Kuddûs olan Allahın Adıyla.. Kısa cevap: Evet imam, hatip (vaiz), müezzin ve Kur’an öğreticisinin aldığı maaş 4 mezhebe göre caizdir helaldir. Devlet gelirinin karışık olması durumu değiştirmez Açıklama Yüce Allah kullarına emretmiştir: Size verdiğimiz rızıkların helal olanlarından pak olarak yiyiniz.” Allah Rasulünün hadis-i şerifi: Kişi el emeğinden daha teniz bir rızık yememiştir, nitekim Allahın nebisi Davud aleyhisselam elinin emeğini yerdi” Açıklama: Evet, yüce yediğimize dikkat etmenizi ancak helal ve temiz planı yememizi buyurur. laikliğin hüküm sürdüğü bir ülkede devletin verdiği maaşın saf-i pak olduğunu iddia etmek ise zordur. Çünkü içki zina kumar faiz gibi haramlar serbest ve bunlardan alınan vergiler hazineye karışmakta, her türlü memur, asker polis öğretmen ve din adamlarının maaşlarına bulaşmaktadır. Elbette bu bizler müminler için bir zül ve ayıptır. Düzeltilmesi gereken önemli bir konudur. Ancak bu durum sadece din adamlarının maaşı için geçerli değil, maaşını ister devletten alsın ister almasın Türk lirası banknot kullanan herkes için geçerlidir. Bu işleri düzeltmek için müminler bu davaya en yatkın siyasi kadroları desteklemeli ve yılmadan onlara hakkı tavsiye ederek o yüksek hedefe ulaşmalıdır. Bakınız müminlerin reyleri ile en azında içki ve kumar özelleştirilerek devletin uhdesinden çıkartıldı ve böylece Millet bu melanetleri irtikap etmekten kurtulmuş oldu. Daha güçlü bir kamuoyu ve daha…
• Kuranı devamlı okuyan çok büyük bereketler bulur, Kuran ona şefaat eder, rızkı genişler, hidayet bulur, fikrinde isabet olur, kalbi yüzü nurlanır • Kuranı hatmeden kişiye bir kabul dua hakkı verilir • Kuran okuyana her harfine 10 sevap verilir • Fatiha-i şerife Kurana muadildir, hatim sevabı verir, şifadır • Yasin Kuranın kalbidir, ne garazla okunsa muradı hasıl olur • Tebareke Suresi her gece okuyanı kabir azabından korur • Vakia Suresi her gece okuyan yok çekmez muhtaç olmaz • Ayetel Kürsi, her namaz akabinde okuyana altmış faydası var, birisi: Cennetle arasında engel sadece eceli olur. Diğeri: Ölünce ruhunu Allah alır (Mahmud Efendi Hz) • Lev Enzelna, her sabah akşam okuyan şehit olur • Elemneşraheleke, devamlı okutana kalbi genişlik bulur, sıkıntısı zail olur • Zilzal Suresi, Kuranın yarısına muadildir • Tekasür Suresi, Kuranda 1000 ayet okumak kadar sevaptır • Kafirun Suresi, Kuranın dörtte birine muadildir • Ihlas-i Şerif suresi, Kuranın üçte birine muadildir, 3 kere okuyan hatim sevabı alır • Felak Nas sureleri, sihir büyü haset vesvese gibi muzırlardan korur isaerdogan.com
Allahın Yüce Adıyla Soru: Ehli Sünnet “Peygamberlerin ismet sıfatına sahip günahsız, masum kişiler olduklarını beyan eder. Ama Peygamberimiz sas Abese Suresinin inmesine sebep olan o Ama ile alakalı hadise Onun da günah işlemiş olacağına delil getiriliyor! Cevabınız nedir ? CEVAP: Hayır günah işlememiştir. O hadise, Peygamberimiz Sallallahu aleyhi ve sellem, müşriklerin ileri gelenlerine, Müslüman olmaları halinde islamın kuvvet bulacağı umuduyla tebliğ ile meşgulken, âma sahabilerden, Abdullah b. Ümmü Mektum, dinini öğrenmek maksadıyla, Peygamberimizin kapısına gelmiş onu meşgul etmiş, bu sebeple Peygamberimiz “şimdi mi” der gibi yüzünü çevirerek hoşnutsuzluk ifade eden bir tavır takınmıştır. Bunun üzerine Abese ilk ayetleri nazil olmuş “o gavurlar iman etmye yanaşmadıkları halde neden onlarla meşgul oluyorsun, onun iman etmemesinden sana ne..” buyurarak “vaazını seve seve dinleyerek temizlenmek için gelenden yüz çevirmeye değmeyeceği..” yönünde, strateji hatası yaptığını, dini terviç etmek niyetiyle de olsa, kendine sadık olanları kayırmanın, düşmanı kendi tarafına çekmekten, ya da uzlaşmaktan evla olduğunu vurgulamıştır. İşlenen bir günah söz konusu değildir. Peygamberlik makamına yakışan, daha üstün olan yol bu şekilde beyan edilmiştir. Özellikle İslam idarecilerinin çokça pay çıkarması gereken bir ayettir. Hangi sahih niyet üzerine bina edilirse edilsin, müminleri incitecek, kafirleri sevindirecek siyasi hamleler doğru bir strateji değildir. Her makamın kendine göre adabı vardır. Bu…
Ben doğrudan Allah’a bağlıyım” sözü doğru mudur ? Hayır bu söz İslama göre doğru değildir. Çünkü Kuran ve Sünnette bu sözün karşılığı yoktur. Bağlanmak arapça ifadeyle “biat” etmek veya intisab etmek.. “Ben doğrudan Allah’a bağlıyım” diyen kişi “bir şeyhe bağlı değilim, kimseye biat etmem ben doğrudan Allah’a biat ederim” demek istiyor ki bu mümkün değil. Çünkü Rasule biat eder gibi doğrudan Allah’a biat etmek yoktur. Bakınız Kuran-ı Hakim ne diyor: “Sana biat edenler ancak Allah’a biat etmiş oldular. Allahın Yed’i (eli) onların elleri üzerindedir” Fetih 10 Ayette açıkça anlatılığı üzere sahabeler RA doğrudan Allah’a bağlanamadılar. Ancak Rasulullah’a sas bağlanarak, onun aracılığı ile Allah’a bağlanmış oldular. Keza, Rasulullahı görememiş kişiler de Sahabeye biat ederek, sahabe aracılığı ile ancak Rasule ve ondan Allah’a bağlanabilmişlerdir. ve bu bağlılık silsile ile devam etti Allah dostları eliyle günümüze kadar ulaştı. Demekki biat noktasında Allaha doğrudan bağlanmak iddiası boştur ve gerçeğe aykırıdır. Eğer mümkün olsaydı Allah kullarını buna çağırırdı “gelin doğrudan bana biat edin!” derdi. Ama öyle demiyor “Peygamberime biat eden bana biat etmiş olur” diyor ve bağlanma konusunda bir insanı adres gösteriyor. Bu zamanda Allaha bağlanmak isteyen kişi, el ele ekli bir silsilenin son halkası kamil bir Şeyh’e baglanmak durumundadır. Şeyhe bağlanmak istemeyenler kendi nefslerine…
Yeni bir hizmete imza attık ve >> TIKLA telegram << programının sunduğu test imkanını Dinimizi Öğrenmeye vesile ettik. Ramazan ayını idrak etmemiz vesilesiyle Oruç hakkında test usulü sorduğumuz sorulara cevap vermek için sen de ücretsiz sorgusuz telegram >>İlmi Cevaplar<< grubumuza katıl ve farz olan ilmihalini öğren. BeN biliyorum diyorsan kendini sına çünkü nice bildiğini iddia edenler sorulara yanlış cevaplar verdiler. >> Gruba Katıl <<
“Devletin dini İslam’dır” ibaresi 93 yıl önce bugün Anayasa’dan çıkarıldı Zamanın cümhurreisi Mustafa Kemal’in emri, Başbakan İsmet İnönü’nün de teklifiyle 1921 ve 1924 Anayasası’nda yer alan “Türkiye Cumhuriyeti’nin Dini İslam’dır” ibaresi, 1928 yılında kaldırıldı. 20 Ocak 1921 tarihinde kabul edilen ilk anayasanın (Teşkilat-ı Esasiye Kanunu) 2’nci maddesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin dininin İslam olduğu belirtiliyordu. Söz konusu madde, 1924 Anayasası’nda da aynen korundu. 9 Nisan 1928’de TBMM’ye sunulan kanun teklifi ile 1921 ve 1924 Anayasası’nın 2. maddesinde yer alan “Türkiye Devleti’nin dini İslam’dır” ifadesi kaldırıldı. Karar, 10 Nisan 1928 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Böylelikle, laiklik ilkesi her ne kadar anayasaya 1937 yılında girmiş olsa da 1928’den itibaren her alanda fiilen uygulanmaya başlandı. Saltanatı kaldırmak, Hilafeti kaldırmak için ön adımdı 23 Nisan 1920’de açılan TBMM’nin 20 Ocak 1921 tarihinde kabul ettiği ilk anayasada (Teşkilat-ı Esasiye Kanunu) “hâkimiyetin kayıtsız şartsız millete ait olduğu” vurgulandı. Böylece, saltanat ve hilafetin kaldırılmasının önü açıldı. 1 Kasım 1922’de önce saltanat kaldırıldı. TBMM, son Osmanlı Padişahı Sultan Vahdettin’in yerine 18 Kasım’da Halife olarak Abdülmecit Efendi’yi seçti. Burada amaç saltanatı kaldırmak değildi. Hilafeti kaldırmak isteyenler bu yolun taşlarını döşemeye başlamıştı. 15 Nisan 1923’te Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nda yapılan bir değişiklikle de saltanatın lağvedilmesine sözle ve basın yoluyla muhalefet etmek…
Allahın yüce Adıyla.. Bugünlerde gündemi meşgul eden şey.. Bir Amiral 2 metreli bir kumaşı başına sarmış. Eğer boynuna bağlamış olsaydı hiç bir sıkıntı olmayacaktı.. Ancak başına bağlayınca.. adına “sarık” dendi ve bu “şekil” sol güruhun ödünü kopardı ve adeta içlerinde kıyamet koptu.. Ne vaveylalar ne köpürmeler ne höykürmeler..! Hepsi basit bir kumaşın bir “şekil” başa dolanmasından sebep !! Hani şekil önemsizdi !? Hani şekillerin bir ehemmiyeti yoktu ? Amiral o kumaşı fular gibi boynuna dolasaydı kimse konu etmezdi, haber değer olmazdı. Ama başına sarınca.. Evet bu “şekil” laik atatürkçülerin yüreğinde bomba etkisi yaptı. Neden ? Çünkü -onlar da biliyor ki- şekilin çok büyük manası var da o yüzden. Şekil deyip geçmeyin. Şekillerin taşıdığı manalar bu denli belirgin ve etkili olduğu için, o güruh İslama ait tüm şekilleri ortadan kaldırmayı kastettiler. Ve bu kapsamda Müslümanı kendi şekillerinden soğutmak için “şekilin önemi yoktur / İslam şekilcilik dini değildir” gibi palavralar uydurdular. Ancak bu palavralara kendileri de inanmadılar ve işte uğursuz hayatları bu şekillerle mücadeleyle geçti. Sarık şeklini sakal şeklini çarşaf şeklini ortadan kaldırıp yerine sinek kaydı surat, fötr şapka smokin dekolte şekiller ikame etmeye çalıştılar Şimdi soruyorum eğer İslam şekil dini değilse.. Ya laiklik, ya Atatürkçülük şekilcilik midir ? Galiba öyle.. Bakın…