Allahın yüce Adıyla
29 Mayıs tarihi benim hayatımda çok özel bir yeri var.. iki açıdan; biri çocukluğumda babamla birlikte İstanbul’un Fethi kutlamalarına katılırdık. Diğeri de 29 Mayıs’ın benim için bir milad oluşu. Milad doğum demektir. Evet o gün ben gerçekten sanki yeniden doğmuştun: 29 mayıs 1994
Merhum Erbakan’ın liderliğini yaptığı Milli Gençlik Vakfının her yıl düzenlediği bir kutlamadır bu Fetih kutlamaları . Bizler Sarıkaya Milli Gençlik olarak her nerede olursa olsun her sene bu kutlamalara katılırdık. “Her nerede olursa olsun” diyorum çünkü 0 yıllarda İstanbul Valiliği kutlamın İstanbul içinde yapılmasına izin vermezdi. İdeolojik sebeplerden.. Bunun için kutlama her sene başka bir ilde yapılırdı.
1988 senesi, benim ilkokul dörtten beşe geçtiğim sene, İstanbulun Fethi kutlaması Bursa şehrinde olacaktı. Bir stadyum kiralanmıştı bu iş için. Ve bir otobüs dolusu Yozgatlıyla ilgili yere vardık.. Dikkatimi çeken ilk şey haddinden fazla otobüsün gelmiş olmasıydı. Belli ki Milli Gençlik vakfı iyi çalışmış ve bütün Türkiye’den otobüslerle insanları o faaliyete taşımıştı.. Bir Milli Görüşçü olarak o kalabalığı, o coşkuyu görmek bizleri elbette gururlandırıyordu..
O zamanlar mobil telefonlar yok. Ne cep telefonu, ne araç telefonu. Sadece ev telefonları var ve kimi evde mevcut kimi evde o da yok.. Bizim evde yoktu mesela. Amcamların telefonuyla idare ediyorduk. O yüzden babam görmeyi çok arzuladığı Fransa’dan arkadaşı Bursalı Rifat amcayla iletişime girememişti. Artık onunla buluşmamız Allah’ın lütfuna kalmıştı.. ve Allah Yahya kulunun yüzünü güldürdü.. Stadın çevresinde çimenlik bir arazide oturuyorduk kutlamanın başlama saatini bekliyorduk ki babam kalabalık içinde kadim dostunu gördü bana “oğlum bak Rifat amcan git yanına bakalım seni tanıyacak mı” dedi.. Gittim “Rifat amca” dedim. Baktı bana “İsa sen misin? “hee benim :)” Elini öptüm “buban nerde” dedi. Arkaya baktık ve babamı gördü. sarıldılar, sevindiler. İkisinin de keyfi yerine geldi.. Ben de oğlu, Fransadan arkadaşım Bünyamin’i görmenin sevincini yaşadım.. Sonra Rifat amca bizi evine götürdü ikramda bulundu namaz kıldık.
Rifat amca alevi kökenli aslında samsunlu bir dost. Ehli Sünnet olmasına namaza abdeste babam vesile oldu babam o açıdan onun hocası. Bu açıdan babama hürmet ve sevgisi çok büyük. Babam ne yapıyorsa yaptı, çok iyi talebeydi. Babam gibi sakal bıraktı o gavur illerde cübbe şalvar giydi sarık sardı ve hanımını Kerime yengeyi de Allah yoluna aldı o da annem gibi çarşaf giymeye başladı fransada. Bizim üst komşumuz taşınır taşınmaz Rifat amca hemen geldi yerleşti bize komşu oldu. İki kardeşten öteydiler, babam Rifat amcayla, Annem Kerime yengeyle, biz de onların çocuklarıyla can ciğerdik.
Kutlamada tanımadığım bazı kimselerin konuşmaları nutukları yapıldı.. Sonra İstanbulun fethini temsilen canlandıran bir gösteri yapıldı. Mehter marşları çaldı.. Ve sonunda Milli Görüş lideri Necmettin Erbakan kürsüye çıktı.. Milli görüşçüler en çok işin bu kısmıyla ilgilendi.. Doğrusu yakıcı güneş altında, öğle saatlerinde icra edilen kutlamaya gölgesiz stadda zor sabrettik.. Kimi zaman dayanamayıp dışarı çıkıp girişlerimiz oldu.. Kartondan kesilip bükme güneşlik şapkalar vardı milletin başında.. o bile güneşin hararetinden bizi korumuyordu. Hele ben ki tenim itibariyle güneşten çok etkilenirim, pancar gibi kızarırım.. Çok zorlandım.
Derken bu eski iki dost bir arkadaşlarını daha gördüler. O da Fransadan: Hükümet Hasan. Adapazarlı Hasan amcanın lakabıydı bu. Ben de en az babamlar kadar seviniyorum eski dostlarımızı gördükçe. Gerçi Hasan amca bana göre yaşlıydı, ama bizlerin o zamanlar en büyük bir zevki babamların kendi aralarındaki sohpetlerini muhabbetlerini dinlemekti.. Fransa yıllarımda her akşam bekler isterdim ki kapımız çalsın babamın bir dostu gelsin de onlar sohbet etsin biz de kenardan dinler icabında su, meyve getirir, çay filan getirir hizmet de ederdik. Arada da onların konuşmalarını takip ederdik, güldükleri zaman biz de gülerdik. Çocuktuk ama bu bile mutlu olmamız, eğlenceli bir akşam geçirmemiz için yeterdi.
29 Mayıs Benim ikinci Miladım
Evet bu tarih ikinci defa dünyaya gelmişim gibi benim için önemli. 29 Mayıs 1994 yılında ben medreseye, Mahmud Efendi’nin Kuran Kurslarına başlama günüm. Daha doğrusu evimden İstanbula 29 Mayıs günü hicret ettim, o gün istanbula gelmiş oldum, yine Milli Görüşün tuttuğu otobüsle. Sarıkayalı Milli Görüşçüler, abim ve ben Sarıkayadan bir dolmuşla önce Yozgat’a gittik. Hedef İstanbulun Fethi kutlamasını bu defa istanbulda yapmak.. Artık izin alınmış ilk defa kutlama ait olduğu ilde İstabul’da yapılacaktı. MGV Yozgat’ta büyük bir otobüs kiralamıştı, o otobüse bindik, Yozgat Anadolu Lisesinden sınıf arkadaşım Oğuz Kaan da vardı.. O zamanın parası 4 milyon lira istemişlerdi kişi başına gidiş-geliş ücreti. Tarifeli otobüslerde fiyat 7 milyon. Ben gidecek geri dönmeyecektim o yüzden tek gidiş vermek istedim 2 milyon lira, sağolsunlar kabul ettiler.. Otobüs istanbulda Topkapı’da indirdi bizi, garajlar orasıydı o zaman “Büyük İstanbul Otogarı” yapılmış ama henüz faaliyete geçmemişti. Hep birlikte indik otobüsten, onlar kutlamanın yapılacağı stadyuma doğru hareket ettiler ben abimle vedalaştım ve onlardan ayrıldım. elimde bir çanta, ilk defa ayak bastığım Koca İstanbul’da bir bilinmeze, umutlarımın peşinden yürüdüm gittim.
..devam edecek inşallah
isa erdoğan
Bir yorum
Milli Gençlik Vakfının bir organizasyonu olan bu Fetih Kutlamaları fetih şuurunu canlı tutmak yeni nesillerin ecdadıyla bağını koparmamak, geçmişle gurur duymak, siyasi çatı altında faydalı bir etkinlik yapmak ve milli görüşçü neferleri çoğaltıp iktidarı ele almak için yapılırdı. Ancak o yıllar Refah Partisinin %6 olduğu yıllar.. İktidar uzak görünüyordu ama umutluyduk azimliydik..