• Mahmud Efendi Hz’nden Mektubatçı Bayram Hocanın talebi
• Şeriatın gelmesi için dua yetmez, çalışmak da gerekir
• Şeriat, onu taşıyacak, tatbik edecek Medreseli alimler eliyle gelecekti
• Mahmud Efendinin ince siyaseti
Şehit Bayram Hoca merhum şeyhi Mahmud Efendi Hazretleri ile ne zaman istese görüşme imkanına sahipti. O da gerek Mektubattan bazı derin mevzuların izahı, gerek bazı diğer konulardan aklına takılanları sorar cevaplarını alırdı.
Bayram Hoca bir gün üç soru sordu: Efendim itikadımız odur ki siz Allah nezdinde duası müstecab bir zatsınız. Şöyle kuvvetli bir dua ve niyaz ile Mevlaya yönelseniz de Mevla Teala bizlere yeniden Şeriat-ı Garrayı nasip etse, yeniden Yavuzlar, Fatihler gibi Ümmete sahipler gönderse..?
Efendi Hazretleri buyurdu “Bayram hoca Bayram hoca ben dua ederim etmesine, ediyorum da.. Ancak söyler misin Şeriat için kaç hoca yetiştirdin ?”
Bu veciz ifadesiyle Hz. Imam az söyleyerek çok şey ifade etmiştir “Şeriatın gelmesi öyle mücerret bir dua ile olsaydı ben her daim dua ediyorum” demeyi murad etmiştir.. Efendi Hazretleri nitekim her gece teheccütte Şeriatın gelmesi için 2 rekat istiane namazı kılmaktadır. Uzun uzun dualar etmektedir.
Bakın video kaydı mevcut, Cübbeli Hocanın 96 Yılında Beykoz Külliyesinde yaptığı büyük sohbette Mahmud Efendi hazretleri Dua etmek için kürsüye çıkıyor ve cümle alemin şehadetinde “Kuranî düzen ihsan eyle Ya Rabbî. Amin. Kuranî düzen ihsan eyle Ya Rabbî. Amin. Kuranî düzen ihsan eyle Ya Rabbî. Amin..” diyerek sırda ve alaniyeten her zaman duasını etmektedir.
Ancak kavli dua yeterli değil. Çalışmak, sebeplere yapışmak da lazımdır. Şeriatın tesisi gibi en büyük bir maksadın meydana gelebilmesi, Şeriat ilimleri itikat fıkıh muamelat ve ukubatıyla layıkıyla bilen, şeriatı seven şeriatla amel eden, hasılı Şeriatı yüklenebilen alimlerin yeteri kadar var olmasına bağlıdır.
Bir İncelik ve İrşad Siyaseti
Görüldüğü üzere hazreti imam Şeriatın gelmesi için dua ederken onu “Kuranî Düzen” diyerek ifade etmiştir. Belki bu sayede bazı cahil Müslümanların cehaletle Şeriat’ı inkar etmesi/yadırgaması önüne geçmiştir. Çünkü Şeriatı istemediğini söyleyen Müslüman duyuldu ama Kuranı istemeyen duyulmamıştır. Allahu alem. Veya “Şeriatı ihsan eyle” yerine “Kuranî Düzen ihsan eyle” diyerek laik kanunlar önünde suçlu duruma düşmekten kaçınmayı hedeflemiştir. Rasulullahın sas hareket ve siyaseti incelendiğinde zayıf durumda iken güçlüyle savaşmaktan uzak durma’nın da nübüvvet tavrı dahilinde olduğu görülecektir. Nitekim 13 yıllık Mekke döneminde bir fiske dahi karşılık vermek yasak olmuş ve Allah Rasulu sas 3 sene boyunca tebliğini gizli gizli yapmıştır.
isaerdogan.com
Yorum Yapılmamış