Rabıtanın Terbiyedeki Yeri
Genel / 28 Eylül 2019

• Mahmud Efendi Hz yolunda Rabıtanın ehemmiyeti • Tarikatta müritlerin terbiye usulü • Efendi Hazretlerinin bir Kerameti • Salih Topçu hocanın Efendi hz ile hatırası Salih Topçu Hocaefendi bu sabah işrak vakti Mektubat dersinde anlattı. Konu “Tarikatta müridlerin terbiyesinde ne mürşidin ne de müritlerin bundan haberdar olması gerekmediği” idi. Efendi hazretleri bunun misalini şöyle verdi : “Güneş sabah olduğu vakit bütün meyve sebzeler üzerine parlar.. tarlada yatan kavunu karpuzu kızartır, tat verir renk verir.. ancak bundan ne güneşin haberi olur ne kavun karpuzun..” Tarikattaki terbiye de bunun gibi.. Rabıta güneşi ile müritler gerekli gıdayı alırlar, iki tarafın da haberi olmaz. Ancak Allah bazen müridlerin hallerine Şeyh efendiyi muttali kılar..” Salih hoca devamla şu kıssayı aktardı “Bir mürit Efendi Hazretlerine halini şikayet etti “efendim ben şöyle diz üstü derse oturacak olsam sanki bacaklarıma cam sokuluyor (uyuşuyor) . Istediğiniz üzere diz üstü oturamıyorum ne buyurursunuz ? Efendi Hazretlerinin cevabı kısa oldu ona sadece “Rabıta yap” buyurdu. Ben buna bizzat şahit oldum.. Şaşırdık. Ayak uyuşması ile rabıta arasında bir alaka kuramadık. Ona sordum, neden sana “rabıta yap” dedi ? Meğer bu kişi dersini yapacağı zaman rabıtaları yapmıyor, zikirden başlıyormuş. Inkar ettiğinden değil. Güya sadece ehem olanı yapacakmış..! Rabıta yapmayı aklınca ehemmiyetli görmüyor..! Ve…

Ehl-i Beyt’in Ayşeleri Ebubekir Ömerleri
Genel / 28 Eylül 2019

Allahın yüce Adıyla Sapkın Şiya-Caferi Mezhebini Bitiren Gerçekler Şiya mezhebini aslı esası Ehli Beyt ile Sahabeyi birbirinden yarı tutmak ve ehli beyti 4 kişiye (Fatım Ali Hasan Hüseyin)e  inhisar edip geri kalan tüm sahabeyi bunlara Bunları da Sahabeye muhalif ve düşman zannetmek.. Bu ayırımdan sonra güya ehli beyte taraftar (şia) olurken Sahabeye de düşman olup lanet okumak ! Bu düzmece ve çürük mezheplerini temellendirmek için “velayet” felsefesini icat etmişler, ehli beytin soyundan gelecek 12 imama iman etmeyi iman şartı saymışlardır. Güya şiaya göre 12 imamın velayeti (imam ve halife olmaları) Kuranda yazılı bir hakikat imiş ve dolayısıyla peygamberlere iman etmek iman şartı olduğu gibi bu 12 imama da iman etmek aynen iman şartı imiş. İlk 4 halife de bütün sahabe de bunu biliyormuş ve Kurandan sünnetten bunu görüyorlar imiş ve ancak hepsi Hz Aliye düşmanlık ettiklerinden(!) halife olma hakkını elinden almışlar ve delilleri de Kurandan silip iptal ederek Allaha ve Rasulüne ve Velisine ihanet ve hainlik etmişler! o yüzden hepsi (haşa) dinden irtidat etmişler..! Sübhanallah ! ne kadar çirkin fitiralar bunlar ve ne kadar çirkin yakışıksız bir tasvir !  Bu çirkin itikad ve iftiralarla sahabenin ulularını; Hz Ebubekir, Hz Ömer ve Hz Ayşeyi reddetmek, küfre nispet etmek, hatta sövmek, sebb…

Kuran Alimi Olabilmek veya İndirilmiş Din
Genel / 21 Eylül 2019

Allahın Yüce Adıyla Son yıllarda Kuran müslümanlığı, kurana dönüş, Kuran halkaları, Kuran islamı” gibi tabirleri sıkça duymaktayız. İddia güzel; Kurana dönmek. Evet bizim de isteğimiz halkıyla yaşayışıyla okullarıyla meclisiyle yasalarıyla topyekün Kurana dönmek.. Bunun için Kuran merkezli ilim medreseleri tesis ediyoruz.. Ancak bizimle onların arasındaki fark bizler Kurana dönüşü islam alimlerin beyan ettiği usul dairesinde yapmayı salık ederken onlar ise tersine, müctehit alimleri, fıkhi mezhepleri, Tefsir kitaplarını Kuranla aramızda birer duvar ve engel gibi görerek bütün bunları yıkarak güya Kurana ulaşma ve Kuranı bir de kendileri okuyup ne anladılarsa onu din edinme iddiasındalar. Peki bunu nasıl yapacaklarmış ? Türkçe Kuran okuyarak.. Yani Alinin Mehmetin şimdilerde yazdığı mealleri okuyarak..! Sonra bunalrın meallerden okuyup anladıkları indirilmiş din olacak, Bizlerin 1400 yıllık anlayış ve tatbikin tabiileri ise uydurulmuş din peşinde olmuş olacağız ! Ya Rabbel alemin Halbuki Kurandan fikir/inanç, tatbik/fıkıh çıkarabilecek bir kapasiteye sahip (alim) olabilmek için gerekli donanımlar vardı, Kuran alimi ancak 1) Arab lisanına ileri derecede vakıf, Kuran kelimelerinin lügat ve ıstılah manalarını (bir yere bakmadan) bilen,2) Ayetlerin iniş sebeplerini bilen (esbab-ı nüzul)3) Ayetlerin sevk edildiği gaye/manaları bilen (Zahir, Nass, Muhkem, Müteşabihi bilen)4) Ayetlerin iniş sıralarını, nâsih-mensûhu bilen ,5) Ayetlerin birbirileriyle olan alakasını.. Hangi ayet hangisini tahsis, takyid, tebyin, tefsir eder…..

Benim hayatım 3
Hatıralarım , Özel / 9 Eylül 2019

Allah’ın yüce Adıyla  Sarıkaya Sarıkaya Yozgat’ın bir ilçesi kaplıcasıyla meşhur. Eski ismi Hamamköyü imiş. Antik hamam kalıntıları bulunduğundan belli ki çok eski bir yerleşim yeri. Aslında fazla özelliği yok ilçemizin, hamamından başka. Bir de almancısı meşhurdur. Neredeyse her aileden yurt dışında çalışanlar vardır. Bazı aileler ise bütünüyle oradadır yalnızca tatillerde Sarıkaya’ya gelirler. Bu sebeple yazları Sarıkaya’nın en kalabalık, en hareketli olduğu zamandır. On bin nüfüsluk ilçemizde (1990) 10’dan fazla otel vardır. Sebebi Türkiye’den kaplıcaya gelen kişiler. Sarıkaya’da yerleşim beş tepenin ortasında kalır. Bu sebeple nadiren yağan sağnak yağmur sele dönüşür. Bu seli taşısın için tam orta yere uzunca bir kanal yapılmıştır. Bu kanal diğer zamanlarda kirlenir ve etrafa fena koku yayar, sel geldiğinde ise temizlenir tertemiz olur. Bazen de belediye temizlemek için işçilerini görevlendirir. Bu kanalın çarşıdan geçen kısmının üzeri betonla kapatılmıştır. Bu beton otellerin önünde yol olur. Bir defasında soğan yüklü bir kamyon bu beton yolun üzerinden geçerken betonu kırmış ve kanala çökmüştür. O an yanımda fotoğraf makinesi vardı hemen çektim resmi sanırım benden başka da çeken de olmadı. 91 Seli Sarıkaya Yozgat ve Kayseri’nin arasında kalır yozgata 90, kayseriye 120 km. Çarşısı iki caddeden ibarettir. Etrafı ağaçsız kel tepelerdir. Bitki örtüsü iç Anadolu’nun bitki örtüsü bozkırdır. Toprağı sarı…

ESERLERİM
Arapça , Medrese , Özel / 9 Eylül 2019

Allah’ın yüce Adıyla.. Isa erdoğan’ ın kaleme aldığı ve tamamladığı ilmî eserleri 1) Ezberlerim. Bir talebe Medreseye, Kuran Kursuna başladığında ezberlemesi gerektiği bütün dualar sırasıyla yazılmıştır. Bunlar müslümana hayat boyu lazım olacak önemli zikirler, kısa sureler, namaz duaları ve namaz dışında her ortamda lazım olan dualardır. Eser 66 sayfa olup orta boydur. 2) Emsile-i Cedide Emsile Arapça lisanı öğreniminde Medrese kitaplarının ilkidir. sarf ilminin elif bası mesabesindeki eserin ilk müellifi tam olarak bilinmemektedir. Hz Aliye nispet edilmesi meşhurdur. Arapçada bir tek asıldan türeyen 24 siğa sıralanmış, sonra bunların herbirinin şahıslara çekimi uygulanmıştır. Bizim tekrar ele aldığımız şaheser, medresede adet olduğu üzere siğalar parmak çekimine göre dizayn edilmiş, ezberde görsellik ve fotoğrafını çekme metotları başarıyla uygulanmıştır. Kitabın sonuna yeteri kadar örnek fiiller ilave edilmiş, siğaların kelime manaları latinize edilmiş, bu sayede kitap mübtedi talebe için son derece kolay hale gelmiştir. 3) Tekmile-i Emsile Emisle ile Bina arasında bir kitabın olması gerekiyordu. Emsile!deki kelimleerin manalarını birlirleriyle münasebetlerini açıklayan siğaları tarif eden ve farklı fiil örnekleri veren bir kitab. Tekmile-i Emsile bu ihtiyaca binaen kaleme alındı 4) Bina (Yeni) Bina, Arapça lisanı öğreniminde medrese ders kitaplarının ikincisidir. Fiilerin kaç babta geldiğini yani içinde bulunduğu yapı çeşitlerini bildirir ve her yapıya ait özel anlamı…

Demokrat Müslüman Olur Mu ?

Allahın Yüce Adıyla.. Selamun aleyküm hocam. Bir Müslüman beşeri sistem ve ideolojileri kendisine sıfat edinebilir mi? Mesela “Ben demokrat Müslümanım” “Ben atatürkçüyum” “Ben sosyalistim” “Ben laik müslümanım” diyebilir mi ? Camide namaz için saf tuttuğu halde bu tür ideolojiler peşine koşan Müslümanın Allah katında durumu nedir? CEVAP: “..Bundan önce ve Kur’ân’da, Peygamberin size şahid olması, sizin de insanlara şahid olmanız için, size Müslüman adını veren O’dur. Artık namaz kılın, zekat verin, Allah’a (itaate) sarılın. O sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır” Hacc: 78 Ayetinde açıkça ifade buyurduğu üzere bizlere Müslüman adını Allah vermiştir. Bu ismi yeterli görmeyip önüne arkasına ilave sıfatlar Allah’a saygısızlıktır. Şimdi bu ilave sıfatlarının ne olduğuna bakalım ve Müslümanın kendisini bunlara nispet etmesi caiz midir, değil midir görelim. Demokrat, demokrasiye inanan ve demokratik düzene bağlı olan demektir. Demokrasi en basit tabirle “halkın kendi kendini yönetmesi” veya “Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir!” sloganında ifade edilen yönetim biçimi. Demokrasi, diğer iki rejime “Monokrasi ve Teokrasiye” alternatif olarak çıkmış bir devlet yönetim şeklidir. Monokrasi tek kişinin yönetimi; Saltanat/krallık demekmiş, Teokrasi ise Dine dayalı yönetim biçimi, yani Şeriat. Görüldüğü gibi “ben demokratım” diyen bir Müslüman(?) aslında “Ben Dine dayalı bir yönetim biçimi istemiyorum, ben halkın kendini istediği gibi…

“Mahmud Efendim Dua Edin de Şeriat Gelsin”
Genel / 8 Eylül 2019

• Mahmud Efendi Hz’nden Mektubatçı Bayram Hocanın talebi• Şeriatın gelmesi için dua yetmez, çalışmak da gerekir• Şeriat, onu taşıyacak, tatbik edecek Medreseli alimler eliyle gelecekti• Mahmud Efendinin ince siyaseti Şehit Bayram Hoca merhum şeyhi Mahmud Efendi Hazretleri ile ne zaman istese görüşme imkanına sahipti. O da gerek Mektubattan bazı derin mevzuların izahı, gerek bazı diğer konulardan aklına takılanları sorar cevaplarını alırdı. Bayram Hoca bir gün üç soru sordu: Efendim itikadımız odur ki siz Allah nezdinde duası müstecab bir zatsınız. Şöyle kuvvetli bir dua ve niyaz ile Mevlaya yönelseniz de Mevla Teala bizlere yeniden Şeriat-ı Garrayı nasip etse, yeniden Yavuzlar, Fatihler gibi Ümmete sahipler gönderse..? Efendi Hazretleri buyurdu “Bayram hoca Bayram hoca ben dua ederim etmesine, ediyorum da.. Ancak söyler misin Şeriat için kaç hoca yetiştirdin ?” Bu veciz ifadesiyle Hz. Imam az söyleyerek çok şey ifade etmiştir “Şeriatın gelmesi öyle mücerret bir dua ile olsaydı ben her daim dua ediyorum” demeyi murad etmiştir.. Efendi Hazretleri nitekim her gece teheccütte Şeriatın gelmesi için 2 rekat istiane namazı kılmaktadır. Uzun uzun dualar etmektedir. Bakın video kaydı mevcut, Cübbeli Hocanın 96 Yılında Beykoz Külliyesinde yaptığı büyük sohbette Mahmud Efendi hazretleri Dua etmek için kürsüye çıkıyor ve cümle alemin şehadetinde “Kuranî düzen ihsan eyle…

Benim Hayatım 2
Hatıralarım , Özel / 8 Eylül 2019

FRANSA YILLARI   Fransadan geldik ailece dönüş yaptık, temelli. Babam kağıtlarını öldürdü yani bir daha dönme imkanımız yoktu. Bütün dost ve sevenleri karşı çıktı rica ettiler nasihat ettiler yapma Yahya hoca pişman olursun dediler Türkiyede umduğunu bulabilecek misin bilmiyorsun oraları sandığın gibi değil altı tane çocuğun var ne iş yapacaksın nasıl geçineceksin onların geleceklerini riske sokma” falan dediler.. babam dinlemedi. Onlar gibi düşünmüyordu asıl fransada kalırlarsa o zaman istikballeri tehlikeye girer diyordu. Ben çocuklarımı islam vatanında dindar çevrelerde okutacağım hafız yapacağım diyordu. Yapacağı işe gelince: Kardeşi Yusuf ile kayınbiraderi Kadir su tesisat dükkanı açmışlar onların yanına ortak girecekti. Hazır kurulu iş..   Sene 1987 haziran ayı Fransanın vesoulle (vezul) iline bağlı Hericourt (erikur diye okunur) ilçesi Z.U.P.P mahallesindeki evimizden bütün eşyamızı yükledik taşınıyoruz, yani türkiyeye temelli dönüyoruz. O hafta cuma günü babam Saushoux (soşo) daki türk mescidinde kılınan cuma namazı akabinde söz aldı ve cemaatten helallik diledi. Cami kaplancıların kontrolünde, babam o zamanlar daha ziyade o cemaate yakın duruyor.   Eşyalar araca yüklenirken çevrede tanıdık Türkler özellikle Nadir amcalar da hazır bulundular. Sıra sandalyeleri yüklemeye geldiğinde Nadir amca müdahale etti ve babamın elinden çekti onları da bana ver dedi. Babam ben bunları yeni tamir ettim ya dediyse de aldı. Krom…