Allah’ın yüce adıyla.. Ahiska yayınları bir kitap çıkardı; Mahmud Efendi hazretleri’ni yakından tanıyan gören kimi hoca ve ihvanların hatıraları, yaşadıkları kıssalarla dolu kitap “Hatıralarla Mahmud Efendi Hazretlerinin hayatı” ismiyle çıkmıştır. iki cilt şeklinde basılan kitap belli ki iyi çalışılmış. Hiç bir yerde bulamayacağınız muazzam kıssalar menkıbeler kerametler bu kitapta.. Hazırlayanlardan Allah razı olsun kesinlikle tavsiye derim. 2 cilt halinde satılıyor, ince karton kapak ve sert kapak. Kitapçıda yumuşak kapaklı takım fiyatı 80 liraydı.. Allah hayırlı mübarek eylesin. Efendi Hazretlerinin kemalatından bizleri mustefid eylesin
Bizleri İslama Hidayet Eden Allahın Adıyla.. . 1500’lerde İngiltere’de insanların çoğu Haziran’da evleniyordu senelik banyolarını da Mayıs’da yapıyorlar, Haziran’da hala çok kötü kokmuyorlardı.. Ama yine de kokmaya başladıkları için gelinler vücutlarından çıkan kokuyu bastırmak amacıyla ellerinde bir buket çiçek taşıyordu.. . Banyolar içi sıcak suyla doldurulmuş büyük bir fıçıdan meydana geliyordu.. Evin erkeği temiz suyla yıkanma imtiyazına sahipti.. Ondan sonra oğulları ve diğer erkekler, daha sonra kadınlar, sonra çocuklar ve en son olarak ta bebekler aynı suda yıkanıyordu.. Bu esnada su o kadar kirli hale geliyordu ki içinde gerçekten bir şeyleri kaybetmek mümkündü.. İngilizce’deki ‘banyo suyuyla birlikte bebeği de atmayın’ (Don’t throw the Baby out with the Bathwater) deyimi buradan gelmektedir.. . Evlerin çatıları üst üste yığılmış kamıştan yapılıyor, kamışların altında tahta bulunmuyordu.. Burası hayvanların ısınabilecekleri tek yer olduğu için bütün kediler, köpekler ve diğer küçük hayvanlar (fareler, böcekler) çatıda yaşıyordu.. Yağmur yağdığı zaman çatı kayganlaşıyor ve bazen hayvanlar kayarak çatıdan aşağı düşüyordu.. İngilizce’deki ‘kedi-köpek yağıyor’ (It’s raining Cats and Dogs) deyimi de buradan gelmektedir.. Yukarıdan evin içine düşen şeyleri engelleyecek hiçbir şey yoktu.. Böceklerin ve buna benzer nesnelerin yatakların içine düşmesi büyük bir sıkıntı oluşturuyordu.. Etrafında yüksek direkler ve üstünde örtü bulunan İngiliz usulü yataklar bu nedenle oluştu.. ….
Allahın yüce Adıyla.. “2. Mektup: 7 Nisan 1953, Faziletkar bir huzura, Büyük üstadımız efendimiz Ebu’l Ula beyefendi Hazretleri müsaade-i fadînalerini istirham ederek kıymetli vaktinizi işgal edeceğim. İlk defa huzurda ders takrir eden 4. dedem Ebu Said el-Hadimi merhum hakkında bu mektubumda yazdığım hikayeyi yüksek affınıza sığınarak bir malumat kabilinden olmak üzere arza mücaseret eyledim. Hammer[*] tarihinde Resmi Efendi tarihine atfen yazdığı sütunda 16 Asrın başından 18 asır ortalarına kadar geçen vakıaları anlatırken 1. Mahmud devrinde Kızlarağası olan Hacı Beşir Ağa için Haremeynin en büyük mensabında bulunmuş olan 37. Darüssaade Ağası Beşir Ağa diye bahseder [203] Hacı Beşir Ağa Hicaz’da bulunduğu sırada Medine-i Münevverenin Harem ağlığı vazifesinde de bulunmuştu bir gün padişah Birinci Mahmut RhA ile mülakatı esnasında padişah “Hacı Beşir Ağa, Harem-i Şerif’te ne kadar kaldığını bu kadar müddet zarfında harikulade ne gibi hallere muttali olabildiğini” sual edince Hacı Beşir Ağa “Harem-i Şerif’te geçirdiğim bu kadar müddet zarfında fevkalâde olarak 3 hale muttali oldum” der ve bu üç halden birisini şöyle anlatır: “Ravza-i Mutahhara’daki Cibril kapısı gecenin seher vaktinde yakın bir zamanda aralanırdı, gireni anlamak ve tecessüs etmek isterdim fakat vücuduma arız olan rehavet ve durgunluk neticesi içeri giren zatın kim olduğuna muttali olamıyordum. Bir gece yine Cibril kapısı açıldı….