Türkiyede ilkokul problemi.. Neden ilim Adamı yetişmiyor ?
ANALİZ , Genel / 2 Ağustos 2020

Allahın yüce Adıyla.. “Siz bu kadar zeki çocukları nasıl eğitiyorsunuz da böyle düşüncesiz (ahmak) insanlar yetiştiriyorsunuz” demiş Türkiyede çocukları ve yetişkinleri inceleyen bir yabancı. Bu yazıda Türkiye ile Fransa ilkokul sistemini mukayese edeceğiz. Malumunuz bizdeki okul eğitim modeli 1941 Fullbrigt anlaşmasıyla amerika tarafından dayatılan model.. Anaokulu ve ilkokulu Fransa’da okudum. Türkiye’ye döndüğümüzde iki sene daha, 4. ve 5. sınıfları yeniden okumak durumunda kaldım. Böylece her iki eğitim sistemini yaşayarak gözlemleme ve kıyaslama imkanı elde ettim. En önemli fark Fransa’da ilkokul öğretmenleri sınıf geçmez. Türkiye’de öğretmen öğrencilerini 1. Sınıftan alır 4. Sınıfa kadar okutur. Böylece öğrenci 4 sene boyunca aynı öğretmen elinde kalır. Fransa’da ise öğretmenin sınıfı sabittir. 1.sınıf öğretmeni sadece 1. sınıfları okutur. ikinci sınıf öğretmeni sadece ikinci sınıfları okutur.. Yani öğrenciler sınıf geçtikçe öğretmeni de değiştirmiş olurlar ve ilkokulda bir öğrenci dört farklı öğretmen elinden geçer.. Fransa sistemini daha isabetli ve avantajlı buluyorum ve hükümetimize bunu tavsiye ediyorum. En büyük faydası öğretmen, sınıf derslerine aşina olur o yaş öğrencilerin psikolojilerini yeteneklerini çözmüş tecrübe elde etmiş olarak en iyisini yapma imkanına bulur. Her sene yeni öğrencilere kavuşmakla motivasyonu artar. öğretmen çocuk arasında oluşan istenmeyen duygusal bağların ve diğer çocukların bunu kıskanması önüne geçilmiş olur Türkiye’deki sistemin birçok dezavantajları var. en…

Beka Mücadelesi ve Lugat | Ayasofya 2
Siyaset , Türkiye Gündemi / 2 Ağustos 2020

Allahın Yüce Adıyla “Kafir toplumlarla kendi lugatlarıyla konuşmak onlara tazim etmektir” Imam Rabbani k.s Bakın bundan 20 küsür yıl önce Recep Tayyip Erdoğan üniversitelilerin bulunduğu bir programa katılır. Gelinlik yaşı geçmiş bir kız mikrofonu alır Tayyip’e sorar “Eğer başbakan siz olursanız diğer ülke başkanlarıyla hangi dilde konuşmayı düşünüyorsunuz?” Yani Tayyibin ingilizce bilmediğini ima ederek onu mahcup etmeye çalışır.. Salon sessizliğe bürünür merakla cevabı beklerler.. Tayyip mikrofonu ağzına yaklaştırır, hiç büzülmeden, sesini kısmadan gür ve tok sesle “Türkçe konuşmayı düşünüyorum” der. Salonda bir alkış kopar salon adeta yıkılır.. Işte Müminin izzeti, işte vakar işte heybet.. Allah da bu adamı ve milletini yükseltti.  Tamamına nail eyle Ya Rabb Kıssa 1 Nusretullah hoca sağlık memuru iken emekli olur, ismailağaya gelir medrese tahsili alır. Bir gece rüya görür rüyasında Mahmud Efendi Hazretleri ile uzun bir yola girmişlerdir. Nereye gidiyoruz diye sorar “kırkları ziyaret” cevabını alır.. Uyanınca doğruca gider rüyasını Şeyh Efendiye anlatır. Efendi Hazretleri sükut eder cevap vermez. Aradan aylar belki yıllar geçer. Birgün Efendi Hz Nusretullah hocayı çağırır “Hani bir rüya görmüş bana anlatmıştın ya.. şimdi onun gereği tahakkuk edecek. Hazırlan Almanyaya vazifeye gidiyorsun” buyurur ve onu vekil olarak almanyaya gönderir. Bir takım nasihatler eder ve özellikle tenbih eder: “Asla onların lugatini konuşmayacaksın.” Nusretullah…

Beka Mücadelesi Lugat ve İsim Savaşı 1
Türkiye Gündemi / 2 Ağustos 2020

Allahın Yüce Adıyla “Kafirlerle kendi lugatleriyle konuşmak onlara tazimdir” Imam Rabbani Ahmed Farûkî k.s Uzun zamandır üzerinde konuşmayı düşündüğüm mühim bir konu bugüne kısmetmiş. Bugün Kurban arefesi 30 temmuz 2020 Ayasofya camiinde ilk cuma namazı kılınması üzerinden henüz 6 gün geçti. ilk gün izdiham vardı Ayasofya içine giremedik.. Şimdi biraz araştırayım dedim. Tarihi mimari özelliği nedir, kim ne zaman yapmış, avrupa için neden bu kadar önemli ? Ve hemen karşısına dikilen şaheser Sultanahmet camii.. Biraz araştırayım dedim. Derhal şu dikkatimi çekti Avrupalı kâfirler Sultanahmet Camiine “Sultanahmet” demiyorlarmış. Mavi cami manasında blu-mosk diyorlarmış..! Niye ki ? Nedir gavurun derdi ? Neden benim verdiğim adı kullanmaz kâfir? Ve uyandım. “Lugat ve Isim kavgası” konusunu işlemeye koyuldum. Ilk akla gelen şu oldu: Gavur benim Şaheserime benim verdiğim isimle hitap etmiyorsa, ben neden ondan aldığım ve camiye çevirdiğim eserin “kilise adını” aynen kullanıyorum ? Biz neden Ayasofya’ya hâlâ “ayasofya” demeye bu kadar özeniyoruz ? Neden ona “bize ait” yeni ve milli bir isim vermiyoruz !? Isim en önemli şey. Bizde isim vermek dualarla törenlerle yapılır ve herkes isim koyamaz. Ismi büyükler koyar. Çocuk olduğunda ailenin en büyüğüne sorulur. Varsa bir Allah dostu bir alime gidilir.. Sahabeler çocuklarını Resulullaha getirir Ondan isim ve dua isterlerdi….