Allah’ın Yüce Adıyla.. Diyanet’in Hutbesi : Gaybın Bilgisi Allah’a aittir 21 Şubat 25 tarihli cuma Hutbesinin konusu büyü, fal, cincilik, gaygdan haber verme ve kutsal değerleri istismar idi. Hutbe epey ses getirdi, bir kesim ciddi anlamda sevindi bir kesim ise üzüldü. Aslında bu hutbe Diyanetin bildik o mülayim kucaklayıcı tarzından çok farklıydı. Çünkü yaraya dokunuyor iddialı ve etkiliydi. Hutbe okundu geçti ancak yankıları hala devam ediyor. Büyü fal cincilik ve gayıptan haber verme konularında hiç kimsenin itiraz edeceği bir şey yok. Ancak iki konu “Okuyarak tedavi etmeye ufürükçülük denmesi ve Peygamberimizin saçı sakalı ile bereketlenmeyi inkar etme bunu yapmaya bidat denmesi özellikle Tarikat tasavvuf ehlini rahatsız etmiştir. Hutbeye hüsnü zanla yaklaşanlar ilgili ifadeleri “kutsal değerleri istismar edenler, saç sakalı taraftar toplama, müşteri çoğaltma aracı edenlerin kınanması şeklinde okumuşlar ve hutbede ciddi bir sıkıntı görmemişlerdir. Hutbenin eleştirilen bir diğer yönü ise Okuyarak tedavi olmayı inkar eder tutumu oldu. Bu tarz okuyucular için “kendi hastalıklarına şifa veremiyorlar nerde başkasına şifa verecekler ufürükçü bunlar” denmesi hadis-i şeriflerle sabit olan okuyarak tedavi etmeyi inkar ettiği gerekçesiyle tenkit edilmiştir Hutbenin Peygamber Efendimizin saçı sakalı ile bereketlenme hakkında “bidat” denmesi, okuyarak tedavi etmeyi reddetmesi isabetli bulunmamış bunların sahabenin hayatında varlığına delillerle hutbeye reddiyeler yapılmıştır Hutbenin bu…
Allahın Yüce Adıyla Ali Küpeli anlatıyor: “Malumunuz üzere Mahmud Efendi Hazretleri bugünlerde (Temmuz 2020) hastanede tedavi görmekte Allah acil şifa versin. İsmailağa resmi sitede de yayınlandı, İsmailağa Vakfı’ndan bütün hocalara bir mesaj geldi “Sevgili mürşidimiz Efendi hazretlerinin şifası için 41 Fatiha ve Yasin okumamız istendi” Bu vesileyle bunu da ilan etmiş olalım. Bu 41 fatihanın bende anısı var şöyle ki; Yıl 1991 idi. Çengelköy Hazreti Hamza Camiine Mahmud Efendi Hazretleri beni görevlendirdi Cami imamı olarak. Cumartesi günleri de kendisi oraya sohbete geliyordu, iki haftada bir. Bir hafta Hızır Efendi geliyor, bir hafta Efendi Hazretleri.. Ben o caminin imamı.. Ama o kadar kalabalık oluyordu ki Hazretleri Efendi geliyor diye.. o kadar kalabalık oluyordu ki.. cami büyük bir cami, tamamen doluyordu, dışarıları bile doluyordu. Tek tesellim, Efendi Hazretleri geldiği zaman şöyle bir iki sokak ötede bekliyordum köşede.. kadınlar olduğu için yanaşmıyordum, Şoför Zekeriya abi beni görüyordu.. Tek tesellim işte, Efendi Hazretlerini görüyorduk öyle, arabaya girip selâmlaşıyorduk “Ne var ne yok genç hoca..” diye soruyordu halimi.. Bu bana çok huzur veriyordu. O bir kere görüşmemiz beni götürüyordu. Bir defasında beni çağırttı Efendi Hazretleri, kadınlar dağıldıktan sonra. Zekeriya abi dedi ki Efendi Hazretleri seni çağırıyor. Heyecanlandım hayırdır dedim. Caminin içine gir” dedi. Buyurun efendi…