Allahın Yüce Adıyla Doktorun Kehaneti Çürük Çıktı veya Firavun Huylu Cani Doktor Doktorlar arasında bir kehanet yaygınlaştı “çocuğun sakat olacak, drown sendromlu doğacak, kürtaj yapmamız lazım”! Bu olay yaşandı ve haberlere konu oldu: Filanca meşhur hastane, en ünlü en pahalı doktor, sözde bilimsel verilerle tespitte bulunuyor, pardon kehanette! “hamile olduğun çocuk sakat, zihinsel özürlü, kürtajla almamız lazım !” Ama bu defa Aile inançlı. Allaha iman ediyor, kehanete değil. Allahtan korkuyor, sakat çocuk sahibi olmaktan değil. Bir insan öldürmenin günahından cehennemlik suçun vebalinden sakınıyor, dünyada sıkıntı çekmekten değil.. Ve çocuğun kürtajını/öldürülmesini reddediyor. Ama bak ki sen şu doktora, aşırı ısrar ediyor! hayır mutlaka almalıyız bu gebeliği sonlandırmalıyız diyor.. Kadıncağız doktorun ısrar ve baskısından bunalıyor ve tedaviyi reddederek hastaneyi de doktıru da değiştiriyor.. Sonuçta İnanç galip geliyor ve çocuk doğuyor.. Maşallah gül gibi aslanlar gibi sapasağlam ve şu an 9 yaşında hiç bir sıkıntısı yok elhamdülillah ve sonuçta o cani doktorun kehaneti kof çıkıyor. Şimdi akla bir sürü soru geliyor Doktor hastaya “senin çocuğun sakat doğacak onu aldır” dedi ve kadın “Hayır Allaha tevekkül ettim aldırmayacağım” demesine karşılık doktordan “tamam sen bilirsin sonucuna da katlanırsın” diyecek yerde, Doktor ısrarla ve şiddetle o çocuğun aldırılmasını/öldürülmesini neden ister? Bunun için hastaya neden şiddetli baskı…
Kuranı Öğreten Allahın Adıyla Imam Mahmud Efendi Hazretleri Kuran harflerine çok ihtimam eder mektuplarını notlarını her şeyini Kuran harfleriyle yazar, Kuran harfleriyle (arapça farsca osmanlıca) yazılı kitapları okur okuturdu. Kuran Harfleri yerine zorla getirilmiş latince yazıları sevmez ve okumazdı. Dostları ve müritleri tarafından yazılmış mektuplar eğer Kuran harfleriyle yazılmış ise kendi okur, ama latin harfleriyle yazılmış ise okumaz ve Hızır Efendiye okuturdu. Mahmud Efendi Hazretleri latin harfleri için bir defasında “Bu latin harfleri var ya bunlar bile insanın maneviyatını bozar” [1] buyurarak meselenin ruhani cihete tesirine tembihte bulunmuştur. Bu sebeple onun Tarikat dersleri, Şer’i ilim kitapları, risaleler, mektuplar hep Arapça ve Osmanlıca olmuştur. Bizler de medreseye geldiğimizde onun talebelerini aynı hassasiyet içinde bulduk; asla Medresede Türkçe kitaba izin verilmez, bütün ilim kitaplarımız Arapça Osmanlıca olmuştur. Ancak son zamanlar cehalet çoğalıp insanlar bu eserleri okuyamaz olunca ister istemez Ruhul Furkan, kitaplar, ders kağıtları vs latinize edilmiştir. Ancak bereket ve hayır Kuran harflerindedir. Efendi Hazretlerinin kıdemli talebelerinden Nedim Palayan hocaefendi bir cemiyette şöyle dedi: Ihya-i Ulumiddin kitabının arapçasını okuyorum.. O kadar bereketli ki 20 sayfa türkçeden okuyacağınıza bir sayfa arapçasını okuyun göreceksiniz aklınızda daha çok kalacak, daha çok istifade edeceksiniz. Bu nedim hocanın bir cuma okuduğu hutbe kağıdı gözüme ilişti bütünüyle Kuran…
Allah’ın yüce adıyla. “İmam” lider, önder demektir. Bu kelimeyi ilk defa Kuran’la duyduk Hz Allah, dostu İbrahim’e “seni insanlığa imam yapacağım” dediğinde1. Ve Allah’ımız “ahiret günü her insanı imamıyla çağıracağız”2 buyurmuş olunca.. Yani dünyada hangi liderin (imamın) izinden gittin ise, ahirette onunla birlikte olacaksın..” Bir de Müslümanların duası var “Allahım bizleri mütteki kullara imam eyle“3 O yüzden.. Rasulullah efendimiz imamdı sas Hz Ebubekir RA efendimiz imamdıHz Ömer Ra Efendimiz imamdıHz Osman Ra efendimiz imamdıHz Ali Ra efendimiz de imamdı.. imamlığın kıymetini anlamak için bu kadarı kafi.. Hayır, Türkiyede cami imamı bundan farklı değil. Bizzat budur, Kuranda sözü edilen imamdır. Belki imamlarımız amel cihetinden makamın yerini tam dolduramıyor. Ancak bu şan, bu fazilet o makamın içeriğinde münderictir. Dünyada en büyük rütbe Cuma Namazına liderlik yapmaktır.4 Sahabe geldi “Ya Rasulallah bana bir amel öğret ki onu yaparsam Cennete gideyim” deyince Peygamber Efendimiz ona “imam ol” buyurdular. “Eğer olamazsan imama en yakın ol, namazını imamın gölgesinde kıl.”5 Diğer bir hadisinde “Allah namaza liderlik yapan İmamın başını sıvazlar”6 ve “Allah namazda imamın kalbine nazar eder, onda hayır arar, görürse daha cemaate bakmaz, bütün cemaati ona bağışlar namazlarını toptan kabul eder”7 İmam olmak mı üstün, müezzin olmak mı ? Konusunda müçtehit alimler ihtilaf edince “Müezzinlik…
Ey müslüman Türkiye halkı! Üzerinize giydiğiniz kıyafet ve çamaşırların menşeini, hangi kültüre ait olduğunu biliyor muydunuz ? Giysi : menşei > orijinal adı Atlet : fransız > athlète Külot: fransız > culotte Pijama: fransız > pyjama Pantolon : fransız > pantalon Ceket: fransız > jaquette Kravat : fransız > cravate Bluz: fransız > blouse Tunik: fransız > tonique Tişört : ingiliz > T-shirt Palto : fransız > Paletot Manto : fransız > manteau Pardösü: fransız > pardessus Fötr: fransız > feutre Kasket : fransız > casquette Vestiyer : fransız > vestiare Portmanto : fransız > portemanteau 🇹🇷 Ya şimdi ? Hâlâ millî bir inkılap yapıp asıl kültürümüze, millî kıyafetlerimize dönmeyi düşünmüyor musunuz!? #i_er veya #isa_erdoğan 12.09.2018
Soru: Allah kaldıramayacağı bir taş (!) yaratabilir mi !? CEVAP, Allah’ın yüce Adıyla Bu soru “Allah her şeye gücü yeter” gerçeğinden hareketle Allah’ı güya aciz bırakma, müslümanı köşeye sıkıştırmak amacı güder ancak beyhude ! Bu tuzaklı soru iki ucu pis değnek gibi, evet desen de hayır desen de mağlub oluyorsun! Bunlar küstah ateist soruları. Allah’ı tanımamaktan doğan saçma sorulardır. Benzeri “Allah kendi gibi bir ilah yaratabilir mi !?” veya “kendinden daha güçlü bir ilah yaratabilir mi !?” Gibi zirvalar. Ancak merak etmeyin soru ne kadar mantıksız zırva olsa da cevabı basit ve kolay. O kadar kolay ki 1 tek cevap yeterli iken biz 6 tane cevap verdik. Her biri tek başına bu soruyu ateist kafirin ağzına tıkamaya yeter. Hadi başlayayım 1. Cevap Kuran’ı Kerim den: “.. Allah’tan korkun, eğer ona iman ediyorsanız onun hakkında saygısızca konuşmayın.” (Maide:112) Cevap 2 +Bana sonsuzdan daha büyük bir rakam söyle ben de senin bu soruna mantıklı cevap vereyim ? _sonsuzdan daha büyük rakam olamaz çünkü sonsuzun sonu yok. +Allah’ın gücünün de sonu yok ki onun aşacak bir taş olabilsin. Böyle bir taş veya ilah tasavvuru abestir saçmadır. Saçma sorularla Allah sorgulanmaz. 2. Cevabın b bendi: Allahın gücü her “şey”e yeter, O her “şeyi” yaratabilir….
NEDİR YAZILARI Nakşibendi Tarikatı 13.07.2008 – 18:06 İmamı Rabbani Müceddidi elfi Sani der: Nakşibendi tarkatını diğer bütün yollardan üstün kılan şey, bu yolda “Rasulullah’ın sünnetine ittiba etmeye iltizam” var olduğu içindir. Sallallahu aleyhi ve sellem. Mektubat Hanımlar 13.07.2008 – 08:46 Allahın erkeğe lütfudur. Kadının yaratılışını beğeniyorsunuz değil mi !? Şu halde onu Yaratanı da beğenin, her şeyi ile.. gönderdiği dini, Şeriatı, peygamberi.. B.Ç.G 12.07.2008 – 07:55 B batı: batıdan ithal edilen değerleri korumak ve yaymak. batıdan olsunda ne olursa olsun. Ç çalışma: her ne kadar başaramasakta bu yolda çalışacaz bu yolda öleceez bizimde eğilimimiz buna, napalım! G grubu: Tanrısal değerlerin geçerliliğini ancak büyük gruplar kurarak azaltabileceğimizi düşünüyoruz. yoksa tozumu dumanımıza katarlar o şeriatçılar Abdur Rahman As Sudais 12.07.2008 – 07:47 ‘ Kabe imamı ‘ şeklinde telakki edilen manevi bir makamın sahibi. Arkasında namaz kılmak nasib oldu. Allah kabul eylesin. içli bir kıraati var. Suudlular Mısır tarzı kıraat yerine Sudeysi tarzı kıraati tercih ederler. Doğrusu ağdı andırdığı için hadisin maksadına daha muvafık gibi. Ama Abdussmed; Allah ondan razı olsun, Kuranı dinlemeyi dünyaya o sevdirdi. ………………. Gezinirken baktım yorum yazılmamış garib bir surette duruyordu.. Ben mazlumları her zaman müdafa ederim. ateist 11.07.2008 – 02:18 ateist kim imiş: Tanrı tanımayan imiş ! Be…
Allahın Yüce Adıyla NEDİR YAZILARI Seni Allah’a havale ediyorum 02.08.2008 – 14:44 Genellikle insan, elinden bir şey gelmediği zaman haksızlık yaptığına inandığı kişiye söylediği sözdür. seni Allaha havale ediyorum’ derken muhatabın Allahtan yeterli bir ceza alması istenir..bu anlamda bir bedduadır. Allahından bul ‘ da bu anlamda kullanılır. Aslında Allaha havale etmek işin en güzeldir, ve ağız ile telaffuz etmedende her işin sonucunu Ona havale etmelidir. Allaha havale etmeninin dindeki anlamı tevekkül. Yaygın ifade biçimi ise ‘ Habünallahi ve niğmel vekiil ‘ Doğrusu ben insanlararası husumetlerimde Allaha havale edilmekten memnuniyet duyuyorum. Zira hiçkimse Onun kadar adil olamaz. dahası Allah, engin rahmet ve lütuf sahibidir. Yeterki kul hakkına girmiş olmayalım.. Allaha havale etmek Aynı şey madımak oteli 01.08.2008 – 02:20 canlı fırın. işin en ilginci burda yanan grup bir kısa süre önce istanbul büyükşehir belediyesinden namaza ve defnedilmeye karşı oldukları gerekçesiyle cesetlerini yaktırmak üzre fırın talep etmişlerdi.. aşk 31.07.2008 – 15:01 Sevgi iki çeşittir: hakiki ve mecazi kişinin kendine olan sevgisi hakiki olduğu sürece diğer bütün sevgileri hatta yaratıcısını sevmesi bile mecazidir. Mesela Allahı seven ve bunu amellerine yansıtan kişi kendine şu soruyu sormalıdır; Eğer Allah iyi amelleri cenetiyle, kötülükleri de cehennemiyle cezalandırmayacak olsaydı yine ona ibadet eder misin, Yani bilsen ki…
isa Erdoğan (Muhammed Hakkani) https://isaerdogan.com NEDİR YAZILARI serbest kürsü 07.10.2016 – 22:14 Dünyaya Allahı tanımaya geldik Habibine ittiba etmeye geldik molla 22.06.2012 – 01:26 Molla (şu farklı manalarda kullanılır) _Büyük İslam Alimi (Fatihin hocaları Molla Hüsrev, Molla Gürani gibi) _Medrese (islami ilimler tahsil edilen okul) da ders veren hoca (mollakasım gibi) _Medresede ders gören talebe _Medrese mektep tahsili olmadığı halde halk arasında hoca gibi kabul edilen kişi Molla kelime aslı itibariyle Arapça mevla (efendi) kelimesinden türemedir. Doğuda mele (ulu kişi) şeklinde telaffuz edilir. kurtuluş savaşı 18.05.2012 – 07:48 Adı var kendi olmayan hayali savaş. Kurtuluş savaşı diye bir savaş olmadı. Bu savaştan bahis, laik cumhuriyetin çocuklara okullarda dayattığı kurgusal bir öğretidir. Amaç: adına kemalizim denilen laik seküler ideolojiyi kabul ettirmek, bu ideolojiyle adı özdeş olmuş şahsiyeti kahraman yapıp kutsallaştırmaktır. Artık uyanma zamanı mustafa kemal atatürk 18.05.2012 – 07:35 Yunanistan topraklarında doğmuş ve her zaman bir yunan bir ingiliz gibi düşünmüş, avrupayı kendine model almış avrupalıyı idol bilmiş ve halkını avrupalı yapmak için çalışmış bir tarihi kişilik. HAKİKAT DERGİSİ 18.05.2012 – 07:21 Liderlerinin ismi ‘ergenekon terör örgütü’ baskınlarında deşifre edilen ‘müslümanları yok etme’ planları içinden çıkan, ‘dışarıda henüz devreye sokmadığımız Ö Öngüt ve İ evrenesoğlu gibi adamlarımız var’ çümlesi içinde adı…
Allah’ın yüce Adıyla Türkiye müminlerinin emiri “Sen başımızda ol yeter” tebcilinin muhatabı o zat irticalen yaptığı bir konuşmada “İslamiyet’in güncellenmesi gerektiğinden” bahs etmiş, ve anlayışı kıt bazıları bu sözünden onu vurmak, gözden düşürmek hevesine kapılmışlardır. Doğrusu, bir müminin ettiği lafı müminler mümkün mertebe hüsnü zanla tevil ederek onu istikamet dairesi içinde tutmaya çalışmalıdır. Doğru yol budur. Bu yazı bu maksada mebnidir Güncelleme.. yani bugüne uyarlama. Kadim İslam literatüründe karşılığı olmayan bu yeni kelime bazı dînî ahkâmın zaman ve zemine göre yenilenmesi “ictihad” “Tecdid” veya “Teysir” şeklinde anlaşılabilir. Osmanlı imparatorluğu’nun son devrinde Osmanlı alimlerinin çıkardığı “mecelle-i ahkam-ı adliye” isimli şaheser’de “Ezmanın tegayyuru ile ahkamın tegayyuru inkar olunamaz” denilerek zamana göre dini hükümlerin değişebileceğine vurgu yapılmıştır. Sayın cumhurbaşkanı güncelleme derken bunu kastetmiştir diyerek meseleyi burada noktalayabiliriz. Konuya ilgi duyanlar için şöyle devam edelim Dinde tecdid/teysir tarihi Vahyin İnişine kadar uzanır. Kuran aslında Tevrat Zebur ve İncilin güncellenmesidir. Kuran içinde de Allah bazı ayetleri ‘nesh’ edip yerine başkasını indirerek ilk güncelleme işini bizzat kendisi yapmıştır. Mesela namazlar 2 rekat farz iken 4 rekat olmaya güncellenmiştir. İçki domuz eti serbest olmaktan haram olmaya güncellenmiştir. Zekat 1/4 den 1/40 olmuştur Her asırda yeniden yazılan Kuran Tefsirleri İslamı günün anlayış ve idrakine sunmak için olup bir…
Rahman Rahim Olan Allahın ismiyle.. Bugün Diyanet işleri başkanlığına bir kadın yardımcı atanmış. Eğer Türkiyenin sorunlarını çözecek tedbir buysa haydi olsun bakalım. Ama öyle olmayacak ! Şimdi bu hanım başkan ne yapacak? Düşünecek “devlet beni niye atadı buraya? demekki erkeklerden beklenmeyen şeyler benden bekleniyor” diyecek ve başlayacak üretmeye, Olmayan sorunları var gibi göstermeye.. Başlayacak demeye “Ee efendim Diyanet personelinin %87’si erkek yüzde 13’ü kadın. Kadın oran Diyanet içerisinde artırılmalı, kadın müftüler olmalı, kadın müftü yardımcıları olmalı, yok camilerde kadın görevliler olmalı..” Varsa kadın.. yoksa kadın..! Sanki ana sorun “erişilebilir kadın azlığı” Aksine kadınlar iş sahibi oldukça, köşelerin başına geçtikçe sorunlar daha da büyüyor.. Nice gazeteler yazılar “Anadolu’nun filanca ilinde fabrika açıldı kadınlar işi bulunca kocayı attı!” Bugün telefonda bir çağrı aldım, 5 çocuklu bir anne feryat ediyor “kocamın şirketi büyüdükçe mal varlığı arttıkça erkek işçileri çıkardı hep kadın almaya başladı.. sekreterleri kadın çaycısı kadın hizmetliler işçiler kadın her tarafı kadınla doldu..” Çok şeyler anlatacak ama dili varmıyor dudağını ısırıyor.. Bugün Avrupa’nın nüfusu kırılıyor, ahlak çökmüş, aile yuvası dağılmış, sapıkça eğilimler ayyukaya çıkmış sapıklık sayılmasın teziyle kurtarılmaya çalışılıyor. Avrupa geri dönüşü olmayan bir yola, ölümcül bir girdaba kapılmış, helaka doğru gidiyorlar. Sebebi; Kadının erkeğin sosyal hayatına sokulmuş olması. Erkekler için kadına…
Allah’ın yüce Adıyla Şimdi birileri diline dolmaya başladı “Önce insan olmalıymış ‘bana insanlığın lazım’ mış, ‘dindarlığını Allaha göstersin” miş ! Cevap: “İnsanlık”çılık, “insanmerkezicilik” batı adıyla Humanity 21 asrın küfür dünyasında yükselen bir kavram. Atezimin evrilmiş halidir. İmandan yoksun yığınlar ‘hayat ne için? sorgusunun ağırlığından kurtulmak için “hayat insanlık için” lafını icat etmişler ve insanlıkçılığı İmandanİslamdan daha üstün saymışlardır..! Küfrün evrensel dünyasında sıkça telaffuz edilen bu ‘insancılık’ ideali, Allaha iman etmeye, müslüman olmaya bir alternatif olarak sunuluyor olması, bu yönüyle İman önünde bir set, bir çukur olmuş, bu sebeple o lakırdıya karşı bizde nefret yüklü bir tepki oluşmuş oluşmuştur Nerde iman nerde insanlık! “Siz hacıları sulamayı ve Mescid-i Haramın tamir bakım işlerini Allaha ve âhiret gününe İMAN etmeyle ve Allah yolunda CİHAD etmekle bir mi tutuyorsunuz! Bunlar Allah nezdinde asla eşit değildir..” Tövbe:19 Bakın bu ayette, susak insanlara su vermek, onların ihtiyacını gidermek, değer verdikleri yapıları onarmak türünden ortaya konan insanlık örnekleri asla Allahaimanetmek mertebesine çıkamamış, imandan yoksun ise bu kişinin sans göstereceği “insanlık” onu ebedi cehennem ateşinden kurtaramamıştır.. Demekki önce iman sonunda iman Kuranda ‘İnsanlık’ veya Kuranda ‘insan olmak’ kavramı var mı? Kuranda ‘insan olun’ diye bir tane emir yoktur.İnsan olunmaz insan doğulur.. Tin:4Mühim olan insan olmak değil kul olmak, Allaha kul….
Allah’ın El-Alîm adıyla.. Bir gazete köşesinde okudum, Vakitten Asım Yenihaber’in yazısı olacak. Türkiye’de üniversitelerin ilim yerine bilimsel sahtekarlık yaptığını gözler önüne seren önemli bir yazı.. O anlatıyor: “Ailemden birisi hastalandı hastane hastane doktor doktor gezdik, bir Şifa bulamadık. Sonunda doktorun biri uyandı “bir de bunu diyetisyene götürün muhtemelen bazı yedikleri dokunuyor” dedi ve diyetisyene gittik. Kadın doktor hastamızı inceledi ve bir diyet listesi hazırladı. Adını hiç duymadığım, nerede satıldığını bilmediğim meyveler.. Dedim ki “bu kadar adı duyulmadık meyve yazdınız neden hurma yazmadınız ?” Kadın doktor : “Biz bu işin bilimini yaptık üniversitede hurmadan bir bahis duymadık.” dedi. Ben de “Öyleyse lütfen hurmayı da araştırın!” dedim ve ayrıldık. Eve gelince adı duyulmadık o meyvelerin hepsini sildim “hurma” yazdım ve o hastamıza bol bol hurma yedirdik. İki hafta sonra kontrole gittiğimizde doktor hastanın durumuna çok sevindi “verdiğim listeyi uyguladınız galiba?” dedi Ben de “hayır uygulamadık Bilakis bol bol hurma yedirdik” dedim. O da itiraf etti bize dedi ki ” Ben de sizden sonra profesörü aradım, hurmayı sordum. Profesör “Esasında hurma meyvelerin şahıdır. Bütün mineralleri vitaminleri proteinleri içeren çok faydalı bir gıdadır, ancak dini çağrışımlar yaptığı için biz üniversitede ondan bahsetmeyi sevmeyiz!” dedi. işte size bilimsel sahtekarlık ! Üniversite gerçeklerin öğretildiği yer olmaktan…
Allah’ın Adıyla Hamile olan müslüman haenımefendiler evvela yediğine içtiğine dikkat etmeliler, haram ve şüpheli şeylerden uzak durmalılar. Hamilelikte yenen içilen, yapılan işler ameller ve yaşanan duygular çocuğa tesir edeceği tecrübe edilmiştir. Bu esnada çocuğun hayırlı ve güzel ahlaklı olması Kurandan bazı Sureler okunur. Yusuf Suresi güzel yüzlü olması için mesela.. Hamilelik esnasında kadın bol bol hurma yer. Doğum esnasında Fetih Suresi okunur. Doğumun kolay olması için.. ve Abese Suresi 11-20 arası ayetler okunur 20.ayet tekrar edilir. Manası: “Sonra Allah insanın yolunu (doğumunu) kolay eyledi..” Doğum sonrasında sağ kulağına ezan, sol kulağına kamet okunur. Ağzına bir miktar çiğnenmiş hurma sürülür ilk emdiği şey hurma olması sağlanır. Bunlar mümkün ise toplum önderi muhterem bir zata yaptırılır ve duası alınır ve isim koyar. Değilse bunları babası yapar. İsim koyarken islam’ca güzel bir isim; Peygamberlerin, başında Abd.. olan Allah’ın isimleri veya sahabe evliya ulema gibi islami çağrışım yapan isimlerden koymaya dikkat etmelidir. Sonra çocuk anasını emer mümkün mertebe abdestli emdirmeye ihtimam eder. Ve ilk 40 gün içinde çocuğun duyacağı bir sesle yanında Kuran hatmi okunur. Ve hatim duasında çocuğun hayırlı sıhhatli uzun ömürlü ve salih biri olması için dua edilir. Ilk birinci hafta sonunda saçı kesilir ağırlığınca altın infak edilir. Ve ilk yedi sene…
ALLAHIN ADIYLA.. Trump başkanlığında Amerika yeni sömürüler yeni entrikalar peşinde. Avrupada Romanyaya dünya kadar savaş malzemesi yığdı. PKK nın Suriye kanadı YPG ye 300 Tır dolusu ağır silah verdi. ve son hamlesi belli oldu; Katarı, petrolünü gazını zenginliğini yemeye karar verdiler. Önce piskolojik zemin hazırlanıyor. 11 Eylül bahanesiyle Afganistanı yediği gibi.. öncesinde de Irakı.. Şimdi sıra Katarda.. Katarın teröre destek verdiği yaygarası başlatıldı.. Hem de komşu ve dindaş ülkeler elinden.. Katara saldırma konusunda dünya kamuoyunu kısa yoldan ikna etmek için. Çünkü bu yaygarayı Amerika İsrail yapsaydı plan deşifre olabilir dünya ikna olmazdı ! Bu durumda ülkeler yeni bir saf düzeni almak durumunda. Fazla seçenek yok. Amerika yandaşlığı veya Rusya-Çin taraftarlığı.. Ortadoğunun Sünni ülkeleri Amerikayı tercih ettiler. Üçüncü bir şık olabilirdi: İslam Ülkeleri Birliği.. Maalesef buna hazır değiliz. belki o SAVAŞ’ tan sonra.. Evet, önümüzde büyük bir SAVAŞ kaçınılmaz görünüyor. Akabinde gerçek bağımsızlığımızı elde edeceğimiz, İnandığımız ve hak ettiğimiz ADİL DÜZENİ kuracağımız bir kanlı savaş. Gerçek İSTİKLAL SAVAŞI. “Adil düzen mutlaka kurulacak ama kanlı, ama kansız” ERBAKAN r.ah: 1994 “Kuranî Düzen ihsan eyle Ya Rabbi..Kuranî Düzen ihsan eyle Ya Rabbi..Kuranî Düzen ihsan eyle Ya Rabbi..” İmam Mahmud Efendi k.s (1996 Çavuşbaşı külliyesi) Bu savaş arzulanan…
Allahın Adıyla… Her Ramazan ayı tekrar eden tartışma: Süleymaniye Vakfı içinde yuvalanan basit ve küçük bir fırka belki adını duyurmak için koskoca Diyanete karşı çıkıyor, ve Diyanetin işin uzmanı bilim adamları ve gelişmiş teknolojiyle yaptığı İMSAK hesabının hatalı olduğunu iddia ediyor. Bunlar Kuran’ın oruç ile ilgili “Beyaz hayt ufukta siyah hayttan sizce belirgin oluncaya kadar sahurda yiyin” Ayetinde belirtilen ‘belirgin olma’ nın insan gözüyle görebilecek bir belirginliktir, dolayısıyla Diyanetin hesaba dayalı takviminde yazılan imsak saatinde o beyazlık gözle görülmediği için henüz imsak olmamıştır, gerçek imsak şu kadar saat daha geç başlamaktadır, dolayısıyla Diyanet millete fazladan oruç tutturmaktadır” diyorlar. SORU: Bizler bu konuda ne yapmalıyız kime itibar etmeliyiz ? CEVAP: Tabi ki Diyaneti dinlemeliyiz. Diyanetin hesabı, takvimi Türkiye müslümanlarını dinen bağlayıcı tek unsurdur. Çünkü RAMAZAN, KURBAN, BAYRAM, HACC, CUMA NAMAZI, CİHAD gibi bütün toplumu ilgilendiren dini ve milli konularda o toplumun Müslüman idarecisi yetkilidir. Yetkilinin kararı hatalı bile olsa mutlaka uyulmalıdır. Türkiyede idare Hükümet tarzındadır ve Hükümet bu yetkisini DİYANET’E devretmiş olduğu için Müslümanların itaat etmek zorunda olduğu tek merci Diyanet olmuştur. Allah Kuranda Müminlerin yolundan ayrılanı şiddetle kınar ve Cehennem ile tehdit eder. Misa:115 Peygamber efendimiz de cemaatten ayrılmayı katiyetle yasaklar, birlik içinde hareket edip başımızda olan mümin idareciye*…
Allahın Yüce Adıyla “Ya Rabbi Kurani düzen ihsan eyle.. Kurani düzen ihsan eyle.. Kurani düzen ihsan eyle..” amin amin amin. Muttekilerin imamı şeyhimiz Mahmud efendi 1996 yılında Çavuşbaşı külliye inşaatındaki vaazında on binler önünde Şeriat için böyle dua ediyor ve hınca hınç dolu cami amin sesleriyle inliyordu. Video kaydı mevcut.. 80 ve 90 yıllar.. İktidar koltuğunda nispeten vatanperver Özalın olduğu dönem.. Ancak belediyeler genelde CHP’li fasık kişilerce işgal edilmiş, insanlar bir çok açılardan mahrumiyet içinde.. Ne halka ne de hakka hizmet yok, Türkiyenin kalbi İstanbulda çöpten mahalleler oluşmuş, yolsuzluk, susuzluk en büyük sorun.. Buna karşılık o dönemde azınlık olan islami cephede tam bir tayakkuz ciddiyet ve canlılık var. Şeyh efendinin gerek cemaati üzerinde gerek milli görüş siyaseti üzerinde etki ve tesirinin zirvede olduğu o dönemde her bir neferin kalbinde yatan aslan tam olarak Bir Islam Devleti. Kapıya mensup her mürid bu niyet ve hedef ile yaşıyor. Öyle ki “durun bir süre askere gitmeyin Şeriat gelecek..” Yani o zaman gideriz diyenleri ben duydum. Milli Görüş cephesinde durum farklı değil. Partiyle gönül vermiş her nefer İslam Devleti için çalışıyor. “Eğer çalışırsak yakında bu olacak” inanıyor. Erbakan hocanın projesi olan Adil Düzen aslında Mahmud Efendi hazretlerinin Kurani Düzen dediği şeyin aynısı. İkisi de resmen…
Allah’ın Adıyla.. “Bebek kırk’ı uçurmak” veya “bebek kırkı çıkarmak”la ilgili olarak halk arasında yaygın davranış ve inanışlar şöyledir: “40 gün boyunca dışarı çıkarılmadan evde tutulan bebeğin ilk kırk gününü tamamlaması sonucu 40 banyosu yaptırılır ve suyun içine okunmuş 40 fasulye vs konur, suyu dökerken “su aşağı bebek yukarı” gibi sözler söylenir..” “Sonra Aile büyüklerine ve akraba dostlara ziyarete gidilir. Uzak yere gidilirse çocuğun ömrü uzun olur! Gidilen yerlerde yumurta un pirinç fasulye buğday mercimek gibi hediyeler verilir. Eve gelecek misafirler için 40 sepeti hazırlanır” “Bunların her birisinin özel bir anlamı vardır ! yaşantısına tesir edeceğine, bereket getireceğine inanılır !” Soru: Bu vb. türden adet ve inanışların Allah’ın Dininde yeri var mı ? Cevap: Yukarıda sayılan işler ve yüklenen anlamların hiç biri İslam’da karşılığı yoktur. Ne Kuran’da ne de Hz Peygamberin Sözlerinde bu tür uygulamalardan söz edilmiş değil. Bütünüyle yöresel kültürle alakalı bölgesel ritüellerdir. Doğrusu çocuğun 40. günü ile 39. günü arasında dinen bir fark yoktur. Yeni bebeği olan ailenin İslam’a göre ne yapması gerektiğini yazının son kısmında (aşağıda) yazdık. 40. Günün İslam Dini ile tek alakası; doğum yapmış annenin lohusalık (nifas) müddetinin bitmiş olmasıdır. Çünkü nifas’ın en uzun müddeti Allah’ın Dininde 40 gündür. Lohusalık müddetini tamamlayan kadın cima, namaz oruç,…
Sene 2015 Feto AKP ye restini çekmiş Oy desteğini iptal etmiş.. Fetoist abiler ablalar kapı kapı gezmişlerdi. Chp için oy istemişlerdi.. 2015 Haziranda AKP %40 almış tam 10 puan kaybetmişti.. AKP nin sonu geldi sanılıyordu.. Son bir hamle daha vurarak işini bitirmek istiyordu.. %30 la akp nakavt olacak sanıyordu da.. %50 ile ezici bir GALİBİYET almıştı ya.. Sadece 4 ay sonra. kasım 2015te Sizce nasıl oldu bu ? Akp yönetimi bile şaşırmıştı hani.. Bence o gün oylara İLAHİ bir müdahele edildi.. Zarf içinde mühürler yer değiştirdi.. Ateşe “yakma” diyen Bıçağa “kesme” diyen Suya “boğma” diyen Kısıra “doğur” diyen Köleleri “efendi” yapan Azizleri “zelil” eden Babasız “çocuk” veren O gün oylara da “ayar” verdi.. EVET Yine güvenimiz ONA’dır.
Allahın yüce adıyla.. Her sene yapılması planlanan toplantının gayesi Diyanet bünyesinde görevli olan İmam Müezzin ve Vaizlerin (Din Gönüllülerinin) bir araya gelip kendi meselelerini görüşmek fikir alışverişinde bulunmak dertleşmek.. İlki yapılan bugünkü toplantı yeni İstanbul Müftüsü Hasan Kamil Yılmazın konuşması ile başladı. Hasan Kamil Yılmaz din gönüllüsünün sahip olması gerektiği vasıfları sayarken Peygamberlerin vasıflarını zikretti. Şöyle dedi Din tebliği nebevi bir iştir Vasıfları Ismet; günahsızlik ufkunda dolaşmak Sıdk; doğru sözlü olmak. Emanet; güven verici olmak. Fetanet; zeki ve akıllı olmak. Tebliğ; insanlara ulaşmak. Sonra Diyanet İşleri Başkanı sn Mehmet Görmez konuşmaya başladı. İki saatlik konuşma içinde öne çıkan hususlar şöyle idi: Müftülükler ile din görevliler arasında kuvvetli irtibat ve dayanışma olmalı. Görevli, müftülükten ayrılırken yücelmis hissetmeli. Değer verilmeli Kendi aramızda ders halkaları kurun. Yoksa paslanırız Din görevlisi topluma bütün toplumu ilgilendiren değerleri taşımalı, kendi meşrebini kendine saklamalı. Miradan uzak durmalı. Dinde mira.. dinde tartışma. din birleştirici unsur olmaktan uzaklaştırıldı tefrika ve ayrılık unsuruna dönüştü dinde ki miradan sebep. Çıkıyorlar dinde mira tartışmaları yapıyorlar sonra Diyanet neden cevap vermiyor diyorlar.. Diyaneti de tartışmaya çekmek istiyorlar. Rotasyon soruldu, sayın başka dedi buna burada karar verelim.. Bir görevli bir yerde yıllardır bulunuyor kendini geliştirmemiş, sermayesini tüketmiş ise bunun başka bir yere taze bir…