Risale-i Nur Enstitüsüne Hakkani Cevap:

Cüppeli hocanın naklettiği: Erzurum üniversitesinden filanca profun Risale-i Nurda tesbit ettiğini idda ettiği Ehli Sünnete muhalif 20 görüşe neden değinmediniz ?

Teke Tek´i dinledim ve kader sorusunda hocanın bocaladığını görmedim.. “biz kaderi ilimle tefsir ederiz ve Allahın bilmesi seni icbar etmez” dedi.. gayet az öz ve tatmin ediciydi..

Gerçek: Cüppeli hiç bir soruda kem küm etmedi.. Bir mesele sorulmadı ki onu gerçek delillerle (ayet hadisle) açıklamasın. Ve gayet doğal, yapmacıktan, tasannudan uzak ve cemaatinin onu bildiği tavır ve uslüple en çetrefelli soruların üstesinden gelmiştir.

Ayrıca Hocaefendi modern nurcu felsefeyi çürütmüştür. Felsefe şudur: “Sakalla cüppeyle hizmet edilemez! edilse insanlar dinlemez! tesir etmez falan.”

Bilakis Cüppeli cüppesi, şalvarı, sakalıyla milyonların gönlünü almış, ilmi, irfanı ve ciddiyetiyle davasını herkese kabul ettirmiştir. Bence nurcu kardeşlerin sıkıntısı asıl bu görüşlerinin ibtal olmasından dolayıdır.
Bir sıkıntıları da Risale-i Nur hiç okumamış bir hocanın en kritik meseleleri bu denli rahat ve kolay ve tatminkar açıklamasıdır. Zira onlar bekliyorlardı ki risale okumayan, bocalasın, afallasın! Heyhat!

Yukardaki cevap aşağıdaki şu ifadelere karşı yazılmıştır:

Risale-i Nur Enstitüsü adlı sitede yayınlanan Cüppeli Ahmete cevap‘ın özeti:

Öncelikle şunu ifade etmek isteriz ki, bütün ömrünü “Kur’an’ı ve İslami ilimleri en detayına varıncaya kadar öğrenmek ve öğretmek” için vakfettiğini beyan eden Hoca’nın Risale-i Nur’u okumamış olması onun noksanıdır. Zira Risale-i Nur, çağımız İslam dünyasında -Hoca’nın da ilgi alanına giren konuları kapsayacak şekilde- telif edilmiş en kapsamlı ve etkin metinlerden oluşan bir tefsir külliyatıdır. Ne demek istediğimizi şu örnekle açıklayabiliriz: Şayet Hoca, 26. Söz olan Kader Risalesi’ni okumuş ve anlamış olsaydı, söz konusu programda Fatih Altaylı’nın kader konusundaki soruları karşısında bocalamazdı.

Cübbeli Ahmet Hoca’nın iddialarına karşı cevaplarımız şu şekildedir:

İddia 1: “Risale-i Nur’un dili ağır ve anlaşılmazdır.”

Cevap 1: Risale-i Nur, 20. yüzyılın ilk yarısında Osmanlıcanın hâkim dil olduğu bir dönemde kaleme alınmıştır. Dolayısıyla o günlerden bugüne dilimizdeki fukaralaşma Risale-i Nur’la ilk defa karşılaşanlarda iddia edildiği gibi bir izlenim bırakabilmektedir. Ancak bu yargının doğru olmadığı dönemin diğer dini ve seküler metinleriyle yapılan kıyaslamada hemen anlaşılacaktır.

Hakkani: Madem bu millet okusa anlamayacak demekki dili ağırdır, şimdi lafı evelemeye gevelemeye gerek yok.

İddia 2: “Risale-i Nur tefsir değildir.”

Cevap 2: Bu da yeni bir iddia değildir. Risale-i Nur’un bilinen klasik tefsirler şeklinde –Cübbeli Hocanın ifadesiyle- Fatihayla başlayıp Nâsla biten sıra içinde kelime ve cümlelere mana verip yorumlayan bir kitap olmadığını gören bir kısım hocalar ve bazı muhalif insanlar “Risale-i Nur bir tefsir değildir” demişlerdir. Bu iddialar karşısında “Risale-i Nur Kur’ân’ın çok kuvvetli, hakikî bir tefsiridir” diyen Said Nursi, bu itiraza açıklık getirmek için iki kısım tefsir bulunduğunu ifade eder. Özetle şöyle der:
“Birisi malûm tefsirlerdir ki, Kur’ân’ın ibaresini ve kelime ve cümlelerinin manalarını beyan ve izah ve isbat ederler. İkinci kısım tefsir ise, Kur’ân’ın imanî olan hakikatlerini kuvvetli hüccetlerle beyan ve izah ve isbat etmektir.”

Hakkani: Ehli ilim nezdinde sabit tefsir tabiri risale-i nuru asla kapsamaz. Tefsir odur ki Kuranın bütün ayetlerini konu etsin. Madem bu kitabınız bazısını tefsir ediyor ona göre isimlendirmek lazımdır. ‘Hammami yasin tefsiri’ gibi.

Sonra malumdurki bütün islami kitaplar muhakkak bazı ayetlerin manasını açıklarlar öyleyse bütün dini kitaplara tefsir mi diyeceğiz Mesela İhya-ı ulumüddin tefsirmidir ? Değildir. Ama bakın yüzlerce ayetin manasını beyan etmiş.

İddia 3: “Said Nursi gayr-i Müslimlerin de –mesela Anzaklar- “şehit” olabileceğini ileri sürmüştür.”

Cevap 3: Risale-i Nur’un hiçbir yerinde Anzaklar’ın şehit sayılabileceğinden bahsedilmez. Evet, Said Nursi bir mektubunda “kâfir” de olsalar bazı kişilerin ölümlerini “bir nevi şehadet mertebesi” olarak nitelendirmiştir. Ancak bu kişiler Çanakkale’ye savaşmak için gelen Anzak askerler değildir. Said Nursi’nin şefkat ve merhamet hissi ve “adalet-i mahza [tam adalet]” anlayışıyla bahsettiği şartlar/kişiler şu şekilde tasnif edilebilir…

Hakkani: Şehit olmak ancak islami dairede yaşamaya bağlıdır. adamlar madem hiristiyanmış bunların bu cürmünü bu şirkini onlara masum mazlum sıfatları yakıştırarak basitleştiremeyiz. Allah ehli şirke zalimler demiştir artık mazlum değiller. Yani itikat cihetiyle en büyük zalimlerdir.

Ancak konu muşahhas (adları şanları belli olan) bazı hiristiyanlar olsa ve bunlara hiç bir tebliğ ulaşmamışsa tamam. İmamı Eşariye göre Cehennemden kurtulmaları mümkündür. Velev kurtulsalar Cennete giremezler Cennete girişin şartı imandır. Yok edilirler Allahu alem. Artık Üstadın kalbi o an rikkate gelmiş bunlara acımışsa o an bazı şahsi tefekkürler etmişse bunu itikadi bir esas gibi ortalıkta yaymak kilisenin gayesi Anadolu´yu hiristiyanlaştırmaya hizmet eder başka değil.

5 comments to Risale-i Nur Enstitüsüne Hakkani Cevap:

  • ahmet

    hakkani kardeşim yorumlarında ismin gibi “hakkani” davranamışın daha çok “bektaşilik” yapmışsın. Cübbeli hoca bizim takdir ettiğimiz bir insandır. Fakat bizi en çok üzen bir mesele milyonların önünde fatih altaylının ehl-i imana ve müslümanların birliğine zarar verip parçalama tuzağına düşmüş olması. Risale-i nurlarla madem bu tarz eleştirileri ve endişeleri varsa bunu hususi bir ortamda ve ehil olan insanlara sorarak yapması lazımdı. Cübbeli hoca maalesef bu zokayı yedi ama inş. nur talebelerinin üstadlarından aldıkları terbiye ve düsturlar bu meseleyi ehl-i zındıkanın istediği yere çekmelerine engel olacaktır. Ayrıca o programdan sonra cübbeli hocaya kendi hocası dahi bu hareket tarzının yanlış olduğunu söyleyip bu tuzağa düşmemesi gerektini, gereksiz bir zamanda gereksiz bir ortamda gereksiz açıklamalarının zararlı olacağını söylemiş. Anlaşılan o ki cübbeli hocamız kameranın büyüsüüne kapılıp reytingleri arttırmak için ehl-i imanın zarar görmesini bile göze almış yada hesaplayamamıştır.
    Tuzak bir program oldunun ispatıda şudur; o programa sadece cübbeli hocayı çağırıp orada sıcağı sıcağına risale-i nur konusunda ehl-i ihtisas olan birilerini (Şener Dilek ya da Ahmet Akgündüz gibi) çağırmamalarıdır. Olay adeta şudur eli kolu bağlı adamı dövmek gibidir.
    Hakkani kardeşim hakkını helal et amacım seni tahkir değil dikkatinden kaçan asıl kritik noktaları göstermektir.

  • İsa Erdoğan

    Muhterem kardeşim uslübünüz Risale-i Nur talebelerinkine benzemiyor. Daha ziyade sokak ağzı kullanmışınız bu hususu gözardı edersek size şunu demeliyim Cüppeli hocaefendi beş saat orda Şeriati Muhammediyi umum nasa doğrudan açıkladı Alllahın ahkammını farzını haramını herkese duyurdu.. Ye’se kapılmış ve herşeyden vaz geçmiş nicelerin yeniden Rahmeti ilahiye umut bağlamalarına, ve çokların dine eğilmelerine Allaha yönelmelerine vesile oldu. Gençlerin ciddi teveccühlerini üzerine çekip dinle alaka kurmalarına sebep oldu..vs Sizler maalesef bu hususların tamamını gözardı ediyor ve yalnızca bir tek meseleye kilitleniyor ve ordan tenkitlerinizi yapıyorsunuz. Hakkaniyete ters düşen durum aslında budur.

    Kaldı ki orda söykedikleri risale-i nurun aleyhinde değerlendirilecek şeyler değil. “Risale herşeydir tefsirde odur hadiste fıkıhta odur dersek yanlış olur” dedi. Doğrusu dinleyince bende üzüldüm keşke söylemeseydi,ve keşke risalei nur şakirtlerini de muhatap kitleden saysaydı.. Yani onlarında irşadını kastedip ona göre daha siyasi konuşsaydı..

  • salih

    çok güzel açıklamışsınız, Allah razı olsun, sitenizde çok faydalı. Mevlam utandırmasın…

  • Sitenizi ve yazınızı çok beğendim . Bu siteyi WordPress ile mi yaptınız , cevaplarsanız sevinirim.

  • Yazınız çok hoş , merak ettiğim siteyi wordpress ile yoksa blogengine ile mi yaptığınız , cevaplarsanız sevinirim.

Yorum Yaz

 

 

 

Bu HTML kodlarını kullanabilirsiniz

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>