Allah’ın yüce ismiyle.. “Sahabeden Muaz bin Cebel ra o zamanlar Rum diyarı olan Şam tarafına bir seferden dönünce gelir Allah Rasulü’ne secde eder. Peyganber efendimiz sas “bu nedir şimdi ey Muaz !?” diye sorar. Muaz: “Ya Rasulallah gördüm ki Şamda insanlar patriklere piskoposlara secde ediyorlar. O vakit içimden geçti ki biz de sana secde edelim çünkü tazim ve hürmete sen onlardan daha layıksın” Peygamber Efendimiz: “Hayır bunu yapmayın. Allah’tan başkasına secde etmek layık değildir. Eğer Allah’tan başkasına secde edilmesini söyleseydim kadın kocasına secde etmesini emrederdim. Muhammedin canı elinde olan Allah’a yemin ederim ki kadın kocasının hakkını ödemedikçe Allah’ın hakkını ödeyemez. Deve sırtında bile olsa onu arzulayıp çağırsa kalkıp gelmelidir” [Müsned, Ebu Davud, Ibni Kesir, ibni Hibnan, Terğib, Şevkani; Sahih]1 Bazı rivayetlere sokuşturulan “kocasının bütün vücudu irin olsa ve kadın diliyle temizlese vesair..” lafları uydurmadır. Farklı rivayetlerde Allah Rasulü sas Muaz ra’ sorar: Ya kabrime (ölüme) secde eder miydin? Hayır demektedir. Şu halde dirime de etme” Yani “ben de faniyim. Secdeye layık olan ancak ölmeyen Diri, Allahtır” demek ister. Yine aktarılır, Medine’de bir deve Rasulullah’a secde eder. Bunun üzerine insanlar “Ya Rasulallah akılsız şuursuz bir hayvan bile sana secde ederken bizlerin sana tazim ve saygımızı sunmamız…