Hocanın Fetva Siyaseti

21 Eylül 2022

Allah’ın yüce Adıyla 

Ortalık karışık. Ahlak ve edep seviyesi diplere inmiş. Bahusus sosyal medya ortamında. İnsanlar hoca dinlemiyor, din adamı demiyor eğer konuşulan şeyleri beğenmezse çok galiz küfürler hakaretler savuruyor.. Hesabı sorulacak elbette.. Din adamına saygı Allah’a saygının gereğidir. 

Kimi gafil var İsmailağa fıkıh heyeti gibi en mümtaz bir kurumu yere vurmak için bahane arıyor ve heyetin “Biz Toki’ye caiz değil diyoruz ancak caiz diyenlere de saygımız var” sözünde hinlik arayarak “bu fetva hükümete yaranmak için söylenmiş!” diyor, verip veriştiriyor..!

Kimi de var tam aksi: “Neden İsmailağa fetva vermiyor, neden tabiilerin önünü kapatıyor, onları mahrum ediyor muş” diyerek verip veriştiriyor.

Görüldüğü üzere bir takım mihraklar sanki sövmek, bahane ile adam dövmek için pusuda bekliyor “evet” desen de sövecek “hayır” desen de.. Dili tutulasıca !

Bu durumda “TOKİ konutları caiz mi” gibi hükümet siyaset mevzularında en selametli yol belki de susmak olacaktır. “Konu siyasidir biz bu konuda görüş beyan etmiyoruz” diyebilmek..

Tıpkı imam Mahmud Efendi Hz nin son seçimlerde yaptığı gibi. Evet hazret bir işaret verdi ancak açık bir beyanatı olmadı.

Bu da mürşidin irşad siyasetidir, bütün kesimleri elinde tutma, herkese hitap etme siyaseti 🤌

O yüzden Hz Şeyh efendi hocaların siyasete bulaşmasını şiddetle men eder, bulaşanları levm eder “Bir hoca emri bil maruf yapmak için yola çıksa sonra gittiği yerde siyaset yapsa bu hocadan daha şerlisi yok” buyurur.

Hocaların siyasete bulaşması neden fenadır ? Çünkü siyaset çok kutuplu bir dünya, siz bir tarafı öne çıkardığınızda muhalif taraflar karşınıza geçecek kendini size kapatacaktır. Halbuki hoca herkesi irşad etmekle yükümlü.

Bugünün Türkiye’sinde Mustafa Kemal hakkında alenen konuşmak da bir nevi siyasettir. Çünkü siyasi bir partiye mal olmuş.. Aleyhinde konuşmak bir takım kesimleri doğrudan karşısına almak olduğu meydandadır.
Övmek te öyle.. Hakkında müspet konuşmak, medih kabilinden sözler sarfetmek de sevmeyen kesimleri karşısına almak olacaktır. Bir çok hocanın başına geldiği gibi.

O yüzden Mahmud Efendi Hazretlerine gazeteciler “Mustafa Kemali nasıl bilirsiniz diye soruyorlar, Hazret cevap vermiyor. “Onu sever misiniz ? diyorlar “Allah ve Rasulünün sevdiği kadar” buyuruyor. Peki onun için dua eder misiniz diyorlar “Allah derecesini artırsın” diyor. 

Görüldüğü üzere bütün bu cevaplar ilm-i siyasetin zirvesinden süzülen harika cevaplardır . Ne yalan söyleme var, ne övme methetme, ne de kendini beşeri kanun önünde sıkıntıya düşürecek yerme !

Bizler de hocalar olarak siyasete mal olmuş kişiler ve siyaset ile doğrudan alakalı konularda, yani insanların kutuplaştığı iki taraf olduğu meselelerde görüş beyan etmekten sakınsak çok yerinde olacaktır. Nitekim Fıkıh İhtisas eğitimi veren bir kurum biliyorum, çok mevzularda videoları var “Toki konusunda neden video yapmadınız” diye sordum. “Kafamızı ağrıtır, en iyisi susmak” dediler. Takdir ettim.

İsmailağa’nın tecrübeli hocaları göreve giden acemi vazifelilere nasihat ederken şunu da söylerler “köylüler aralarına kavga ederlerse siz bir tarafı tutmayın, ve sakın ola sen haklısın sen haksızsın diyerek hakem olmayın. Muhtarlık seçimlerinde asla bir tarafın yanında olmayın”

Bir önemli mesele de vaaz ederken toplumun kalabalık kesimlerinden tepki çekecek üsluptan kaçınmak. Bugün maalesef Avrupa’nın çirkin modası gereği erkekler de diz kapaklarını, baldırlarını açıkta bırakacak kısa şortlar giymektedirler. Bu konuda toplumu uyarmak şuurlandırmak evet hocaların vazifesi ancak öyle bir üslup takınmalı ki muhatap kesimi nefret ve isyana sevk etmemeli. “Ben öyle bir üslup bilmiyorum” diyen konuşmasın, konuşuyorsa da video çekmesin. 

Sosyal medyada bu konuyu dile getirmiş bazı hoca arkadaşların videoları altında insanların ne çirkin laflarla hakaret ettiklerini üzüntüyle görüyoruz. Konuyu incelendiğimizde takınılan üslubun biraz muhatabı küçümseyici, kusurlu gösterici bir üslup olduğu dikkat çekiyor. Fakir aynı mevzuyu kürsüden dile getirdiğimde Şöyle demiştim

“Önceleri erkekler sokakta durduk yere günah işlemezler” derdik. Hatta denize de gitseler haşema giyerler, avret kısmını tümüyle örterler idi. Ama şimdi diz kapağını ve baldırını açık bırakan kısa kıyafetlerle dolaşma başladı. Bu günahtır. Müslüman erkek göbekle diz kapağı arasını mutlaka örtülü tutmalıdır” 

Fetva verirken nelere dikkat etmeli” konusu İslam alimlerinin incelediği ve açıkladığı önemli bir husustur ve bu konuda çok ince meseleler vardır, “Resm-ül Müfti” gibi ilgili kitaplara müracaat. Konuyla alakalı hususi çalışmamız gelecek.

Muvaffakiyet Allah’tan. isa Erdoğan 

Yorum Yapılmamış

Bir Yorum Yazın