Allah’ın ismiyle..
Sürgün Gibi
Manisa piyade alayından izmir narlıdere istihkam tugayına sevk edildim. Dostlarım beni teselli ettiler Üzülme orası daha iyi dediler gerçekten daha iyiydi. Mütemadiyen Manisadan askerler gelmeye devam ettiler 2 hafta kalmış olan bir asker demişti Burası cennet oraya göre orada ne su var Ne imkan var sabah eğitim akşam eğitim gece eğitim..” üzerimdeki kıyafetinden dolayı beni İzmir’e sevk eden üsteğmen bana kötülük mü murad etmişti İyilik mi hala emin değilim. İzmir’e geldiğimde sakalım kesilmişti. sıradan bir bölüğe verdiler başımızda bulunan çavuşa “ben namaz kılmak istiyorum mescide gidebilir miyim” dedim. mescid olduğunu duymuştum bacağımdaki şalvara bakarak beni o şekilde göndermek istemedi namaz kılan bir asker çağırdı “buna yardımcı ol namazını kılsın” dedi o da düşünmeye başladı.. “Ben icabında Burada da kılarım Fark etmez benim için” dedim. Asker üzerindeki pançoyu çıkardı Öyleyse bunun üzerine kıl dedi. Ben de 500 kişinin ortasında kıbleye döndüm akşam namazını orada öylece kıldım ertesi gün askeri kıyafetleri giyince bir panço da bana verdiler Aralık ayında idik İzmir’de hava devamı kapalı ve yağmurluydu ancak çadır gibi kullandığımız o panço benim Seccadem oldu. ne zaman namaz vakti gelmiş olsa yere seriyordum nerede olursa olsun namazımı kılıyordum. bu şekilde Allah’a şükürler olsun bir vakit namazım ne acemi Birliği’nde ne usta birliğinde kazaya kalmadı.
Namaz için izin isteme
Namazlarımı bu şekilde kılmada şeyhim Mahmud Efendi’nin tavsiyesi çok işimi gördü. bir arkadaşımız onunla konuştuğunda “askerde namaz için izin istemeyin vazifeleri yaptıktan sonra vaktini geçirmeden bir şekilde namazınızı kılın” duyurmuştu Bende bu söz üzerine namaz için hiç izin istemedim namaz vakti her geldiğinde bir köşeye geçtim Namazımı kıldım öğle namazını kılmak için öğle yemeğini acele ile yiyor yemekten arttırdığım vakitle öğle ictimasının bir köşesinde namazımı kılıyordum. akşam yatsı ve sabah namazları zaten koğuştaydım yere çarşaf serip ama içeride ama koğuşun dışında kılıyordum. Geriye ikindi namazı kalıyordu onu da eğitim arasında istirahatlerde bir şekilde kılıyordum. Bazen öyle ulu orta namaz kılarken bakıyordum bir iki asker daha arkamda namaza durmuş..
Allah yolunda bir tokat
Namazlarımı kılarken asla saklanma gizlenme ihtiyacı duymadım. Aksine herkesin görebileceği yerlerde kılıyordum. Iki sebebi vardı; askerlere örnek olmak kılanlara cesaret vermek diğer sebep ise Allah yolunda bir eziyet çekmek namazdan sebep bir dayak yiyeceksem buna tahammül etmek. Beni bu düşünceye sevk eden hocamız Hızır Efendi’nin bir vaazı oldu o demişti ki “Allah yolunda yiyeceğiniz bir tokat bir yumruk belki Hayatınız boyunca yapacağınız ibadetlerden Allah katında daha üstün olabilir” Belki o tokadı yemek için adeta kaşınıyordum. Ancak ne kadar göz önünde ictima alanlarında egitim yerlerinde namaz kıldıysam da ne bir fiske dayak yedim Ne de bir azar işittim. Şaşarım da hayatımda buna şaşarım !
Berat Gecesi
Acemi Birliği’nde Başımızdaki çavuş Manga komutanımızın adı Berat idi Berat gecesi doğduğundan dolayı bu ismi ona verdiklerini anlatır bununla gizli bir gurur duyardı ve geldi günlerden Berat gecesi. Bizler artık Acemi Birliği’nde de olsa bazı şeyleri öğrenmişiz gizli kaçak Camiye gitmeyi namazlarımızı orada cemaatla kılmayı biliyoruz. Akşam yemeğinden sonra Yemekhaneyi temizliyorlar orasını gece dersi dedikleri bir ortama dönüştürüyorlar bize verdikleri küçük kitapçıklarda Atatürkçülük ilke ve inkılaplar Cumhuriyetçilik gibi kafa şişirici konuşmalar yapıyorlar. O kitapçıklardan bize bazı yerleri ezberletmeye çalışıyorlardı. buna gece dersi deniyor. bu gece dersleri En sevmediğim şey. ben her gece bir yolunu buluyor bir şekilde o ortamdan çıkıyordum kaçak bir şekilde mescide geçip namazımı ibadetlerimi ifa ediyordum. O gün Berat gecesiydi Başımızdaki komutana söyledik “Komutanım Bugün Berat gecesi sizin geceniz müsaade edin de camiye gidelim ibadetlerimizi rahatça yapalım” dedik. Berat Çavuş bunu duyunca heyecanlandı onun doğduğu geceydi görevli assubaydan izin istemeye gitti yanımıza geldiğinde üzüntülüydü ben İzin veremem demiş nöbetçi amire git demiş “siz bekleyin burada” dedi ve nöbetçi amire gitti geldiğinde yine üzüntülüydü.. altı üstü 3-4 tane asker gece dersine katılmayacak ve zaten yasal olarak açık bulunan alay mescidi’ne gidip ibadet edecekti. Bu basit istek için bu kadar prosedür kural kanun fazlaydı. Biz arkadaşlar birbimize baktık bu işi eski usulle halledeceğiz dedik Berat komutana “Komutanım biz sizden izin mizin istemedik Siz de bizi duymadınız” dedik ve yine kendi usulümüzce gizli bir şekilde mescidimize gittik ibadetlerimiz yaptık.
Orada Mahmud Efendi hznin sözünü tekrar hatırladım “namaz için izin istemeyin” buyurmuştu. bir kere istedik Onda da neredeyse namazı kılamıyorduk. Çünkü bu konularda izin istemek sorumluluğu o kişiye atmaktır ve maalesef hiç kimse başkasının sorumluluğunu üstlenmek istemiyor ancak izin almadan kılarsınız Sen kendi inisiyatifiyle bunu yapmış oluyorsun sorun çıkmadığı sürece göz yumuluyor.
Yılbaşı gecesi
1996 yılının son günüydü askerde sıradan bir akşamdı gece dersi için ictima alanından yemekhaneye giriyorduk. Tarzım şöyleydi herkesle beraber içeri giriyor yerime oturuyor yoklama olursa katılıyor sonra bir görevim varmış gibi yerimden kalkıp herkesin gözü önünde barakadan çıkıp gidiyordum mescide.. o gece içeri girdiğimde bir tuhaflık vardı masalar birleştirilmiş ortalarına çerez konmuştu. Görür görmez anladım bu gece yılan başı gecesi onu kutlayacak bunlar.. ani bir refleksle geri döndüm kaçıyorum. o gece başımızda bir azman vardı. Aslında uzman çavuş. ancak bu çok gaddar olduğu için askerler “azman” diyordu. Beni giderken gördü “asker buraya gel” dedi gelmek zorunda kaldım nereye gidiyorsun dedi. hiç düşünmeden “camiye” dedim. Birden suratıma sert bir tokat vurdu ve “gir içeri” dedi. Acemi birliğinde yediğim tek tokat bu oldu. Hayatımda asla yapmadığım bütün benliğimle nefret ettiğim noel yılbaşı kutlamaları için şimdi zorunlu tutuluyorduk. Ancak bir yolunu buldum ve o masaya oturmadan çıktım geldim mescide..
isa erdoğan
önceki : << İzmir hatıralarım 1
Sonraki : İzmir hatıralarım 3 >>
Yorum Yapılmamış