Bismillahirrahmanirrahim “Nefs-i emmare (insan) hiç bir kayıt altına girmeyi, kimseden buyruk almayı istemez. Hatta ister ki “herkes benim buyruğum altına girsin..” der İmam Rabbani. Bütün kavga nefsin bu isteği üzerine. Biraz imkan ve iktidar elde eden, nefsin bu isteğine koşuyor. Peki, Allah ne istiyor? İnsana böyle bir özgürlük tanıyor mu ? Özgürlüğün zıddı zorlama; zorla yaptırma. Allah mümin veya kâfir kullarını zorluyor mu? Modern ifadeyle “Dinde zorlama var mı? Bu soruların cevabı üzerine konuşacağız. Evet var. Allah’ın dininde, yani ilahi buyruğa göre müslüman olan da olmayan da zorlamaya maruzdur. Dinde zorlama yok” şeklinde tercüme edilen ayet yanlış anlaşılmıştır. Müslümanın zorunlu olmasına gelince: Çünkü Allah ile bir anlaşma yapmış, nefsinin arzu ve isteklerini cennet karşılığında Allah’a satmıştır. Yani teslim bayrağını çekmiş Allah’a v Rasulüne v yetkililerle itaat edeceğine dair imzayı atmıştır. Sözleşmeyi bozan elbette bir takım cezai yaptırımlara maruz kalır. O yüzden namaz kılmayan hapse girer, günlük 10 sopa yer. içki içen sırtına 100 değnek yer. zina eden bekar aynı, evliyse recm (idam) edilir. Çalanın eli kesilir, iftira eden 80 sopa yer, cinayet işleyene kısas edilir; cana can, göze göz.. Bütün bu ukûbât Müslümanın özgürlüğü elinden alındığı ve İslam’ın gereklerini yapmak zorunda olduğunun ifadesidir Kafir’in zorunlu olmasına gelince: Allah kendi mülkünde…