Allah’ın Yüce Adıyla Allah bütün inananları kardeş yaptı, Pâk Eşleri annelerimiz, Muhammed aleyhisselam da babamızdır. Müslüman bu büyük ailenin bir ferdidir. Bu aileye mensubiyet en büyük mensubiyettir. Bu mensubiyet ve bu aidiyetin ötesinde başka bir mensubiyet gerekli değil aslında.. Tarikat ve Cemaatler Tarikata (veya cemaate) giren bir müslüman yeni ve küçük bir aileye daha girmiş olur. Burada yeni ihvanlar/kardeşler edinir ve o tarikatın şeyhini baba bilir. Allah’ın tesis ettiği büyük aileye ilaveten gerek var mıydı bu küçük ailecikler ? Tarikat ve cemaatlerin çıkışı bir ve diri o büyük Aileyi parçalamak değil midir? Cevab: Hayır parçalamak değil, bilakis gaye birleştirmektir. Çünkü Tarikat bir okuldur. Kişiyi hakikî Müslüman yapma okulu. Zaman uzamış, Allah Rasulü sas ile aramıza uzun asırlar girmiş olduğundan Peygamber ile Ümmet arasında olması gereken baba-evlad ilişkisi kopmuş, rehber-tabii bağlılığı kaybolduğundan Tarikat bu kusurları telâfi etmek için kurulmuş bir okul bir eğitim kurumudur. Şöyle ki Mürid, baba gibi sevdiği ve bağlandığı şeyhine duyduğu bu muhabbeti sayesinde ‘büyüğe muhabbet ve ittiba’yı öğrenmiş olacak ve bir gün Şeyh kendini aradan çekmekle mürid bu muhabbet ve itaatini asıl sahibine; Peygamberine yöneltecek idi. Tarikatın tabiriyle; Mürid fenafişşeyh olduktan sonra Fenafirrasûl olacaktı.. Ayni şekilde.. İslam ailesinin ekser mensupları amel-i salihi terk etmiş, bidat ve fesada…
Allah’ın Yüce Adıyla Hadis kafiri birisi Sahabelerin hadis karşısındaki tavrını (Ey Allah rasulü bu söz Allah’ın emri mi yoksa sizin ictihadınız mı) tarzındaki suallerini misal göstererek küfrünü meşru göstermeye çalışıyor.. “Bakın Sahabeler bile Peygamberden her duyduklarını değil Ayet olanları kabul ediyorlar diyor..! CEVAP Bu akılsız bidatçı farkında değil, aslında aktardığı durum Hadislerin de Allah’tan gelen bir çeşit vahiy olduğunu , Ehl-i Sünnetin bu konuda haklı, ehl-i bidatın ise dalalet içinde olduğunu göstermektedir. Şöyle ki: Allah Rasulü sas bazen bir şey söyler -bir hadis ağzından sudur eder- ve bu hadis eğer Sahabelerin bilgi ve adetlerine aykırı görünürse sorarlar idi : Ya Rasulallah bu sözünüz Allah’ın emri mi yoksa sizin ictihadınız mı? Peygamber efendimiz eğer “bilakis benim ictihadım” derse onlar da kendi ictatlarını sunar olayı istişareye açarlar idi. Zavallı hadis kafiri, Sahabenin bu ahlâkından kendi küfrüne bir pay çıkarmaya çalışmış ama Allah hilesini boşa çıkarmış, tuzağını başına geçirmiştir. Çünkü Sahabenin Hadis karşısında ki bu tutumu gösteriyor ki Hadisler çok zaman Allah’ın Kuranda yazılı olmayan emirleri olabilir. Allah nice emir ve yasaklarını Peygamberinin ağzıyla söylemiş olabilir. Çünkü peygamberimiz Kuran dışında da vahiy alıyordu. Mescid-i Aksa’ya doğru namaz kılınan yıllarda olduğu gibi.. Bu emir Kuranda yazılı değil. Bu yüzden Hadisler karşısında çok temkinli olmalı,…
Allah’ın Adıyla.. Müceddid kimdir nedir ve Mahmud Efendi Müceddid midir ? Onu müceddit yapacak hizmetleri nelerdir? عن أبي هريرة: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: إنَّ اللهَ يبعثُ لهذه الأمةِ على رأسِ كلِّ مائةِ سنةٍ من يُجدِّدُ لها دينَها • سنن أبي داود • Allah Rasulü sas buyurmuştur: “Elbette Allah her 100 yılın başında bu Ümmet için, onların Din işlerini yineleyecek Mücedditler gönderir..” [Ebu Davud: Sahih] Müceddid, bu Hadisi şerifte bildirilen, her asırda gelmesi müjdelenen Dini yineleyen zatlardır. Allah rasulü bu hadisinde peygamberler için kullanılan “ba’s” tabirini müceddit için de kullanmış ve bunun “ümmet için, ümmet yararına” olduğuna vurgu yapmıştır. Allah o ki yeni bir peygamber göndermeyecek, Ümmeti garip sahipsiz bırakmamak için mücedditler göndermektedir. Müceddid; unutulmuş, terk edilmiş İslâm dininin icaplarını, itikad farz vacip ve sünnetleri yeniden yaşamak ve yaşatmak suretiyle ihya eden ve küfrü, isyanı, kafire teşebbühü, haram ve mekruhları iptal ve imate eden yüksek alimler. Ve müceddid Mahmud Efendi Hz’nin de sarahaten bildirmesiyle “bir asırda birden fazla olabilir.”