Allah’ın yüce Adıyla
2023 Milletvekilliği ve Cumhurbaşkanlığı seçimi sonuçlandı YSK resmi sonuçları açıkladı.
AK parti adayı Recep Tayyip Erdoğan: % 52.18 oy oranı ile yeniden Cumhurbaşkanı seçildi
CHP adayı Kemal Kılıçtaroğlu ise % 47.82 ile mağlub oldu
Kendi değrlendirmemize geçmeden önce seçim öncesi ve seçim günü CHP saflarında esen havayı hatırlamakta fayda var. “Bu defa seçimi kesin kazanıyoruz “seçim anket sonuçları chp’yi % 60’larda gösteriyor” eğer farklı yönde haber verilirse sakın inanmayın kesin kazandık” hatta seçim akşamı chp binası önünde kutlama dahi yapılmış bütün sosyal mecralarda chp seçmeni birbirine gaz vermiş bu sefer iş tamam kesin kazandık havasına girmişler..!
Aşağıdaki resimde de gördüğünüz üzere seçim ikinci tura kaldı. İlk turda işi bitiriyoruz diyen chp’liler Recep Tayyip Erdoğanın %49.52 oyuna karşılık sadece %44.88 oy alabildiler. Bununla beraber 3. aday Sinan Oğan ise %5.17 oy alarak bir anlamda 2. turun kilit adamı noktasında düğümlendi. İlk tur seçim öncesi 4. aday olan Muharrem ince adaylıktan çekilerek bir anlamda K.K’a destek vermiş oldu. BU çekilmenin gerisinde chp tabanı tarafından gördüğü aşırı baskı yergi ve sövgüler ve sonunda hakkında çıkacak müstehcen kaset tehdidi etkili oldu dense de biz onun çekileceğini, gerçek bir aday olmadığını bir ay öncesinden görmüşüz fesbuk hesabımızda yazmışız. Çekilmiş olmasına rağmen %0.25 oranında oy aldı. Bu hengamede gözler ikinci tur için Sinan Oğana dikildi. Sanki o hangi tarafa meyletse orası kazancak gibi.. Halbuki iş öyle değildi. Çünkü seçmen ona oy vermişler diye biat etmiş değiller onun işaret ettiği noktaya yönelecekleri kesin değil. Nitekim nice tanıdık Sinan Oğan seçmeniyle konuştuğumda ilinci turda KK’ya oy vereceklerini söylemişlerdir. Ve Recep Tayyip Erdoğan Sinan Oğanla görüşme yaptı ve sonuç heyecanla beklendi ? Sinan Oğan basın karşısına çıktı ve kararını Recep Tayyipi desteklemek yönünde açıkladı. Bu karar Cumhur ittifakı için şüphesiz sevinç ve coşkuyla karşılandı. Karşı taraf içinse yeni bir umutsuzluk kaynağı..
Değerlendirme Notları:
CHP zihniyeti hala anlayışsız. Neden mağlub olduklarını anlamıyorlar isabetli değerlendirme analiz yapamıyorlar. Üç sebebpten dolayı:
1) Halktan kopuk yaşadıkları için
2) Kuran okumadıkları için
3) Allah korkusu (ile Allah’a itaatleri) olmadığı için FURKAN yetisinden yoksunlar.
O yüzden Hakkı batıldan, doğruyu yanlıştan ayırt edemiyorlar, isabetli analizler yapamıyorlar. Allah’ın halkını hala anlayabilmiş değiller. Bütün seçim faaliyetleri materyal/dünyalık üzerine idi.
“Ve isanlardan var bazıları ‘Rabbimiz bize ver de dünya ver’ derler. Bunların ahiretten nasibi yoktur”
Hâlbuki müminler dünya ile birlikte ahiret derdiyle dertlidirler. Bu kabilden ülke bütünlüğü, bağımsızlık, düşman tehlikesine karşı tedbir alma; savunma sanayiini geliştirme, yerlilik, milli değerler, ümmetin gariplerine sahip çıkma..” gibi konular halkın önceliğidir.
Bunların akıl hocası Amerika’dan ithal bir inançsız. Bütün seçim kampanyasını onun rehberliğinde yürüttüler. Aslında epey de başarılı oldular. Seçim boyunca bu Kamal K ve ekibinden ciddi hatalar falsolar gaflar beklerdim doğrusu.. Süreci çok iyi idare ettiler esasında. Bunu da Amerikan aklına borçlu olduklarını düşünmüyorum.
Özellikle yaşamsal İslam’la olan mücadelelerini gizlemede gayet kurnaz davrandılar. Hor gördükleri Anadolu halkıyla barışık imiş rolünü iyi oynadılar. Maske altında gizledikleri acımasız yüzleri tam açığa çıkıyordu.. Oy vermedikleri gerekçesiyle depremzedeleri kapı dışarı etme furyası başlatmışlardı.. iki noktada başgösterdi.. joni hemen müdahale etmiş “durun bir seçimi alın önce..” demiş olmalı ki her vilayete yayılmadan durdurdular..
Hasılı kendilerinden beklenen o büyük hataları yapmadan, yüzlerindeki maskeyi düşürmeden sandığa kadar gittiler.
AB ABD desteği o kadar yoğundu ki -onların lafına Allah kelamı gibi itimad eden bu hasta zihniyet- iyiden iyiye inanmıştı bu sefer kazanacağına. O yüzden adayın kimliği vizyonu önemli bile değildi.. Bu itimat ve güvenle Ekrem Mansur gibi nispeten parlatılmış olanlar yerine ikinci Kemal bizzat aday oldu Tayyib’in karşısına dikildi. Aslanı boğan tilki 🦊 olarak tarihe geçecekti. Kartal’dan daha yükseğe uçan serçe gibi masallara adını yazdıracaktı! ..Ama olmadı. Allah’ın hesabı işledi
CHP seçmeninin öz eleştirisi !
CHP seçmenine göre bu seçim yüzde yüz Recep Tayyip Erdoğan’ın mağlubiyeti ile bitecekti çünkü ülkede 12 milyon mülteci vardı.. ekonomi çökmüştü, döviz tavan yapmış türk lirası değersiz olmuş enflasyon fırlamış ev fiyatları ve kiralar aşırı artmış ülke yok olmuş batmış bitmişti.. Bütün bunlara rağmen hala ak parti galip gelebiliyorsa bunun tek sebebi chp adayının yetersizliği idi. Kemal Kılıçtaroğlu yerine İBB başkanı veya Ankara bld başkanı aday olsaydı kesin kazanırlardı. Nitekim altılı masanın en önemli müttefiki Meral Akşener o yüzden masadan ayrılmıştı..
Yani kıymetli dostlar görüdüğünüz gibi.. Bu insanların dünyadan haberi yok. kafalarını kuma sokmuşlar kör sağır gibi hareket ediyorlar. Ve işin tarjikomik kısmı ise bunlar Cumhur ittifakı seçmenini cahillik bağnazlık nankörlük ile suçlarlar.. kendilerinde ne varsa karşı tarafa atarlar..
B) Cumhur ittifakını galip kılan unusurlar
yazılıyor..
C) CHP yi kaybettiren unusrlar
yazılıyor..
>> CHP adayı Kemal Kılıçdaroğlu neden kazanamadı sorusuna CHP seçmeninin verdiği cevapları altta yorum kısmında bir araya getirdik, oradan okuyunuz

3 Yorum
Seçim Değerlendirmesi Ve Olacaklar -1
(Mustafa Güldağı)
Sonuna kadar dikkatli okuyun. Önce derin tarafını yazacağım.
Şunu unutmayın. Türkiye’de bir davayı siyaset ve parti olarak devam ettirecekseniz oyunun kuralları değişir. Ya kuralına göre oynayacaksınız ya da parti ve siyasi olarak devam etmeyeceksiniz.
Parti ve siyasi olunduğunda strateji değişir ve karmaşık yollar takip etmeniz gerekir. Bu strateji ve karmaşık yollara “tabanlar” anlam veremez.
Giriş olarak bunlar burada dursun.
Şimdi maddeler halinde olanları ve olacakların bir kısmını yazalım.
1) Aşırı Sağ ve Erdoğan
Unutmayın aşırı sağ ve aşırı sol parti ve siyaset, Türkiye’de başarıya ulaşamaz. Erdoğan aşırı sağ olan Refah Partisi döneminde bunu fark etmişti.
Toplumun, devlet erklerinin ve dış dengelerin aşırı sağ siyasete vereceği olumsuz reaksiyonu biliyordu. 28 Şubat darbesi ile yaşamıştı. Yol ayrımına girip aşırı sağ görünmeden devam etti. Aslında kültüre, inanca, milli değerlere katı şekilde sahip çıkmak kötü değildi. Fakat birilerinin hoşuna gitmiyor indiriyordu. Dönüşüm geçirmiş halkın büyük kesiminden de destek bulmuyordu.
Fakat Erdoğan bu seçim aşırı sağ denebilecek iki partiyi liderleriyle birlikte meclise soktu: Yeniden Refah Partisi ve Hüdapar.
Büyük bir algı operasyonu başlattılar. 28 Şubat aklı devreye girmişti. YRP ve Hüdapar üzerinden Erdoğan’a iyi yüklendiler. Neredeyse darbe yapmaya yeltendiler.
YRP ve Hüdapar gösterilerek kadınları Erdoğan’dan uzaklaştırmak için ciddi propaganda yaptılar. “Taliban düzeni gelecek kadınlar hapsedilecek” dendi. Sosyal medyayı bu algı ile doldurdular.
Erdoğan bunu yapacaklarını biliyordu. Burada “Özlem Zengin” kartını en baştan masaya koydu. Ve masada korumaya devam etti.
Kartı sürekli konuşturarak 28 Şubat aklının kadınların özgürlüğü bitecek yalanını boşa çıkardı. Hem de seküler yaşam tarzı olup Ak Partiye oy, destek veren kadınları Ak Parti’ye bağlı tuttu.
Lakin bu sefer de Özlem Zengin’in tavrını sevmeyen tabandaki İslami kesim öfkelendi.
Lider olmak zordur. Erdoğan hem hepsini dindiriyor, hem de oyun kuruyordu. Oyunu kuralına göre oynuyordu. Zor iş.
Erdoğan bir yandan da Özlem Zengin’e öfkelenen tabandaki kimi İslami kesimi YRP ve Hüdapar’da toplayıp tekrar kendine kanalize ediyordu.
Seçim süresi boyunca YRP ve Hüdapar üzerinden kadınlar bitirilecek, Taliban gelecek diye o kadar büyük yalan operasyonu yapıldı ki olay korkunç boyuta ulaştı.
Özlem Zengin, Erdoğan tarafından burada devreye sokuldu. Kadınlar üzerinden hem dışardan hem içeriden yapılacak gerginlik ve sonrasında oluşturulacak çatışmayı engelliyordu. 28 Şubat’ta yapmışlardı.
Erdoğan, hem de gerginlik büyümesin diye Özlem Zengin üzerinden dışarıdaki kimi lobilere mesaj veriyordu. Bu tip bir gerginlik büyük planları bozabilirdi. 28 Şubat’ta yaptılar.
Erdoğan Refah Döneminden şerbetliydi. Biliyordu.
Partiler, lobiler, sekülerler, laikler, darbe, aşırı sağlar, sollar. Karmakarışık degil mi? Bir o kadar da kirli.
Erdoğan masaya Özlem Zengin kartını koyarken arkadan Yeniden Refah ve Hüdapar’ı meclise sokuyordu. Fatih Erbakan ve Zekeriya Yapıcıoğlu meclise girmişti.
Nasıl olur ya? Bir yandan Özlem Zengin bir yandan YRP ve Hüdapar? İki zıt odak.
Aklınız alıyor mu? Erdoğan ne yapıyordu?
El Cevap: Dön en başa. Türkiye’de bir davayı siyaset ve parti olarak devam ettirecekseniz oyunun kuralları ve strateji değişir. Ya derin stratejik oyun kurarsın ya da yok olursun. Bir yere not et, parti ve siyaset üzerinden oyun ve strateji zordur.
FETÖ’ye ağır darbe indirilme olayına baktığınızda da Erdoğan’ın aşama aşama ince dokunmuş akıllıca stratejisini görürsünüz.
Ayasofya’yı açma olayında da ince dokunmuş bir stratejiyi takip etti.
Tüm bunları yaparken yıprandı, yoruldu, bazen yanlışlar yaptı, öfke aldı.
Unutma. Parti ve siyasete karar verilmişse ya oyunu kuralına göre oynayıp derin strateji ile devam etmeli, ya da parti kurup siyaset yapmamalı.
İkinci maddeye geçmeden şunu belirteyim ismi geçen Özlem Zengin, Fatih Erbakan, Zekeriya Yapıcıoğlu, Erdoğan, YRP, Hüdapar’a kötü veya iyi diye yargıda bulunmuyorum. Hiçbiri ile işim de yok. Ne yapılmaya çalışıldığını anlatıyorum.
Erdoğan’ın nasıl bir denge kurduğunu anlatıyorum. Ki bu dengeye devam edecektir. Çünkü sosyolojisi karışık bir ülke yönetiyor. İşlemekte olan bir planı var. Erdoğan üniversitelerde incelenip tez olarak yazılması gereken biri.
2) Vatansever Atatürkçüler, Milliyetçiler ve Erdoğan
Erdoğan, MHP milliyetçileri ve vatansever Atatürkçüleri kendi liderliğinde birleştirmeyi başardı. Bu, 2016 sonrası devletin değişen dış ve iç politikası sonrası olmuştur. Birçok vatansever Atatürkçü, Erdoğan’ı desteklemektedir. Ortak payda vatanseverlik ve vatanın bütünlüğü. Bu Cumhur İttifakı adı altında büyük bir konsorsiyuma ve konsepte dönüşmüştür. Bu ittifak “milliyetçilik, vatanseverlik ve İslami motiflerin” karışımı olan bir ittifak. Lideri bir İslamcı olan Erdoğan. Erdoğan “vatansever Atatürkçüler, milliyetçiler ve İslami kesimi” tek pota altında tutup bir savunma konsepti oluşturdu. Bu üç bileşeni bir potada tutmak zordur. Bu bileşenlerin biri terk ettiği an seçimi kaybedebilirdi. Lakin Bahçeli’nin de desteği ile aynı potada tutup ekonomik sorunlara rağmen seçimi kazandı. Bundan sonra iş zor.
Erdoğan biraz milliyetçi ve Atatürk motiflerini öne çıkarınca tabandaki İslami kesim rahatsız oluyor.
Yine Erdoğan, biraz da İslami değer ve motifleri öne çıkarınca milliyetçi, Atatürkçü bileşenler rahatsız oluyor. Lakin Erdoğan zor bir iş yaparak dengeyi koruyup savunma konseptini koruyor.
Bu konsept TURANİ-İSLAMİ bir anlayışa doğru şekilleniyor. Bu da Erdoğan sonrası dönem için konsepti güçlü tutmaya yönelik bir proje. Erdoğan, Bahçeli ve bazı devlet erklerinin dahil olduğu plan ile kontrollü yapılıyor. Fark ediyorsunuzdur.
Bu plan dahilinde milliyetçi, vatansever Atatürkçüler ve İslamcı kesim daha sıkı konsolide edilecek. Bu, büyük bir savunma ve kalkınma için yapılacak. Böylece yeni yüz yıla güçlü şekilde girilecek.
Bu bileşen de Kürt kardeşlerimizin de yeri ve payı büyük olacak.
Bu konseptin Erdoğan sonrası baş lideri ve bileşen liderleri hızla öne çıkarılacak. Bu tarafta bir sonraki dönem kurgulanıyor. Kurgunun tam içindesiniz ve yol alıyorsunuz. Fark etmiyorsunuz. Balığın suda olduğunu, kuşun havanın içinde olduğunu fark etmemesi gibi.
Geldik en önemli yere.
Daha ince dokunmuş karşıt projeler sahaya sürülüyor.
Erdoğan-Bahçeli birlikteliğine destek veren milliyetçileri koparmak için Derin NATO’ya bağlı sahte, sözde milliyetçi yapılar kurduruluyor.
Bunun için Derin NATO konseptine bağlı sözde milliyetçi kişiler sahaya sürülüyor.
Zaten milliyetçileri koparmak için full sahaya inmişlerdi. Daha yenileri sürülüyor.
Bu arada şunu da not düşelim.
Milletin %65-70’i sağcıdır. Bu kesimin çoğunluğu Erdoğan’ın yanında. Bir siyasetçi bu kesimin oyunu almadan asla başarılı olamaz.
Akıllı siyasetçiler, Erdoğan sonrası dönem için bu seçim Erdoğan’ın yanında yer alarak bu seçmenin kalbine girme yoluna gitti.
Mesela Sinan Oğan, Fatih Erbakan, Yavuz Ağıralioğlu böyle yapmış gibi.
Erdoğan sonrası dönem için stratejik düşündüler. Özellikle Oğan böyle yaptı.
Gelelim üçüncü maddeye.
3) Değişen Dünya Sistemi ve Türkiye
Dünya hızla geçiş süreci yaşıyor. Finanstan teknolojiye, sanayiden savunmaya, sağlıktan ulaşıma kadar hızla herşey değişiyor.
Yapay zeka, dijital para, insansız araçlar dönemi başlıyor.
Bu büyük bir “sosyo-sanayi” devrimi. Soru şu: Türkiye değişen dünya şartlarında kendini hızla yenileyip yerini alacak mı, yok bir sanayi, finans devrimini daha kaçırıp geri mi kalacak?
Tüm mesele bu.
Kendi dijital parasını ortaya koyup bu paraya kendi normlarını hâkim kılabilecek mi? Bu paraya Türk ülkelerini, diğer Müslüman ülkeleri eklemleyip yeni dünyada bir güç odağı olabilecek mi?
Bunun üzerine büyük çalışmalar var. Alt yapı oluşturuldu. Yakında duyacaksınız. Fakat başarabilecek mi?
Bu hafta Türk Devletler Teşkilatına üye devletlerle “Türk Yatırım Fonu” kuruldu.
Merkezi İstanbul. Olay büyük.
IMF ve Dünya Bankasına alternatif bir yapının oluşturulduğu doğru ve olay gerçekten büyük.
Türk devletlerini ekonomik olarak bütünleştirip güç odağı yapacak. Devam.
Türkiye hızla kendi yapay zeka sistemini geliştirebilecek mi? Yapay zekada güçlü olmayan geri kalacak.
İnsansız otonom araçlar dönemi başlıyor. Özellikle savaş araçlarında. Bu konuda güçlü olmayan devlet yok olacak diyebiliriz.
Türkiye dünyada bu alana yatırım yapan ve marka olan en önemli devletlerden biri oldu.
En önemlisi Türkiye yeni dünyanın finans merkezi olabilecek mi? İstanbul Finans Merkezi bunun için tasarlandı.
Dev bir finans merkezin yoksa güç odağı olamazsın. Buna yıllarca izin vermediler.
Ama dünya yeniden şekillenirken Türkiye bu sefer fırsatı kaçırmak istemiyor.
Kendini hızla modernize edecek alt yapıyı kurdu. Şimdi o alt yapının üstüne binayı inşa etmek istiyor.
Kendi yapay zeka sistemimizi, kendi insansız araçlarımızı, kendi dijital paramızı oluşturup bunlara kendi kültürel normlarımızı ve yerli yazılımımızı kodlamadığımız sürece yeni dünyada yine geri kalacağız.
Hep başkaları yapıp kendi kültürel normlarını koydular. Biz de aldık taklit edip kullandık.
Şimdi kendimiz yapıp, kendi milli kodlarımızı koyup piyasaya sürme vakti.
Dünya dengeleri kirli ve zor. Bu zorluk ve kirli dengeler içinde Türkiye önüne gelmiş bazı fırsatları da anlaşmalar yaparak değerlendirecek. Bazı masalara oturdu oturacak.
Dünya yeniden kurgulanıyor, sanayi ve finans değişiyor. Yeni dünyada ya güçlü aktör şeklinde yer alınacak ya da zayıf figür olunacak.
Bunun için “liyakat” önemli. Dünyayı iyi okuyabilen danışmanlara ihtiyaç var.
Türkiye fırsatı kaçırmak istemiyor. Zorluk ve kirli dengelere rağmen.
Seçim sonuçlarının farklı maddelerini ve neler olacağını yazmaya devam edeceğim. Sorunları, eksikleri, hataları, sığ ve derin taraflarını yazacağım. Sabır. Uzun olmasın okunmuyor. Şimdilik bu kadar.
— Mustafa Güldağı —
Alayı yenildi;
Esed yenildi,
Humeyniciler yenildi,
Soros yenildi,
FETÖ yenildi,
Karanlık odalarda İslam Yurdunu sinsi anlaşmalar ile masaya yatıranlar,
“Terliğe bile veririz” lakırdısı ile sahabeye tekfiri sinsice ifade edenler,
“Ali’nin tarafında olurum” takiyyesi ile ehl-i sünnete hasım olanlar,
“Adil kafir daha evladır” fitnesi üzerinden Mecusi Hülagü’nün yolunu İslam diye satan takiyyeciler,
“Lebbeyk ya Hüseyin” ricati temsil hayalleri kuranlar,
“Halidî duruşu bitireceğiz Bedreddini toplum inşa edeceğiz” temennileri üzerinden tasarlanan Mecusi artığı Humeynicilik projeleri arzulayanlar,
Müslüman kardeşlerini İran büyük elçisine pazarlayan temelsizlerin hepsi kaybetti,
Tüm fitneleri ellerinde patladı.
Hasan Aydın
CHP seçmeninden YENİLGİYE MAZERETLER
onikinci yenilgiyi alan Azgın, şaşkın muhalefetin bu seçim de dahil eski seçimlerdeki mağlubiyetin ve seçimleri kazanamamasının sebebini kendi ifadelerinden derledim
Bakın ortaya nasıl bir manzara çıktı:
– Bizim parti teşkilatlarımızçok tembel, hiç çalışmadılar. Karşı taraf arı gibi çalıştı, elbette kazanacaklardı…
– Kedi trafoya girdi, komplo düzenlediler ve oyları çaydılar.
– Cahil insanlar topluluğunun kullandığı oylar ancak böyle olur.
– Bir düzine seçim kaybetmiş adamı aday yaptık, başka ne bekleyecektik?
– Bu millete bir türlü yaranamadık veya onlar bizi bir türlü anlamıyorlar.
– Kim ne derse desin, Tayyip’i Putin destekledi ama hiç kimseye çaktırmadı.
– AKP’li belediyeler çöp arabalarıyla muhalif oyları çöp dağlarının altına sakladılar.
– Seçim Pazar günü olduğu için bizim seçmen tüm gün yattı ve oy vermeye gidemedi.
– Pusulalara yapay zekâ çipleri taktılar. Görünmez teknolojisi ile oy pusulaları gizlendi.
– Muarrem’in bize son anda attığı son kazağı unutmamak gerek. Adam, Reis’in adamı çıktı.
– Irak, Suriye ve diğer yerlerden gelen göçmenlere oy kullandırttılar ve sonucunu da aldılar.
– Zarflara “kâğıt yiyen mikroplar” bulaştırdılar ve bunlar muhalif oyları görünmez hale getirdi.
– Muharrem’in adaylıktan çekilmesi bize karşı uygulanan bir komploydu ve Erdoğan’a yaradı.
– Özel olarak yetiştirilen ‘sandık görevlileri’ muhalefete kullanılan oy pusulalarını sakladılar.
– Kemal’in kırdığı potlar o kadar çok oldu ki, insanlar bundan ‘Başkan olmaz’ diye oy vermediler.
– Bence tek sebep var: Seyyah mahlasını kullanan Salih Şimşek, emekli olmasaydı, kesin kazanırdık.
– Reis’in resmini oy pusulasının en başına koydukları için pek çok kişi yanılarak onun altına mühür bastı.
– Elektrikleri bir ara söndürdüler. Ne olduysa o sırada oldu,oy sayılarını kendi lehlerine çoğalttılar.
– Her seçimde olduğu gibi, devletin imkânlarını kullanarak, oyları yine çaldılar. Adamlar hırsız, hırsız…
– Kılıçtaroğlu yanlış yaptı. Alevi kimliğini ileri sürerek, Sünni oylarının bir kısmını kaybetti. Keşke yapmasaydı.
– Kemal Bey’in ‘ben Peygamber soyundan geldim, Seyyid’im’ söylemi peygambere inanmayanların tepkisini çekti.
– EKO’nun ŞOK’tan dağıttığı üzerinde 1000 TL yazan, aslında içinde 300 TL olan hediye kartları da işe yaramadı. Hatta aleyhimize oldu.
– Batılı dostlarımızın bize destek niyetlerini ‘açıktan’belirtmeleri galiba ters etki yaptı. Keşke bu kadar ‘açık bir destek’ vermeselerdi.
– Büyük çoğunluğu ‘Müslüman’olarak bilinen (!) bir toplumda, Meclis kürsüsünden ‘biz Müslüman değiliz’ demenin bir âlemi var mıydı?
– Seçimler yenilensin. Bu sonucu kabul etmiyor ve tanımıyoruz. Böyle bir seçim olamaz. Bakın Batı da yapılan seçimleri dürüst bulmuyor.
– 20 yıl beklediler, ülkeyi sattılar ve ülkenin hazinesinde ne varsa maaş artırımı adı altında millete ‘rüşvet’ olarak verdiler, oy satın aldılar. Millet de bu zokayı yuttu.
– Kemal’in milleti tebessüm ettiren çok sayıdaki söz ve eylemi, milletin karşısında gayri ciddi bir aday olduğu görüntüsünü verdi. Bu da otomatik olarak sandıklara yansıdı…
– Aklıselim sahibi insanlar İstanbul, Ankara ve İzmir gibi şehirlerdeki belediyecilik hizmetlerini (!) gördüler. Ağızları bir daha yanmasın diye de kerhen de olsa Reis’e oy verdiler.
– Hiç hesaba katmamıştık… HÜDAPAR yok mu? Mağlubiyetimizin önemli sebeplerinde biri de o… HÜDAPAR’ın aldığı Kürt oyları, eğer Reis’e gitmeseydi, AKP ve Reis zor kazanırdı.
– Dün söylediğinin bugün tam tersini söyleyen, birçok yalama ve yalaka olmuş, başka partilerden şutlanmış yaratıkları, mal bulmuş mağribi gibi, listelerimize alarak kendimize kötülük yaptık. Sonuç ortada…
– Bu millet buna lâyık… Lâyık olduğunuz gibi yönetilirsiniz. Bu millet makarnacı, kömürcüve çıkarcı… Bu millet, kim bir tutam ot uzatırsa onun arkasından giden koyun sürüsü… Başka ne beklenirdi ki…
– Bu seçimde ilginç bir gelişme oldu. ‘Teknolojik hırsızlık’ çok önemli başarılar getirdi iktidara… CHP’nin oyları, kullanılan özel bir mürekkep ile saat beşten sonra Tayyip Erdoğan’a dönüştü. Bunu hesap edememiştik.
– Böyle ucube bir seçim sistemi olmaz ki… Bir taraftan devletin tüm imkânlarına arkası alan bir iktidar, bir yandan da meteliksiz bir muhalefet… Eşitlik bunun neresinde? Adil olmayan bir seçimin sonu elbette böyle olur.
Daha var da çok uzamasın diye bitiriyorum.