Hadis Usulünde Yöntem Tartışması

29 Eylül 2016

İslamın ikincil referansı olan Hadislerin tespitinde 2 yöntemin olduğu bir vakia.

1.yöntem: Usul-ü hadis kriterleri; senet ve rical’i tek tek inceleyerek hadisi nakleden ravilerin güvenilir zatlar olup/olmadığı sonucuna ulaşmak, buna göre hadis’e sahih/hasen/zayıf veya mevzu hükümlerinden birini vermek

2.Yöntem: Ümmetçe telakki bil-kabul görmüş Evliya ve Asfiyanın ilham keşif ve feraset yoluyla bazı hadislerin Rasulullaha ait olduğunu ifade etmeleri, bu yolla tespit edilen bazı hadisleri kitaplarına alıp, açıktan “hadis-i nebevî demeleri. 

Üçüncü bir yöntem daha varsa da muteber olmadığı için tâdad edilmedi: modern zamanlarda ortaya çıkmış “Hadisleri Kurana veya bilime arz etmek, evrensel kabullerle örtüşüp örtüşmediğine bakarak onları kabul veya reddetmek” yöntemi !

Cübbeli hoca vb diyor ?

“Biz Evliyanın, Ehli Sünnet ulemanın kitaplarında gördüğümüz hadisleri aynen naklederiz çünkü onlara muteber zatlardır, dinde bizden daha dikkatli ve hassastırlar, herhalde Muhammedin sas dinine muhalif olanı nakletmezler. Bazı zahir ulemanın bu tür hadislere “mevdu” demiş olmaları bir şey ifade etmez. “

Ebubekir Sifil hoca vb ise demekte:

“Bu olmaz! Evliya da hata eder Ulema da.. Hadis alimlerinin yorum ve değerlendirmelerine bağlı kalmalıyız”

Sonra Ebubekir Sifil hoca bir videoda: “Imam Gazali kendinden önce gelmiş Ebu Talib-i Mekki’ye hüsn-ü zan etmiş, kitabındaki hadisleri, konuları aynen kendi kitabına almış, sahih mi değil mi tetkik etmemiş..” diyor.

Cevap:

Bunu Huccetül İslam unvanına sahip bir zat -bu kadar ilmi ihtişamıyla- yapmışsa ki, yapmış -İtiraf ediyorsunuz- o zaman buradan bizim gibilere “İmam Gazali, Şarani, Rabbani gibi ilimde, fazilet ve takvada bizden kat kat üstün olan ulema ve asfiyaya hüsnü zan etmek ve naklettikleri hadisleri alıp nakletmek” yolu açılmaz mı ? Yani İmam Gazali Hadis ilminde itimad ettiği bir zata hüsn-ü zan edebiliyorsa biz de ederiz.

Ebubekir Sifil hoca diyor:

“Evliyalar da hata yapabilir, İmam Gazali de Imam Rabbani de hata yapabilir.!” Yani “onların naklettiği hadisler, söyledikleri sözler yüzde yüz doğru olmayabilir.”

Cevap:

Bu sözleri dinleyenin aklına şu geliyor: Huccet ül-İslam Imam Gazaliler, Evliyalar, Asfiyalar da hata yapabiliyorsa! demek ki Ebubekir Sifil hoca da hayli hayli hata yapabilir. Ibn-i Kayyim de yapar Elbani de yapar. Nitekim yapmışlar; başkasının “sahih” dediği bir çok hadise “mevzu” demişler !

Hem İmam Rabbani gibi cihan-şümul bir zatın hata yapma payı %5 ise! Sifilin elbani’nin hata ihtimali bizce %55 tir.

Şu halde biz yine Evliyadan, Imam-ı  Gazaliden, Imam-ı Rabbaniden yana tavır alırız ve onların sözlerini nakillerini tercih ederiz. Cübbeli hocam da bunu diyor ve bunu yapıyor.

‘Herkes hata yapabilir’ diyor ya Ebubekir Sifil hoca.. Kendisi işlediği şu büyük hatanın farkında değil: “Dinin ikincil kaynağını, Hadis usulünü savunacağım” derken Müslümanların bu zamanda din ve dindarlık adına sahip olduğu en büyük hazine ‘Ehlullah’a ve Ulemaya güven ve itimat’ hazinesini talan ediyor..!

Yıllar yılı modernistlerin oryantalistlerin yıkmak isteyip yıkamadığı bu “itimat kalesini” Ebubekir Sifil hoca içeriden biri sıfatıyla tahrip ediyor ve ümmeti ileri vaadede büyük bir felakete sevk ediyor..

Zira Ehl-i Sünnet camia bu kadar felsefe, küfür, fitne fücur arasında bu zamana dek dinini itikadını hella haramı muhafaza etti ise bunu “Üsul-ü Hadis kaidelerini” işleterek değil “ulemaya evliyaya sorgusuz itimat” ederek başarmıştır. Bu itimat cevherinin yok edilmesiyle meydana gelecek kaos ve felaketi tahmin edemiyorum..

‘Muhaddislerin usulünden çıkarsak İslam dini yıkılır, helal haram birbirine karışır” şeklinde ki kaygı ise yersizdir.

Zira tartışma konusu olan hadislerin hiç biri ahkam hadisi değil. Ne Cübbeli hoca, ne de dayandığı Imam-ı Rabbani, Gavs-ı Ceylani, İmam Gazali ve sair Meşayıh-i kiram.. hiç biri naklettikleri o tür manevi hadislerle bir haramın helal edilmesi veya bir helalin haram kılınması söz konusu olmamıştır. 

Ehl-i Keşif, helal haram konusunda bütünüyle fakih müctehitlerin ardında yürümüşler, ve ancak Şeriatın sükut ettiği noktalarda, ba-husus amellerin fazileti hususunda muhaddislerin icabında reddettiği o hadisleri de kabul edebilmişledir. Zaten Hadis uleması da bu iki konuda esnek olunabileceğini kabul ederler.

Şu halde “Selef-i sâlihine itimat” diyebileceğimiz bu ikinci yöntem yerleşik Usul-ü Hadis’e asla alternatif değil, onu yıkan, yok eden hiç değil. Belki o Üsul’ü tamamlayan bir ilavedir ve Keşf-i Sahih yöntemi el-hak doğrudur.

İmam Şa’rani Muhyiddin-i Arabinin naklettiği bu hadisi kitaplarda görmediğini ancak hadisin üzerinde “nübüvvet şuası” gördüğünü ifade etmektedir

Yazı içerisinde “bu iki usül bir birine muarız değil aslında” diyerek arayı bulma (telfik) iddiasında bulundum. sebebi şudur: Usulü hadis alimleri senete yoğunlaşır. bütün değerlendirme rical ve senet üzerindendir. senette kusur varsa zayıftır seneti hiç bulamadıysa veya senette kopukluk sakatlık varsa hadis mevzudur. Dolayısıyla burada “mevzu” demek “senedi yok” demektir ancak “Rasulullah bunu demedi” demek değildir veya “bu islama göre yanlış” da demek değildir. Çünkü muhaddisin elinden gelecek budur. Rivayet edenleri inceleyip karar vermek. bugünün tabiriyle çok da bilimsel/kesin/yanlışlanabilir bir yöntem değil aslında. zanna dayalı. Mesela raviler içinde bir yalancı varsa bütün rivayetlerini mevzu saymak ne kadar “kesin” olabilir ? “yalancı da bazen doğru söyler” demiyor muyuz ? İşte Meşayıhı kiram hazeratının feraseti, velayet nuru burada devreye giriyor…

Usulü hadis ilmini bu şekilde tartışmaya açmak aslında çok tehlikeli.. zira modernistler de (Kurana arz, bilme arz gibi) yeni yöntemler icad ederken benzer laflar ediyorlar.. ancak aradaki fark onlar kendilerine kapı açmak için bunu yapıyor biz ise kapıyı meşayıha kapatmamak için yapıyoruz.

Mantık ilminde bir kural vardır: 2 önerme (kadıyye) bir biriyle çelişkili (mütenakız) olması için bir çok yönden ortaklığı olması lazım. bu yönler: zaman, mekan, mevzu, mahmul, şart vs..
mesela: “Zeyd cahil” ve “Zeyd cahil değil” önermeleri birbiriyle çelişkili gibidir. ama eğer “aralarında zaman farkı var, biri geçen seneden bahsediyor diğeri şimdiden” diye açıklama yapılırsa çelişki kalkar.

Bunun gibi.. Ehlullahın konuştuğu saha ile Ehl-i Hadisin konuştuğu saha farklı.. aralarından mevzu (konu) birliği yok. Dolayısıyla aralarında muaraza/çelişki yok. Yani mesela “vatan sevgisi imandandır” hadisi hakkında ehli hadis “mevzu” derken Ehlullahın buna “hadistir sabittir” demesi arasında muaraza/çelişki yok. Çünkü konuştukları alanlar (mevzular) farklı. Birinci tayfa “bize ulaşmış senedi” nefyederken, ikinci tayfa doğrudan “hadisin Rasulullaha aidiyetini” ifade etmektedirler. Yani aynı konudan bahsetmiyorlar ki aralarında çelişki olsun!

Tamam arada bir muhalefet evet var; O da hadislerin Rasulullaha aidiyetini tespitte “usul-ü hadis” ilminden başka bir usulün varlığını kabul noktasıdır. Muhaddisler bunun dışında bir yol yordam yok derken Ehlullah “keşif ilham ve feraset yoluyla” senedi aşarak, doğrudan hadisin nuraniyetine nazar ederek tespit edebiliyoruz” demektedirler. Evet keşif ve ilham Ehli Sünnet menhecinde “ilim elde etme yolu” sayılmadığından bu yöntem geçersiz denilebilir.. Ehlullah, bunun farkında olarak islamın erkanı sayılan alanlarda bu kapıyı aralamamış, fıkıh, akaid konularındaki bütün hadislerin tahricini zahir ulemaya bırakmış ve arkalarından gitmiştir. Bu iki sahanın dışında kalan ve islamda nispeten önemsiz sayılan diğer sahalarda ancak manevi istihraç usulüne müracaat etmişlerdir. Şu halde hiç bir sıkıntı yok

Allahu A’lem

Netice:

İmam Gazali, İmam Rabbani ve şimdilerde Mahmud Efendi, Cübbeli hocaefendilerin yolundan giderek Evliyaya, geçmiş Ehli Sünnet ulemaya olan avamın saf itikat ve itimadını muhafaza etmelidir, sözlerini kabul etmeli ve nakillerini tartışmaya açmamalıdır. ve asla Talha, Sifil gibi hocaların kaprislerine uyup  gafletle bu muazzam hazineyi feda etmemelidir. Ümmetin ortak değerleri olan Evliya ve Asfiyayı tartışma konusu asla yapmamalıdır.

isa erdoğan 29.09.2016 Cevatpaşa

Not: Aşağıdaki yorumlarda konuyla ilgili 2021 kasım ayında yapılmış bir tartışma var. alttan yukarı doğru okunursa soru cevap itiraz yanıt sırası doğru olacaktır.

14 Yorum

  • İsa Erdoğan 29 Kasım 2021, 21:35

    Yazı içerisinde “bu iki usül bir birine muarız değil aslında” diyerek arayı bulma (telfik) iddiasında bulundum. sebebi şudur: Usulü hadis alimleri senete yoğunlaşır. bütün değerlendirme rical ve senet üzerindendir. senette kusur varsa zayıftır seneti hiç bulamadıysa veya senette kopukluk sakatlık varsa hadis mevzudur. Dolayısıyla burada “mevzu” demek “senedi yok” demektir ancak “Rasulullah bunu demedi” demek değildir veya “bu islama göre yanlış” da demek değildir. Çünkü muhaddisin elinden gelecek budur. Rivayet edenleri inceleyip karar vermek. bugünün tabiriyle çok da bilimsel/kesin/yanlışlanabilir bir yöntem değil aslında. zanna dayalı. Mesela raviler içinde bir yalancı varsa bütün rivayetlerini mevzu saymak ne kadar “kesin” olabilir ? “yalancı da bazen doğru söyler” demiyor muyuz ? İşte Meşayıhı kiram hazeratının feraseti, velayet nuru burada devreye giriyor…

    Usulü hadis ilmini bu şekilde tartışmaya açmak aslında çok tehlikeli.. zira modernistler de (Kurana arz, bilme arz gibi) yeni yöntemler icad ederken benzer laflar ediyorlar.. ancak aradaki fark onlar kendilerine kapı açmak için bunu yapıyor biz ise kapıyı meşayıha kapatmamak için yapıyoruz.

    Mantık ilminde bir kural vardır: 2 önerme (kadıyye) bir biriyle çelişkili (mütenakız) olması için bir çok yönden ortaklığı olması lazım. bu yönler: zaman, mekan, mevzu, mahmul, şart vs..
    mesela: “zeyd alim” ve “zeyd alim değil” önermeleri birbiriyle çelişkili gibidir. ama eğer “aralarında zaman birlikteliği yok, biri geçen seneden bahsediyor diğeri şimdiden” diye açıklama yapılırsa çelişki kalkar.
    bunun gibi.. Ehlullahın konuştuğu saha ile Ehli Hadisin konuştuğu saha farklı.. aralarından mevzu (konu) biliği yok. dolayısıyla aralarında muaraza/çelişki yok. Yani mesela “vatan sevgisi imandandır” hadisi hakkında ehli hadis “mevzu” derken Ehlullahın buna “hadistir sabittir” demesi arasında muaraza yok çelişki yok. çünkü konuştukları alanlar (mevzular) farklı. sadece mahmulün mütenakız olması sözler arasında çelişki doğurmaz.. yani aynı şeyi söylüyorlar Farklı dil kullanıyorlar..
    ALlahu ALem

  • İsa Erdoğan (admin) 29 Kasım 2021, 21:32

    Kamil Toprak’a cevap
    “çoğunluk muhaddsiler ne demişse onu alırım” bu tarz ilmî olmayan bir yöntem..
    Demekki usulü hadise rağmen kaos mevcut.
    Hadisler hakkındaki bu (sahih-Mevzu) kararları sonuçta birer içtihattır ve usulde kaide şudur: İctihad ictihadı bozamaz. İmam Şafiin “kan abdesti bozmaz” içtihadı İmam Azamın “kanama abdesti bozar” ictihadını bozmadığı gibi..

  • Yusuf Çınar (imam) 29 Kasım 2021, 21:30

    Mesela bu sayfanın (resim yazıda) baş tarafında imamı Şa’rani bir hadisten bahsediyor hadis kitaplarında bulamadığını ancak üzerinden Nübüvvet Şu’asının, ışığının yükseldiğini söylüyor ve ibni Arabi rahimehullah’dan naklediyor kıyametin hallerini anlatan ve 50 durağın olduğunu belirten bir hadis-i şeriftir. İşte kaide erbabı alimlerimizin kabul etmediği ama mana ehli meşayıhımızden gelen rivayetlere biz itibar diyoruz. onları taklit ederek naklederiz

  • Rasul Ortaç (imam) 29 Kasım 2021, 21:20

    Ben bu konularda gözüm kapalı Cübbelinin usulünü taktir ediyorum
    Mahmud Efendi Hazretlerinin de bu uslübü benimsediğinden şüphem yok.
    Sonuçta hiçbir usul nas değil Bu kaideleri koyanlar da değerli alimlerimiz. Fakat diğer hadisleri (2.usulden) rivayet eden alimlerimiz de mahalle muhtarı değil..!

  • Kamil Toprak 29 Kasım 2021, 21:18

    O hadise uydurma diyen de yine bizim mesayıhımız işte hocam..!

  • Yusuf Çınar (imam) 29 Kasım 2021, 21:16

    Bu hususta meşayıhımiz bir hadiste bir nur gördüyse onu rivayet eder biz de inanırız, alırız herkes inanmak zorunda değildir
    Meşayıhın dışındakilerin rivayetlerine muhaddislerin kurallarına göre bakarız, sağlam değilse terk ederiz bu durum ilk zamanlardan beri selef-i salihinden bize miras kalmıştır

  • Kamil Toprak 29 Kasım 2021, 21:14

    Muhaddislerden biri sahih diğeri mevzu demesi durumunda sadece ikisine bakmam diğer muhaddisler ne demiş onlara da bakarım “tek kalan burada hata etmiş” derim, kalabalığın görüşüyle amel ederim hocam

  • İsa Erdoğan (admin) 29 Kasım 2021, 21:12

    2. yöntemin de geçerli olduğuna elbette delil var..
    Kamil Hoca sana bir soru:
    İki hadis âlimi var, birisi bir hadis için “sahih” derken diğeri “zayıf veya mevzu” diyor. Bu durumda ne yaparsın ? Demek ki usulü hadisin kendisi de kaosu tam olarak çözemiyor..

  • Kamil Toprak 29 Kasım 2021, 21:08

    Cübbeli hoca da o ikinci meseleyi savunduğu için bu tür çıkmazlara giriliyor işte hocam. Bu ikinci yöntemi ilmi olarak savunan ispat eden ayetlerle hadislerle destekleyen bir alim var mı hocam ? (yok manasında sormuyorum ciddi olarak merak ettiğim den soruyorum hocam) Eğer yoksa bu keşif ve ilham yoluyla hadis alınır/alınmaz, sahihliği belli olur meselesini ispat etmek gerekir hocam

  • İsa Erdoğan (admin) 29 Kasım 2021, 21:07

    Benim/bizim savunduğumuz şey Cübbeli hocanın Hadisleri değil. Yazıda ikinci yöntem dediğim yolla gelenler

  • Kamil Toprak 29 Kasım 2021, 21:06

    Bu tam olarak bir hata değil aslında hocam bir çok örneğini gördüm şu kitap da şöyle diyor gidin bakın diyor bakıldığında da tam tersi denmiş oluyor. Hadis imamının bu hadis uydurmadir munkerdir dediği hadise Cübbeli hoca bak hadis imami zikretmiştir diyor. Tamam zikretmiş ama sahih dememiş ki uydurma demiş onu söylemiyor. Bu uydurma hadis meselesinde Cübbeli hocaya İsmailaga dan da eleştiriler var diye biliyorum ama ısrarla devam ediyor

  • Kamil Toprak 29 Kasım 2021, 21:03

    Hocam bu sefer imam gazalinin hadis dediğine yine çok büyük bir alim dediğimiz imam Suyuti ayni hadise hadis değil diyor uydurma diyor (ve birçok başka hadis alimi) bu sefer imam gazali daha büyük bir veli onun dediği doğrudur mu diyecez burdaki büyüklüğü, veliligin derecesini neye göre belirlicez. Cübbeli hoca imam gazali efendimizle rüya da kac kere görüşmüş sormamis mi filan diyor 🙂 bu tuhaf geliyor gerçekten bana. imam Suyuti de kaç kere görüşmüş o da sormamış mi deriz bu sefer iş çığırından çıkar. Halbuki şöyle desek olay basitçe halloluyor sanki “İmam Gazali hadis ilminde diğer muhaddisler kadar derin olmadığını kendisi beyan ediyor bu da bir insan bu da hata yapabilir ve yaptığını bizzat kendi mezhebine bağlı onu seven hadis alimleri beyan etmiş. Hadisle alakalı bu sözünde görüşünde hata var” deyip geçeriz bu onun veliliğine bi zarar getirmez ki. Ama inatla “o dediyse doğrudur” dersek bu sefer diğer muhaddislere ne diyecez onlar o kadar veli değil mi diyecez!? Bu mesele Rüyayla keşifle olacak işler değil Allahu alem işinin ehli muhaddislerin görüşünü almamız lazım kanaatindeyim

  • İsa Erdoğan (admin) 29 Kasım 2021, 20:59

    Cübbeli hoca orada hata yapmış olabilir. Bu bir hata onun savunduğu diğer usulü kökten bitirmez.
    Bu usulü anlamak çok kolay: “imam Gazali o söze hadis dediyse ben de derim arkadaş.”
    imam Rabbani ona hadis dediyse ben de derim arkadaş” bu kadar kolay yani

    Kamil hoca fakir orada Ebubekir hoca şöyle diyor” şeklindeki ifadem tartışmayı somutlaştırmak için. Yani önemli bir ayrıntı değil.
    Ayrıca: senin savunma tarzın aynen diğer taraf için de geçerli: ben ne yapayım koskoca Abdulkadir Geylani buna hadis diyor” veya ” koskoca Gazali buna hadis diyor ben neden demeyim !?

    Son olarak : imam Suyuti bir Hadis için mevzu dese ve İmam Rabbani ise hadistir dese.. bizim imam Rabbani tarafını tercih etmemiz İslam’a ve hakikate muhalif değildir..

  • Kamil Toprak 29 Kasım 2021, 20:55

    Hocam bu konu o zamanlarda da çok ilgimi çekmişti yanlış hatırlamıyorsam da size danışmıştım bu konuyu. Bu meseleyi sizinle ilmi olarak tartışacak bir birikimim yok maalesef ama iki tarafın açıklamalarını da dinlediğim de Ebubekir Sifil hocanın haklı olduğunu görüyorum. Burada Ebubekir hoca böyle diyor demekte yanlış aslında çünkü sadece ehli sünnet ulema dan nakiller yapıyor yani kızacaksak o alimlere kızmamız lazım. Halen daha çözemediğim bir mesele de Cübbeli hoca örneğin imam Suyuti nin uydurma dediği bir hadisi görüşünü desteklemek için delil getiriyor. Başka alim den nakil getirse mesele yok biri uydurma derken diğeri sahih görmüş olabilir deriz ama bizzat imam Suyuti hadisi mevzu hadisleri topladığı kitabına almış yani bu uydurma demiş Cübbeli hoca da o hadisi bak imam suyuti zikrediyor diyerek sahihmis gibi anlatıyor. Cübbeli Ahmet hocanın uydurma hadisler konusunda yanlış bir yol izlediğini düşünüyorum. Konu aslında uzun ama Ebubekir hocanın 2 tane 1 saatlik videosu var ve gerçekten cevaplanması gereken sorular soruyor o günden beri Cübbeli hoca bir cevap vermedi

Bir Yorum Yazın