Bismillahirrahmanirrahim
Cezayir..
Eski bir Osmanlı vilayeti. İslam ümmetin’in bir parçası. 45 milyon nüfusu: iki milyon küsür m2 yüz ölçümü ile Afrika’nın ve Akdenizin en büyük ülkesi.

Cezayir bugünlerde kuraklıkla mücadele ediyor ve Avrupalı kafirlerin hava raporları önümüzdeki 10 yıl için şu ankinden çok daha fazla bir kuraklığın olacağı yönünde. Allah bunları yalancı çıkarsın.
tavsiye edilen çözüm ise Deniz suyunun tuzdan ve kanalizasyon suyunun necasetten arıtılıp tekrar kullanılması! ilki çok pahalı ve her ikisi ciddi sıkıntılı..
Cezayir ise itaatkâr bir bende gibi Fransız kafirinin dediklerini yapmaya çok istekli. Arıtılan(!) kanalizasyon suyunun kullanılması dinen ne kadar uygun olur bunun fetvasını müftüler versin.. Ancak henüz yapılan Paris olimpiyatları çerçevesinde yüz yıldır içine insan giremeyen Sen nehri bu yıl yüzme müsabakaları için güya arıtılmış, tertemiz edilmiş (!) ve bunun için 1 milyar urodan fazla para harcanmış iken.. Suya giren yüzücüler “su içerisinde elimizi göremiyorduk su b** gibiydi tadı çok kötüydü arkadaşlarımız hasta oldular günlerce kustular” demiştir.
Daha kendi suyunu aratamamış, çok istekli iken bunu başaramamış fransa şimdi gelecek Cezayir’in kanalizasyonlarını arıtcak ve cezayirlilere alın size temiz su diyecek öyle mi !! Maksat yine aciz Müslümanlar üzerinden kendi kasalarını keselerini doldurmak !
Ey müslümanlar daha ne kadar kendinizi kullandıracaksınız merkep gibi kafiri üstünüzde taşıyacaksınız !? Fransız zalimini ülkesinden kovan o Afrika’nın Yiğit liderleri nerede sizde!?
Cezayir’in bugün yaşadığı kuraklık
Sabık İstanbul büyükşehir B.B Nurettin Sözen zamanındaki İstanbul’u hatırlattı bana. İstanbul o yıllarda kuraklıktan kırılıyor mahalleye haftada bir gelen tankerler önünde mahalleli kuyruğa girerek 1 bidon su bulmaya çalışıyordu.. laik sol hükümet ve laık sol belediye ise çözüm olarak Amerika’dan getirtilen gümüş bombasına bel bağlamış kalmıştı! güya bulutlara bomba atacaklar ve yağmur yağdıracamış tı!
Nitekim o bombalar alındı ve atıldı ve ancak sonuç: fiyasko!!
Yine de çözümü semadan Allah’ın bulutundan beklemek bir İslam toplumu için meziyet sayılabilirdi. Cezayir hükümeti ise bu tarakta belli ki hiç bezi yok! tek çözümü Fransa’nın Blanc projesinde arıyorlar
Allah’ın rahmeti iyi kullara yakındır
Nitekim Recep Tayyip Erdoğan laik sol yönetimin ardından belediye başkanı olmuş ve “İstanbul’un su sorununu nasıl çözeceksiniz? sorusuna açıkça “Allah’a dua edeceğiz” demişti. Yüce Allah da gökleri yere indirircesine yğmur bet bereket ihsan etmişti ve o gün bugün elhamdülillah susuzluk çekmedik.
Bugün ise Cezayir’in aklına maalesef dua etmek Allah’a yönelmek gelmiyor! Cezayir bugün halkıyla nesliyle yönetimi ile böylesi perişan bir durumdaysa bunun en önemli sorumlusu Fransa’nın boyunduruğunda kalmış olması.
Fransa yüzyıldan fazla Cezayiri sömürmüştür, iliklerine kadar emmiştir, gençliğini okullarda zorunlu eğitime tabi tutmuş ve koskoca bir halkı Fransızca konuşur hale getirmiştir..
Ancak bugün gelinen noktada Cezayir’in bundan fazla bir ibret almadığı görülmekte ve hala Fransız kafirinin kuyruğunda yapışmaya devam etmekte..!
Bunlar yeniden ayağa kalkacak bir Osmanlı’ya bütün İslam dünyasının ne kadar muhtaç olduğunun birer göstergesi
“Ben kulumun zannı üzereyim”
انا عند ظن عبدي بي
Meteoroloji ne zaman afet felâket haberi verse “dolu yağacak mahvedecek! “sel olacak afet olacak! dese “yalan söylüyorlar” derim ve asla tasdik etmem. ekstra bir hareket etmem. Dinim imanım bana bunu öğretir:
Gaybı yalnız Allah bilir.
Meteorolojide kafirler ise ne diyorlar ? ilerideki 10 senede Cezayiri daha büyük bir kuraklık bekliyor, yağmur %25 daha az yağacak!” diyorlar.
Haydi en ılımlı bir yaklaşımla buna gayıptan haber vermek değil de maddi izleri sürerek tahminde bulunmak diyelim..
Bu tahminlere bel bağlamak kişinin itikadını bozar mı ?
Evet bozar. önümüzdeki yıllar daha kötü olacak yağmur yağmayacak az yağacak düşüncesine kaptırır. rüzgar bulut yağmur Allah’ın emrinde olduğunu göre bu Allah’a karşı kötü zan beslemektir
Halbuki Allah kulunun zannı/itikadı üzeredir.
sen böyle Allah’a su-i zann ederek hayata bakarsın Allah da senin zannın üzere gerçekten yağmuru vermez sonra da “bak kafirler doğru söylediler” dersin. yazıklar olsun. bir kısır döngü içerisinde gavurluk derekelerinde debelenir gidersin

halbuki Fransa laikliğin ve gavurluğun beşiği.. bundan birkaç asır önce ülkenin çöl olmaya doğru gittiğini fark etmiş ve kralın emriyle ülke topraklarının dörtte biri kadarına ağaç dikerek bu durumun önüne geçmiştir. Ağacın olduğu yerde hayvan vardır hayat vardır. Türkiye’de Karadeniz, Afrika’da Amazon ormanları bu kadar yağmur alıyorsa bunun sebebi bir yerde ağaçlardır. Çünkü ormanlar içerisinde yaşayan sayısız masum hayvanlar var onların duaları ve Allah’tan umutları var. bunca dua ve Allah’a beslenen umutlar o rahmeti Allah’ın izniyle emriyle merhametiyle yere celbeder..
isa erdogan 16 Ağustos 2024
Yorum Yapılmamış