Allah’ın 99 Adıyla
Emekli Diyanet işleri başkanı sn Mehmet Görmez şöyle bir söz söylemişti “Tefsir Hadis Fıkıh vb ne kadar dini ilimler ise Fizik Kimya Biyoloji vb de o kadar dini ilimlerdir”
Ilim çevreleri bu nitelemeyi kabul etmez ancak ben burada bunun doğru olduğunu var sayarak yazacağım.
Başkanın ifadesine göre Türkiyede ve hatta dünyada okullarda okuyan bütün öğrenciler dini ilimler tahsil etmekteler çünkü matematik fizik kimya biyoloji coğrafya.. herkesin okuduğu ilimler.
Ancak yapılan son ankete göre Türkiyede Allah’a inananların sayısı % 86 görünüyor. Meleklerin varlığına inananlar %75, Peygamberimiz Muhammed aleyhisselamı hayatına örnek kabul edenler %63 kader hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna inananlar %55.
Yüzde 99’u müslüman denilen ülkede bu rakamlar müspet dindarlığın gerildiğini, mütedeyyin, dinine bağlı insanların azaldığını gösterir.
Dini İlimler?
Çelişki burada: Bütün öğrenciler sabahtan akşama kadar dini eğitim alacak ancak günden günde dinine bağlılık azalacak ! Buna karşın hiç okula gitmemiş insanların daha dindar ve tutucu oldukları görülecek! Bu durumda diyanet işleri eski başkanına sormak gerekir “hocam iyi düşün ya bu ilimler (fizik kimya matematik) dini ilimler değil ya da bu işte bir terslik var !? Öyle ya.. Dini ilimler içinde yüzen kişilerin dindar olması gerekir.
Aslında pozitif ilimler denilen fizik kimya biyoloji ve benzeri ilimlerin dini ilim olduğunu ben de kabul ediyorum. Çünkü ilmin kaynağı Allahtır, ilim ondan geldi. Ya semavi ayetler halinde; Kuran, Tevrat, Hadis.. Ya da kevni ayetler halinde: kainat.
Madem ki ilim Allah’tan.. her ilim sahibi ilmi arttıkça Allahı daha çok tanıyacak ve tanıdıkça korkusu saygısı sevgisi artacaktır.
Modern ve Seküler Bilim
Ancak üniversitede durum aksine. Özellikte Türkiyede üniversite gençliği, öğretim görevlileri ve akademisyenleri.. ilimleri arttıkça bakıyorsun Allah’a ve dinine karşı isyan ve inkarları da artıyor. Çünkü Türkiyede ilim ne ilk ne orta ne de yüksek okulda Allahı tanımaya vesile değil maalesef !
Çünkü bilgi ile Allah’ın arası şeytani bir kurnazlıkla açılmış ve birbirinden ayrı gösteriliyor. Benim tabirimle “ilimsel sahtekarlık” yapılıyor ! Türkiyede Milli Eğitim asla milli değil. Bilakis laik seküler ve batı-l. Bu eğitimden yetişen nesil ne millete yarıyor ne bilime ne de Dine..
Işte bu yüzden şeyh Mahmud Efendi hazretleri en büyük mücadelesini Besmelesiz dinsiz eğitim kurumlarıyla yapmış ve bunlara karşı alternatif bir Eğitim Öğretim Merkezi ‘Medreseyi’ yeniden kurmuş, ihya ve tecdid etmiştir.
Diyanetin Tavrı
Konunun Diyanet işleri ve ilahiyat hocaları ile alakası şu: Türkiyede belli bir dönemdir Islâm Dini ve kaynakları tartışma masasına yatırılmış durumda.. Elli senedir yazılan çizilen kitaplar makaleler islam dininin kadim anlaşılma ve tatbik etme biçimini Ehl-i Sünnet’i tenkit, kaynaklarını özellikle hadisleri eleştirme ve inkar etme üzerine.
Sözde “İslam bu mevcut anlaşılma biçimi ile insanlığın kabulüne şayan değilmiş ! Çünkü Din adına birçok hurafeye bel bağlamak varmış. Bu yüzden insanlar dinden Allah’tan uzaklaşıyormuş! Bu yüzden din algısını yeniden şekillendirmeli imişler !
Hasılı Diyanetçiler olsun ilahiyatçı yazarlar ve hatipler olsun, herkesin niyetinin sadece “insanları Allah’a ve dinine çağırmak, kopmaları önlemek ve bunun için güya daha doğru bir din algısı oluşturmak” olduğunu sanırsın..! Ancak yapılan icraata gelince varsa yoksa Ehli Sünnete ve kaynağını teşkil eden hadis tefsir ve mezheplere saldırmaktan başka bir şey de yapılmıyor.
Ancak atladıkları husus şu ki, Dinden kopma, Allah’tan uzaklaşmaların sebebi o “Geleneksel Din algısı” değil bilâkis 90 yıllık M-illi Egitimin laik ve seküler eğitim sistemidir. Anaokulundan ünivresiteye kadar zorunlu milli eğitime maruz kalan nesillerin dünya görüşünden Allahın soyutlanmasıdır.
Milli Eğitimde Bilimsel Sahtekarlık
Yani yeni bir terim olarak benim “bilimsel sahtekarlık” dediğim türden bilime yapılan eksiltmeler sokuşturmalar bu öğrencileri Bilginin Sahibinden ve taleplerinden uzaklaştırmaktadır. Yani Allah’tan ve İslamdan. Bilime eğer bu eksiltme ve sokuşturmalar yapılmamış olsa bilim doğrudan okuyanı, ilgi duyanı Allah’a yöneltecekti.
Ilahiyatın Görevi
Bu noktada ilahiyat ve diyanet erbabından beklenen asıl bu konu üzerinde durmaları ve bir arındırma yapmak istiyorlarsa bilimi hurafelerden yalanlardan ve aldatmalardan arındırmaları. Yok buna gücünüz yetmiyorsa sahipsiz sandığınız Allah’ın dininden Kuran tefsirlerinden Hadislerden Ehli Sünnet akidesinden kirli ellerinizi çekin.
Milleti islama Allah’a Peygambere çağırma iddiası güdüp sonra avam halk önünde ancak hadislerin sıhhatini tartışmaya açmak dini değerlere olan iman ve güven artmaz bilakis azalır. Millet dine yönelmez bilakis uzaklaşır. ilgili camianın yaptığı bundan ibaret.
Donkişot ilahiyatçılar
Bu ilahiyatcilar ve diyanetçilerin durumu, milleti gerçekten asi ve seküler yapan mihrakları okulları görmezden gelip Tefsir Hadis ve Ehli Sünnet ile savaştıklarından, gerçek düşmandan gafil yel değirmeni ve koyun sürüsüne dalan sataşan cahil ve ahmak donkişotun durumuna düşmektir başka değil !
İlahiyatçı Diyanetçi bu donkişot tayfa eğer biraz düşünseler şunu görürler: Türkiyede Allah’a muti ve dindar kesim yine din eğitimi terbiyesi almış kesimdir. Cemaat TarikatKuran kursları medreselerden imam hatiplerden geçmiş olan kesim. Demekki Dini mubini Islâm mevcut algılanma biçimiyle mensuplarını Allah’a inançlı ve itaatkâr yapmaya yeterli. Demekki dinden uzak duran kesimin marazı karın ağrısı başka. Artık bunu anlayın ve doğru düşmanla mücadele edin. Eğer gerçekten Allah’ın tarafında iseniz. Ama yok şeytanın tarafındasınız da kendinizi bu tarafta göstermiyorsanız bilin bu müminler feraset sahibidir foyanızı ortaya çıkarır. Bir çoğun ki çıktı deşifre oldu zaten.
Cemaatler
Allah’a teslimiyet dine bağlılık önünde en büyük engel laik seküler eğitim sahtekarlığı olduğu şuuruna varan cemaat ve tarikatler bu eğitimden geçen öğrencilere mutlaka el atmak gerektiğine kanaat etmiş ve onlara aldıkları bilimsel kılıflı dinsizlik zehirine karşı panzehir aşısı vermek istemişlerdir. Büyük oranda da başarılı olmuşlardır ki cemaat ve tarikat erbabı ekseriyetle Allah’a ve Rasulüne imanlı ve itaatli olmuştur.
Bir cemaatin inhirafı neticesinde Devlet yeni Türkiye döneminde Din Eğitimini cemaatlerin elinden alıp bütünüyle devlet kurumlarına, okullara ve akredite yurtlara devretmek istiyor. Ancak seküler eğitim yordamıyla bizzat kendisi verdiği zehirin farkına varmadığı sürece devlet bu isteğinde başarılı olamaz. Cemaatleri de pasifize edince dindarlık eğilimi, İslama Allah’a bağlılık oranı git gide düşer ve bu Türkiye açısından toplu bir intihar olur..
İlgililere duyrulur:
Bundan sonraki makalenin konusu: Okullarda verilen seküler eğitimin nasıl dinsiz nesil yetiştirdiğini kitaplardan pasajlarla göstermek” Herkesten bu konuda bilgi belge ve yardım bekliyorum. Her Müslüman dinin görevlisidir. Allah’a emanet olunuz
Isa erdoğan
23.08.2017
Yorum Yapılmamış