Allah’ın yüce Adıyla.. Bugün konumuz Yeşilçam’ın emeklileri, bi artist, bi soytarı ve bi şantör. Bu üçü arasındaki ağız dalaşı. Bunlardan biri gıybet etmiş “ben arabesk şarkıcıdan hiç haz almıyorum, Arap’tan arakladığı müziklerle bir anda meşhur oldu” demiş. Diğeri bu gıybeti kitabına yazarak laf taşıyıcılığı yapmış.. Ötekisi alınganlık göstererek ortalığa çıkmış bunları topa tutmuş. Bunun nikahsız dostu daha da ileri giderek köpürmüş “ben bu kitabı toplatacağım demiş! Kitapta açık bir isim yok. zıplamasa hiç olay olmayacak. Sakin iyi huylu sandıkları arabeskçinin bu hırçın tavrından takipçileri şaşkınlık yaşıyormuş.. Peki neden bunları dilime doladım, kıymetli okurlarımı meşgul ettim ? Eğer bunlar bir süre önce “Türkiye’nin âkil insanları, cumhurun temsilcileri gençlerin ardından gideceği örnek şahsiyetler!” diye tanıtılmış olmasalardı umrumda olmazdı. Dikkat çekmek istediğim husus bu ümmete örnek şahsiyet, âkil insanlar diye takdim edilen kişilerin içinde bulunduğu vahim çukur. Az bir damarlarına basmayı verin, bir eleştirin.. bakın içlerindeki nasıl da dışa vuruyor !? Televizyona çıktıklarında görülen o incelikten, filim sahnesinde izlenen o kibarlıklardan eser yok. Olanca hamlığı ile hepsi birer nefs-i emmare. Çünkü Allah’a ibadetle terbiye olmamış bir nefsi ne sahne terbiye edebilir, ne tv, ne de şöhret. Aksine bu unsurlar nefsi emmareyi daha da azdırır.. işte vaziyet ortada. Nefisleri haksız iltifatlar, ölçüsüz sempatiler sonucu…
Allah’ın yüce Adıyla.. Kadın erkek karışık yaşamak, arada bir engel bir perde olmamak nefsi emmarenin öteden beri arzusudur. Ancak ne var ki bunun yeri cennettir. Şeriat buna dünyada musade etmez. Şeriat kadınları ayrı erkekleri ayrı ortamda tutar. Şeriatın bu kuralını delmek ve karışık eğitime bahane bulmak için şeytan akıl verir ; “Kabede bile erkek kadın karışık tavaf ediyor, bu zamanda eğitimde haremlik selamlık sevdası da neyin nesi’ deyin” demiş. Allah bu şeytanlığı Kuran’da reddeder : “Mü’min erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar” (Nur:30) “Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar.” (Nur:31 Yani Kabe’de bile olsak yabancı kadınlara karşı gözler neredeyse yumuk olmalı. Okulda, sınıfta kapalı gözlerle ders olmayacağına göre demekki kız-erkek karışık eğitime İslam’da fetva çıkmaz, günahtır, haramdır. Konunun şeytanla alakası şu ayeti kerimede açıklandı: “Üzerine Allah adı anılmayanlardan yemeyin. (Allah’ın adıyla başlamayan kitapları da okumayın) Çünkü bu şekilde davranış fasıklıktır. Bir de şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmeleri için mutlaka fısıldarlar. Onlara boyun eğerseniz şüphesiz siz de Allah’a ortak koşmuş olursunuz.” Enam:121. Allah her daim doğru söyler. Allah’ın bir yasağını (kızları dikizlemek) yine Allah’ın bir emri (Kabeyi tavaf etmek) ile delmeye çalışmak ancak şeytanın aklına gelebilirdi. Konuyla alakalı ilmi/aklî cevabımız : >> İslâm’da aslolan kadın ile erkeğin ayrı…
Ölmeyen Diri olan Allah’ın adıyla.. 1932 Of’a bağlı Onur köyünde dünyaya gelen Mustafa Bilici Hocaefendi çocukluk yıllarında Kuran’ı ezberleyerek hafızlığını yaptı. Mehmet Aşıkkutlu Hocaefendiden kıraat dersleri aldı. Akabinde Arapça İslami ilimler tahsili yapmak üzere Mahmud Efendi hazretlerine talebe olan Mustafa efendi 15 yaşından beri onunla beraberdir. Ondan manen ve cismen hiç ayrılmamış, Hazretle birlikte İstanbul’a gelerek Mevlânâ Ali Haydar Efendi Hazretleri’nin sohbetlerine yetişmiş, bir asırlık çınar. Mahmud Efendi Hazretleri’nin ilk okutup icazet verdiği talebelerindendir. Efendi hazretleri şeyh olduğunda ise onun ilk müridlerinden ve sadık ihvanından olmuştur. Mustafa efendi İsmailağa büyük heyetinin de önde gelen âzalarınden, Allah’ın bir salih kulu. Gogoşum” lakaplı Mustafa Bilici Hoca efendi, okul imtihanlarını dışarıdan vererek İsmailağa camiine 100 metre mesafede bulunan Kovacı Dede camiine imam olmuştur. Harap halde bulunan bu garip camide kendisi bizzat çalışarak tamirinde bulunmuş ve yarım asır Allah’ın dinine hizmet ettikten sonra yaş haddinden zorunlu emekliye ayrılmıştır. Tekauddan sonraki baki ömrünü Şeriat ve Tarikatın hizmetine adamıştır. Hz Ömer mizaçlı bir o kadar da sevecen ve babacan olan Mustafa efendi hocamız cemaat tarafından çokça sevilen ve sayılan bir muhterem zat idi. Mustafa Bilici Hocamız Anlatıyor: “Efendi Hazretleriyle, ilk önce Sûre-i Bakara’nın “tashih-i huruf”unu sonuna kadar yaptım. Ondan önce de -köyünde imam idi- ben de…
Allahın El-Mümin” İsmi bereketiyle.. Kendine “selefi” diyen tekfirci hariciler malumunuz hepimize şirk kâfir tükrüğü tükürürler, ve bu tükürük gerisin geri suratlarına şlap diye yapışır. Ne diyor bunlar ? “TC içinde görev mi aldın imam müftü mü oldun oy mu verdin? Kâfir oldun ! “Haşa! Allah Teala bizzat bu tekfircileri yalanlıyor. Şöyleki ; Kuran’da “mümin” nişanı verilen tek bahtiyar, Firavun hükümetinde görev almış bir kişidir. [Mü’min:28]. “Ben tanrıyım” diyecek kadar azgın bir gavurun sarayında ve devletinde (danışman olarak) görev yapan ve imanını gizleyen adama Allah “mümin adam” diyorken.. Bu vahabi sefeli tayfa ne yapıyorlar, tam tersini ! Apaçık mümin olanlara ‘kâfir’ diyorlar ve o küfürle aslında kendilerini damgalıyorlar. selefi mi, vahabi mi ? Sakın bu haricilere selefi demeyiniz. Selefi demek selef’in yolundan giden demek. Selef Sahabelerdir, İmam Azam, imam Şafidir. Bu anlamda selefi olan, selef’in yolunda giden biziz. Çünkü sahabeler ve imamlar Kıble Ehlini asla tekfir etmediler, müminin canını malını ırzını helal saymadılar. Ama selefi etiketini çalıp üstüne takanlara bakın, kâfirin davrandığı gibi müminlere davranırlar; Müslümanın canını malını ırzını helal sayar fırsat bulsa talan ederler.. Yakın tarihte İbni Abdülvehhab’ın yaptığı gibi. Osmanlı’nın zayıflamasını fırsat bilip Hicazda büyük bir soygun, talan ve yağma yapmıştı. O yüzden bunlara vahabi denir (bir h ile) ve…
İsmailağa imamlar toplantısı Salih Topçu hoca efendinin sunumu Molla Hüsrev Hazretleri adap ve usulü terk etmiş bulunan talebeler için ne demişti ? O ki usulü terk ettiler, vusulden mahrum oldular” حرموا الوصول لتركهم الاصول Musa aleyhisselam Mevla Teala ile ilk görüşmesinde aldığı ilk emir bir adap idi “ey Musa ayağındaki ayakkabılarını çıkar çünkü sen mukaddes bir vadi üzerindesin” يا موسى فاخلع نعليك Arkadaşlar benim diyeceklerim hep bildiğiniz şeyler olacak. Bildiğimiz şeyleri konuşacağız burada. Hoca bilmediğimiz bir şey söylese diye beklenti içine girmeyin. Zavendikli Mustafa Efendi’nin de içerisinde bulunduğu bir mecliste bir hoca kürsüye çıktı -hani pek de öyle kitabî konuşan biri değil- dedi ki arkadaşlar şimdi bir şey diyeceğim 104 kitapta bulamazsınız onu. Zavendikli bize döndü “ne diyecek bu ?” Bizim bir arkadaş var lafını esirgemez “yalan diyecek efendim” dedi. gülüştüler. Şimdi arkadaşlar duymadığınız bilmediğiniz bir şey diyelim diye yalan mı diyelim !? Abdulfettah Ebu Gudde bütün kitapları okunmaya şayandır, özellikle de “İslam Alimlerin Nezdinde Zamanın kıymeti” isimli kitabı.. mutlaka alın okuyun bu kitabını. Onlarca eseri inceleyerek tarayarak yazdı. o kadar eserleri bizim ne alıp okuyacak halimiz var ne vaktimiz var Arap alimlerinin yazdığı usul kitaplarına baktığınızda tamamı fıkıh tamamı usul. Bizim Türk alimlerinin usul kitaplarına mantık çok girmiş bulunmakta. Şimdi…
Seyfettin İnanç hocanın sunumundan notlar: Çalekli Dursun Efendinin vefatı yaklaşmıştı. Hasta yatağında idi Mahmud Efendi Hazretleri de o vakitler Emri bil-maruf için Karadeniz seferinde idi. Ertesi gün hocası Dursun efendiyi ziyaret edeceği Karadeniz’de duyuldu her taraftan Onu sevenler, ihvanlar, hocalar, talebeler o gün Dursun Efendi’nin köyünde toplaştılar. Dursun efendi kendisini ziyarete gelen bu sarıklı sakallı hocalar cemaatine baktı baktı ve Efendi hazretlerine şöyle dedi “Hoca efendi bu kadar cemaat sanıyor musun ki benim için buraya geldiler ? Bunlar senin için gelmişler” dedi. Efendi Hazretleri “Estağfurullah Efendim olur mu Ben de arkadaşlarımız da hepimiz sizin için buradayız” dediyse de Dursun efendi “Hocaefendi hiç tevazu yapma. Bunlar buraya belli ki seni görmek için geldiler.. Sen hafızlığını bitirip Arapça okumaya bana gelmiştin Ben seni ilk defa kürsüye çıkardığımda bir ayet okumuştun “içinizden bir Hoca cemaati bulunsun insanları hayra çağırsın iyiliği emretsin kötülüğü yasaklasın..” [Al-i İmran 104] Demek ki kişi ne ister, neye himmet ederse onu elde eder.. Görüyorum ki o hoca cemaatini yetiştirmişsin. Efendi Hazretleri şöyle buyurdular “islamiyet siyasetle gelmez ancak siyaset İslam’ın gelmesine basamak olabilir” Efendi Hazretleri 80’li yıllarda Türkiyeye nasıl yaparız nasıl muvaffak oluruz.. konusunda uzun uzun müzakere ve tefekkürler ettikten sonra buyurdular: Tamam, Medresede yetişmiş bir hocaefendiyi yine bir hoca…
Allah’ın yüce Adıyla Diyanet Teşkilatında görev almış ihvan imamlar istişare cemiyetinden kareler Mahmut Şevket hocamız şunları ifade ettiler: İsmailağa heyeti azaları : Hasan kılıç Efendi, Mustafa bilir Efendi, Nedim Palayan, Recep Eryiğit, Mahmut Şevket Ustaosmanoğlu, Celal Erzincanlı, Ahmet Ustaosmanoğlu, Seyfettin inanç ve Ali Polat Hoca” Camiamızdan yetişen hocalarımız çok güzel çalışmalar yapmaktalar her kesimden takdirler alıyoruz. Ankara’dan bir kurum el altından bize rica ettiler “Emri bil maruf işinde İsmailağa bu işi çok iyi yapıyor bu konuda birlikte çalışabilir miyiz, Camilerimizde görevli İmam arkadaşlarımızı bu işe alıştırabilir miyiz tabii bunu açıktan demediler ama biz bir şekilde bu iletildi bunlar bizleri memnun eden gelişmeler.. Bazı duyuyoruz Hoca arkadaşlarımız geliyorlar bizlere şikayette bulunuyorlar “filanca müftü çok menfi birisi ooo! bize düşman ! faaliyetlerimize karşı !” Hayır arkadaşlar bunu kabul etmiyorum. Asıl problem sende. Yaptığımız araştırmalarda şunu görüyoruz; Bizim arkadaşımız oraya göreve gitmiş ama Müftü Efendiyi hiç ziyaret etmemiş kendini tanıtmamış hizmetlerini anlatmamış.. Tabii bir şikayet durumunda da konu müftülüğe intikal ettiğinde O da “tanımıyoruz ki, kimdir necidir bilmiyoruz!” diyecektir. Efendi Hazretleri asla böyle yapmaz her gittiği yerde mutlaka müftü Efendileri ziyaret eder onlara saygısını hürmetini gösterir. Efendi Hazretleri kendisi ile mücadele eden, belki müftüler içerisinde bize en soğuk bir müftüyü yerinde ziyaret etmiş ve…
Allah’ın yüce Adıyla B-ilime uymuyor diyerek nice nebevî Hadisleri inkar eden ve Allah dostlarının kerametlerini reddedenlere sorarım şu hadis hakkında ne dersiniz ? Mezhebiniz bunu da inkar etmeyi gerektirir zira : Allah eski ümmetlerden salih bir zata öyle üstün meziyetler vermiş ki.. rüzgara emreder dilediği yöne estirirmiş, o rüzgara biner istediği yere zahmetsiz gidermiş, hayvanları, uçan kaçan kuşları hatta görünmez cinleri şeytanları emrine amade etmiş, bunlarla konuşur dillerini anlar istediği her ağır işi yaptırırmış.. Yüksek muhkem binalar, saraylar inşa ettirir, denize daldırır, inci mercan çıkarttırırmış.. Bu zatın öyle yardımcıları varmış ki göz açıp kapayıncaya kadar uzak memleketlere gider devasa ağır eşyaları anında alır getirirlermiş? Bu zat öyle bir mülk ve saltanata nail olmuş ki tüm dünyaya sultan olmuş.. insanlara cinlere şeytanlara hayvanlara rüzgarlara ve yeryüzü hazinelerine hakim olmuş..” Ne dersiniz bu hadis/menkıbe hakkında ? Herhalde modernist ilahiyatçı bu hadisi “B-ilime uymuyor, cin kuş rüzgar kimsenin emrine girmez” diyerek inkar edecek..! Vahabi sefeliler ise “bu kişiyi ilah yapmışlar.. şirk şurk!” diyerek onlar da bu menkıbeleri inkar edecektir..! Ancak bu anlatı ne bir kul sözü, de ne uyduruk bir masal ! Bu Allah’ın ayetleriyle sabit Allah’ın peygamberi Hz. Süleyman Aleyhisselam ! İsa Erdoğan
Bu soru hocaların cami imamların olduğu bir gruba soruldu “Müslümanların en temel sorunu nedir?” Yani o çözülürse herşey yoluna girer” diyebileceğimiz husus nedir ? Aldığımız cevapları derledik. Sonuç bu: isa erdogan : Kuran’dan uzaklaşmış olmaları. Meal okuyarak bunu telafi ederler demiyorum. Kur’an Medreselerinde Kur’an ilimleri tahsil ederek ancak bu telafi edilebilir. Mevcut yapıda ümmet seküler eğitim sisteminden geçiyor, paganist düşünceye saparak Allah ve Rasulünden uzaklaşıyor. Ve her fert müstakil bir tavır sergileyerek ümmet olmaktan uzaklaşıyor. Kısaca derdimiz imam Mahmud Efendi Hz’nin formülleştirdiği gibi: “ilim amel ihlas” yetersizliği Ahmet B hoca : Dünya sevgisi. Ahiretlik işlerde avuntu. Yusuf Ç. Hoca : 1- birlik olmalı. Velevki bazı hususlarda ihtilaf olsun.. Kamil T. Hoca : Temel sorun sohbetlerden vaazlardan uzak kalmaları sanki. Böyle olunca dini bilgiden de mahrum kalıyorlar. Bi şekilde sohbet ortamı olanlar dini hassasiyet kazanıyor Muharrem A Hoca : Künuu meassadikiin” “sadıklarla birlikte olun” emrine sarılarak devamlı salih insanları takip etmek Dursun K. Hoca : Başsızlik ve ahlâksızlık ve amelsizlik olarak görüyorum kısaca… Abdülmecid C. Hoca: Önce Halife i müslimin eksik sonra haramların terki Ahmet U. Hoca : Din nasihattır (samimiyyet) eksikliği Yusuf Ç. Hoca: 2- kardeş olma Şuuru bilinci Rasul O. Hoca: Samimiyet ve minnetsizlik. Dünya rahatına teslim olduğundan zahmetli olan…