Mescidi Nebevîde 40 vakti tamamlama çabası

Allah’ın yüce Adıyla  Özet: 2005 Umre ziyaretimizde Rasulullah efendimizin mescidinde 40 vakti tamamlamak bize mümkün görünmüyordu, tur şirketinin aldatmasından sebep.. Ancak Hz Allah ol deyince olduruyor..  2005 yılı.. Mahmud Efendi Hazretleri umreye gideceği haberi duyuldu. Bütün ihvanlar gibi biz de hareketlendik. Durumum iyi değildi, umreye gidecek imkanım yoktu doğrusu. Beni götürecek bir sponsorum da. Hatta bazı Edirneli ihvanlar “bizi bırakıp nasıl gider!” demişler. Hasılı destek değil, köstek bile vardı. Onlara “Ama Şeyh Efendi bütün müritlerini bırakıp gidiyor !?” diye cevap vermiştim. Ve önceki sene arabamla memlekette kaza yapmıştım, borçlarım vardı. Bazı yakınlarım bunu hatırlamışlar “Borçlarını ödemeden nasıl gider!” demişler. Kimseyi dinlemedim her şeye rağmen gidecektim bu fırsatı kaçıramazdım Mahmud Efendi Hazretleri şeyhimle umre yapma fırsatı kolay ele geçer şey değildi.. Bazı arkadaşlar umreci topluyordu 750 dolar yetiyordu bir kişi için. Ben bir bebek ve 2 yetişkin kişiydim 1.500 dolar benim için yetecekti bebeğe ücret almıyorlardı. Bazı akrabalardan borç aldım, altın dolar buldum buluşturdum parayı denkleştirdim ve Allah’a şükür umreye gidebilecektim. En ucuzundan, otelimiz yemeksiz olacaktı. Yani yemekleri kendimiz pişirecektik en uygun seçenek buydu. Doğrusu şimdiki aklımla yemeksiz oteli kimseye tavsiye etmiyorum. Sıkıntı.. tavatı saydi ibadetti derken yoruluyorsun.. Sonra otele gel bu meşgale arasında bir de yemek yapmakla uğraş.. düzgün malzeme…

Hoca Şeyh Alim.. üzerine
ANALİZ / 14 Ağustos 2022

Bismillahi.. Suriyeli bir müslüman.. Bir Türk hocayla Arapça konuşuyor ve devamlı هوجام diye hitap ediyor. Arapçada böyle bir ifade yok halbuki. Yani Arapça konuşuyorsa şeyhî demesi gerekirdi. Ama diğer arap hocalar söz konusu olunca onlar hakkında şeyh Ammar şeyh Hammad deyip duruyor..  Aynı durumu bizim mahallede yaşıyoruz.. Suriyeli arkadaş mahalle imamı ile muhatap olurken bakıyorsun özellikle şeyhî demekten imtina ediyor. Öğrenmiş Hacî, abi deyip duruyor.. ve ama Arapça konuşuyor.  yakaladım ve uyardım bozuldu tabi.  Bir de bunun tam tersi var, Suriyeli bir hoca mesela bir dernekte vaaza konuşmaya çağrılmış, onun hakkında Türkçe bir ilan düzenlemişler orada “Nadir Hoca, İbrahim Ahsai hoca’ sizlere hitap edecek” diyecek yerde özellikle “Şeyh nadir” “şeyh İbrahim ahsai’ sizlere hitap edecek” yazmışlar, kasıtlı yapılıyor tabi  Bunlar, Türk hocalarını küçük gördüklerinden, ilimlerini beğenmediklerinden Arapçada hoca demek olan “Şeyh” ifadesini Türklere yakıştırmazlar. Mehmet Savaş Hoca’dan buna benzer bir değerlendirme duymuştuk: “Suriyeli hocalar göre Türkler alim değildir ağzıyla kuş tutsa bile..!”  Bunlardan maraz kapmış bizim kompleksli arkadaşlar ise tam tersi Suriyeli ve Arap hocaları gözlerde daha da büyütmek için onlardan bahsederken Hoca demeyi yakıştıramazlar Türkçe’de daha büyük bir ifade olan “Şeyh” diyerek onlardan bahsederler. Halbuki Türkçede şeyh’in anlamı çok daha başkadır ve sadece mürşid-i Kamil tarikat önderlerine söylenir. Elbette önemli bir…

İran Şiyası ile Suud Vahabi Elele
ANALİZ , Bidat ehlini redd , Dünya Gündemi / 14 Ağustos 2022

Allah’ın El-Mudill ismiyle..  iran şiyalığı ile suudi vahabiliği arasında güçlü bir bağ var, her ikisi de Ehli Sünnet’e muhalif ve mücadele icindeler. Bu iki fırkanın İslam dünyası içindeki konumunu tespit etmek için aralarında bulunan bu ortak noktaya bakmak yeterli. Çünkü kategorize, benzerlikler ve ortak noktalar üzerinden yapılır. Vahabilik ve iran şiyalığı arasında en bariz ortak nokta: her ikisinin de mücadele alanı olarak müslüman camiayı seçmiş olmasıdır. Hak tarikat ve cemaatler, nötr, seküler, dinden hafersiz gafil kesimden insan devşirmeye, yani İslam’a adam kazanmaya çalışırken.. ..bir vahabi/sefeli ise tıpkı bir iran şii’i gibi cami cemaatine yönelir, hedef kitlesi müslümandır. koparabiliği dost, aldatmadığı müslüman ise düşman’dır ! Yani yaptıkları şey tam anlamıyla “fitne” Müslümanların cemaatini bölmek, milleti birbirine düşürmek ! Sadece bu sıfatları, bu iki güruhun “batıl” yolda olduğunu göstermeye yeter. O yüzden İslam’ın en büyük düşmanı Batı bu iki guruhtan nefret etmekle beraber varlıklarını ve çalışmalarını korurlar, önlerini açarlar. Çünkü batı bu iki fırkanın İslam ümmetini parçalayıp birliği yok edecek potansiyelde olduğunu bilir.  O yüzden Ehli sünnete dayalı bir devlet rejimine asla müsade etmeyen Seytan ordusu (batı) İran şia rejimine ve Suud vahabi rejimine ses etmez. Ve bu iki güruh (vahabi-şii) bütün dünyada yayılmacı bir politikayla dini faaliyet yürütür, her devlette mescitler…