Allah’ın Yüce Adıyla Şimdi Bazıları için moda: Gölge Sakal ! yani ne “sakallı” desinler ne”sakalsız” ? Allah erkeği sakallı yarattı. Kesilmesine müsaade etmedi. Allah Rasulü bunun ölçüsünü bir tutam olarak belirledi. Bu miktar sünnet sakalın ölçüsü oldu. Ümmet peygamberin izinde gitti. Uzun asırlar Sünnet üzere yaşadılar cihana hakim oldular. Sonra ahir zaman fitneleri.. Avrupa kültür ve modası zayıf müminleri etkiledi. Onlara hayranlık, hayranlık nispetinde avrupaya uyum başladı.. “adım adım, karış karış entegre oluş” Hani onlar muasırdı ya ! Oların seviyesine çıkmak hedefti ya !! Muratlarına erdiler, derekelerine indiler.. Sakallar yüzden kazındı. Sarık fes atıldı, fotör smokin kuşanıldı.. Efendilik verildi uşaklık alındı.. Ne zararlı bir ticaret ne kötü akibet ! Sakalsız parlak olmak resmi tip sayıldı. Sakalını günlük tıraş etmemiş öğrenci memur asker ihtar aldı. Bir de can sıkan bir paradoks yok mu beyinlerinde ! Her batıl paradokstur, her batıl sever içinde çelişiktir.. Bir taraftan “Sakal kıldır tüydür önemsizdir” teranelerini attılar, diğer taraftan o tüye düşmanlık derecesinde bir karşı koyuş geliştirdiler. “Dış görünüş önemsiz” diyerek sarığı sakalı ötelediler, sonra çıkıp kazınmış suratı, kravat ceket, açık giyimi kutsayarak “dış görünüşe” taparcasına önem verdiler ! Tüysüzlük resmi ideolojinin sembolü oldu. Sakalını tıraş eden bu ideolojiye biat etmiş sayıldı. Sakalını uzatan ise düşman…
Allahın Yüce Adıyla Soru: Allah Rasulü sas yeni doğmuş bebeğe sarı renk giydirmeyi yasaklamış mıdır, bu işin aslı nedir ? Cevap: Allah Rasulü sas cinsiyet ayırımına çok önem vermiş ve erkeğin kadınsı tavırlar, kadının erkeksi tavırlar göstermesini yasaklamış bu yasağı ihlal edenlerin lanet olacağını haber vermiştir. (1) Bu itibarla konuşma şekli, davranışlar ve giysiler çocuk erkekse erkeğe, kız ise kıza özgün olmalıdır. Hatta bebek kundağı ve beşiğin rengi bile.. O gün Asr-ı Sadette doğan çocuk erkek idi ve hazırlanan kundak kızlara özgün renkte sarı idi. Allah Rasulü sas bunu görünce razı olmamış kızmış ve derhal değiştirilmesini emretmiştir. Şimdilerde unisekiz denilen güya her iki cinsiyete uygun kıyafetler türemiştir. Bunlar dinen caiz değildir. Ileride başgösteren eşcinsellik gibi sapıklıklar anne babanın bu husustaki hataları ve cahillikleri yüzünden olmaktadır. Erkek çocuk küçük yaşta erkek gibi, kız çocuğu da kız gibi yetişmelidir. Baba oğluna rol-model olmalı, anne de kızına. Bunun için erkek çocuklar babayla daha çok vakit geçirmeli annenin dünyasına mahkum olmamalıdır. Keza Medresede okulda da kızların öğretmeni kadın, erkek çocukların öğretmeni erkek olmalıdır. Isa Erdoğan 27.11.2018 gop __________ ١- [عن عبدالله بن عباس:] لعن رسولُ اللهِ ﷺالمُترجِّلاتِ من النساءِ والمُخنَّثين من الرجالِ وقال: أخرجوهم من بيوتكم قال: فأخرج رسولُ اللهِ ﷺ فلانًا وأخرج عمرُ فلانًا. [مسند أحمد…
Allah’ın yüce Adıyla Yılmaz Aydın zamanın dünyaca ünlü Avrupa Karate Şampiyonu. Bu kıssayı onun bir akrabası olan hoca arkadaşımdan dinledim. Yılmaz Aydın öğrencilerine devamlı olarak Mahmud efendiden söz eder “Benim tanıdığım görüştüğüm bir şeyh efendi var Fatihte Mahmud Efendi. Büyük Allah dostudur duası makbul zattır. Ne zaman turnuvaya çıkacak olsam mutlaka ziyaret eder duasını alırım Ve Allah’ın izniyle galibiyetle dönerim..” der ve öğrencilerinin de merakını o velinin üzerine çekerdi Şimdi Yılmaz Hoca emekli olmuş, dövüşü ringi bırakmış talebe yetiştirmektedir. Karatecilerden oluşan bir takımı vardır. Önlerinde bu takımın katılacağı bir dünya Karate Turnuvası var. Birlikte Efendi Hazretlerine ziyarete gelirler. Öğrenciler heyecanlıdır o “efsane şeyh efendinin” huzuruna çıkacaklar.. Ve gelirler sırayla el öperler dua talep ederler. Efendi Hazretleri “Peki, dua edeceğim” der ve bunlar gönülleri ferahlamış, moralleri yüksek bir halde huzurdan ayrılırlar. Turnuvalar 15 gün sürecektir eğer finale kalırlarsa.. Ancak bizim karateciler daha başında dökülmeye başlamışlar. Birinci günkü müsabakalarda yarısı yenilmiş ve elenmiştir. Mehmet hoca diyor ki “babamı aradım nasıl gidiyor” diye sordum. Babam çok üzgün “iyi gitmiyor” dedi. İkinci gün aradım, küplere binmiş haldeydi.. Dedi ki “oğlum Şeyh efendiye söyle nolur duayı bıraksın, böyle giderse hepsi yenilecekler” Üçüncü gün geri kalanları da elenmiş ve bütün takım dayak yemiş yara bere içinde…
Allah’ın yüce Adıyla Soru: Kandil denilen Mübarek Geceleri Kutlamak İslam’da var mıdır? Kadir Regaib Beraat Miraç Kadir ve Mevlid gecelerini kutlamaya karşı olan kesimin itirazları 3 maddede toplandı, ve cevapları verildi: 1. Itiraz: “Dinde özel gece yok, diğerlerinden faziletli gün ve gece olmaz çünkü bütün geceler Allahındır ve eşittir” derler.. 2. Itiraz : faziletli gün ve geceler olsa bile bunlarda özel ibadet ve merasim düzenlemek yoktur. Olmayan ibadeti icad etmek dine bidat sokmaktır” derler.. 3. İtiraz : ibadet her gün ve gece olmalıdır. Bir kaç geceye özel ibadet merasimi düzenlemek diğer geceleri boş vermeye sebep olmaktadır. Kandil geceleri kutlamak bu açıdan fayda yerine zarar verir” derler Cevab 1) Allah bazı insanları diğerleri üzerine üstün kıldığı ve Mekke Medine gibi bazı mekanları başkaları üzerine faziletli kıldığı gibi bazı gün ve geceleri de diğerleri üzerine faziletli kılmıştır, Deliller: “Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır” “Cuma gününde bir saat var; dua isabet etse müstecab olur, namaz isabet etse kabul olur” “Her gecenin son üçte birinde Allah dünya semasına nüzul eder ve “var mı dua eden icabet edeceğim var mı şifa isteyen vereceğim..’ şeklinde nida eder.” Kandil geceleri hakkında da sahih veya zayıf hadisler var olduğu için hususi bir fazilete sahip oldukları sabit olmuştur. Çünkü…
1 gitmek ذَهَـبَ go 2 almak أَخَـذَ take 3 koymak وَضَعَ put 4 yapmak فَعَلَ do 5 yazmak كَتَبَ write 6 içmek شرب drink 7 temizlemek نَظَّفَ clean 8 kutlamak اِحْتَفَلَ celebrate 9 açıklamak شَرَحَ explain 10 girmek دَخَلَ enter, come in 11 gelmek جَاءَ come 12 cennet الجَنَّةُ paradise 13 saygı duymak اِحْتَرَمَ respect 14 itaat etmek أَطَاعَ obey 15 cimri olmak بَخِلَ to be stingy 16 sorun مُشْكِلَةٌ problem 17 hissetmek شَعرَ feel 18 hak, gerçek حَقٌّ right 19 reddetmek رَفَضَ refuse 20 göndermek أَرْسَلَ send 21 tercih etmek فَضَّلَ prefer 22 ihmal etmek أَهْمَلَ neglect 23 giriş, önsöz مُقَدِّمَةٌ introduction 24 ateş النَّارُ fire 25 hastalık المَرْضُ disease 26 müdür مُدِيرُ director 27 ders الدَّرْسَ lesson 28 ulaşmak بَلَغَ reach 29 bulmak وَجَدَ find 30 varmak وَصَلَ arrive 31 düşmek سَقَطَ fall 32 sona ermek اِنْتَهَى finish 33 seyahat etmek سَافَرَ travel 34 korumak, saklamak حَفِظَ save, keep 35 çıkmak خَرَجَ go out 36 hastane مُسْتَشْفَى hospital 37 yardım etmek سَاعَدَ to help 38 buluşmak تَقَابَلَ to meet 39 toplantı الاجْتِمَاعُ meeting 40 money الْمَالُ para 41 göçmek هَاجَرَ migrate 42 ev بَيْتٌ house 43 şeker سُكَّرٌ sugar 44 kedi قِطٌّ cat 45 süt لَبَنٌ milk 46…
Hidayet eden Allahın Yüce Adıyla Düzce Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden Doç. Dr. F. Günaydın İmam Hatip Okullarında bazı öğrencileri “deizm küfrüne” sürükleyen konular hakkında araştırmalar yapmış ve bunun sonucunda İmam Hatiplilerin yönelttiği çeşitli soruları derlemiş. İşte o vesvese içerikli 21 soru ve İsa Erdoğan hocanın o sorulara verdiği ilmi cevaplar : 1. Soru : Allah bizim Cennete ve Cehenneme gideceğimizi biliyorsa, neden bizi imtihan ediyor? Cevap: Suç gerçekleşmeden cezasını vermek adalete aykırı olduğu için. Örneğin, öğretmen hangi öğrencinin başarılı olacağını, hangisinin tembel ve başarısız olacağını bilir ancak sınav yapmadan kafadan not vermez. Vermiş olsa tembel öğrenciler itiraz eder, neden bizi imtihan etmedin belki sınavı geçerdik” diyerek itiraz ederlerdi.. Aynı böyle. Cennet güzel amellerin mükafatı, cehennem ise küfür ve isyanın cezasıdır. Mükafat ve ceza ancak eylemden sonra olur önce olmaz. 2. Soru : Öldükten sonra dirileceksek neden ölüyoruz? Cevap: Allah her cana belirli bir ömür biçmiştir. Buna ecel denir. Eceli gelen ölür. Neden ecel tayin etti ? Çünkü dünya hayatı meşekkatlidir ve zaman geçtikçe kişi yaşlanır, sağlığını kaybeder ve dünya hayatı çekilmez olur. Kulların ölümü Ölmeyen Diri Olanın büyüklüğünü gösterir hem.. Aynı olamazlar 3. Soru : Allah her şeyi bildiği halde neden bizi yarattı? Cevap: Bizim bilemeyeceğimiz yüksek gayeleri ve sırlı hikmetleri…
Rahman Rahim Olan Allahın ismiyle.. Türkiye’de benim tespit ettiğim üç dört çeşit Arapça öğretim metodu var. Medrese usulü, İmam Hatip Lisesi metodu, özel kursların metodu ve hafıza teknikleri yöntemi.. Medrese usulü, en köklü ve en sağlam usuldür. Bunun Doğu usulü ve İstanbul usulü gibi farklı çeşitleri de mevcut. Yazının son kısmında bu usule geleceğiz. İmam Hatip okullarında takip edilen metod adeta öğrenciyi oyalama, yıllarca Arapçayla meşgul olsun ama asla tam olarak öğrenmesin! türünden bir taktik. En zeki ve başarılı imam hatip öğrencilerinin mezun olduklarında Arapça konuşamadığı gibi Arapça bir eseri de okuyamadıkları bunun göstergesidir. Mustafa hoca bir imam ve 90 lı yıllarda tam altı yıl imam hatip lisesi okudu. Sarıkayada ve Kayseride.. Çok da istekli şuurlu çalışkan ve zekiydi. Son sınıfa geldiğinde sonuçtan pek memnun olmamıştı. Arapçayı öğrenmiş sayılmazdı Kuran’ı Hadisi anlayamıyordu. Meslek dersi öğretmenine bunun sebebini sordu. Öğretmeni şöyle diyebilmişti “Arkadaşlar bu okul kitaplarıyla Arapça öğrenmeniz mümkün değil. Bakın bunu ilk defa size açıklıyorum “İzhar” isminde bir kitap var Osmanlı medreselerinde en temel Arapça ders kitabıydı. Arapçayı öğrenmek için Mutlaka onu okumanız gerekir..” Evet gerçekten de İmam Birgivi Hz‘nin kaleme aldığı İzhar kitabı medrese hayatım boyunca okumaktan en çok zevk aldığım öğretici doyurucu feyizli bir kitap olmuştur. Akşamları bazen…