Beka Mücadelesi Lugat ve İsim Savaşı 1
Türkiye Gündemi / 2 Ağustos 2020

Allahın Yüce Adıyla “Kafirlerle kendi lugatleriyle konuşmak onlara tazimdir” Imam Rabbani Ahmed Farûkî k.s Uzun zamandır üzerinde konuşmayı düşündüğüm mühim bir konu bugüne kısmetmiş. Bugün Kurban arefesi 30 temmuz 2020 Ayasofya camiinde ilk cuma namazı kılınması üzerinden henüz 6 gün geçti. ilk gün izdiham vardı Ayasofya içine giremedik.. Şimdi biraz araştırayım dedim. Tarihi mimari özelliği nedir, kim ne zaman yapmış, avrupa için neden bu kadar önemli ? Ve hemen karşısına dikilen şaheser Sultanahmet camii.. Biraz araştırayım dedim. Derhal şu dikkatimi çekti Avrupalı kâfirler Sultanahmet Camiine “Sultanahmet” demiyorlarmış. Mavi cami manasında blu-mosk diyorlarmış..! Niye ki ? Nedir gavurun derdi ? Neden benim verdiğim adı kullanmaz kâfir? Ve uyandım. “Lugat ve Isim kavgası” konusunu işlemeye koyuldum. Ilk akla gelen şu oldu: Gavur benim Şaheserime benim verdiğim isimle hitap etmiyorsa, ben neden ondan aldığım ve camiye çevirdiğim eserin “kilise adını” aynen kullanıyorum ? Biz neden Ayasofya’ya hâlâ “ayasofya” demeye bu kadar özeniyoruz ? Neden ona “bize ait” yeni ve milli bir isim vermiyoruz !? Isim en önemli şey. Bizde isim vermek dualarla törenlerle yapılır ve herkes isim koyamaz. Ismi büyükler koyar. Çocuk olduğunda ailenin en büyüğüne sorulur. Varsa bir Allah dostu bir alime gidilir.. Sahabeler çocuklarını Resulullaha getirir Ondan isim ve dua isterlerdi….