Kader Değişir mi? Kader Nedir (9 cevap)

3 Temmuz 2018

Rahman Rahim olan Allahın Adıyla..

1. Konu: Kader Nedir?

Kader Allah’ın herşeyi önceden bilmesi ve takdir etmesidir. Kainatta ki tüm olaylar Allah’ın bilgi, kontrol ve izniyle olduğunu açıklayan bir terimdir.

Kamer Suresi, 49:”Haberiniz olsun ki, biz her şeyi bir kadere göre yarattık.”  51: İşledikleri her şey, kitaplarda mevcuttur. 52: Küçük, büyük hepsi satır satır yazılmıştır.

1 b) Avamın kader algısı İslam’ın kader inancıyla aynı mıdır?

Hayır meal-esef aynı değil. Türkiye’de kader genelde “cebir” gibi anlaşılır ve o yüzden de inkar edilir ! Ben kadere inanmıyorum diyen kişinin kastettiği genelde cebriye fırkasının bozuk kader anlayışıdır. Bu anlayışa göre kader “onu o işe mecbur etmiş, o hal ve durumdan çıkması da mümkün değilmiş, başka seçeneği yokmuş!” düşüncesi.

Avamın ağzında “Başarısızlık kaderin değil” ifadesi de öyle, doğru bir cümle gibi görünür ancak batıldır. Çünkü burada da kader “mecburiyet” anlamındadır.

Suç işlemiş hapse düşmüş adama neden buradasın? diye sorulunca “kader” demesi ve kendini “kader mahkumuyum” diye tanımlaması apaçık gösteriyor ki kader avamın dilinde “iradesi alınmış, o da o fiili işlemeye mecbur olmuş !” manasındadır.

Yani kısaca milletin algısında kader, Ehli sünnetin tarif ettiği değil, cebriye’nin kader anlayışıdır.

Yüce Allah Kuran’da bu tür kader anlayışını reddeder : 

Melekler, kendilerine (şirk ve isyanla) zulmederken canlarını aldıkları kişilere, “siz ne haldeydiniz?” derler. Onlar da: “Biz yer yüzünde zayıf kimselerdik.” (elimizden bir şey gelmiyordu) derler. Melekler: “Allah’ın yeryüzü geniş değil miydi, siz de orada hicret etseydiniz ya?” derler. İşte bunların varacakları yer cehennemdir. O ne kötü gidiş yeridir.” 

Doğrusu kulun elinde özgür bir irade vardır. Buna şeriat lisanında “iradeyi cuziyye” onu kullanmaya da “kesb” denir.

2. Konu: Kader iman şartı mıdır?

Kader doğrudan Allah’ın fiil ve sıfatlarıyla alakalı olduğundan Kadere inanmak Allah’a iman etmenin gereğidir. Bu bakımdan imanın şartıdır. Kaderi inkar eden Allah’ı inkar etmiş olur. Çünkü “bilmeyen, hakim olmayan, kontrol edemeyen” ilah olamaz.

Şu halde kaderi inkâr etmek Allah’ın elinden geleceğin bilgisi, hakimiyet ve olayları kontrol yetisini almak demek olacak ki bu apaçık küfürdür.

3. Konu: Allah her şeyi önceden biliyor ve takdir ediyorsa neden bizi sınıyor ?

Eğer Allah dünya hayatında insanları sınamadan herkesi hak ettiği yere önceden göndermiş olsaydı ceheneme gidenler itiraz edecek “belki biz iyi kimseler olacaktık bu haksızlık!” diyeceklerdi [Bk: Taha:134]
Bunu dedirtmemek için Allah hayat fırsatı veriyor ve aslında ne olduğunu herkese bizzat gösteriyor.

4. Konu: Allah’ın olacakları önceden bilip takdir etmesi insan iradesini ipotek altına almak, insanı zorunlu olarak bir yöne sevk etmek değil midir? Bu durum sınama mantığına aykırı değil mi ?

Hayır. Tembel öğrencisini sınayan öğretmen sınavdan aşağı yukarı kaç alacağını bilir ancak bu bilgisi o öğrenciyi zorunlu kılmadığı gibi Allah’ın ezeli bilgisi kulu icbar etmez. Kul hürdür ve herkes bu hürriyeti sonuna kadar hissetmektedir. Işte işin en sırlı kısmı burasıdır. Tercih kula ait olmakla beraber Allah’ın bunu önceden bilmesi ve bu bilginin kulu icbar etmemesi.. Ancak Allah’ın elinden gelecek muazzam bir sistem bir denge..

Bu muazzam dengeyi anlamak için bir diğer misal : çocuklar bilgisayarda araba yarışı oyunu oynarlar.. her çocuk farklı bir tercih beceri ile farklı bir skor elde eder. Ve elde ettiği skorun kendi öz tercihi becerisi olduğunu bilir. Aslında her çocuk yalnız bilgisayarın belleğinde önceden yazılmış tercihleri kullanmışlardır. Kimse yazılımın dışına çıkamamıştır.

5. Konu: Kainatta olan her olay Allah’ın takdiri ile oluyorsa bunca zulümler, kötülükler de Allah’ın isteği ile olmuş oluyor. Allah iyidir, kötülüğü neden istesin ?

Evet iyi kötü hayır şer herşey Allahın izni ve yaratmasıyla olmaktadır. Çünkü Allah’tan başka yaratıcı yok. Ancak Allah kötülüğe izin verir lakin razı olmaz.

Örneğin katil cinayeti Allahın izniyle yapar ancak Allah buna izin verirken razı olmaz. Dersten ısrarla kaçmak isteyen öğrenciye bu fırsatı veren öğretmen buna razı olmadığı gibi, kaçtığı için ceza verecek olduğu gibi.

Eğer kötülük Allah’ın izni ve takdiriyle olmasa kötülüğü yaratacak ikinci bir yaratıcı olması gerekir veya bu kadar kötülükler ondan habersiz izinsiz olması gerekir. Her iki ihtimal de Allah’ın uluhiyetine aykırı. Biri ona eş tutmak, diğeri onu aciz kılmaktır

6. Konu: Madem ki herşeyi Allah takdir ediyor.. Neden kula izafe ediliyor? Kulun fiili kula mı ait, yoksa “siz Allah’ın dilediğinden başkasını dileyemezsiniz” ayeti gereği Allah’a mı ait ? Allah’a ait ise kul neden sorumlu?

Kulların fiilleri hem kula hem de Allah’a aittir.
Kulun iradesi ve kesbi (kazanımı teşebbüsü) ile olması bakımından fiil kula aittir ve bu yüzden kul sorumludur.
Allah’ın nihâi izni onayı ve kudretiyle olması bakımından ise Allah2a aittir ve sorumlu değildir.

Örneğin: Mecliste hükümetin çıkardığı kanun ve icraatlar cumhurbaşkanı tarafından onaylanır. Fikir irade proje hükümete ait olması bakımından o kanun hükümetin eylemidir. Başarılı ise hükümet hanesine yazılır. Onaylayan merci Cumhurbaşkanı olması bakımından da cumhurbaşkanının eylemidir ve ancak onun hanesine yazılmaz. Bunun gibi.

7. Konu: Kader anlayışı zalim idare karşısında toplumları sindirip susturmaya yarıyor “ne yapalım kaderimiz böyle imiş” ezikliği içinde onları esir almaya, pasifize etmeye yaramaktadır” Bu bakımdan olumlu bir düşünce değildir” görüşü doğru mudur, cevabınız nedir?

Cevap: İslam tarihine bakıldığında bu iddianın hatalı, gerçeklere aykırı olduğu görülür. Kadere iman eden ilk İslam toplumları, “Sahabeler” asla gelişmeleri “kaderimiz buymuş” diyerek sindirmemiş ve haklarını her zaman arama yoluna gitmişlerdir. Bakın islam tarihi cihad, mücadele, inkılab ve icabında devrim ve başkaldırılar’la doludur. Zalim idareciye başkaldıran Hz Hüseyin Radıyllahu anh kadere iman ediyordu..

Kader anlayışı asla pasifliğe, kabullenilmiş çaresizliğe sevk etmez. Hele tedbir almayı, çabalamayı ve sebeplere sarılmayı terk ettirmez. Çünkü kader gelecek için bize ne yazmış bilmiyoruz.. Evet bilseydik iş değişirdi.

Örneğin, bir fakir bilse ki ölene kadar fakir olmak kaderidir” ümidi kırılır ve zengin olmak için çabalamayı terk eder. Ancak yüce Allah kader bilgisini bizden sakladı, yarın ne yapacağımızı bilmiyoruz o yüzden “kader” bizim çabamızı, tedbirmizi planlarımızı hedeflerimizi etkilemez

Kaderi anlamada önemli bir kıssa: Hz Ömer Şam tarafına sefere çıkmıştı, yaklaşınca haber geldi ki Şamda veba salgını var. Hz Ömer bazı istişarelerden sonra hazırlanın geri dönüyoruz dedi. Birsi dedi Ya Ömer kaderinden mi kaçıyorsun ? Hz Ömer rarıyAllahu anh “Evet kaderimden kaderime kaçıyorum” der. Muazzam bir ifade.

8. Konu: Kader değişir mi ? Fakir biri kaderini değiştirip zengin olabilir mi ?

Hayır Kader değişmez. Kader Allahın ezeli ilminde ne ise odur. Kaderin değişken şey olsaydı ona kader denmezdi. Yani değişken bir yazı yazgı değildir. Varlığı ile yokluğu birdir.

“Fakir adam zengin olabilir mi, bu kaderini değiştirmek değil mi?” Evet zengin olabilir, ancak bu kaderini değiştirmek değildir. Bu sadece Kader’i anlamamaktır. Bekir dün fakir olsa çalışıp didinip zengin olsa kaderini değiştirmiş olmadı. Kaderinde “dün fakir olacak, sonra çalışıp zengin olacak” yazılıydı. Hepsi bu. “Milletimizin makus kaderi değişti” dedikleri budur. Bu hatalı bir cümledir çünkü aslında kader değişmemiştir. “kader değişmez” zira

9. Konu: Kader konusunda farklı düşünen, farklı söylemleri olan islami fırkalar, ekoller var mı ?

Evet var. Kader konusunda islami fırkalar 3’e ayrılmıştır:
1) Orta/istikamet üzere olanlar
2) Geri kalanlar

3) aşırı gidenler.

1) İstikamet üzere olan: Ehli Sünnet ve Cemaat (Rasulullah ve Ashabının yolu üzere olanlar) Doğru inanç budur ve yukarıda izah edili. Kısaca, Kader: Allahın gelmiş gelecek, olmuş olacak herşeyi önceden bilmesi ve bunu öyle takdir ve irade etmesidir

2) “Kader yoktur, Allah olayları önceden bilemez” diyenler. Bunların ortaya çıkacağını Peygamberimiz önceden haber vermiş ve bunlar “ümmetin putperestleri” olduğunu haber vererek ümmetini bunlardan sakındırmıştır. İslam literatüründe bunlara “kaderiyye” adı verilir, yerleri ahirette cehennemdir.

3) “Bizim elimizde bir şey yoktur, herşeyi Kader yapıyor” diyenler. Bunlara göre “Kulun özgür iradesi, kişisel insiyatifi, öz tercihi yokmuş! Küfür de etse günah da işlese Tanrı öyle istediği için yapıyormuş..! Haşa! Bu, küfrünü günahını Allah’ın üzerine yıkmaktır. Kaderin manası bu değil.

Kaderi yalnız bu manada işitip reddeden kişi aslında hatalı sayılmaz. Bunun tek yanlışı, doğru ve gerçek Kader’in ne olduğunu öğrenmemiş, cahil kalmış olmasıdır.

“Kader bizi mecbur ediyor, elden bir şey gelmez diyen” bu tayfanın islam literatüründe adı “cebriyye” fırkasıdır, ahirette varacakları yer cehennemdir.

Doğrusu Allah kuluna cüzî bir irade vermiştir, kul yapıp ettiklerini kendi iradesiyle hür olarak yapmaktadır. Allah onu kötülüğe zorlamaz. Ezelden bilip takdir etmesi zorlamak değildir, sadece onaylamaktır ki yukarıda tafsil edildi.

03.07.2018 ist.
isa erdoğan

Yorum Yapılmamış

Bir Yorum Yazın