Benim Tanıdığım Bayram Hoca (Şehit)

22 Aralık 2008

Bayram Ali Öztürk

Allah’ın yüce Adıyla 

Bayram Ali Öztürk
Sıfatı: Allame, Dava adamı,hatip, sofi, abid ve mücahit
Lakabı: Mektubatçı Bayram hoca
Lakabı diğeri: Ayaklı kütüphane
Meşrebi: imam Mahmud efendi Hz’nin has talebesi, sadık müridi
Nesebi: Bende-i evliya şanlı Bilal Efendinin yeğeni
Mevtıni: İsmailağanın gururu, Fatih’in gözbebeği

İmamı Rabbaninin aşığı ve şaheseri Mektubatın bir delallıydı Bayram hoca.
İşrak vaktinde uykulu mahmur gözlerimiz onun gür sedasıyla açılır
Sabah namazı akabinde onun aşk ve vecd ile okuduğu Mektubat ile dolardı zihinlerimiz
Bayram hoca ciddiyet ve vakarla kürsüye çıkacak, ve “Ya Allahu ya Muin ya Hannanu ya Mennan ya Aziz ya Kerim ya Rahimu ya Rahman. Mevlana imamur-Rabbani kaddesallahu sirrahu ssamedani buyurduki..” ile başlayan hitabı camiyi çınlatacak.

O konuşurken adeta kükrerdi. Tok kalın ve etkili sesi bütün kalpleri tesir altına alırdı 
ve konuyu istesede istemesede iligili olsa da olmasa da herkesi dinlemeye mecbur ederdi
Ancak asıl dinleyicileri onun azat kabul etmez sadık muhipleridir
Bunlar onun hiçbir sohbetini kaçırmaz ve Bayram hoca nerde bunlar ordadır.

Ellerinde mektubat Bayram Hocayı ısrarla takip ederler bazen not almaya çalışır bazende
yasağa rağmen sesini kaydederlerdi. hiç unutmuyorum bir defasında mimberde hutbe okuyordu
ordan haykırdı içinizde sesi kaydedenler var bak arkadaş inersem seni ortaya çıkarmasını biliirm
dedi, ve arkadaşımız diyor o an elim ayağım birbirine dolandı heyacan ve korkudan ne yapacağımı şaşırdım.

Mıymıntı pasif ve pısırık müslümanları sevmezdi herkesi kendi gibi cesur coşkulu ve cevval görmek isterdi.
İçinde öyle bir derdi bir ızdırabı vardıki nice çağlar çağlardı da bir türlü boşaltıp rahatlayamazdı.

İmam Mahmud efendi hazretlerinin vekiliydi. Ahir ömründe ismailağada yaptığı pazar sohbetleri hazreti imama niyabeten ona vekaleten yapıyor ve cami hınca hınç dolarak geç gelenler oturacak yer bulamıyordu.

Hazreti imam onu defaaten kendi yerine Yavuz Selim Camii kürsüsüne de çıkarmış ve sohbet ettirmişti. bir defasında işrak vakti başlayan sohbeti tam beş saat sürmüş ve bazı yaşlıların inelmeleri sayesinde ancak son bulmuştu. o gün vaazın ortasında anlattığı hadisenin tesiriyle dayanamadı ve hıçkıra hıçkıra ağladı. Osmanlı ecdadımızın büyüklere olan edeb ve hürmetini konu ediyordu. ve pehlivanlardan Koca Yusufun
genç bir rakibiyle yaptığı son müsabakasını anlatıyordu. saatler süren müsabakada Koca Yusuf rakibine “evladım biliyorum istesen beni çoktan yenebilirsin
ancak yaşıma hürmeten bunu yapıyrsun” dediğini aktardı ve tam o anda Bayram hoca kendinden geçti…

İşte Bayram hoca içinde volkan gibi kaynayan ızdırabını kürsüden taşırır ve bazen hıçkırıklarla ağlar bazen divaneler gibi bağırır sayha atar bazen galeyana gelir
aşıklar gibi nameler okur bazen savaşa giden mücahitler gibi kasideler marşalar söylerdi..

Bir avuç Çeçenistanın kocamış rusyaya bu denli direnebilmesinin perde arkasında tarikat ve maneviyatın olduğunu farkeden Kaddafi libya lideri
ülkesinde tasavvuf ve tarikat sempozyumu düzenletmiş ve bütün dünya şeylerini davet etmişti. İmam Mahmud efendi kendisini temsil edecek libyaya iki adamını yolladı, biri denizli vekili İbrahim efendi, diğeri mektubatçı Koca Bayram

Evet Bayram hoca bir aşıktı Allaha ve dostlarına.. Bayram hoca büyük bir alimdi kimsenin adını dahi işitmediği arapça osmanlıca farsça kitaplardan uzun uzun nakilleri karmaşık tahlilleri bir nefeste yapardı.
Bayram hoca bir ilim adamıydı, bayram hoca bir tarihçiydi yeri geldiğinde amerikanın başkanlarını bir çırpıda alttan yukarı sayabilir, tarihi şahsiyetlerin isimlerini sıfatlarını unutamadan aktarırıdı
Bayram hoca bir kültür hazinesiydi, ismailğanın kürsüsünden altının madenden nasıl çıkarıldığını ve nasıl işletildiğini o karmaşık kimyevi terimlerle aletlerinin adıyla yine ından işitmiştik
Bayram hoca bir güçlü hatip bir toplum önderiydi. hiçbir vaazı sıradan değildi. kendine has uslubüyle her tabakadan insana hitap eder ve kendini dinletmesini ilmini satmasını bilirdi.

“timurtaş hocanın üçyüz kasedi bende var ben ondan başka hatip türkiyede tanımam” diyen biri ismailğaya geldi ve bayram hocayı dinledi. vaaz boyunca transa girmiş meczup gibi donakaldı ve vaazın tesiiryile hüngür hüngür ağladı
aman Allahım bu nasıl bir hatip bu nasıl bir vaaz böyle ben bu kadar vaaz dinledim bunun giibsini görmedim diyerek hayrnlığını itirafla önceki davasndan vaz geçti.

Bayram hoca bazen meczubul-hal olur ve sekerat-ı aşkın tesirine girerek çok acaip, çok ağır ve anlaşılması güç sözler de ederdi. Muhammed mustafa aynı Allah” sözü bu kabilde tevil isteyen ve zahiriyle alınması caiz olmayan bir sözüdür.
bu mektubat evet Kurandır varmı itirazı olan” sözü de bir diğer misaldir.
Bayram hoca korkususz bir cengaverdi. ölümün üstüne üstüne giden bir yiğit mücahitti. öldürüleceğini hşssediyor ve buna rağmen ümmeti muhammedin evladına
bir dert aşısı bir fitil yakımı uğruna bu büyük riski göze alabiliyor ve davasından bir adım geri durmuyordu.
bayram hoca bir osmanlı hayranı ve müfrit bir muhibbi ve aşığı idi. osmanlıyı asla yermez eleştirmezdi hiç bir zaman duymadık.
sultanlardan bahsederken dedem fatih dedem yavus sultan selimhan der ve cennetmekan diyerek ayırca dua ve tebcil ederdi.

Bayram hoca dünya siyasetini çok iyi takip eder ameriaknın israilin avrupanın çinin sinsi oyunlarını deşifre eder ve açık bir dille ismailağa kürsüsünden herkese duyururdu. filanca hastalık aşısı bahanesiyle doğu türki iller çocuklarının
nasıl zekasızlaştırıldığını aptallaştırlığını ondan dinledik ve devlet eliyle uygulanan aşılara asla temkinli bakmadık. misyonerlerin turist kılığında ülkeye nasıl sokulduklarını ve nerlere ne makdsatla gittikleirni ondan dinledik.
yine turistleirn ellerinde harita kapı kapı dolaşıp nerde kilise eseri var gezdiklerini ve gerçekten türklere bakışlarında bir meymenet bir sempatı kırıntısı dahi olamdığını onun teşhislerinden öğrendik. çörçülün haince palnlarını ortodoks kiliseisnin sinsi tezgahlarını
türkiye üzerinde oynana envai çeşit oyun entirka ve kurulan tuzakalrı ondan dinledik. istanbul sokaklarında ilke defa kısa ve müstehcen bir etekle gezen bri ermeni fahişesinin halkın yuhalaması ve suratına tükrümesine karşılık şeytanca davasından yılmayıp vazgeçmediğini ve bugün
kadınların kıyafetinde gelinen çizgide onun bu çabasının ne denli katkısı olduğunu ondan dinledik. buna mukabil müslümanların pısırık korkak ve yığılgan kalıp dini islamın bu durumlara düşmesine sebep olduklaırnı onun ihtarlarından öğrendik.

Ecdada bağlı kalmaya, kendi dinamikleirmize sahip çıkmaya devamlı tembihte bulunur ve şöyle derdi:
senin nenen çarşafın altından eğer içe on santim kıvırdıysa sen sakın ola sekiz santim kıvırmayacaksın..
bugün sekiz yarın beş olur sonra bir bakmışın etekler kısalmış… ve aynen dediği gibi oldu. dün nenesi çarşaflı olan kadınalrın kıyafeti bugün ermeni kadınlarınkiyle aynı olmuş..

Özetle Bayram Hoca tek başına bir ümmet ve bir kişilik orduydu. o ruhunu davasına adadı ve varını canını o yolda cömerçe harcadı. evet harcadı ve bu sayede binlerce bayramların gönül ateşini tutuşturarak
islam sancağını bin cephede bin elde dalgalanmasına hayatıyla sebep oldu.

Sönmez bu dava sönmez, bayramlar ölmedikçe
Ölmez Bayramlar ölmez, bu dava sönmedikçe

isa Erdoğan 

13 ramazan 1430 (2008)

Yorum Yapılmamış

Bir Yorum Yazın