Pratikte (afakî) ve kalpte, sevgide (enfusî) putçuluğa kısaca değindikten sonra fikir ve ideolojide mevcut putçuluğa da bir nebze değinelim. Çünkü hedefimiz “hakiki mümin olmak putçuluğun her çeşidinden sıyrılmadıkça mümkün değildir” der Mevlana İmam Rabbani ks. ideolojik putçuluk, türleri içinde en önemlisi ve en tehlikeli olandır. Çünkü ideolojik putçuluk bir yaşam biçimi ve gayesi olarak karşımıza çıkar. Özetle “Putu Allah’ın yerine koymak, Allah’ın hakkını Allah’tan alıp putuna vermek” şeklinde tanımlanır. Bu haksızlığı reva görmek, problem olarak görmemek ideolojik putçuluktur.
En bariz misaliyle ideolojik putçuluk Allah’ın kullarını yönetme, hükmetme, yargılama hakkını elinden alıp yerine beşeri yasa ve hükümleri yerleştirmek, ve bu durumu kabullenip normal görmektir. Allah’ın hükümleri (şeriat) yerinde m-edeni rejimin icraa edilmesini fikren ve düşünce olarak olabilir görenler ideolojik put edinmişlerdir. Delili *”..şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmeleri için ilham ederler. Onlara boyun eğerseniz şüphesiz siz de Allah’a ortak koşmuş olursunuz.” 6:121* Ayetin konusu Kur’an Allah ismiyle kesilmemiş hayvanın mundar haram olduğunu bildirince müşrikler Fars (iran) kralına yazdılar, akıl istediler. Putperest kral _”kulun öldürdüğü helal oluyor da Allah’ın öldürdüğü mü haram olacakmış! Bu nasıl Allah’a itaat!”_ Türünden cevap gönderdi. Bu laf yayıldı ve bazı müminleri de etkiledi. Bunun üzerine Enam 121. Ayet nazil oldu: *..Eğer onlara itaat ederseniz siz de müşriksiniz”* İmam İbni Kesir tefsirinde der ki: “Burada şirke düşmenin sebebi Allah’a itaat yerine şeytan güdümündeki beşere itaat etmek, onlara boyun eğmektir..!” Bu bakımdan hakiki müminler Allah’a isyan ve muhalefetin olduğu hiç bir noktada beşere isteyerek itaat etmezler. eden müşrik olur.
Sual: Adam müslüman, kendisine yapılmış sandığı haksızlığı laik mahkemeye şikayet ediyor, beşerin hükmüne razı oluyor.. bu şirk midir?
Cevap: Eğer önünde iki tercih var biri şeriatın, diğeri beşerin hükmü ve bu beşeri hükmünü seçiyorsa katıksız müşriktir. Nisa 60-61’de yüce Allah bunlar için münafık demiştir. Beşeri laik mahkemeden başka resmi merci yoksa, mümin böylesi durumlarda önce kendi aralarında sorunu çözme yoluna gidecek, olmadı alimlere müracaat edecekler hakemlik sistemiyle muşkili halledecekler. bu da olmadıysa ahirete bırakacak. Ancak alacak-verecek gibi maddi bir hakkın tahsili söz konusuysa beşeri mahkeme mağdur etmeden hakkını ondan alıp buna vereceğine kanaati varsa müracaat edebilir. “zulmetmeyin zulme de uğramayın” 2:279
Bazı hakimler kalktılar *Mahmud Efendi RAh* Hazretlerine geldiler _”efendim biz bu mahkemelerde yargıç olarak görev yapıyoruz bazen Allah’ın emrine şeriata muhalif kararlar veriyoruz. mes’ul müyüz?_ diye sordular. Efendi hazretleri *”Tabi ki mes’ulsünüz”* buyurdular. İmam Gazali ra İhya’da dört türlü fetva vardır der ve idarecilerin verdikleri kararları da fetvadan sayar. Buna göre hakimin karar verirken müracaat ettiği o kitap bir fetva kitabıdır ama Allah’ın dinine ait olmayan bir fetva kitabı! Ne kadar vahim! Bütün bunları kanıksamak, artık bir sorun olarak görmemek ideolojik kaymanın, usul usul tikaden sapmanın alâmetleridir Allah muhafaza
Mahmud Efendi Hazretlerinin hısımlarından S.Akyuz hocayla 2017 yılında bir sohbetimiz oldu şöyle bir tespitte bulundu “görüyorum ki artık İhvan arasında şeriatı yeniden hakim kılma düşüncesi fazla dillendirilmiyor bunu mevcut hükümetin iktidar oluşuna bağlıyorum” demişti. “her nimetin bir afeti vardır” diyordu peygamberimiz sas Demek ki laik rejim içerisinde müslümanların iktidar olmasının afeti de herhalde bu olsa gerek. sakınmak lazım niyetini hedefini canlı tutmak lazım. ismailağa’ya ilk geldiğim yıllarda bütün ihvan’ın hocasıyla talebesi ile en büyük arzusu şeriatı yeniden hakim kılmak idi. Efendi Hazretleri bunu “Yarabbi Kuranî düzen ihsan eyle” diye ifade ediyordu
Aynı mefkurenin merhum Erbakan dili ile ifadesi ADİL DÜZEN idi o da hayatını adil düzenin yeniden hakimiyetine adamıştı. Adil düzen derken şeriatı kastediyordu. ideolojik/ itikadi erozyon onun hizbinde de gerçekleşti ki artık bu kelimeleri onlardan da duymaz olduk. 1995 yılında medrese talebesi bir dervişle konuşuyordum askerlik vakti geldiği halde gitmiyordu neden erteliyorsun diye sordum “birkaç sene içerisinde şeriatın geleceğini o vakti gitmek istediğini söylemişti de bu hayaline bu inancına hayran kalmıştım. kürsülerde hocalarımızın ekseriyetle konuları şeriatın hakimiyetiydi. Merhum şehit Bayram Hoca şöyle demişti “Anlaşıldı Şeriat bizim bu karınca adımlarımızla gelecek değil *”ancak Mevla Teala bir karışıklık çıkarır bir de bakmışın aradan Şeriat çıkmış”* demişti de şaşırmıştık. Bayram Hocanın bu sözü Erbakan’ın *”Adil düzen mutlaka iktidar olacak ama kanlı olur ama kansız..”* sözüne benziyordu.
Yuşa Tepesinde olduğumuz bir yağmur duası niyazında Efendi Hz dua etmiş ve akabinde sağanak yağmur yağmıştı.. O vakit Bayram Hoca “efendi hz Allah Teala sizin duanızı reddetmiyor, dua edin de Şeriat gelsin” demişti de Efendi Hz *”Bayram Hoca etmiyormuyum elbette ediyorum. yağmuru herkes istiyor Mevla da veriyor Lakin Şeriatı kaç kişi istiyor!?”* buyurarak Allah’ın muamelesi kulların kesbine bağlı olduğunu, Vazifemiz bunu istemek sevdirmek olduğunu ima etmişti
Yorum Yapılmamış