Sevki Yılmaz ve Mahmud efendi Hz

Allah’ın yüce adıyla Şevki Yılmaz 90’lı yılların efsane siyasetçisi.. “Beni bir saat TRT’de konuştursunlar Vallahi idama razıyım billahi idama razıyım” sözü bir replik haline dönüşmüş Milli Görüş davasının en parlak en önemlisi simalarından. Milli Görüş fikrinin yayılmasına vesile en önemli hatiplerden O zamanlar yegane televizyon TRT olduğu için böyle söylüyor. Ve o bir saat içerisinde bu Ümmet bu millet üzerinde oynanan büyük oyunları deşifre edeceğini, insanları 1 saat içinde uyandıracağını düşünüyor ve bunun da idama değeceğini ima ediyor. “Doğuda bir nöbet yerinde nöbet tutan askerlerin devamlı şehit edilmesi, bunun üzerine bir asker bu işin sırrını açığa çıkarmak için üniformasının içini samanla doldurup uzakta beklemesi ve orada nöbet tutan askeri öldürenin aslında PKK yanlısı bir komutan(!) olduğunu fark etmesi..” “Doğudaki PKK kamplarına erzak taşıyan helikopterlerin Amerika silahlı kuvvetlerine ait olduğunu..” “Türk silahlı kuvvetlerin PKK’yı sıkıştırıp tam imha edeceği anlarda “ateş etmeyin geri dönün” emirlerinin gelmesi..” Bu gibi ihanet ve hıyanet dolu haberleri bizler hep Şevki Yılmaz’dan dinlemiştik Biz Şevki Yılmaz’ı defalarca İsmailağa’da gördük. Bir gelişinde sabah namazıydı Mahmud Efendi Hazretleri kürsüdeydi birden vaazını kesti elini yukarı kaldırarak kapıya doğru baktı hiç yapmadığı bu hareket karşısında biz şaşırdık gördük ki Şevki Yılmaz gelmiş onu karşılıyordu. O da hemen merdivenlerden çıktı kürsüde sarıldılar….

Yeni Görev Yerine Taşınırken 1

Bismillahi.. Hani bir yere yerleşirsin ve dersin ki tamam sonuna kadar kalacağım yer burası.. Karadeniz mahallesinin dip kısmı, eski adıyla Elmabahçesi mevkii benim için o yer değildi. Burada kendimi yerleşik göremedim. Sebebini bilmiyorum ama gitmek aklımın köşesinde hep vardı Bugün 17 Ağustos 2020. Iki buçuk senedir Hacı Salih Efendi Camiinde vazifeliyim. 2018 başında geldim. Güzel cami. Bu ismi seviyordum. Sırf bu isim bu camiye ayrı bir önem atfediyordu. Gözümde özeldi. Hacı Salih Efendi burada oturmuştu. Sevenleri camiye onun ismini vermişlerdi. Salih  Efendiyi ben Beykoz Yuşa as türbesinde görmüştüm. Mahmud Efendi Hz’nin mutad yaptığı yağmur duasına gelmişti. Iki mübarek öyle yuvarlanır gibi sevgiyle sarılmışlardı.. Mahallede güzel dostlarımız oldu. Ailecek gidip gelecek arkadaşlarımız. Hafta içi her akşam ders yaptık. Önce Yüzüne Kuran sonra manası için arapça.. Derslerin bereketiyle güzel bir ekibimiz oldu.. Neden gitmek istiyordum.. Çünkü Caminin Kurs binası yoktu. ilk camimde Bilal-i Habeşi Camiinde bu vardı. Öyle bir yer istiyordum. Boş bir bina. Yapılmış ancak içi doldurulmamış, hizmet olmamış bekliyor.. Bizim dolduracağımız. Bilal-i Habeşi camiinde yaptığımız gibi.. O yüzden aklımın bir köşesinde öyle bir yere gitmek hep vardı. Yoksa mahalle iyiydi. Yani alışmıştık caminin lojmanı çok iyiydi. Dört oda ve mutfak, oda kadar büyük.. O yüzden ayrılmak fikri aileme iyi gelmedi….