Allahın Yüce İsmiyle.. Medreselerin içinden geçtiği badireler.. 98-99 yıllarında ismailağa Medreselerinin polis ve jandarma tarafından basıldığı, talebe ve hocaların terörist muamelesi gördüğü 28 Şubat sürecini biz yaşadık. Bundan önceki askeri darbelerde din hizmetlerine, dindarlara yapılan baskı ve eziyetin bir benzeri bu süreçte yapıldı. Bu baskı ve zulümlerden en büyük nasibi şüphesiz sarık sakal cübbe ve çarşaflı Kuran talebeleri aldı. Çünkü onların kaçacak gizlenecek yerleri yoktu. O dönem bil-fiil hizmet eden hemen hemen her hocamızın mutlaka bir baskın hikayesi vardır. Ancak bugünlerde rüzgarın sanki o baskınlar hiç yaşanmamış, o tazyikler hiç olmamış gibi esmesinin temel sebebi hocalarımızın ihlas ve tevekkülle hareket etmeleridir. Tellallık yaparak o amel-i salihi zayi etme korkusudur. O yüzden bu acı hikayeler anlatılmaz Ancak İla-i Kelimetullah davasının nasıl başlayıp geliştiği, hangi badirelerden geçerek bugünlere ulaştığını artık bilmek ve yeni nesillere bildirmek zamanı. O yüzden biz bu tarihi hadisatın peşindeyiz. Buldukça kaybedeceğiz Bu akşam mahallemizin gün görmüş ömür geçirmiş muhterem bir abimizin Canib Yavuz Efendi’nin iftar sofrasındaydık. O şöyle anlattı: “Burada (Bağcılar, Mahmutbey Mahallesinde) sarığı çarşafı sevmeyen biri vardı. Uzaktan akrabamız da olur. Bizim evin üst katını komple kız medresesi yaptık orada talebeler okuyordu.. Bu gitti bizi şikayet etti o zor dönemlerde.. Mahalleye polis geldi. Karşısına ben çıktım “burada…
Zekeriyya Beyaz öldü evet bir zamanlar seküler televizyonların ekran yüzü, ramazan maskarası, verdiği fetvalarla laiklerleri sevindirip güldüren, müminleri sinirlendirip üzen Zekeriya Beyaz.. Bu yazıda 80 yıllık bedbaht bir ömrün gerisinde neler bırakıp gittiğini ibretle okuyacaksınız. Beyaz, “Sancak” adında bir gazete çıkarıyordu. Onunla çok operasyon yapmıştı. Refah Partisi Millî Görüş hareketinin kapatılması işinde aktif rol oynamıştı. Böyle bir konuşma olmadığı halde, Erbakan’ın, 13 Mayıs 1991 günü Sivas Çermik’te partili arkadaşlarına, “RP cihad ordusudur. Cihada para vermeyen cennete gidemez’’ dediğini yazmış bu yolla partiyi gerekli mihraklara jurnallemişti. Savcı Vural Savaş da Erbakan’ın ağzından çıkmadığı halde, Sancak gazetesinde kullanılan o ifadeleri RP’nin “laiklik aleyhtarı faaliyetlerin odağı” iddiasına delil olarak kullanmış ve Parti’nin kapatılmasını sağlamıştı. Yapılanlar tam bir tiyatro, danışıklı dövüştü. Siyasette tutunamayınca, akademik kimliği üzerinden kariyer planlaması yaptı. Milletlere has Müslümanlık olmayacağı halde, “Türk Müslümanlığı” kavramını savundu. “Biz İslam’la mükellefiz, Arapların örf ve adetleri ile sorumlu değiliz” dedi. ‘‘İslam ve Giyim Kuşam (Başörtüsü Sorununa Dini Çözüm)’’ başlıklı bir kitap yazarak tesettüre savaş açtı. “Ne türban ne pantolon, en kutsalı don…” sözleri, laikçi azınlığın diline pelesenk oldu. Zekeriya Beyaz Kadınların mini etek ve göğüsleri tamamen açık bir şekilde namaz kılabileceği fetvasını verdi ! Erkeklerin de şortla namaz kılabileceğini söyledi. “Orucu, beyinsiz iş yapan tutsun”…