Namazı Güzel Kılan Cemaatler

Geçen gün akşam namazını Fatih’te bir camide* kıldım. Namaz akşam namazı, yani en çabuk kılınan namaz.. Ezan herkesten bir kaç dakika sonra okundu, ihtiyat içinmiş. Sonra imam efendi yoktu, Müezzin hoca kıldırdı.. imam Salih hoca daha da dikkatliymiş.. Her rükuda ben rahat rahat 5 kere “Sübhane Rabbiyel Azim” dedim.. Secde de aynı, beşer kere. Tahiyyata oturduk, ben teşehhüdü okudum bitirdim üzerinden üç kere daha şehadet okudum ve ancak kıyama kalktık. Ben mi hızlı okudum? hayır. Yanımdakiler benimle aynı okudular, işaret parmağının kalkışından anlıyorum.. Yani arkadaşlar şunu anladım ki biz namazı çok acele kılıyor muşuz.. Ben de karar aldım “rüku secde tesbihlerini bundan böyle 5 yapacağım” Hem geçenlerde konuyla ilgili araştırma yaparken “Bidayet’ül-Müctehid” isimli mukayeseli fıkıh* kitabında bazı alimlerin “İmam olan kişi rüku secde tesbihlerini 5’er defa okusun ki cemaatin yaşlıları 3’ü yetiştirebilsinler..” dediğini okumuştum. O zamanlar denemiştim ancak olmadı. Sanki cemaati fazla bekletiyorum gibi’me geldi, bıraktım 3’e döndüm. Ancak canlı kanlı bir camide bunun yapılabildiğini bizzat görünce kuvvet oldu. İşte bu nokta “salah ve takvanın kalpten kalbe aksettiği” hakikatinin tezahürü. İnsan okuyarak değil, yaşayanları görerek onları sevip örnek alarak terbiye oluyormuş. O yüzden Mürşid’e olan ihtiyaç zorunluluk derecesinde. Namazda acele etmemek, yani fıkıh tabiriyle “ta’dil-i erkan” namazın vaciplerindendir. Namazını acele…