Allah’ın yüce Adıyla
2010 yılında Beyoğlu ilçesi Kasımpaşa semti Çıksalın mahallesinde Hz Ali camii derneğinde göreve başladım fahri olarak. Dernek başkanı Hikmet Yaldız (sakallı sarıklı ihvan) Erenler Vakfından hoca talep etmesi üzerine Mahmut Hoca (nın o zamanki eğitim müdürü Davut Köksal hoca) tarafından buraya gönderildim. İlk 3 ay denemek şartıyla hoca istemişler sonradan öğrendim.. yani kendimi beğendirmek zorundaydım. Edirne’den aldığım 2001 model clio arabamla çıksalına gittim. o Zamanlar harita navigasyon yaygın değil. yani telefonlarda yok henüz. navigasyon cihazları çıkmış ama müstakillen satılıyor o da bende yok. Halıcıoğlu mevkiinde yol kenarında yürüyen sarıklı bir molla görünce durup ona sordum. Hz Ali Camiini arıyorum Hikmet Yaldız’ı ? Ha tamam ben de oraya gidiyorum bineyim arabaya göstereyim. buyur. o Mollayı arabaya aldım ve vardık aradığımız yeri bulduk. aha şurası onların dernek yeri. içeri girdim Hikmet Yaldız oradaydı üç beş çocuğa kuran dersi gösteriyordu. selam verdim kendimi tanıttım. yüzüme baktı tokalaştık.. yüzünde azıcık bir gülümseme sıcaklık göremedim yarım ağız bir hoşgeldin.. ikinci soru Edirnede görev yapmışın neden ayrıldın ? Cevbaım “çünkü yoruldum” ilk kırık notu o zaman verdim, ne tavrı ne de soruları beğenmedim. Davut hoca bana o ilk gidişimde deneme sürecinden bahsetmedi. etseydi heralde gitmezdim. Böyle deneme olarak işe giren kişileri biz de gördük ilk iki ay çok güzel iş yaparlar göze girmeye çalışırlar sonra rutine bağlar yatış ve rolanti pozisyonunda devam ederler. Kesinlikle öyle bir derdim gayretim olmadı. bilakis zaman ilerledikçe hizmetin yükseliş ivmesi artmıştır. benden talep edilmediği halde yatılı medrese açtım orayı yatılı talebeyle doldurdum yaz kursu yaptım tıklım tıklım doldurdum..
Görevin Tanımı ve Maaş
Görevin ne olduğu oraya ayka basınca netleşti. Dernekte gündüzleri çocuklara Kur’an ilmihal dersi, akşamları cemaate ders, gündüz esnaf ziyareti ve haftalık sohbeti organize edecek hocalar bulup cemaati sohbete çağıracaktım ve camide de müezzinlik, imam olmadığı günlerde imamlık yapacaktım.. hepsi bu kadar !! Camideki görevden ötürü de lojmanda kalabilecektim. Maaşım ise 600 tl olacaktı. (Bir İmam maaşı diyanette 2000 küsur lira + lojman)
Benden istenen bu görevlere ilave olarak acizane YATILI MEDRESE açarak bir de medrese hocalığı işim arasına eklenmiş oldu. Dolayısıyla aslında 3 kişinin yapması gereken işi ben tek başıma yapmaya çalışıyordum.
Nice sonraları öğrendim ki meğer dernek (Aslında Hikmet Yaldız’dan ibaret) lojmanda kaldığım için maaşımdan 400 tl kesinti yapıyormuş yani aslında maaşımı 1000 lira takdir etmiş, 400 lirası kira hesabına kesiliyormuş. Bu da demektir ki ben aslında lojmanda kalmıyorum, bilakis dernek mülkünde kiracıyım. Bunu öğrendiğimde cami görevini biraz gevşetim. İmam Salih hoca bir gün bu durumdan şikayetçi oldu ve beni uyarmak istedi “camiye ait lojmanda kaldığımı bunun da camide görev mesuliyeti yüklediğini..” filan söyledi. O vakit ona da belirtme gereği duydum “ben ücretsiz lojmanda değil bu dairede 400 tl kira ödeyerek oturuyorum” dedim. Duyunca şaşırdı ve bana hak verdi. O günlerde Salih hoca bana şöyle bir teklif sundu “sen derneği bırak camide benim yanımda görev yap ben sana aylık net 1000 tl maaş vereyim?” Aslında benim için cazip bir teklifti. Aylık gelirim 600 liradan 1000 tl’ye çıkacaktı işim de epey hafifleyecekti.. ancak bu Çıksalın derneğine (Hikmet Yaldız ve ekibine) hiyanet olacağı için kabul etmedim
Tekkeden aldığımız terbiye, züht ve kanaate olan meylimizden olacak, ilk girişte para maaş konusunu konuşmadım herhangi bir pazarlık yapmadım. Aydat ödeyen 40 kadar üyesi olan bir dernek, dine hizmete kendini adamış ihvanlar, mütedeyyin bir mahalle derneği ve dernek başkanı herhalde hocayı madur etmezler diye düşündüm belki. Ama elime geçen o 600 tl ile doğrusu ay sonunu bile getiremiyordum. Memleketten Anne babamın desteği ile ancak ayı tamamlayabiliyordum
Çıksalın Hz Ali derneğinde akşamları derse gelen genç bir hoca vardı Mehmet Salih. Kağıthane çıkışlı arkadaşım Muhyittin hocanın mezunlarından.. Yabancı değil. Dönem başlayınca yine geldi. Beni orada görünce çekindi “hocam sen geldiysen ben daha gelmem siz yapın dersinizi” dedi. ben dur yerinde benden haber bekle dedim. Fıkıh/ilmihal üzerine dernek üyelerine sunum yapıyordu. Hikmet Yaldız onu aracıyla getiriyor ve tekrar götürüyordu. Haftada 2 saat kadar. Buna karşılık 200 tl de ödeme yapıyormuş. Bunu öğrendiğimde düşündüm. Bekar ve seyyar birine 2 saatlik görevine mukabil 200 tl, (saati 100 tl) ama evli ve yerleşik (kadrolu) hoca’ya haftada (14×7) 98 saatlik görevine mukabil sadece 600 tl ! Yani saat ücreti ~7 lira !! Tamam bu din hizmeti saat ücreti hesabıyla yapılacak iş değil, bu Allah için yapılır, istihdam eden kurum da sana maaş verir, yani manşetini aylık geçimini üstlenir. Ancak bana ödenen miktar maaş değildi çünkü aylık geçimimi sağlamıyordu.
Aylık geliri 5000 tl kadar olan bir müteahhit/konut zengininin tuttuğu, istihdam ettiği 3 çocuk babası bir hocaya sadece 600 tl ödenmesinin iki anlamı vardır: Ya ‘bırak git seni istemiyoruz!’ demektir. Ya da “bizden bu kadar üstünü sen tamamla nasıl yaparsan yap bizi ilgilendirmez” demektir. Ben o zamanlar meseleye böyle yaklaştım.
Buradaki temel sorun sen refah konfor içinde olacaksın, istihdam ettiğin evli 3 çocuk sahibi bir hocayı açlık sınırında yaşamaya mecbur edeceksin. Böyle bir adaletsizliğin olduğu her yerde mutlaka sorunlar çıkacaktır.
Bu notlar hizmetin tıkanma noktalarını göstermek açısından önemli. Bu yazıların bir mühim faydası budur
Hat Dersi
Ben ikinci seçeneği seçtim. Yani kendi gelirimi kendim artırma yolunu arayışa girdim. Hüsn-ü Hat bilgim vardı ve medreselerde bunu öğretecek ustaya ihtiyaç vardı. Kağıthane Seyrantepede arkadaşım Muyhittin hocanın medresesi vardı. Benim durumlarımı biliyordu bana ders imkanı sundu, haftada iki gün gidecek talebelere hat, Arapça güzel yazı dersi verecektim kendi aracımla. Buna karşılık da 250 tl ödeme alacaktım . Buna bir süre devam ettim. Bunun 50’si yakıt (gaz) parası olsa bana da 200 kalıyordu.. Bu da aslında yetersiz idi ama işte ümmetin evlatlarına faydalı olduğum için idare ediyordum.
Esmanın Kursu
Esma kızım 6 yaşında, Kuran okumayı bizim yanımızda benden annesinden annesinin edirnedeki kursunda öğrendi. hatta defaaten hatim de indirdi 6 yaşında iken okuduğu hatimin bir kesitinde hani onu videoya almıştım..
dvm
Sıbyan Kursu
Çıksalın’da vazifeye başladığımın 2. senesinde yani bir sene dolunca evin hemen yanındaki bakkalın üstündeki daireyi kiralayarak sıbyan (okul öncesi) kursu açtık. Yani eşim bunu deruhte etti. yanına yardımcı bir hocahanım aldı ve o işe girişti. ilk sene sınırlı sayıda öğrencimiz olduğu için maddi açıdan aile bütçesine bir destek sağlamıyordu kira ücreti yardımcı ücreti vs giderler derken ancak kendini çeviriyordu. genellikle bu tür kurslar ikinci sene kara geçer. ikinci sene sonunda da biz zaten oradan ayrıldık ve daireyi geri teslim ettik. teslim sonrası bakkal dairenin boyası yapılmadığından şikayet etti ben de ne münasebet 400 lira verdim boyacı tuttum dedim hikmetin grubundan bir hacı abi boya işi yaparmış ona 400 ti verdim dediğimde şaşırdı sanki hiç usta girmemiş gibi demişti.. utandım. demekki hacı demeyeceksin verdiğin işin başında duracaksın ve iş güzelce yapılıp bitmeden de parayı vermeyeceksin.. hayat öğretmeye devam ediyordu..
Atlama Çabaları
Kağıthane medresesine gittikçe orada Muhyittin hocayla müşavereler yapıyordum elbette. Daha etkin ve kalıcı hizmetler yapabilmek için nasıl hareket etmeli yol haritası ne olmalı gibi konularda konuşuyor onun İstanbul tecrübelerinden istifade etmeye çalışıyordum. bana ısrarla tavsiye ettiği “o dernekte mahpus olma ve onlara mecbur kalma yeni mekanlar aç. kendin oluşturduğun çevrelerin olsun. ben bu yöntemde tutundum hizmetimi büyüttüm” diyordu. şöyle sağıma soluma baktım, nereye ne yapayım ki.. bana pek olası gelmedi. yapmak yeni bir yer açmak için çabalamadım. daha ziyade akışına bıraktım.
Dernekte Arapça dersi
Caminin alt tarafındaki odaya dernek diyoruz. Yukarıda Hikmetin binasının çatı altına da kurs veya sohbet yeri. Dernek yerinde çalışan kesime Kuranı anlama arapça dersi başlattık. 20’ye yakın katılım oldu. her açık ders gibi zamanla sayı düştü. dersleri anlayan çalışan ve ilgiyle takip eden ise sayılı. İçlerinde Enes Kafabal bunların başını çekiyordu. Ahmetin halaoğluyudu onnun derse iştirakine ahmet sebep olmuştu.. enes aslında üniversite öğrencisiydi. Onun merak ve başarısını görünce medreseye gelmesini tavsiye ettim ondan bütünüyle kulvarı değiştirmesini istiyordum o muhasebe okuyordu okulunu da ilahiyata çevirmesini tavsiye etmiştim. babasıyla görüşecekti babası geldi ona da güzellikle anlattım. ramazan abi ikna oldu ve enes hayatın en güzel kararını verdi.. ve Enes bu sayede medresede okudu icazetname aldı hafzlık yaptı ilk sınavda diyanetten hafzlık belgesini aldı medrese uzun yıllar vazife yaptı şimdi bir camide hizmet ediyor
Arabacılar’da fıkıh dersi
Beyoğlu Çıksalın’da hizmete başlayınca verdiğim arapça dersler derken çevreden duyuldu ve Kerim adında bir ihvan yanında bazı arkadaşlarıyla geldiler kendi mahallelerinde benden ders talep ettiler. ben de o zamanlar elimde tuttuğum ve halen çok beğendiğim Ömer Nasuhi Bilmen efendinin “dini Bilgiler” kitabını onlara ders yapmak istedim. ancak kitaba erişimimim mümkün olmadı. artık baskısı yoktu. Kerim ben bunu fotokopi yaptırabilirim dedi ve telli kitap şeklinde fotokopi yaptı. onunla dersimizi yaptık. Böylece ilk sıçramayı yapmış oluyordum. ama Arabacılar denen o mevkiin de bir mollası vardı oraları sahiplenmiş kendi mıntıkası gibi görüyordu. dersin müdavimlerinden Yusuf, Hüsnü.. Bu son iki isim önemli. Bunlarla bir altın maceramız var
Perşembe pazarı esnafa ders
Adem abi (Huseyin efendinin yardımcısı) haber verdi perşembe esnafından bir ihvan dükkanında ders verecek hoca arıyormuş günün bir saatinde.. talebe sadece oğlu varmış sonra çalışanlardan bir iki kişi daha olabilirmiş.. karşılığını verecekmiş vs..” arabayla hergün gidip gelmem gerekecekti oralarda trafik var araba koyacak yer sıkıntı.. neyse bir gidelim bakalım belki bereket olur çevre olur bir çıkış yapmaya sebep olur dedim gittim..
Bazı esnaf ziyaretleri
Düğün sohbetleri
Hatmi haceganda Mektubat okumaları
İlyas Vanlıoğlunu ziyaret
Derneği ele alma
Erenler vakfında siyahi talebelere türkçe dersi
Huseyin Efendi bana kahvaltıya geldi
…………………………..
O günler tuttuğum taze üç beş not:
26 4 2010 pazartesi
Sabah namazı akabinde camiden çıkmadım işrak’ı camide yalnız başıma bekledim Safvetüttefasir tercümesine nazar ettim kürsüyü denedim.. işrak namazından sonra eve indim biraz atıştırdık ve Esma (6 yaşında) ile yola koyulduk. Esmayı Fatih’te medresesine bıraktığımda saat sekiz buçuğa geliyordu. Hemen vakfa geçtim ancak korktuğum olmadı yani derse geç kalmamıştım zira Mahmut hoca dün Eskişehir’e gitmiş bugün geç kalmıştı. Davut hoca da yoktu o da gelmemiş her hafta sonu evine Çana gidiyor ancak bu hafta annesi kardeşinde kaldığı için İzmit’e gitmişti.
Hüseyin Yelek Efendi’yi ziyaret
27 4 2010 salı
Sabah namazından sonra ilk defa hatmi hacegâna gideceğim ancak güneşin doğmasını biraz beklemek için namaz akabinde yerimden hemen kalkmadım takribi beş dakika sonra Mücahitler camiine gittim. Hatmi hoca başlayalı epey olmuş geç kalmıştım.. Arkaya oturdum bir kardeş bir taş verdi onunla idare ettim. takribi içeride onbeş yirmi kişi vardı vakit geçtikçe gelenler oldu ve oda doldu. Beyoğlu Vekili Hüseyin Efendi, yaşlıca bir zat hatmi hocayı yaptırıyordu ilk halka da yalnızca yedi kişi oturmuştu. ihvanlar ekseriya yaşlı kişilerdi. Sonra gelenler ise daha genç.. Hatmi hacegân tamam oldu okunan aşrı şerifin bazı ayetleri üzerinden sohbet etti “Fezkurûni ezkurküm..” Efendi hazretleri buyururduki : zikirde kulun fiili öncedir ancak sevgide Allah (yuhibbühüm ve yuhibbunehu). zira kalpler Allahın elinde sen onu sevmeye güç yetiremezsin ancak zikir böyle değil sen evela onu zikredeceksin ki o da seni zikretisin, bu zikir ve ittiba sayesinde Allah seni sevecek..” yine anlattı: evet Allah seni sevmese senin Allahı sevmende hiç fayda yok demdkki Allah tarafından sevilmektir maharet oda Rasulullaha ittiba ile kazanılıyor.. konuşman susman hep Allah için onu zikriyle olmalıdır. dünya kadar ettiğin kelamlar aceba ne kadar mühim şeyler ki onun için ALlahı unutuyorsun. “ sohbet tamam olunca bana dedi “Yeni hoca gel mektubat oku..” Mehmet adında genç bir hoca okurmuş mektubatı ona ve cemaata beni tanıtma sadedinde: Mehmet hoca sana yardımcı geldi, senin bir yardımcın oldu benim ise iki (gülerek) . Vardım ve yanına oturdum. Dedi “prensibimiz gereği kısa tutuyoruz” rahle üzerindeki Mektubatı açarak en ziyade üzerinde durduğum bir mektubu okudum ‘kalbin itminanı nazar ve istilalle değil zikrullah ile olacağaına dair’ mektup. Ne hikmettir Mektubatın ipi o mektubun sayfasında duruyordu. Açınca orası çıktı. istidlalı anlatma sadedinde varlık delili ile hareket delillerini kısaca ifade ettim. Mektup tamam oldu. dedi: biz burda bir mektubu bir kaç defa okuyoruz yarın yine burayı okuaycaksın.” sanırım bunu ihavanın zihninde yer etsin için yapılıyordu.
Çıkışta saat yediyi on geçiyordu sabah namazı saat altıya yirmi kala kılınmıştı Esmayı da aldım ve Çarşambaya yola koyulduk yeni evimizle ismailağa arası 5.5 km arabayla 15 dak. vakıf binasına girdim Mahmud hocaefendinin rahatsızlığı sebebiyle derse gelemeyeceğini öğrendim Davut hoca ile bazı konularda istişare ettik yaşadığım bazı manevi hazlardan bahsettim Musa Akyasan hoca da vardı
28 4 2010 çarşamba
Sabah namazını kıldırdım imam umrede vekil imam da gelmemiş hatmi hoca için mücahitler camiine gittim bu kez acele ettim hatmi hoca başlamış ancak ikinci taşlar dağıtılmamıştı. Hatmi hoca bitti aşrı ben okudum Hüseyin efendi mana verdi “ve men ahsenü kavlen mimmen dea ilallah ve amile salihan ve kale inneni minelmüslimin..” dedi kendisi halkı Allah davet etmekle kalmıyor hem de ilmiyle amel ediyor.. efendi hazretleri burda aklımda kaldığı kadarıyla buyurmuştu: ben müslümanım demenin iki şekli var biri kal ile ben müslümanım dersin diğeri de hal ile zahirini şeriata uydurmakla Rasulullaha tabi olmakla islam kisvesine bürünmekle..” mehmet hocayı mektubata çağırdı oda kırık manalı tercüme kitabından dünyayı terk mektubunu okudu. sonra işrak kılmak için kalktık bana işaret ederk odasına aldı namazı kıldık ki kere iki rekat.. sonra sordu “Nerden gelmiştiniz? Edirne’den. Efendi hazretlerinden ders değiştirme vazifesiniz var mı? Evet var. Erkeklere kadınlara ? Evet. Şu halde sen vekilsin çok memnun oldum ders değiştirebildiğine çok sevindim seni bize Allah gönderdi ben de yaşlandım bazı rahatsızlıklarım da var buraya ders değiştirecek bir vekil arıyorduk bahusus memlekete gittiğim vakitlerde Mahmut Erene demiştik ama biz peşini takip etmediğimizden olacak olmadı gelen.. Manisa’nın filan köyündenim Manisaya ilk gittiğimde on küsür ihvan oldu sonra medresede talebe okuttum hamdolsun bir hayli bereketler oldu insanlar çoğaldı.. sonra buraya geldik efendi hazretleri dedi o vakit manisaya arada git her cemaat kendi reisini görmek ister bu söz bana çok tesir etti. demek ki efendi hazretleri de gitse insanlar bakınacaklar etraflarına bizim hocamız da buradamı.. bu sebeple haziranda gideceğim artık sen vazifeleri takip edersin burası müsait. işte Salih efendi de sana yardımcı olur o bu caminin fahri imamıdır imam olmasa cemaat hemen der Salih hoca nerde.. burada ayda bir kadın ihvanların dersi değişmekte her ayın ilk salısı burada derslerini değiştiriyoruz. saat dokuzla on arası diye duyuruyoruz çok geç kalmasınlar diye ancak baze 11 e kadar sürüyor.. evet seni bize Allah gönderdi burada biz böyle düşünüyoruz artık başkasına bakmaya lüzum kalmadı peki bunu soracaktım..
6 Haziran 2010
Pazar akşam sohbeti ben yaptım sohbete iştirak eden azdı yaklaşık 30 kişşi. Konum medrese ilimlerini tahsil, ve yahudilerle ilgili ayetler. Alemlerin en faziletlileri iken en adileri oldular sebebi had hududt tanımamaları..
7 haziran 2010-06-07
ibrahimin babası vefat etti cenazesien gittik kabre gittik akabinde ebvine gidip taziyede bulkunduk muharrem hocada geldi. Akabinde bakkal Habib kardeşin yanına ziyarete gittik.
—
24 eylül Cuma 2010
İzinden döndüm. İlk fıkıh dersini ben verdim. Bu Salı mehmet salih hoca hikmet abinin aşırı ısrarı üzre gelmiş ve ancak derse devam etmeme kararını açıklamamış. Hafızlık yapmak kararından ötürü gelemeyeceğini beyan etmiş.
27 eylül pazartesi 2010
Kıraat grubu yeniden geldi 2 ay bizde kalacaklar. Ramazan boyunca biizmle idiler.
Cami imamı salih hocayla görüştüm. Camideki göreve bil fiil başalamaya hazır olduğumu söyledim. Daha önceki teklifi birer hafta ile vazife debileceğimizi belrittim dedi hayır ben buralarda olduğum sürece vazifemin başındayım sende burdaysa camide ol ancak dışarda işin olursa ne ala.. birbirimzden haberli olalım.. ve daha önce çektiği bazı sıkıntıları dile getirdi. Aslında beni kendine bir kardeş gibi görmek istediğini samimi dost olmak istediğini ancak umduğunu bulamadığını dile getirdi.. vs
2 ekim 2010
Dernek toplantısı yaptık, hafızların yemek meselesini görüştük. Yemekhanelere gidip ücretsiz yemek isteme kararı aldık.
Örnektepe mahallesinde parlın altındaki sokakta daha önce sohbetimi dinleyen iki arkadaşımız bir daireyi namaz kılmak kuran dersi yapmak ve sohbet etmek üzre tanzim etmişler. Daireye bakmaya gittik. Zemin katta iki odalı bir eski daire.
3 ekim
Rıdvan adlı bir tabıldotçuya gittik ve yemek tyalebimizi ilettik ücretsiz 15 kişilik günde bir öğün yemek sözü aldık. Kemal adlı bir tabıldotçuya gitmek de hesaptaydı ancak adamın pek müsbet olmadığı fikriyle ikinci planda kaldı. Mustafa onun yanında çalışıyor ve bizim arkadaşımız. Mustafa bizden habersiz bu talebimizi iletmiş ve patronu kemal ne varki verriz tabi” demiş. Ancak şimdilik erteledik gerek kalmadı.
Abdusselam camiinin imamı … hocayla tanıştık. Derneğin üyelerinden ismail abi vesilesiyle müdürü olduğu abdusselam kuran kursunda makamında ziyaret ettik. Onlarda yemek meselsinde sorun yaşıyorlar yemeği pahalı alıyorlarmış. Ismail abi rıdavnın cömertliğinden aldığı cesaretle rıdvana o kurs içinde uygun fiyata yemek talep etti rıdvan yemeğimmailyeti 3.5 liraya verebileceğini söyledi. Bu onların aldığı fiyattan bir lira daha düşük. Elli porsiypndan gğnde elli lira tasarruf demekti. Müdür memnıun oldu ve gittiler biraz daha indirim talep ettiler ve rıdvan yemeği 3.25 den bunlara verdi.
Akşam saat 18:30 da örnektepeye daire mescide gittim. Pakistanda okumuş bir adam ihsan ordaki dersleri üstüne almış devam ediyormuş. Daireyi açan nedim abiyle iki ay önce tanışmışlar. Nedim abiye demiş ben sana kuran öğreteyim. Ve her gün dükkan agelerek kuran dersi yapmışlar. Şimdide ordaki öğrencileri o okutuyor. Gittim tanıştık. Kısa boylu kilolu az sakallı esmer biri. Öğretmen olmaya çalışıyormuş..
4 ekim salı 2010
Sabah hatmi hocaya gittim. Adem abi dedi kadınların dersi değişecek bugün ayın ilk salısı sen değişirmisin mahmut hoca beni ara dedi ama aramak istemiyorum geçen kimse gelmemiş yine gelmeyebilir yada az kişi gelebilir. Sen değiştiriver. Dedim sen ara yinede ve aradı hocam demiş isa nın kadınlara değişme izni varsa değişsin yoksa vakıftan davutu alsın dedim adem abiye iznim var. Ve hanımla gittik beş altı kadın gelmiş derslerini, değiştik geldik.
Rıdavın yemekhaneden ilk yemek geldi. Yemekler beğenildi. Dört çeşit. Bugün maaş günü vakfa ahmete sordum maaşım hazırmı diye ahmet metin hocaya sormuş metin hoca demiş bende yok mahmut hocayı ara mahmut hoca demiş hikmeti ara ve sonunda davut hocaya göre vermiş demiş: Hikmete söyleyin hoca isterken verdikleri sözde duracakalrsa bu iş devam etsin duramayacakalrsa açıkça söylesinler biz kendimiz işimize bakalım.
Irşada derse gittim. Mektubat dersim vardı.
Muharrem hocayla bu çıkasalına dair bazı müzakereler ettim. Ilk geldiğinde garibim dört ya maaş almadan durmuş ve sabretmiş. Sonrada aldığı 600 lira yetmediğinden burada duramadı.
Yorum Yapılmamış