Allah’ın Adıyla
Felsefeci: Bu hadis uydurma çünkü bilim felsefesine aykırı, sosyolojiye aykırı yok psikolojiye aykırı !
Alim: “Hayır aykırı değil çünkü bilimsel tespitler, pratik realite, tarihi tecrübe gösterdi ki..”
dediği anda alim, felsefeci önünde malup olmuştur. Bundan sonra ne derse desin, isterse felsefeciyi ikna etsin malup olmuştur.
Çünkü kurt felsefeci onu kendi metoduna, felsefe yoluna çekmiş alim de kuzu kuzu gitmiştir
Zira islamda hadislerin sahih ve sakim olanı tespit etmek senetlerinin kuvvet derecesi iledir, akli felsefi değerlendirmelerle değil.
Bilimsel(!) değerlendirme kapısını açtığın zaman bütün ‘İlm-i Üsul-ü Hadis’i iptal ve geçersiz kılmış olursun. Özellikle de avam halk nazarında. Artık herkes hadislere kendi felsefesinden yaklaşır, kimini kafasına göre reddeder kimini hevasınca cerh eder..
Doğrusu :
Alim savunmasını şöyle yapmalıydı: Bu hadis sahihtir çünkü bunu filan muhaddis filan raviden rivayet etti, Imam Buhari/Muslim de onlardan tahric ve tespit etti. Senet muttasıl ve ricalin hepsi šika. Demek ki hadis sahih. Madem ki sahih, aklımız bilimimiz bugün onu ihata etmese de makbulumuzdür” demeliydi.
“Ama felsefeci usulü hadis, usulü fıkıh kabul etmiyor senet zincir ravi muhaddis dinlemiyor.. bu açıklama tarzı onu ikna etmez!” Şeklinde itiraz edenler dinleyin:
Bütün cihan ulemasının ittifakla icra ettiği en sağlam ve geçerli usul (ilmi usul-ü hadis’i) aklı kıt ilmi zıt bir iki felsefeci kabul etmiyor diye sırat-ı müstakimdem vaz geçecek değiliz!? Onuların çürük yöntemiyle tartıştı da ne oldu !? Hangi hadisi hangi hakikati kabul ettirebildi !?
Bu noktada Cübbeli Ahmet hocaefendi gibi âlimlerin Resulullahın Hadislerine yaklaşım tarzı; “eger bir hadisi muteber bir alim veya evliya tarafından naklediliyorsa tartışmasız kabulümüzdür” tarzı ulemaya teslimiyet, alim kişi için bir kandil, tedavi edici bir ilaç gibiydi. Keşke anlasa..
isa erdoğan
14.08.2017 Sarıkaya
Yorum Yapılmamış