Allah’ın yüce Adıyla

Diyanet işleri başkanlığı eğitim dairesinin aldığı yeni karar çerçevesinde Arapça Tefsir Hadis Fıkıh Kelam eğitimi almak isteyen vatandaşlar bunu Diyanet kurslarında alabilecek..” Haber görselde görüldüğü üzere böyle.
Kıymetli ilim ehli, medreseli hocalar talebeler
Bu konudaki düşünceleriniz nedir?
Diyanet sizce buna neden gerek duydu ?
Ne oranda başarılı olabilir?
Bunun diğer gönüllü eğitim veren kurumlara (medreseye) etkisi ne olabilir ?
Benim düşüncem: Bismillahirrahmanirrahim
Diyanet bu hareketiyle kanımca cemaat ve Tarikatların elindeki potansiyeli kullanmak istiyor. Yani medreselerde okumaya devam eden, devlet okulları yerine Medreseleri tercih eden gençleri oralardan çekmek istiyor..
Neden böyle görüyorum ?
Çünkü Diyanet teşkilatı bir devlet kurumudur ve devlet bu ilimleri İmam-Hatip okullarında ve ilahiyat Fakültelerinde zaten vermekte !
Bu çağrı “iman hatip ve ilahiyat öğrencileri, bırakın okulu Diyanet kursuna gelin” demek olmadığına göre, doğrudan Medrese talebesine yöneliktir. Yani hedef kitle halkın açtığı Medreseli gençler.
“madem ki sen imam hatip ve ilahiyatlarda verilen din eğitimini beğenmiyorsun, alternatif kurslara gitmek istiyorsun bana gel ben senin her ihtiyacını karşılarım..” denmiş oluyor. Yani devlet “benden yine bana kaçacaksın başkasına gidemezsin!” diyor
15 temmuz sonrası devletin Reaksiyoner tutumu bütün tarikat ve cemaatleri pasifize etmek, en azından örgütsel gücünü kırıp zayıflatmak olduğunu yakinen biliyoruz. Bu gaye dahilinde 4-6 yaş Kur’an kursu / kreş seferberliği başlatarak ilk adımı atmışlardı. Sonra İstanbul’da 100’den fazla halk sıbyan kurslarına baskın yaparak ağır cezalar kesmişler, yıldırıp korkutmuşlardı. 4 kişilik heyet bütün kursları kapı kapı dolaşıyor bulduğunu kapatıyordu. Bunlardan biri Gop’da Şifa Derneği sıbyan kursu..
Nihayet olay Cumhurbaşkanına Hafız Kemal Efendiyi ziyareti esnasında iletilmiş ve bir anda baskın işleri durdurulmuştu. Cumhurbaşkanının o günkü tutumundan bu baskınlardan haberi olmadığı izlenimini de aldık. Bu not da böylece tarihe düşsün
Hasılı devlet 15 temmuz kalkışması gibi ciddi bir bahaneyi kararlılıkla elinde tutarak cemaatleri bitirme ve zayıflatma yolunda ilerleyecektir. Bu işe mürid toplayarak/ tarikatçılık yaparak değil, “gönüllü Medrese faaliyetlerini” bitirerek, cemaatlerin elinden eğitimi alarak el atacaktır. Bu sözlerim bir düşünce ve tahmin değil bizzat görüp işittiğimiz gerçekler. Meselenin takipçisi olanlar mutlaka fark etmiştir, açıkça “siz eğitimi bize, devlete bırakın” demişlerdir.
Fetö elindeki dershaneleri kapatarak başlatılan bu yasa dışı eğitim yuvalarını kapatma işi diğer cemaat ve Tarikatların eğitim faaliyetlerini de bitirmek şeklinde devam edecektir.
Diyanet Kurslarının Yasa önündeki statüsü
Diyanetin bu yeni hedefi “İslami ilimler eğitimini Diyanetin kurslarında alın” demesi Tevhid-i tedrisat kanununa aykırı aslında yani bunlar da illegal, gayr-ı meşru ! Yasaya göre Türkiye’de eğitim öğretimi yalnızca Milli Eğitim kurumları verebilir. Bir CHP milletvekili (Özgür Özel) Diyanetin okul öncesi Kur’an eğitimi vermesinin yasaya aykırı olduğunu meclis kürsüsünden söylemiş ve ancak devletten buna hiçbir cevap verilememişti. Kapı arkalarında verdikleri tek cevap herhalde: “Biz yapmazsak cemaatler yapıyor” oluyor.
Hasılı cemaat kurslarının varlığı Diyanetin bu tür faaliyetlerini meşrulaştırması için de bir gerekçe aslında. 4-6 yaş Kur’an kursları ile başladı Medrese müfredatı vermeyle devam ediyor
Burada cemaat kurslarıyla Diyanet kursları arasında (olumlu manada) bir “vicious circle” döngüsü olduğunu söyleyebiliriz. Yani sebeple sonuç, gerekçeyle netice yer değiştirmekte.
Medreseye Etkisi
Tevhid-i tedrisat (eğitimi yalnız devlet verebilir) kanunuyla kapatılan Medreseler Müslümanların üstün gayretleri ve ödedikleri ağır bedeller karşılığında küllerinden doğarak yeniden açılmış ve her ilçeye her mahalleye yayılmıştı. Diyanetin bu yeni faaliyetiyle medreseler halk nezdindeki meşruiyetini kaybedebilir olası polis baskınlarında yalnızlığa itilebilir. “Devlet yapıyor işte.. bunlara ne gerek var” denilebilir
Devlet Başarılı Bir Din Eğitimi verebilir mi ?
Potansiyel olarak elbette verebilir. Ancak mevcut işleyiş ve irade olarak henüz o potansiyel kullanılmış değil. Diyanet işleri başkanlığı aslında çok donanımlı kaliteli din adamı yetiştirmek istiyor bu noktada irade (istek) mevcut ancak devlet Diyanetten ibaret değil. Eğitim faaliyetleri yukarıda da değindiğimiz gibi millî eğitim bakanlığı elinde. İmam-hatip okulları ve ilahiyat fakültesi millî eğitim tarafından yönetiliyor. Ancak diyanet işleri başkanlığının taleplerini karşılıyor denemez. Bu noktada medreseler devletle/kanunla mücadelede çektiği sıkıntının benzerini diyanet yaşıyor. Ancak diyanet hükümetin ve bazı bürokrasinin desteğini alarak sorunu aşması çok daha kolay. İmam müezzin olmak isteyenlere şimdierde okumaları şart koşulan DİYANET AKADEMİ bu çözümlerden bir yenisi.
Dvm edck inşallah
İsa Erdoğan
Yorum Yapılmamış