Küçük Hileler | Hikayelerim 4

24 Ocak 2012

21) Kurtkapanı ve tek dalma

1989 yılında Yozgat Sarıkaya Barbaros ilkokulundan mezun olunca o zamanlar ilkokul mezunları arasında düzenlenen karakucak güreş müsabakaları olurdu. 0 sene müsabakalara ben de katıldım. Bunun için bir iki ay öncesinden Sarıkaya çayırlarında antrenmanlar çalışmalar yaptık müdür yardımcısının oğlu bir abimiz güreşten anlıyormuş O bizi çalıştırdı. Ben bu konuda iyiydim. rakiplerimi yeniyordum Hatta ben kendimden daha büyük arkadaşları da yenebiliyordum benden umutluydular, o abilerden bir kaç numara da öğrendim. O numaralar çok işime yaradı. Bunlar kurt kapanı ve tek dalış. Tek dalma rakibini ileri geri ittirirken bana doğru gelen ayağını kapıp diğer ayağına çelme takarak yere yıkmak. Bu yöntemle birkaç arkadaşımı yendim. Kurt kapanı ise rakibin önüne diz üstü yatıp seni belinden kavurmasını sağlamak O esnada kollarını kilitleyip başını sağa veya soldan çıkarıp onu yıkmak. Sadece bu iki numara bile Sarıkaya’da birinci olmamı sağladı. Sarıkaya’da kendi kilomda şampiyon olmuştum 38 kiloda..

İbret: Bilenlerle bilmeyen bir olmaz. Bir numara (taktik) fazla bilen kendinden daha güçlü olan rakibini yenebilir.

22) Yozgat’a Sınava Gitmiş Gibi

1991 yılında Yozgat Anadolu lisesinin hazırlık sınıfını okumuşum yıl sonu yazılı imtihanına da girmişim sırada yıl sonu mülakatı olacaktı. okullar kapandıktan 1 hafta sonra. dolayısıyla yaz tatili başlamış evdeydik. mülakatın olduğu gün kendi kendime saati kurdum saat 7’de kalkıp çıkmam gerekiyordu Sarıkaya terminalinden otobüse binip Yozgat Anadolu lisesi’ne gidecektim saati duymamışım uyandığımda sekizi geçmişti imtihana geç kaldım diyerek evden çıktım terminale geldiğimde gidiş geliş yol param boşa gitmesin nasıl olsa imtihanı kaçırdım sınıfta kaldım dedim kendi kendime ama Yozgat’a gitmiş gibi yaparak bir kaç saat gezindim. Sonra nasıl olduysa usanmışım eve döndüm döndüğümde saat 11’e yaklaşmıştı. Annem beni görünce anladı gitmediğimi sordu bana. geç kaldığımı söyledim saati duymadığımı söyledim. kızdı neden bize söylemedin biz seni kaldırırdık dedi. Ve sert kararlı bir şekilde beni doğruca okula gönderdi. ne olursa olsun gideceksin dedi. Ben de benden günah gitti dedim otobüse bindim Yozgat’a geldiğimde arkadaşlarım beni gördüler isa neredesin seni her yerde aradık öğretmen sordu seni. okula vardım öğretmen de aynı.. neredesin sen herkese sordum seni. Sıram geçmişti ama mülakatlar devam ettiği için ben araya koydular böylece imtihanı oldum ve geçtim bir sene kaybolmaktan kurtulmuş oldu

23) Pozlar içe kaçtı

1990’lı yıllarda fotoğraf makineleri içine taktığımız filmle resim çekerdi. Biz ona poz derdik. Bunlar 36’lık pozlardı en iyi markası Kodak idi. bir resmi bir kere çekme hakkın vardı Bir kere çekince bir poz kullanılmış olurdu. Dükkan komşumuz Saadettin abi elektrikçiydi. ve onun Dursun Usta isminde bir ustası vardı biz onu severdik. bazen iki dükkan bir olur pikniğe giderdik Sadettin abiler ve biz sucular. Yani ustalar çıraklar patronlar.. piknik yerimiz genelde bizim köyün çevreleri. bir gün yine böyle pikniğe gitmiştik Dursun Usta’nın kaliteli otomatik bir fotoğraf makinesi vardı fotoğrafı çekince makine otomatik kendini sarıyor yeni poza kendini hazırlıyordu. Benim de fotoğraf makinem vardı ama ben manuel elimle sarıyordum. O yüzden fotoğraf makinesi ilgimi çekmişti ağır güzel bir şeye benziyordu onun inceliyordum orasını burasını kurcaladım bir düğmeye basınca makine geri sarmaya başladı ne yaptımsa durduramadım. Eyvah! kurulu olan film tamamen kutusuna sarmış oldu. bu işlem filmler tamamen kullanılınca yapılması gerekiyordu. Ben daha en başında yapmıştım. Yani bir kutu film boşa gitmişti kesin azar yiyecektim.. filmi makineden çıkardım baktım ucu bile gözükmüyor. Bir tel yardımıyla filmin ucunu yakaladım elimle ileri geri yaparak filmi tekrar kutusundan çıkardım ve yeniden makineye taktım. Deklanşöre 1, 2 bastım makine sardı ve film yerine oturdu 36 pozluk filmi o sayede çöp olmaktan kurtarmıştım. Bu olup bitenlerden kimsenin haberi bile olmadı

24) Balkondan kaçış

15 yaşlarındayım tam ergenlik tripleri. babam tam bir sofu bir tutam sakalı Sarığı cubbesiyle.. Bense görünüşte ona tam zıt bir profil içindeyim. Kural dinlemek istemiyorum. Babamın çizdiği sınırları aşmak istiyorum. Sarıkayadaki evimizde onlar belli bir saatten sonra 10-11 gibi yatıyorlar evdeki ışıklar sönüp hareketler tamamen kesilince ben odamın kapısını kilitliyorum ve balkondan çıkarak gezmeye gidiyorum. Bu şekilde anneme babama hissettirmeden geziyorum dolaşıyorum Allaha hamdolsun öyle kötü bir alışkanlığım yok.. tek gayem gezmek dolaşmak. Belki cebimde 5 param yok. Sadece özgür olduğumu hissederek ergenlik heveslerini tatmin etmek. Nice zaman sonra benim bu balkondan çıkışlarım gündeme geldiğinde annem demişti baban biliyordu çıktığını ancak ses etmiyordu. işte o zaman şaşırmıştım ve onların bu müsamahalı davranışlarına daha çok hayran olmuştum.

25) Yozgata bedava gidecektim

Biz Sarıkaya’da oturuyoruz ilçede. benim okulum ise Yozgattaydı Anadolu lisesi. her hafta sonu veya iki haftada bir eve gelir ve geri giderdim. Demek ki durumlarımız o zaman çok iyi değilmiş otobüs biletini nasıl daha ucuza getiririz bunun hesabını yapardık. Bir defasında otobüs terminaline yakın bir yerde bir araba durmuş, Yozgat’a müşteri topladığını gördüm. ben de varım dedim benimle sayı tamam oldu yola düştük kendi kendime Bu aradayı iyi buldum otobüs bileti cebime kaldı diyordum. Giderken giderken araba arıza yaptı indiler tamir etmeye çalıştılar motorun orada bir hortum durmuyor çıkıyordu onu bağlamaları gerekiyordu ancak kimsede ip yoktu benim de değer verdiğim bir ipim vardı içinde kurşun vardı. onu elimde sallardım çıkardım onu verdim sevindiler işlerine yaradı orayı bağladılar bindik yola devam ettik. saat kulesi’ne yakın bir yerde indirdiler arabadan indim pansiyona doğru giderken arkamdan çağırdılar kardeşim parasını vermedin dediler o zaman bedava olmadığını anladım. Arkaya üç kişi binmiş eski dandik bir arabada sıkış tıkış gitmiştik otobüs bileti kadar bir para verdim hiç hoşuma gitmedi otobüsle gelseydim bundan daha iyiydi dedim özel ipim de bedava gitti O da canımı sıktı..

Devamı 5. Bölümde

İsa Erdoğan.

@ Her hakkı saklıdır. İzinsiz alınamaz

Yorum Yapılmamış

Bir Yorum Yazın