Çelişki ve Paradoksun Gücü

30 Eylül 2023

Allah’ın yüce Adıyla 

Çelişki paradoks معارضة.. önemli bir delildir. Kur’an’ın hak kitap olduğunun bir delili içinde çelişki olmamasıdır.

“Eğer bu Kur’an Allah’ın kelamı olmasaydı içinde çok çelişkiler bulurlardı”

Çünkü çelişki kişinin kendi kendini yalanlamasıdır. Bir davanın çürüklüğü sahibinin çelişkisinden belli olur. O yüzden insanlar çelişkiyi fark etmekte gecikmezler.

Burada çelişki: aynı yerden sadır olan iki önermeden birinin diğerini bozması, nakzetmesi manasındadır. “ilk insan çamurdan yaratıldı – ilk insan çamurdan yaratılmadı (maymundan evrildi)” gibi

Çelişkinin zıttı: uyum, muvafakat, doğruluk isabetlilik tutarlılık süreklilik..

Çelişkisi olmayan yani halinde tutarlı ve sürekli olan kişiler hangi kulvarda olsalar takdir edilirler. Bunlar dürüst/mert/dobra olmakla övülürler. Mesela filan yazar için “kafirdi ama mertti” denilir. Tam tersi sahne önünde müslüman! perde arkasında kafirlik yapanlar için de “yanar döner iki yüzlü münafık” denir. Bu açıdan Münafıklık bir tür çelişkidir

Her günah/isyan Mümin hayatında bir çelişkidir

O yüzden hakiki bir müslüman hayatında çelişki olmayan, içi dışı bir olan, aleniyette ve gizlide aynı olan kişidir. Bunlar göründüğü gibi olan samimi müminlerdir. “Bir kul aleniyette kıldığı namazı, ettiği ibadeti gizlide de aynen yaparsa Allah o kulu meleklerine gösterir “İşte benim hakiki kulum‘ diye iftihar eder.”

Hak-batıl savaşında taraflar galip gelme çabasıyla birbirinin açıklarını, özellikle çelişkilerini arar bulurlar. O açıkları yandaşlara göstererek oradan koparmaya çalışır karşı cepheyi böylece zayıflatırlar.

Ebul Hasen Mûtezili üstadının bir çelişkisini yakalayarak ondan ayrılmıştır

Cubbaî “Allah kul için en yarayışlı olanı yaratmaya (haşa) mecbur! “görüşünde aslında çelişkiye düşüyordu. Talebesi Ebul Hasen El Eşâri bunu bir temsille ispat ederek ondan ayrıldı ve Ehl-i Sünnet tarafına geçerek bizlere İmam oldu. O yüzden dinlerde mezheplerde fikirlerdeki çelişkileri bulup gösterme geleneği insanlık kadar eskidir. Hz Allah da Kur’anda müşriklerin, ehli kitabın bir çok çelişkisini ele verir. Yahudilerin “seçilmiş kavim, Allah’ın sevgili kulları” olduğu iddiası malumdur. Kur’an “şu halde Allah günahlarınız yüzünden ne diye size azap edip durur” diyerek bu iddiayı çürütür.

Yine Yahudiler Muhammed aleyhisselamı inkar ederken “Allah bize kesin ahdetti ‘ateşin yediği bir kurban getirmeyen’ hiç kimseye rasul diye iman etmeyeceğiz” demişlerdi de Allah bunlara cevaben “Bundan önce nice rasuller o dediğiniz şeyi de getirmişlerdi ama siz onları öldürmüştünüz” buyurarak Yahudilerin açık çelişkisini yüzlerine vurmuştu. demekki inkar etme sebebi rasuldeki bir eksiklik değil içlerindeki küfür olduğu böylece açığa çıktı. Belki de dünya hayatı insanların çelişkilerini bizzat yaşamaları görmeleri ve ahirette ellerinde bir mazeret kalmaması içindi..

Bu kabilden İmam Gazali “Kıyamet ve Ahiret” kitabında insanların içine düştükleri çelişkilerle yakayı ele vereceklerini anlatır: Fakir sorguya çekilir neden ibadet etmedin ? o şöyle der Allah’ım bana fakirlik verdin boğazımın derdine düşmekten ibadete fırsat bulamadım” Allah ona hazreti isa’yı gösterir “Bu kulum senden daha fakirdi ama bu ibadetinden hiç geri kalmadı.” Burada çelişki; daha beter durumdaki fakir görevini yapmışken, nispeten iyi durumda olanın yapmamış olmasıdır, yani fakirliği kulluğun ihmaline sebep göstermesidir. Aynı durum zenginlik ve güzellik sahipleri için geçerlidir

Bazen de insanlar tefekkür ederek kendi çelişkilerini fark ederler bu iyidir istenilen bir durumdur. Edirne’de Trakyalı bir kadın 50 yaşına gelmesine rağmen örtüden nasibini almamıştı. Bu kadının oğlu medreseye başlar ve annesini çarşaflı bir hoca hanımın sohbetine götürür. Konu örtünmek değildir ancak bu sohbetten sonra bu kadın tesettüre bürünür. Çünkü içinde düştüğü bir çelişkiyi fark etmiştir: “Havalar sıcak bunalırım bahanesiyle bir tek başörtüsünü ben üzerime almıyorum.. halbuki bu çarşaflılar kat kat örtünün altına girmişler. yarın Allah’a nasıl hesap veririm” demiş ve örtünmüştü

Bazen de çelişki gizli ve sinsidir onu ancak basiret sahipleri fark edebilir. Bir kere camiye gelmiş de, hoca ona kızmış da, hoca ona vurmuş da güya bu yüzden camiye küsmüş islam’a küsmüş, bir ömür dinden camiden uzak durmuşların hikayelerini duyarsınız.. Herkes bunlara hak verir o hocaya darılır.. Aslında burada sinsi bir çelişki vardır. Bunların çelişkisi : “dünyacılardan da nice haksızlıklar görür ama dünyaya, paraya küsmezsiniz! Makam mevki sahiplerinden gaddarlık görür. makama mevkiye küsmezsiniz !? Demekki hallerinde çelişkili, iddialarında sadık değiller. Bu durumda dinden uzak kalmak için hoca sadece bir bahane.

Müslümanken güya ateist olmuş sonra da şeytanın gönüllü askerliğine soyunmuş, İslam’da Kuran’da açık arayan birini bir hocaya getirirler “ederse bunu bu alt eder” derler.. Hoca buna yumuşak davranır saygı sempati gösterir izzet ikram eder.. Sohbet koyulaşır sonradan sapma ateist felsefesini döküp saymaya çalışır hoca onun felsefesiyle ilgilenmez tezlerine cevap vermez.. ona şöyle der: Sen bunları bi geç te bana hikayeni anlat.. kime kızdın onu söyle? Bizim çakma ateist yakalanmış hırsız gibi afallar ve itirafa başlar.. O hacı ile yaşadıklarını anlatır.

Hoca o anda lafı gediğine koyar. “Ee o hacıya kızdın Dinden soğudun çıktın vs.. Benden de sıcaklık sevgi ikram gördün.. Hadi şimdi de dine ısın, İslam’a gir ? Ateist pert! Burada ateistin çelişkisi apaçık meydana çıkmıştır. İslam’dan çıkması, Allah’a Kur’an’a küfretmesinin gerçek sebebi o hacı değildi aslında. Belki içindeki bir marazdı. Hacı sadece Allah’a sunulacak bir mazeret olarak köşede tutuluyordu. Allah bu basiretli ve zeki hocanın eliyle o mazereti oradan çekip aldı ve ateist çelişkisiyle başbaşa kaldı..

Bazen çelişki yokken var zannedilir. Bu, fikrin ve aklın zayıflığındandır. Şeriata dikkat eden bir müslüman hastanede ailesi için kadın doktor talep eder. Bu noktada ahirete inanmayanlar fırsat bulmuş gibi taarruz ederler “hem kızlarınızı okula göndermezsiniz sonra da kadın doktor diye tutturursunuz!”

Burada Müslüman hem kendi hakkında hem de kızları hakkında Allah’ın emri tesettüre, haremlik selamlık ilkesine bağlı kalmış her şartta iffet ve mahremiyetini muhafaza etmiştir. Bu zaviyeden takva ile amelde bir bütünlük vardır asla çelişki yoktur. Hem nice fasık doktorlar var gereğinden fazla kadını açar, görevini kötüye kullanır. Nice doktor sıfatında Allah Peygamber Din düşmanı localara bağlı masonlar var. Bu şartlarda bir islam hanımefendisi elbette kadın doktor talep eder ve kızını da liseye göndermez

Kuran’da çelişki tutarsızlık var mı? 

İslama muhalif komitelerce çelişki, en haksız bir şekilde Ayetler arasında ve ayet-hadis arasında olduğu iddia edilmekte ve bu noktadan zayıf kişilerin kalbine Kur’an ve Sünnete karşı bir vesvese bir şüphe atılmak istenmektedir.

İlkine misal “Allah bir ayette ‘Kim zerre miskal iyilik ederse mükâfatını görür’ derken başka ayette ‘kim şirk koşarsa bütün iyilikleri iptal olur” derken çelişki oluyormuş! İkinciye misal: Kuran “zina edene yüz değnek vurun” derken Hadis: “zina eden evliyi taşla recm edin” diyor ve çelişki oluyormuş.. Elbette çelişki söz konusu değildir

Ayetler arasında çelişki olmadığına gelince.. Bunun delili Allah’ın buyruğu: “Bu Allah’ın kitabı. Onda şüphe (konusu) yok.” ve “Eğer Allah’tan başkası tarafından olsaydı bunda çok ihtilaf, karışıklık, çelişki bulurlardı..

Çelişki önermelerin birbirini nakz etmesiyle olur.

Bu tenakuzun oluşması için akıl ve mantık açısından önermeler şu açılardan aynı düzlemde olmalılar : Özne, yüklem, zaman, mekan.. Buna göre “Kim iyilik yaparsa karşılığı (bir şekilde) alır” ile “kim şirk koşarsa iyiliklerin karşılığını (cennette) alamaz” ayetleri çelişkili değildir çünkü aralarında mekan birliği yok

Keza Bakara 62: “İman edenler, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabiîler.. cennete gidecekler” mealindeki ayetle Al-i İmran 85 “kim islamdan başka din edinirse helak olur yani cennete giremez..” ayeti arasında çelişki yoktur. “Din ve mitoloji” gibi onlarca deist ateist siteler bu tür ayetleri Kuran’daki Tutarsızlıklar(!) başlığı altında vermiş olsalar da.. Tefsir âlimleri asırlar öncesinden bu gibi basit meseleleri çözmüşler: 1) Yah.Hrist cennete girecek (öncekiler) 2) – girmeyecekler (şimdikiler). iki önerme arasında zaman farkı olduğundan çelişki söz konusu olmadığını göstermişlerdir.

Asıl “hiç bir yahudi Hıristiyan cennete giremez, sadece Müslümanlar cennete girebilir” deseydi Kuran o zaman çelişki olurdu. “Musa as’a, İsa as’a iman etmiş olan müminler cehenneme girecek” demek asıl tutarsızlıktır. Şu halde zamanında kendi peygamberine iman eden ve sonraki peygamberi de inkar etmeyen herkes mümindir ve cennete giremeye hak kazanmıştır. Kuran da bunu der. Ayrıca İslam (Allah’a teslim olmak) bütün peygamberlerin getirdiği ilahi dinin ortak adıdır. Yani isa as’a sağken iman etmiş kişi de aslında islama girmiştir müslümandır; Muhammed as gelene kadar..

Kuran’dan Delili: Hacc 78 “..Bundan önceki peygamberler döneminde de, bunda da size Müslüman adını veren O’dur..” 

Sünnetten delili: Allah Rasulü as Hıristiyan Necran papazlarıyla Medine’de yaptığı görüşme/tartışmada onların laf anlamadığını görünce sözü kısa keserek “Müslüman olun” demiş onlar da “biz senden önce müslüman olduk” demişlerdi. Eğer Muhammed as’ı inkar etmemiş olarak ölselerdi evet cennete gireceklerdi. Ancak inkar ederek “müslüman/teslim olan” vasfını kaybettiler. Demekki çelişki yok

devam edecek..

isa Erdoğan

Yorum Yapılmamış

Bir Yorum Yazın