah kalbimi biliyor ya sohbet dinlemekten ziyade haddimi aşarak hocamızı imtihan etmek niyetiyle gittim sohbet Piyalepaşa’da genişçe salonu olan bir evdeydi. İçerisi epey kalabalıktı. Hoca Efendi o naif üslubuyla Hz Ebubekir’den Hz Ömer’den (r. anhümâ) bahsediyordu. İnsan bildiği şeyleri dinlemekten genellikle sıkılır fakat ben Hoca Efendi’den öyle etkilenmiştim ki sanki başka bir alemin içine girmiştim. Bir an niyetimi hatırladım ve hocamızı imtihan etmek üzere aklımdan bir şeyler geçirmek istedim ki o bunları söylesin. Fakat ne kadar uğraştıysam da aklıma hiçbir şey gelmedi epey bir uğraştıktan sonra Necip Fazıl Kısakürek ve Mehmet Akif Ersoy’un isimleri aklıma geldi Hoca Efendi peşi peşine sohbetle hiç alakası olmamasına rağmen Necip Fazıl’dan bir şiir Mehmet Akif’ten de bir söz söyledi. O an tüylerim diken diken oldu Sonra bu iş biraz da hoşuma gitti aklımdan başka şeyler geçireyim de hoca bunları da söylesin dedim kendi kendime. O dönemler kıraat alanında ilerlemeyi çok istiyordum hoca Efendi bunun hakkında bir şey söylesin dedim dediğim gibi Hazreti Ebubekir Hazreti Ömer’den(r.anhümâ) bahsediyordu hocamız o esnada. Ve birden sohbeti değiştirip benim gözlerimin içine bakarak; kıraat çok iyidir güzel Kur’an’ımızı güzel okumak çok kıymetlidir fakat kişi kendisini fıkıhta geliştirmelidir fıkıh derin anlayış demektir diye beni fıkha yönlendirici bir konuşma yaptı. Bir akrabam aklıma geldi bir ara o da benim gibi Kurân ı Kerim ile ilgili bir şey söylenince benim aklıma göre şöyle benim aklıma göre böyle diyordu ben de hoca efendi bunun hakkında bir şeyler söylesin dedim içimden yine hoca efendi ile göz göze geldik ve dedi ki: Dinde öyle her şey akla göre olmaz mühim olan nakildir akıl nakle teslim olmak zorundadır. O gece neredeyse dilim dönmeden hocamızla muhabbet etmiş gibiydim. Elhamdülillah o günden sonra sünnet düşmanlarına en ufak bir meylim bile olmadı. Allah hocamızdan ebediyyelebed razı olsun makamların en âlisi ile kendisini merzuk eylesin kendisine de bizleri hayrul halef eylesin.
Amin
Hasan basri Aydın
çalek kuran kursu hocası of