Allah’ın yüce Adıyla ‘Samimî cemaatlerin birincil misyonu, âlim yetiştirmek için yatırım yapmak olmalıdır 29 Nisan 2024 Yıldız Teknik Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Bedri Gencer İsmailağa hareketinin çağdaş İslâm dünyasında oynadığı benzersiz rol anlaşılamamıştır dedi. Röportaj: F. KOÇAK Mahmud Efendi ve Hasan Efendinin vefatları sonrasında yoğun bir şekilde gündeme gelen İsmailağa Cemaati üzerine camiayı yakından tanıyan Prof Dr Bedri Gencer ile konuştuk. İsmailağa cemaati, hangi geleneğe yaslanıyor? İsmailağa cemaati, Nakşibendî geleneğe dayanır. Türkiye gibi ideolojik akıl tutulmasının hâkim olduğu bir ülkede birbirine karıştırılan tarikat ile cemaat kavramları, ancak aralarındaki aynılık ve ayrılık ile tam anlaşılabilir. 1) Cemaat: Dünyanın bütün dillerinde “cemaat”, aslen “Allah’ın huzurunda toplanan insanlar, mabet (havra, kilise, câmi) topluluğu” demektir. Müminler topluluğu, câmide Peygamberin (s.a.v.) “arkasında” namaz kılarak kardeş ve cemaat olurlar. 2) Tarikat: Müminler topluluğu, câmi dışında da “tarikat-ı Muhammediye” denen Peygamberin (s.a.v.) “yolundan” (tarikat, sünnet) giderek kardeş ve cemaat olurlar. Bu yüzden “brotherhood=uhuvvet” kelimesinde cemaat ile tarikat mânâları birleşir. İki kavram arasındaki aynılık ve ayrılığı şöyle gösterebiliriz: Aynılık: cemaat: tarikat Ayrılık: tarikat >kol >cemaat Nakşibendîlik, tarikat, Gümüşhânevîlik, onun kolu, İskenderpaşa, onun cemaatidir. Bu fark, altın silsile denen şeyhler listesinde görülür. Nakşibendiye’nin altın silsilesi, 30. halkayı teşkil eden Mevlânâ Hâlid Bağdâdî’den (Kuddise Sirruhû) sonra ayrılır, Gümüşhânevî İskenderpaşa…