Allah’ın güzel Adıyla.. Biz medreselerde okuduk, ilim talibiyiz, haliyle işimiz uğraşımız ilim, yani kitap. Kitap okundukça dağılır, cildi bozulur. Bunları tamir etmek gerekir o yüzden mücellit sanatı ilim ehli için olmazsa olmaz. Zamanında tamir ettin ettin, yoksa kitap sayfaları yırtılmaya başlar hepten perişan olur. Nasıl Başladı ? İsmailağa camiinin haziresindeki kubbeli medresede okurken 1990’lı yıllar.. Medreseden bir arkadaşımız (A Hamdi Ş) gitti bir mücellitten bu sanatı ücret karşılığında öğrendi ve mücellit (kitap ciltleme) sanatı böylece medreseye gelmiş oldu. Ondan da rica minnet iki arkadaşımız Recep ile Yusuf yine ücret mukabilinde öğrenmişler kişi başı o zamanın parası 500 bin’er lira almış zalım.. Ben de bu iki arkadaşımdan öğrendim, meccanen, bizim arkadaşlarımız bizden ücret almadı. Benim gibi dört beş kişi daha öğrenmiştir, fazla değil. Davut Köksal, Yusuf Gebzeli ve Recep Gerçek.. Hüseyin İpek de yapıyordu o zamanlar ama o artık iş adamı, bu işleri bıraktı.. O gün bugün hem benim, hem çevremdekilerin kitaplarımı tamir ederim. Cilt sanatına olan merakım Orta okul yıllarında başlar. Hoca dedem Mustafa Nuri Erdoğan’ın kitapları vs özel eşyaları babama kaldığı için bizim eve gelmişti. Kitapları içinde bazıları tamir görmüştü. Dikkatimi çekti inceledim, arkadan dikilmişleri. Babama sordum “bu ipleri bu kadar kalın kitaptan nasıl geçirmiş olabilir ? Babam dedi…