Allah’ın Yüce ismiyle..
Usta birliğine dağıtım bilgilerimiz geldi herkes bir yere gönderildi ben ise aynı yerde İzmir Narlıderede kalmıştım. önce üzüldüm orası benim acemilik yaptığım devamlı emir altında olduğum ezildiğim yerdi daha iyi bir yere gitmeyi ben de istiyordum.. üzüntüm bundandı. Sonra toparladım ve mescide koştum Ahmet hocayla konuştum bizden 6 yaş büyük olgun bir arkadaştı. Aramız iyiydi bir gün onu müdafaa etmiştim. fazla ilmi yoktu. Bir akşam yatsı namazında Beyyine suresini okurken “lehuddine hunefâe” de durmuş ve sonra nefes alıp “-e ve yukimus salate” diye devam etmişti.. ilahiyatçı bir asker vardı Abdurrahman, onun arkadaşıydı namazdan sonra itiraz etti “namaz bozuldu iade gerekir dedi “çünkü -e ve yukimus salâte” deyince orada “e” istifham hemzesi manasına geldi bu da manayı bozar dolayısıyla namaz bozuldu” dedi. Onlar orada kendi aralında tartışırken Ahmet hoca fazla arapçası olmadığı için çaresiz kaldı ve beni görünce sevindi hemen “Bi de buna soralım medresede okumuş bilir” dedi ve bana sordu “namaz bozuldu mu?” Ben de “hayır namaz bozulmadı” demiştim ve bir delil getirmiştim.. Bu cevabım Abdurrahmanın hoşuna gitmedi yüz çevirip gitmişti.. Oradan bir dostluğumuz vardı Ahmet hocayı mescitte buldum. Ona usta birliğine burada kaldığımı ve mescide imam olmak istediğimi söyledim. Olursun inşallah zaten senden başka kimse de yok. Bana başkası gelmedi” dedi. Sonra kendisi nasıl imam olduğunu anlattı “Biz dört kişi imam olarak karargah bölüğüne seçildik aramızdan sadece biri mescit görevini alacaktı. Bölük ictimasında komutan birimizi seçecekti. Bu Abdurrahman da onlardan biriydi ve ilahiyat mezunuydu kesin bu olur gözüyle bakıyorduk ancak komutan “kaç yıllık imam olduğumuzu” sorunca ben kazandım çünkü ben bil fiil dört yıllık imamdım o ise imamlık yapmamıştı diğer asker de 2 yıllık imamdı..” Terhis olmana ne kadar var diye sordum ? 20 gün var dedi. Yani ben dağıtım izninden gelince sadece on gün sonra mescit boşalacak ve imam arayacaklardı. Bu bilgiler bana yeterdi. Şimdi bütün himmetimi mescide geçmeye yoğunlaştırmalıydım.. Dualarla zikirlerle..
Isparta Ziyareti
Sivil kıyafetlerimi cübbe takke şalvarımı giydim bütün asker ve komutanların meraklı bakışları arsında askeriyeden çıktım.. bir otobüsle sarıkayaya geldim anne babamın yanına. Evde 7 gün kaldım sonra anneme bir pasta yaptırdım ve bir otobüse atladım Ispartaya geldim Medreseden en kadim arkadaşım ahiret kardeşim Ebubekir Berişpek Ispartaya askere gitmişti onu ziyaret edecektim. Isparta otogarına indim sarıklı yaşlı bir zat gördüm Mahmud efendi cemaatini sordum bilmiyormuş Mahmud efendiyi de duymamış.. Yolda takkeli bir müslüman gördüm ona sordum Mahmud efendi talebelerinden kimi bulabilirim. Pasajda bir galeri varmış sahibi Fatih kardeş bizdenmiş.. beni ona tarif etti. siz kimlerdesiniz dedim biz nurculardanız dedi. Sokakta takke ile dolaşan nurcu hiç görmemiştim hayret ettim. Meğer Isparta nurcuların kalesiymiş Bediuzaman Ispartada epey hizmet etmiş zira.. Fatih kardeşi buldum bana sağolsun yemek ikram etti sonra arabasına bindirdi beni acemi askerlerin olduğu alaya getirdi. Nizmayeden ,çeri girdim o gitti. Ebubekiri çağırdılar geldi kucaklaştık hiç beklemiyordu büyük süpriz oldu pastamızı yedik sohbetimizi ettik.. ziyaret saati tamam oldu ben çıktım ve otobüse bindim geldim İstanbula şeyhim Mahmud Efendi hazretlerini ziyarete. Arkasında namaz kıldım nur cemalini gördüm feyzimi tazeledim ve bir gece de orada kaldım ertesi gün döndüm izmire usta birliğime, yani aynı yere: Narlıdere istihkam alayına.
Askerler Mal Pazarında
Bütün askerler toplandı. büyük bir ictima yaptılar askerlerin mal pazarı dediği bu ictimada gelen askerler usta birliklerine dağıtılacaklar, her bölük ihtiyacı olduğu vasıf ve meslekteki askeri seçmek için ictima alanına gelecekti. askerler için çok heyecanlı ve önemli bir içtima. çünkü her asker güzel bir görev almayı ve askerliğini sevdiği meslekle rahatça geçirmeyi istiyor. kimse vasıfsız eleman olup ortalık hizmetçisi veya nöbet delisi olmak istemiyor.. ilk girişte sorular adın ? isa er. Tahsilin ? lise terk. Terk tahsil sayılmıyor. Kayda ortaokul yazdılar. Mesleğin ? Kuran kursu hocalığı. Askerler birbirlerine baktılar ne yazacağız ? Yetkili olan “imam yaz” dedi.. Benim dilim varmamıştı imam demeye onlar yazmış oldular, itiraz etmedim çok memnun oldum bilakis. Sonraki bütün sorgularda imam demeye devam ettim. Aslında medreseden askere gitmiş bir arkadaşım izmitli Hafız Halil bana gönderdiği mektupta “isa mesleğini sorarlar imam de başka bir şey deme” demişti.. iş onun dediği yere geldi. işler yolundaydı çok şükür. İcitma başladı yan yana dizildik önümüzden komutanlar bölük başçavuşları bazen yazıcılar geçiyor ve sorular aynı sivilde mesleğin ne tahsilin ne ? onlar kere soruluyor onlar kere cevaplıyorsun. çünkü bazıları şoför arıyor bazıları su tesisatçısı bazıları kaynakçı.. su tesisatçısıyım diyen askeri bir masa önüne götürüyorlar masada tesisat levazımı var bu nedir şu ne işe yarar diye sınava tabi tutuyorlardı.. yanımda uzun boylu bir asker vardı mesleğin ne diye sorulunca ne olsa yaparım komutanım diyordu ama zavallıyı kimse seçmedi..
Tahsilin ne Mesleğin Ne
Bir binbaşı geldi imam arıyordu sordu bana mesleğin ne ? imam” Tahsilin ne ? lise terk. Nasıl imam oluyorsun ? Beklemediğim bir soruydu bocalayabilir her şeyi berbad edebilirdim. Mevla yardım etti anında cevap verdim “ben müezzindim imam olmadığı için imamlık yaptım” dedim. Yanında yazıcısı vardı “yaz bunun adını eğer imam hatip mezunu bulamazsak bunu alırız” dedi ve gittiler. Çok bekledim ama geri dönmediler. Seçilen askerleri ilgili bölüklere almışlar kalanlar oracıkta kala kalmıştı.. Demek ki imam hatip mezunu buldular ben elendim diye düşündüm, üzgündüm. Kalan vasıfsız askerler kabala bir şekilde on gruba ayırdılar ve bölüklere taksim ettiler. Ben de sıradan bir bölük; 4. bölüğe düştüm, gidiyordum. İmam olmak için karargah bölüğüne seçilmeliydim çünkü mescide bakan bölük Karargah Bölüğü idi.. Ahmet hocadan bunları öğrenmiştim.. ama olmadı nasip değilmiş !
Yeniden bölük kaydımızı yaptılar, büyük defterde yazılı adlarımızın karşılığına hangi bölüğe gittiğimiz yazılacaktı. Benim sıram gelince asker adımı sordu isa erdoğan. Alfabetik listeden sayfaları çevirdi adımı buldu tam oraya “4. bölük” yazacaktı ki “komutanım bunun için karargah bölüğü, imam” notu düşülmüş” zaten dedi. Komutan bana “yanlış gelmişin asker bak şu tarafa gideceksin” dedi ve Allah’ın izniyle bir U dönüşüyle karargah bölüğüne gelmiş oldum. Meğer o binbaşı adımın karşılığına o notu yazdırmış.. Allah’a sonsuz şükürler olsun çok sevindim. En büyük badire atlatılmıştı. Eğer imam hatip mezunu askeri de bulmadıysa imam kesin bendim..
Şarapçı İmam !
Karargah bölüğüne geldik yerleştik. Kıdemli askerler çömez askerler.. herkes birbiriyle tanışıyor arkadaşlar birbirini tanımaya çalışıyordu. Benim ise merakım aceba imam sıfatıyla başka bir asker geldi mi gelmedi mi ? Bir öğlen vakti ictimaya hazırlandığımız esnada bizim sırada duran bir askere başka bölükten arkadaşları gelmiş takılıyorlardı.. “ulan şarapçı imam olmuşun ha !?” duyunca afalladım. “şarapçı ve imam !” Bu da ne demekti şimdi ? ve kimdi bu ? Arkamı döndüm baktım, bizim yeni arkadaşlardan biri. Ona diyorlarmış şarapçı ! O da nazenin bir sesle pişkin pişkin “ne yapalım yani yap derlerse yapacaaz” dedi. Eyvah dedim imam hatip mezunu imamı bulmuşlar.” Düşüncelerim altüst oldu. Mescid görevini kaçırdığıma mı üzüleyim, camiye cemaate gittiğimde bir şarapçının! arkasında namaz kılacağıma mı üzüleyim..! Bu sonuncusu beni daha çok sarstı. Allaha kuvvetli dua etmeye başladım “ya rabbi namazlarımızı mescidimizi içkiye mübtela birine bırakma” Gerçekten o arkadaş alkol bağımlısı imiş ve sivilde içkili bir market işletiyormuş ve ama imam hatipten de mezun olmuş.. Bir gün koridorda gözlerimle gördüm ve şok oldum dolabından çıkardı bir bardağa meyve suyu koydu sonra içine kolonyağı sıktı ve başına dikti. Bunu yaparken de birileri onu görüyormuş felan hiç umurunda değil.. Öyle çekingen bir hali yoktu, aşmıştı artık.. o derece.
Bunu Mescide bunu da Gazinoya ver
Evi aradım anne babamdan dua istedim. İstanbulu aradım medrese arkadaşlarımdan dua istedim. Sonra öğrendim ki o günlerde sınıf arkadaşım Ertuğrul İsmailağa medresesinde sınıf arkadaşlarıma durumu aktarmış ve imam ben seçilmem için topluca Salât-ı Tefriciyye okumuşlar Allah razı olsun. Önceki imamın anlattığına göre, eğer ikimize sorular sorar inceden inceye araştırır “tahsilin ne imam hatip lisesi mezunu musun filan derlerse ben yandım” diyordum.. Biz bir an evvel görevlerimize geçmeyi bekliyor artık belirsizlikten ve ortalık işçisi durumundan kurtulmak istiyorduk ama komutanların acelesi yoktu. Bilakis yeni gelen askeri ezmek, ayak işlerini, temizlikleri vs onlara yaptırmak bir tür teamüldü. ve bu durum icabında bir iki ay sürüyordu.. Ancak bizim imam terhis olduğu için mescide bir görevli acil gerekiyordu. Sabah içtimasında bu iş halledilecekti. Bölük assubayı Muammer Kontaş bölük komutanına bizi arz etti. Ben ve yanımda şarapçı ikimiz hazır ol vaziyette beklerken yüzbaşı da geldi “Komutanım iki tane imamımız var hangisini mescide vereceğiz” diye sordu başçavuş. Yüzbaşı bize baktı. Ben “şimdi sorular başlayacak ne diyeceğim” diye kaygı ederken yüzbaşı Nezih hiç soru sormadan eliyle beni işaret ederek “Bunu mescide ver” şarapçıyı da göstererek “bunu da gazinoya ver” dedi. Sübhanallah ve Elhamdü Lillah ! Dvm..

isa erdoğan
Önceki : << İzmir hatıralarım 3
Sonraki : İzmir hatıralarım 5 >>
5 Yorum
Heya unutmamışın. Telefonum 053528116**
O yıllarda beraberdik . Devamını bekleriz
Waayy sedat kardeşim.. ilk sorduğunda hatırladım ancak emin olmak istedim. s3 yazıcısı 🙂
Selamın aleyküm. Hocam İzmir hatıralarının devamını nereden okuyacağız.
sitede 1,2,3,4 bölüm var.. hayırdır neden bu kadar alaka duydunuz ? isa erdoğanı tanıyor musunuz ?