Allahın yüce Adıyla.. Hak ile batı-l kıyamete kadar savaş halinde olacak bundan kaçış yok. Ve her iki kutpun temsilcileri, her sahada var olacaktır. Batılın ahalisi cehenneme. Hakkın taraftarları Cennete girince bu mücadele bitmiş olur. Ne mutlu hakkın tarafında olana. Yazıklar olsun batıla hizmet edene, koltuk deyneği olana. “Kim bir topluluğun karartısını çoğaltırsa onlardan olur” Hadisi küfür ehli ile ittifak eden Müslümanları uyandırması gerekir. Ancak kalbi bürüyen kin haset ve intikam hırsı doğrunun o gönle girmesine müsaade etmiyor.. Kutuplaşma.. Tayyip Erdoğana yöneltilen sert eleştirilerden biri “halkı kutuplaştırdığı” Halbuki ondan önceki dönemde türkiye halkı sağıcısı solcusuyla bri birlik bütünlük içinde ne güzel geçinip gidiyormuş. Tayyip Erdoğanın Ak partisi halkı ortadan ikiye bölmüş, muhalfilerini dışlamış ve halk böylece birbirine düşman iki kutupa bölünmüş ! Önceki paragrafı okuyan kişi eğer samimi bir mümin ise cümle arasında geçen “iki kutup” kelimesinden rahatsız olmamıştır ve olamaz. çünkü iman ehli her zaman kendini Hakkın tarafında yani bir kutpta konumlandırır. Karşı kutpun yuvasında kapısında yatmaz. işte Tayyip öncesi Türkiye siyaset arenası tek kutuplu idi. Müslümanlar bir kutup oluşturacak kadar bir etkiye sahip değillerdi. Rahmetli Erbakan türlü açılımlarla taviz toleranslarla ancak %20 ye kadar gelebilmiş bu oyla başbakan olunca da hep şunu demişlerdi “karşısında onu istemeyen %80 var” %80’e…
Allah’ın yüce Adıyla.. Bugün konumuz Yeşilçam’ın emeklileri, bi artist, bi soytarı ve bi şantör. Bu üçü arasındaki ağız dalaşı. Bunlardan biri gıybet etmiş “ben arabesk şarkıcıdan hiç haz almıyorum, Arap’tan arakladığı müziklerle bir anda meşhur oldu” demiş. Diğeri bu gıybeti kitabına yazarak laf taşıyıcılığı yapmış.. Ötekisi alınganlık göstererek ortalığa çıkmış bunları topa tutmuş. Bunun nikahsız dostu daha da ileri giderek köpürmüş “ben bu kitabı toplatacağım demiş! Kitapta açık bir isim yok. zıplamasa hiç olay olmayacak. Sakin iyi huylu sandıkları arabeskçinin bu hırçın tavrından takipçileri şaşkınlık yaşıyormuş.. Peki neden bunları dilime doladım, kıymetli okurlarımı meşgul ettim ? Eğer bunlar bir süre önce “Türkiye’nin âkil insanları, cumhurun temsilcileri gençlerin ardından gideceği örnek şahsiyetler!” diye tanıtılmış olmasalardı umrumda olmazdı. Dikkat çekmek istediğim husus bu ümmete örnek şahsiyet, âkil insanlar diye takdim edilen kişilerin içinde bulunduğu vahim çukur. Az bir damarlarına basmayı verin, bir eleştirin.. bakın içlerindeki nasıl da dışa vuruyor !? Televizyona çıktıklarında görülen o incelikten, filim sahnesinde izlenen o kibarlıklardan eser yok. Olanca hamlığı ile hepsi birer nefs-i emmare. Çünkü Allah’a ibadetle terbiye olmamış bir nefsi ne sahne terbiye edebilir, ne tv, ne de şöhret. Aksine bu unsurlar nefsi emmareyi daha da azdırır.. işte vaziyet ortada. Nefisleri haksız iltifatlar, ölçüsüz sempatiler sonucu…